O, tek ve bir olan Ferd'dir,hayatı ezeli ve ebedi olan Hayy'dır, tüm mevcudat kendisiyle varlıkta kalan Kayyum'dur,adalet ve hikmetle hükmeden Hakem'dir,sonsuz adalet sahibi olan Adl'dır,her noksanlıktan münezzeh olan Kuddûs'dür.
"Doğurmak" önemli değil, bakmak önemliymiş...
Sen ne anlatıyorsun?
Benim arkadaşım, dostum, cıvıl cıvıl Cavidan"ım bebeğini kucağına bile alamadan doğum masasında can verdi. Bir kez öpemedi, bir kez koklayamadı, bir kez “anneciğim” diye sarılamadı…
9 ay boyunca karnında taşıdığı o can için her gece uykusuz kaldı, ağrılardan kıvrandı, endişe dolu geceler geçirdi. Vücudu paramparça olurken, kemikleri ayrılırken, sancılar ciğerini sökerken bile “bebeğim sağ olsun” diye dua etti. En sonunda gözlerinde yaşlarla, son nefesinde bile bebeğini düşündü…
Sen hâlâ orada “doğurmak nedir ki” diye gevezelik ediyorsun.
Yarışamazsınız, annelikle yarışamaz, sadece kendinizi kandırırsınız!
Bosch @BoschHomeTR deli saçması reklamını sildi.
Ama biz bu propagandadan bıktık usandık artık. Anneliği en değersiz, en ezik, en gereksiz zahmet içeren uğraş gibi gösteren propagandalarınızdan bıktık. İnsan yavrusunu köpek yavrusuyla eş tutan argümanlarınız sabrımızı tüketti.
Kalbinde taşımakla anne falan olunmaz. 9 ay karnında taşıyıp kanınla kemiğinle besleyerek doğurduğun, yıllarca uğruna uykusuz kaldığın, ömrünce her şeyin önüne koyup üzerine titrediğin çocukla köpek bir değildir.@BoschHomeTR
Çocukla köpeği aynı kefeye koyarak da aile yılı olmaz!
"Bir Adam eve girdiğinde eşini ağlarken buldu. Sebebini sordu.
Eşi dedi ki: “Evimizin üstündeki ağaçtaki kuşlar beni görüyor. Bu Allah’a karşı bir günah olabilir mi?”
Adam, onun bu hassasiyetine ve Allah’tan korkusuna saygı duyup onu öptü ve bir balta getirip ağacı kesti.
Bir hafta sonra işten erken döndü ve eşini bir adamla buldu.
(Adam hiçbir şey yapmadı, sadece ihtiyacını aldı ve şehri terk etti.)
Uzak bir şehre gitti. Orada halkın sarayın önünde toplandığını gördü. Sebebini sordu.
Dediler ki: “Şehrin hazinesi çalındı.”
O sırada parmak uçlarında yürüyen bir adam geçti. “Bu kim?” diye sordu.
Dediler ki: “Şehrin şeyhi. Bir karıncaya basıp günaha girmemek için böyle yürüyor.”
Adam dedi ki: “Vallahi hırsızı buldum.”
Onu saraya götürdüler.
dedi ki: “Hazinenizi çalan budur.”
Araştırdılar ve gerçekten şeyh hırsız çıktı.
Kral sordu: “Bunu nasıl anladın?”
Adam dedi ki: “İhtiyat (Hassasiyet) aşırıya kaçmışsa ve fazilet sözleri çok abartılıysa, bil ki orada bir şey gizleniyordur.”
— Maryam tak memiliki pasangan
— Aisyah tak memiliki keturunan
— Khadijah mendapatkan jodoh terbaiknya diumur 40 tahun
— Fatimah diuji kesempitan
— Asiyah bersuamikan Firaun
dan ternyata wanita terbaik sepanjang masa itu adalah seorang wanita dengan takdir yang nampaknya tidak sempurna dimata semua manusia
Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Allah buyurdu ki, âdemoğlu zamana söver. Hâlbuki zaman(ı var eden) benim! Gece de gündüz de benim elimdedir.”
(Buhârî, Edeb, 101)
İmam A'zam Ebû Hanîfe'ye göre Kur'an-ı Kerim'deki en korkutucu ayet
Al-i İmrân sûresinin
131. ayetidir.
