Soykırımcı Netanyahu’nun partisi, önümüzdeki ekim ayında yapılacak İsrail seçimleri kapsamında Tel Aviv’e Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Lideri Hamaney, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin fotoğraflarının yer aldığı dev bir pankart astı.
Pankartta, “Onların kazanmasına izin vermeyin” ifadesine yer verildi.
Gün gelecek, çocuklarımız gözlerimizin içine bakıp soracak:
“Bütün bunlar olurken siz neredeydiniz?
Sadece izlediniz mi?”
Ve o gün vereceğimiz cevap, bugün nerede durduğumuzla yazılacak.
#GazzeSoykırımı#GazaGenocide#GazaHolocaust
Ebu Şeria ve el-Hasayine Aileleri Katliamı: İşgalin En Kanlı Suçlarından Birinin Tanığı
İmad Zekut:
Yaklaşık iki yıl süren bombardımanın ardından, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'ndeki sivillere karşı işlediği en korkunç katliamlardan birinin ayrıntıları gün yüzüne çıkmaya başladı. Gazze kentinin güneyindeki Sabra Mahallesi'nde yaşayan Ebu Şeria ve el-Hasayine ailelerine yönelik katliamda, 22 Kasım 2023 tarihinde savaş uçaklarının yoğun hava saldırılarıyla hedef aldığı tüm bir yerleşim adası enkaz altında kaldı.
Saldırı tek bir evi değil, bir mahalle bloğunu tamamen yok etti. Bölge devasa bir moloz yığınına dönüşürken, mahallenin tüm izleri haritadan silindi. İsrail işgal ordusu ise katliamın ilk anından itibaren sivil savunma ve arama-kurtarma ekiplerinin bölgeye ulaşmasını engelleyerek, hayatını kaybedenlerin enkaz altından çıkarılmasına izin vermedi.
Yıkımın izleri aylar boyunca yerinde kaldı. Ancak 14 Temmuz 2026'da Filistin Sivil Savunma ekipleri, enkaz altında kalan şehitlere ulaşabilmek için arama ve cenaze çıkarma çalışmalarına başlayabildi.
Yapılan çalışmalar, katliamın boyutunu tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Katliamda yaklaşık 308 Filistinli şehit oldu. Bunların 44'ü 16 yaşın altındaki çocuk, 37'si kadın, 10'dan fazlası ise engelli bireylerden oluşuyordu.
Sivil savunma ekipleri, ağır iş makinelerinin yokluğu ve yıkımın olağanüstü büyüklüğü nedeniyle son derece zor şartlarda çalıştı. Böylesine büyük bir enkaz alanında kullanılabilen yalnızca tek bir iş makinesi bulunuyordu ve bu, yürütülen çalışmalar için son derece yetersizdi.
Arama faaliyetleri sırasında cenazelerin şiddetli bombardımanın etkisiyle enkazın farklı noktalarına savrulduğu belirlendi. Ekipler, tüm çabalara rağmen şehitlerin ancak yaklaşık üçte birinin naaşına ulaşabildi. Uzmanlar, yoğun bombardımanın ve yangın bombalarının oluşturduğu aşırı yüksek sıcaklık nedeniyle bazı cenazelerin tamamen yok olmuş olabileceğini değerlendiriyor.
Enkaz kaldırma ve cenaze çıkarma çalışmaları 1 Ağustos 2026 tarihinde sona erdi. Ancak Sabra Mahallesi'nde yaşanan bu büyük felaketin izleri hâlâ yerinde duruyor. Enkaz, tek bir anda çocuklarını, kadınlarını ve tüm aile fertlerini kaybeden ailelerin acısına sessizce tanıklık etmeye devam ediyor.
Bugün Sabra Mahallesi'nde ayakta kalan moloz yığınları, yalnızca yıkılmış binaları değil; aynı zamanda büyük bir insani trajediyi ve sınırlı imkânlarla aylar sonra enkaz altındaki kurbanlara ulaşmaya çalışan kurtarma ekiplerinin verdiği zorlu mücadeleyi de simgeliyor.
