Epiktetos’un Stoaciliginin temelinde ozgurluk, insanin elinde olan seyler uzerine temellenir. En sevdigim sozlerinden birini hatirlamakta fayda var;
“Tutkulardan ozgur olmak sakin ve huzurlu zihin icin odenen bedeldir.”
Every detail of our life is allowed to be steeped in romance, from the laundry to the sick day, to the change in direction to the meal you make. Letting the ordinary be extraordinary and the extraordinary be ordinary. 📸:Sophieisadora
@disisleridestek Doha’daki Konsoloslugumuzdan yapmis oldugum Yeni Pasaport basvurum Disisleri Bakanligina Teslim Edilmistir statusunde beklemededir.Kontrat imzaladigim yeni isimden dolayı 17 Martt’a Doha’dan ayrilacagim icin desteklerinizi bekler, iyi calismalar dilerim.
@Dagnarusss@yon_caaaa@girisimcihisler Cok normal bir tweet içeriğinde bile tetiklenen bu tarz bi zihin akısına sahip olduğunuz için üzülüyorum başınızdan geçenlere.😞🙏
Olaylara karsı bu kadar tepkisel olusumuz canımı yakıyor. Sormalıyız kendimize; bu canı tasiyan olarak yaşama, öldürülen, siddet gören, aci çeken canlara karsi sorumlulugumuzu nasil alıyoruz, içimizdeki ölümlere, acıya, şiddete bakmak için ne kadar alan açiyoruz kendimize?
Şiddetten yakınıyoruz, içimizdeki şiddeti
dindirmek için içsel çalisma yapmaktan kaçınıyoruz. Eşitlik olsun diyoruz, kendi icimizdeki çatismaya gözlerimizi kapiyoruz.
Barış diyoruz, bir digerini hala 'bize uymadigi bir seyi yapiyor' diye yargılıyoruz(…)
Yasamaya degil de, sadece hayatta
kalmaya çalışıyoruz. Yasamla uyum içinde yasamak isteyen uyumu, düzeni, sevgiyi önce kendi içinde arastirmaya baslayarak o 'dogru' eylemi sürdürmeye gönlünü verse.. 'Kalplerimizin
Mümkün Bildigi Daha Güzel Bir Dünya' var olabilir miydi?
‘Yok yok ben hamburgeri sever gibi sevmeyeceğim, biktim ondan bu sefer emek vereceğim’ demek kolay. Aslolan hatırlamak ve canın bunu hiç yapmak istemezken yapabilmek.
İşte burası karşımızdaki varlığı başka türlü, derin bir varlık olarak görmeyi öğrendiğimiz yolun başlangıcı.
Dünyayı ne kadar aç deneyimlediğimizin farkında mıyız? Hamburgeri ya da dondurmayı sever gibi seviyoruz sevdiklerimizi. ‘Tam istediğim gibi’ olanı var, kriterlerime hiç uymayanı var. Bize haz verdiği sürece iyi, haz vermediği anda tu-kaka.
Karşındakinde güzel olmayanı sevmeyi öğrendikçe kendi güzel olmayanlarınla başka türlü ilişki kurabilmek gibi. Birbirimizi beslediğimiz bağ ile yarattığımız ortak bir diyarda, geçip giden her şeyin etrafında beraber nefes alıp vermeyi öğrendiğimiz türden bir şey.
‘Karanlıkla gölge birbirini tamamlar’ gibi bilgelerin bize türlü yaratıcı yollarla aktardıkları idraklerini sürekli duyuyoruz tamam. Bu bilgeliğimsi tozlar saçmayı bir kenara birakip önce başlangıç çizgisine gelelim: “hiçbir şey bildiğim yok” noktasına.
Hissedebilen hiçbir varlık acı çekmek istemez. Hissedebilen tüm varlıklar acı çeker. Hissedebilen varlıklardan biriyim, siz de öyle. DeğilMİŞ gibi yapmayı bırakalım mı? Böylesi daha az yorucu.