Yüce Allah o ayette şöyle buyurmaktadır:
"Kâfirler için hazırlanmış olan cehennem azabından kendinizi koruyun."
İmam A'zam Ebû Hanîfe (r.h.) dedi ki:
"Bu ayet, Kur'ân'da yer alan en büyük tehdidi içeren ayetlerden biridir.
Çünkü Allah bu ayetinde, kâfirler için hazırlanmış olan cehennem ateşiyle aynı zamanda müminleri de tehdit edip korkutuyor.
Eğer Allah'ın haram ve yasaklarından sakınmazlarsa, bu tehdidin onlar için de geçerli olduğu bir gerçektir."
Zemahşerî, Keşşâf, 1/286.
لماذا الكلب باسط ذراعيه في سورة الكهف ولم يتقلب بينما أهل الكهف تقلبوا يمينا وشمالا ؟
قرأنا سورة الكهف اكثر من 500 مرة ولم تستوقفنا ملاحظة عدم تقليب الكلب اثناء نومه رغم اننا كنا نعرف بان تقليب اصحاب الكهف اثناء نومهم هو من اجل ان لا تتقرح اجسامهم…
كان فيه احد من الصحابة رضي الله عنهم يحب الخيل كثيراً فسأل النبي ﷺ عن الخيل في الجنة فقال:
"إنْ أدخلك اللهُ الجنَّةَ يا عبدَ الرَّحمنِ كان لك فيها فرَسٌ من ياقوتٍ ، له جناحان تطيرُ بك حيث شِئتَ."
Bize dokunan bir şeyi yediğimizde vücudumuzun alerji yapması gibi değil ki hayat. Yaptıklarımızın bizdeki reaksiyonunu göremiyoruz. Bir bakıma bundan mümin tanımında, haramlardan tamamen uzak durmakla birlikte şüpheli olanlardan da olabildiğince kaçınmak diye bir tanım var. Neyin kalbimizi bulandırdığını bilemeyiz.
BABALAR ÂHİRET HAYATINDA DA “BABALIK” YAPACAKLAR MI?
Bir “gün” düşünelim: Kişinin kardeşinden, ana-babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı (Abese 80/33-36); mal ve evladın fayda vermeyip sadece kalb-i selimin kapıları açacağı (Şuarâ 26/88) dehşetengiz bir gün.
Ardından Hz. Peygamber’in (s.a.) şu ihbarına kulak verelim:
“Hiç kimse sadece kendi ameli sayesinde cennete giremez!.. Eğer Allah kendi fazlı, rahmeti ve mağfiretiyle bana acıyıp korumazsa, ben bile!” (Buhârî, Rikâk, 18; Müslim, Münâfikûn, 71-78)
Sonra “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır” (Necm 53/39); “Herkesin durumu kendi kazandığına bağlıdır” (Tûr 52/21) âyet-i kerimelerinin bir sonucu; ama büyük ölçüde Rabbimizin ikramı ile cennete girdiğimizi düşünelim.
Baktık ki babamız, Yüce Allah’ın rızasını daha çok kazanmış olmalı ki cennette üst mertebelerde ve daha büyük nimetler içinde.
Acaba bana bir “babalık” daha yapıp kendi katına aldırabilir mi?
Şu âyet-i celile, babaların cennette bile “babalık” yapacaklarını müjdeliyor:
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَانٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَا أَلَتْنَاهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَيْءٍ
“İman edenlerle onları imanlı olarak izleyen soylarını (derecelerindeki farklılığa rağmen) cennette buluştururuz. Hem de babalarının işlediklerinden bir eksiltme yapmadan…” (Tûr 52/21)
Rasûl-i Ekrem Efendimizin (s.a.) duasıyla “tercümânü’l-Kur’ân” olan Abdullah b. Abbas (r.a.) bu âyeti şöyle tefsir ediyor:
“Allah, mü’minin soyunu, amel bakımından kendisinden daha geride olsalar bile gözü onlarla aydın olsun/gönlü onlarla huzur bulsun diye kendisinin derecesine yükseltir.”