Ebu Şeria ve el-Hasayine aileleri katliamı, geride bıraktığı yüzlerce şehit, büyük yıkım ve enkaz altında sonsuza dek kalan insan hikâyeleriyle, Gazze Şeridi'nin tanık olduğu en kanlı katliamlardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Kaynak: Filistin Gazetesi
Şehit çocuk #Zeyd_Nofel (1,5 yaşında), soykırımcı İsrail işgal rejiminin bu sabah Gazze'de bulunan #Bureyc Mülteci Kampı'nda bir evi hedef aldığı hava saldırısında katledildi.
Zeyd, annesinin soykırım savaşı sırasında dünyaya getirebildiği tek evladıydı. Çünkü soykırımcı işgal güçleri, savaşın ilk günlerinde annesinin üç çocuğunu da — Emin, Hamza ve Ahmed'i — katletmişti.
Önce üç evladını katlettiler... Bugün ise savaş sırasında dünyaya gelen tek evladını da annesinden kopardılar.
Dünyada, Gazze halkının maruz bırakıldığı bu sistematik soykırım ve vahşetle kıyaslanabilecek başka bir zulüm var mı?
#SizeYalanSöylediler
İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistin köyleri, vahşi yerleşimci sürülerinin saldırılarına maruz kalmaya devam ediyor. Bu saldırılar, soykırımcı Siyonist ordunun milisleri tarafından tam destek ve koruma altında gerçekleştiriliyor. Son olarak dört Filistinli genç, kameraların önünde infaz edildi.
Gazze'de, Batı Şeria'da ve Filistin'in tamamında işlenen Siyonist soykırım, hiçbir bahaneye ihtiyaç duymaz. Bu vahşet 7 Ekim'de başlamış değildir; aksine, Siyonist hareketin kuruluşundan bu yana benimsediği ideolojinin, doktrinin ve sistematik yaklaşımın bir parçasıdır. Hükümetler değişse de, söylemler farklılaşsa da bu anlayış değişmemiş, dönüşmemiştir.
Size, Gazze'deki savaşın sona erdiğini söylediler... #SizYalanSöylediler
Size, Gazze'deki soykırımın bittiğini söylediler... Yalan söylediler.
Daha bu gece, Firas el-Mısri, eşi ve üç çocuğu, Siyonist nefretin ateşinde yanarak hayatlarını kaybetti. Böylece, sözde ateşkesten bu yana şehit edilen bin yüz elli Filistinlinin arasına katıldılar. Bu ateşkes, dünyanın en büyük devletleri tarafından kabul edilmiş, desteklenmiş ve arabulucuların güvencesi altına alınmıştı.
Soykırım sürüyor...
Katliam sürüyor...
Siyonizmin işlediği suçlar sürüyor...
Onlara inanmayın.
#SizeYalanSöylediler
“Onurlu Filistin halkının özgürlük mücadelesi.”
Köklerini aramak için Filistin’e gelen bir doktorun; soykırımın açtığı yaralara, kuşaklar boyunca aktarılan acılara ve insan onurunu koruma mücadelesine tanıklığı…
Yeni #tabii orijinal dizisi #Sumud, 13 Haziran’da @tabiiresmi’de.
🔴SON DAKİKA
Siyonist Terörist Türkiye'de!
Daha önce ifşa ettiğimiz çifte vatandaş Armağan Bayraktaroğlu şuanda Antalya Konyaaltı ilçesinde tatil yapıyor.
İsrail Ordusunda görev yapmış ve hala İsrail Ordusuna bağlı Polis Teşkilatında aktif görev yapan Matan Baron(Armağan Bayraktaroğlu) ifşamız sonrası Türkiye Cumhuriyeti'ne, Cumhurbaşkanına ve vatandaşlara küfür ve hakaretler etmişti.
Şimdi yeniden tatil için Türkiye'ye geldiğini tespit ettiğimiz bu alçak teröristi ihbar ediyoruz! Yetkililere çağrımız bir an önce bu teröristi derdest edin! Filistin Aktivistleri peşinizde! Soykırıma katılıp ülkemizde rahatça gezemeyeceksiniz!
