Zaman “kullanılacak” bir kaynak değil, bizzat hayatın kendisidir. Zamanın içinde yaşarız. Hayatımız, dikkat ettiğimiz şeylerin toplamıdır. Ivır zıvırın onu çalmasına izin vermeyelim.
Vakit dar.
Meslek hayatım boyunca edindiğim tecrübeye bağlı olarak, bir insanın ruhsal bakımından sağlıklı olup olmadığını gösteren iki ölçüt olduğu sonucuna vardım. Onları değişik platformlarda dile getirmeye çalıştım, aşağıdaki makalede yazdım.
https://t.co/fKeqjSd69k
"bu fotoğraftan da anlaşıldığı üzere ‘çalışan kadın’ terimi bir totolojidir. çalışmayan kadın diye bir şey hiçbir zaman var olmamıştır, yalnızca yaptığı iş karşılığında para alamayan kadın diye bir şey vardır."
“Ben, yol boyunca uzanan gri sıkıcı bariyer / Sen, vadinin ardında ilk defa görülen deniz.”
”Bin dermana değişemediğimiz dertlerimizin yüzü suyu hürmetine yaşıyoruz.”
"Düğün davetiyesi." Hep güzel.
Teşekkürler @gokhanergur
Deniz.
https://t.co/IDXfDl87Mj
"Tüm çabalara rağmen diye başlar hikayen,
Anlamak en çok aldanmaktır aslında,
Güzel seviliyorsun artık içim rahat
Dua ediyor musun hâlâ gizli?
Yaşlandığımı gör rüyanda ve sevdiğimi
Sevmek inanmanın çiçeği
Sana inanmanın çiçeği
Üzüldüm ama olsun çiçeği."
#GökhanErgür 🌿
"Birini sevmek, ondan tanımlanamaz, öngörüİemez bir şeyi beklemektir ama aynı zamanda ona bu beklentiye cevap verme imkânını da vermektir. Evet, paradoksal görünse de beklemek bir anlamda vermektir. Ama tersi de aynı derecede doğrudur: Artık beklememek, kendisinden hiçbir şey beklemediğimiz varlığı kısırlaştırmaya katkıda bulunmaktır; yani bir bakıma ondan bir şeyi, yaratma ya da ortaya koyma imkânını önceden çekip almaktır." (Gabriel Marcel)