عن ابن عباس قال: إن الله ليرفع ذرية المؤمن في درجته ، وإن كانوا دونه في العمل ، لتقر بهم عينه ثم قرأ: ( والذين آمنوا واتبعتهم ذريتهم بإيمان ألحقنا بهم ذريتهم وما ألتناهم من عملهم من شيء )
Çok yönlü âlim İbn Kesîr de (ö. 774/1373) şöyle diyor:
“Çocuklara gelen bereket, babaların amelleriyle olur. Babalara gelen bereket ise çocukların duasıyla olur.”
البركة التي تحل على الأبناء تكون بأعمال الآباء، والبركة التي تحل على الآباء تكون بدعاء الأبناء
Ne mutlu mü’min babanın mü’min evladına!
Ne mutlu mü’min evladın mü’min babasına!
Nasıl bir çağ? "İnsan kasabı" olarak anılan Stalin'i bile aratmayacak bir dönem.
Kurbanlık koyun gibi, kesim makinelerinde kıyılan etler gibi, Dünyanın gözü önünde sayısız Filistinli vahşice katledilecek. Sessiz kalma, ses ver!
#FilistinliEsirlerİdamEdiliyor
Es geht hier nicht um Tierschutz, sondern darum, dass ihr es nicht ertragt, wenn Muslime Fleisch im deutschen Supermarkt kaufen. Beim Thema „halal“ laut werden und beim Rest schweigen ist klare Doppelmoral.
İmam Gazali'nin 'dil belası' kitabında Hz. İsa'nın şöyle bir sözü geçiyor; "yalanı çok söyleyenin güzelliği, insanlarla inatlaşanın da iyiliği gider vücudu hastalanır. ahlakı kötü olanın da daima canı sıkılır ve sıkıntı içinde kalır."
İsrail meclisi, Filistinliler için idam yasasını onayladı.
Buna ihtiyaçları yoktu.
Zaten öldürüyorlardı.
Bebekleri, çocukları özellikle.
Kendilerince soykırıma ve katliama hukuk kılıfı uyduruyorlar!
Bu Kabile Devleti’ne de, hukukuna da lanet olsun.
İnsan ırkının yüz karaları...
Yeryüzünü kirleten bulaşıcı hastalık gibiler.
İnsan ırkını zehirleyen kötülük tohumu gibiler.
Bunu bile kutlayabilen bir azgınlar topluluğu bunlar..
Elbet..
Elbet bir bedeli olacaktır.
İnsan tarihinde her şeyin bedeli ödenmiştir.
Bu bedel de ödetilecektir.
Şeytanın gücü sınırlıdır. Yeter ki ona itaat etme. Hazza kapılma. Hız girdabına yakalanma. Dik dur karşısında. Zaaflarını ele verme. İnternete bağlı ne varsa. Bütün ekranlar. Seni kaydetmek içindir. Ve hükmetmek. Zamanla onun silahı haline gelirsin. Senin elinle çocukları öldürür. Uçaklardan bomba attırır sivil halkın üzerine. Katliam yaptırır. Sen de doymazsın artık insan öldürmeye. Zevk bile alırsın. Ormanları yakarsın. Ağaçların arasında yaşayan tüm mahlukat can verir. Aldırmazsın olanların hiçbirine. Bilgisayar oyunu zannedersin hayatı. Oysa gün gelecek kapanacak o ekranlar. Ve sen. Rabbimizle baş başa kalacaksın. Hesap veremeyeceksin. Kork o günden. Cehenneme atılacaksın.
( Şu bilinmelidir ki!.. İnsan. Yeryüzü Halifesidir. Ve ona korku yoktur. Şeytan ne yaparsa yapsın. Zulmet bitecektir. Ve kalbinde nur olanlar üzerinden. Cenab-ı Allah nurunu tamamlayacaktır.
“ Hiç kuşku yok, kurtulmuştur müminler.” Mü’minûn / 1
In the Holy Quran, Allah Almighty says in Surah An-Nisa:
"If you are suffering, they are suffering just as you are suffering, but you expect from Allah that which they do not expect."
This is Divine Justice. This pig, who used to take pleasure in killing our children in Gaza, is now suffering because his son has been severely injured.
Allah Almighty says in Surah An-Naba:
"So taste [the penalty], for never will We increase you except in torment."