Yaşasın Özgür Filistin Kahrolsun Soykırımcı İsrail! ✊🏻🇵🇸🇹🇷
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hac ibadetinin en büyük rüknü olan Arafat vakfesinden ilham alarak ümmete yeniden istikamet gösteriyor ve Gazze için özel bir duruş çağrısında bulunuyor:
“Gazze’de yaşananlar, bu bayramda bizler için özel bir tavır ve özel bir duruş gerektiriyor. Zalim Netanyahu, dünya Müslümanlarından gerekli dersi alacaktır. Umudumuz bunun yakın zamanda gerçekleşmesidir.”
Bizim de temennimiz, Cumhurbaşkanının bu çağrısına acil ve güçlü bir şekilde karşılık verilmesidir.
Dr. Bassem Naim
Hamas Siyasi Büro Üyesi
Yine Saldırdılar: Gazze Filosuna Hukuksuz Baskın!
Gazze’ye sadece insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu, İsrail askerleri tarafından hedef alındı! 23 tekneyle irtibat koptu.
İsrail, Lut Gölü’nde LGBT festivali düzenleyeceğini duyurdu! Binlerce yıl önce aynı sapkınlık yüzünden helak olan bir yerin seçilmesi kesinlikle tesadüf değil.
Peki, İsrail ile LGBT lobisini tam da bu noktada bir araya getiren ne?
12.000 Filistinli esirin toplu katline sebep olacak idam yasasına dur demek için Beşiktaş'ta eylemimizi gerçekleştirmiş bulunmaktayız.
Sen de bu zulme göz yumma, savaş suçuna sessiz kalma!
Fenerbahçe…
Gazze’de gökyüzünü karartan uçakların altında,
evsiz kalan masumların sessiz çığlığını duyan milyonlarca yüreğin sana bir çağrısı var.
Beşiktaş, Trabzonspor ve Galatasaray…
Bu üç büyük kulüp, insanlığın yanında durarak onurlu bir çizgi çizdi.
Mazlumun elinden tutmayı, zalimin karşısında durmayı seçti.
Bugün Gazze’nin yıkılmış sokaklarında;
bir annenin çaresiz bakışı,
bir çocuğun yorgun adımı,
yaşlı bir adamın titreyen nefesi…
hepimize tek bir sorumluluğu hatırlatıyor:
“Zulme ortak olma. Mazlumun safında dur.”
Ve şimdi, milyonlarca insanın gözü sende…
Bu onurlu safı tamamlayacak son büyük adım sensin.
Fenerbahçe,
gel bu vicdan yürüyüşüne katıl.
Gel, Türkiye’nin insanlık duruşunu güçlendiren bu safın en önüne geç.
Gel, Gazze’deki çocukların kalbinde bir umut ol.
Bu sadece bir sponsorluk meselesi değil;
insanlık, adalet ve vicdan meselesidir.
@Fenerbahce@TFF_Org@CemGolbasi@12numaraorg@ajansfenercom
🟥 DÖRTLÜ EKSEN ANALİZİ
“Avrasyacılık–Ulusalcılık–Atlantikçilik–Küreselcilik Aynı Oyunun Rolleridir”
1.Atlantikçilik Batı’nın açık maskesidir.
2.Avrasyacılık Batı’nın Doğu’ya taktığı sahte maskedir.
3.Küreselcilik iki maskeyi de üstten yöneten merkez akıldır.
4.Ulusalcılık ise bu üç aklın sahada kullandığı tampon kimliktir.
5.Atlantikçilik Türk dünyasını NATO eksenine bağlar.
6.Avrasyacılık Türk dünyasını Moskova’ya bağlar.
7.Küreselcilik ise her iki bağın da sahibidir.
8.Ulusalcılık “milli duruş” iddiasıyla sahneye çıkar;
ama çoğu zaman Atlantik ile Avrasya arasında zikzak üretir.
9.Bu zikzak, istikrarlı İslâm merkezli çizginin oluşmasını engeller.
10.Yani ulusalcılık bir duruş değil, kontrollü salınımdır.
11.Atlantikçilik laik–seküler kimlik vurgular.
12.Avrasyacılık pagan–ortodoks–ırkçı kimlik vurgular.
13.Küreselcilik ikisini de aynı hedef için destekler:
İslâm merkezli Doğu’nun doğmasını engellemek.
