Hürriyet Partisi, insanın doğuştan sahip olduğu hürriyetin korunması anlamına gelen hürriyetçiliği temel ve vazgeçilmez ilke olarak benimser.
Bize göre insan hür doğmuştur. Hür doğan insan, elbette hür yaşamalıdır. Bireyler hür olarak aldıkları kararlardan sorumlu ve hür iradeleri vasıtasıyla hak sahibidir.
İnsanlar toplum içerisinde yaşadıklarından, hürriyetlerinin belirli ölçülerde sınırlandırılması zorunluluğu doğmuştur.
Bu bağlamda her türlü hürriyetin varlığı esas, sınırlanması istisnadır. Hürriyetler ancak zorunlu olduklarında, ölçülü olacak şekilde, toplumun rızasına dayanarak ve kanunla sınırlandırılabilir.
Somut dünyada doğrudan bir değişiklik meydana getirmeyen düşünce açıklamaları veya tepki niteliğindeki ifadeler ise hiçbir koşulda sınırlanamaz. Bu bağlamda ifade hürriyetinin korunması Hürriyet Partisinin önem verdiği hususların başında gelir.
Hürriyet Partisinin benimsediği diğer tüm ilke ve değerler, bireyleri ve toplumu hür kılma amacına yönelmiştir.
Diğer ilke ve değerlerimiz hakkında detaylı bilgi edinmek için serinin devamını bekleyebilir veya internet sitemizdeki “İlkeler ve Değerler” kısmını ve parti programımızı inceleyebilirsiniz.
KİMSENİN HUKUKİ GÜVENCESİ KALMADI!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafınca 8 ilde yürütülen operasyon kapsamında, Türkiye’nin önde gelen 13 beyaz et üreticisine "denetim kayyımı" atanması mülkiyet hakkının açıkça ihlalidir.
Tüketiciyi koruma motivasyonuyla atıldığı belirtilen bu adım, yapısal olarak ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.
Enflasyonla mücadele, fiyat sınırlamaları ve polisiye tedbirlerle yürütülemez. Haksız ve agresif müdahaleler, üreticinin önünü görememesine ve üretimi azaltmasına neden olur. Azalan arz ise uzun vadede fiyatları daha da yukarı çeker.
Hükümet benzer bir fiyat baskılama ve müdahale politikasını büyükbaş hayvancılık sektöründe de uygulamış, sonuç yerli üretimin zarar görmesi ve kırmızı et fiyatlarının kontrolsüz yükselişi olmuştu. Aynı hatanın beyaz et sektöründe tekrarlanması sektörü krize sürükleyebilir.
Sektördeki olası bir tekelleşme veya fiyat anlaşmasının (kartel) denetimi savcılık eliyle değil, bu alanda uzmanlaşmış Rekabet Kurumu tarafından yürütülmelidir. Ekonomik iddiaların doğrudan organize suç kapsamına alınması piyasa işleyişini bozar.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesinde şirketlere kayyım atanmasını gerektiren katalog suçlar net bir şekilde sınırlanmıştır. "Fiyatları etkileme" (TCK 237) bu katalogda yer almazken şirketlerin finansal ve ticari kararlarını kayyım onayına bağlamak mülkiyet hakkına yönelik orantısız bir müdahaledir.
Yerli sanayinin amiral gemisi konumundaki şirketlerin mülkiyet haklarının bu denli zedelenmesi, Türkiye’de yatırım yapması beklenen dış yatırımcıların nezdinde öngörülebilirlik algısına büyük zarar vermektedir.
Ekonomik krizlerin çözümü yapısal reformlardan, adil rekabet ortamının korunmasından ve hukuki öngörülebilirlikten geçer. Mülkiyet hakkını askıya alan geçici tedbirler sorunların çözülmesini sağlamaz aksine yeni sorunlara sebep olur.