14.Atlantikçilik Ortadoğu’yu “enerji denetimi” için dizayn eder.
15.Avrasyacılık Ortadoğu’yu “Rusya nüfuz alanı” diye çerçeveler.
16.Küreselcilik ise bu iki dizaynı “çifte mengene” olarak işletir.
17.Atlantikçilik Abbasi–Osmanlı–Hilafet mirasını bölmek ister.
18.Avrasyacılık bu mirası Rusya’nın gölgesinde etkisizleştirmek ister.
19.İkisi de İslâm birliğinin yeniden kurulmasından korkar.
20.Ulusalcılık bu oyunda “Türkiye’yi meşgul eden üçüncü eksendir.”
21.Çünkü ulusalcılık Türkiye’nin İslâm dünyasına liderlik rolünü törpüler.
22.Atlantikçilik Türkiye’yi Avrupa’ya bağlayarak İslâm eksenini kapatır.
23.Avrasyacılık Türkiye’yi Moskova’ya bağlayarak aynı sonucu başka yoldan elde eder.
24.Küreselcilik ise Türkiye’nin tek başına eksen kurmasını engeller.
25.Atlantikçilik + Avrasyacılık = “kontrollü iki kutuplu dünya” modelidir.
26.Bu modelde Türkiye, İslâm dünyası ve Doğu medeniyeti “oyun dışı” tutulur.
27.Bu yüzden iki ideoloji de Türkiye’nin İslâm merkezli vizyonunu tehdit olarak görür.
28.Ulusalcılığın gerçek işlevi: Türkiye’yi bu iki kutup arasında hapseden ara kimliktir.
29.Böylece Türkiye “ne Doğu’ya lider olur, ne Batı’ya alternatif kurar.”
30.Gerçek kırılma Atlantikçilik veya Avrasyacılık değil;
İslâm merkezli Doğu’nun yeniden doğmasıdır.
How Long?.... Our new song is dedicated to Yasin Malik, the imprisoned Kashmiri leader.
Yeni şarkımız Hindistan hapishanelerinde esir tutulan Keşmirli lider Yasin Malik'e ithafen yazıldı.
#Kashmir#ReleaseYasinMalik#FreeYasinMalik
YouTube:
👇
https://t.co/gw0TERXEdt
İNANÇ İKTİDAR VE MİMARİ: İznik Konsili Yıldönümünde Ayasofya ve Orhan İmareti
Papa 14. Leo’nun ülkemize ve İznik’e geldiği 28 Kasım tarihi, miladi 1095 yılında toplanan ve Haçlı Seferlerinin İslam topraklarına yönelik saldırılarının başlatıldığı Clermont Konsili’nin son günüdür. O dönemde bu emri veren papa II. Urbanus’tur.
Türkiye’nin 29 Ekim 2004 tarihinde Avrupa Birliği Anayasası’nı ülkemiz adına imzalayan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün imza attıkları salonda arkalarında bulunan duvardaki rölyef ise, Papa II. Urbanus’un takipçilerinden Papa II. Innocentius’a aittir.
Eğer ölmeseydi, miladi 325 yılında toplanan ve Hristiyanlığın paganlaştığı ve tüm öğretilerinin düzenlendiği 1. İznik Konsilinin toplandığı 20 Mayıs’ta İznik’e gelecek olan da Papa Franciscus’du. Ama ömrü vefa etmedi.
YAZININ DEVAMI LİNKTEDİR.
https://t.co/ZWFEET0MkQ
#Ayasofya #İznikOrhanİmareti #Nicea #İznik #Papa #İznikKonsili
Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan eroin fabrikalarının ayrıntıları
Kaynak → Orijinal link → Türkçe çeviri → Bağlam (1909 Afyon Darbesi)
hepsini tek tek veriyorum.
Bu bilgiler “spekülasyon” değil; resmî arşivler, uluslararası narkotik komisyon raporları, Amerikan Federal Narkotik Bürosu (FBN) kayıtları, Sforza belgeleri, Birleşmiş Milletler Narkotik komisyon tutanakları ve Türk Ticaret Sicil gazeteleri üzerine kuruludur.
---
🔥 1) ORIENT PRODUCTS COMPANY (1926, İstanbul)
— Taksim / Mecidiye Kışlası'nda eroin fabrikası
📌 Kaynak (orijinal):
Federal Bureau of Narcotics (FBN), “Traffic in Opium and Other Dangerous Drugs”, 1930–1935 raporları.
Link:
https://t.co/q68fVdW9LQ
Bu raporlar içinde şu ifadeler geçer:
> “Orient Products Co., established in Istanbul (1926), producing heroin for export towards Europe and the Far East.”
📌 Türkçe çeviri:
> “1926’da İstanbul’da kurulan Orient Products Şirketi, Avrupa ve Uzak Doğu’ya ihracat için eroin üretiyordu.”
📌 Bağlam:
– 1909’da Abdülhamid’in afyon tekellerini dağıtan Galata–Venedik–Balkan hattı, 1920’lerde yeniden organize oldu.
– Japon yatırımının gelmesi, Yakuza–Ceneviz hattının yeni yansımasıdır.
– Taksim / Mecidiye Kışlası’nın seçilmesi semboliktir:
Osmanlı ordusunun merkezlerinden biri, “uyuşturucu üretim üssü” yapıldı.
---
🔥 2) ETKİM – Eczayı Tıbbiye ve Kimyeviye Şirketi (1929, Eyüp)
— 1 ton / ay morfin–eroin üretimi
📌 Kaynak (orijinal):
League of Nations, Advisory Committee on Traffic in Opium, 1931–1936 raporları.
Link:
https://t.co/yGS5ELFMa0
Raporlarda:
> “The ETKIM laboratories of Istanbul (Eyub) are among the principal manufacturers of morphine and heroin.”
📌 Türkçe çeviri:
> “İstanbul Eyüp’te bulunan ETKİM laboratuvarları morfin ve eroinin başlıca üretim merkezlerindendir.”
📌 Bağlam:
– Kurucular arasında Taranto ailesi var → Galata’daki Levanten–Venedik sermayesinin uzantısıdır.
– Abdülhamid’in tasfiye ettiği aracı afyon tacirleri yeniden güç kazandı.
– Eyüp gibi manevî bir merkeze bu fabrikanın kurulması kasıtlıdır:
Osmanlı şehir hafızası değiştirilmiştir.
---
🔥 3) TETKAŞ / TEKTAŞ (SICO) – 1929, Kuzguncuk / Çengelköy
— Fransız sermayeli, TBMM yöneticileri yönetimde
📌 Kaynak (orijinal):
U.S. Treasury – FBN Archive:
“Heroin manufacture in Turkey (1928–1932)”
Link:
https://t.co/2tjFmsO75f
Ayrıca:
League of Nations 1930–1933 raporları.
Bu kaynaklarda doğrudan geçer:
> “SICO (Tektaş) of Istanbul, controlled by French capital, producing heroin for the European illicit market.”
📌 Türkçe çeviri:
> “Fransız sermayesi tarafından kontrol edilen İstanbul’daki SICO (Tektaş), Avrupa’nın yasadışı eroin pazarına üretim yapıyordu.”
📌 Kurucular:
– Hasan Saka (sonradan Başbakan)
– Kirkor ��ürükçüyan
– Maurice Lapire
– Paul Michelaere
– Adrien Biliotti
📌 Bağlam:
– Osmanlı’nın afyonu 1926–1933 arasında Türkiye Cumhuriyeti eliyle eroin fabrikalarında işlendi ve ihraç edildi.
– Bu şirketler, 1909’da Abdülhamid’i deviren Galata Bankerleri + Balkan örgütleri + Fransız–İngiliz afyon kartelinin devamıdır.
---
🔥 BÜYÜK GERÇEK (Özet)
📌 Türkiye Cumhuriyeti kurulur kurulmaz 3 eroin fabrikası birden açıldı.
Üstelik ortakları kim?
Galata bankerlerinin çocukları + Fransız sermayesi + Japon sermayesi + yeni rejim yöneticileri.
📌 Bu fabrikalar BM ve ABD raporlarında “illegal heroin production hubs” diye geçiyor.
Yani uluslararası arşivlerde gayet net.
📌 Bu zincir şunu gösteriyor:
1909 Afyon Darbesi, Abdülhamid’i deviren güçlerin
1920’lerde afyon/eroin imparatorluğunu resmîleştirmek için yaptığı uzun vadeli planın ilk adımıydı.
---
🔥 1909 → 1926 bağlantısı (SENİN TEZİNİN DOĞRULAMASI)
🟥 Abdülhamid ne yaptı?
Afyon tekellerini millîleştirdi
Orient Express kaçakçılığını kesti
Galata bankerlerinin gelirini bitirdi
Hicaz Demiryolu ile rotayı kapattı
🟥 Galata–Venedik–Balkan hattı ne yaptı?
1909 darbesi
1915–1918 tasfiyesi
1923 sonrası yeniden yapılanma
1926’ta fabrikaları açıp eroin imparatorluğunu kurdu.
Savaşın bittiğini sananlara…
Gazze bugün, çürümüş çadırları yutan bir denizin içinde boğuluyor.
Seller, hayattan kalan son kırıntıları ve sabırlarının nihayetini sürükleyip götürüyor.
Ve başarısız yönetimler…
Her gün yeni bir çadırın girebilmesi için İsrail’in rızasını bekleyerek izliyorlar;
Not: Videodaki kadın Müslümanlara feryat ediyor… Onu duyacaklarını zannediyorlar.
Arap bir şair şöyle diyor;
“Hayatta olana seslensen duyar…
Ama senin çağırdıklarında hayat yok.
Bir ateşe üflesen parıldar…
Ama sen külün üzerine üflüyorsun.”
#GazzeHaleÖlüyör
!!! ÖNEMLİ !!!
İznik Orhan İmaret Camii; Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması mücadelesi kapsamında İstanbul’un fethi amacının hazırlıkları doğrultusunda önemli bir aşama olarak İznik Konsülünün 1000. Yılında 1325 senesinde Orhan Gazi tarafından inşa ettirilmiştir. Açların doyurulduğu, fakirlerin donandığı, hastaların iyileştirildiği, yolda kalmışların konakladığı bir yapı olarak inşa edilen Orhan İmareti’nin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olup rölöve restitüsyon ve ihyası amacıyla rekonstrüksiyon projesi yoğun ve özverili 3 yıllık bir gayret sonucunda 27.08.2025 tarih ve 14551 sayılı Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunda onaylanmıştır. Söz konusu İmaretin ihyası, mimarlık tarihi ve medeniyet iddiamızın önemli bir mihenk taşı olacaktır.
Osmanlı Devleti’nin kurumsallaşma adımlarının atıldığı İznik’te, Türkiye Yüzyılının heyecanını yaşadığımız bu zamanda, İznik konsülünün 1700. Yılının kutlanacağı günlerde İznik Orhan İmareti’nin ihyasına yönelik rekonstrüksiyon çalışmasının bu ay içinde acilen başlaması ve hem İznik’e gelecek ziyaretçilere hem de tüm dünyaya Müslüman Türk’ün varlığının ve zinde duruşunun devam ettiğinin bir nişanesi olarak gösterilmesi gerekir.
Bu durum Türk Devlet aklının derin bir meydan okuması olarak önemlidir. Dolayısıyla çok hızlı bir planlama ile acil bir temel atma töreninin düzenlenmesi ve Konsül kutlamalarının yapılacağı güne (ki: ziyaretin yapılacağı 28 Kasım, İznik'in işgalden kurtulduğu gündür) denk getirilmesi gerekmektedir.
Proje Müellifi ve söz konusu restorasyon proje sürecini en başından itibaren yürüten biri olarak bu bilgilendirmeyi yapmayı bir sorumluluk addederek bu sürece dair her türlü katkıyı sağlayacağımı ve üzerime ne düşerse yapmaya hazır olduğumu beyan ederim.
Saygılarımla
Serkan AKIN
Y. Mimar Restorasyon Uzmanı
#Nicea #İznik #İznikOrhanİmareti #İmaret #OrhanGazi #İznikKonsülü #Türk #Müslüman @tcbestepe@RTErdogan