dünyadaki en güzel hislerden biri fark edilmektir. bu aralar suskunsun, bu yüzüğü ilk defa takıyorsun, bugün her zamankinden fazla sigara içtin, fazla ışık seni rahatsız eder, bu kahve sana acı, gözlerini kaçırdıysan bu konu seni üzüyordur. ben buradayım demek zorunda olmamak..
Bazı şeyleri içime atarak büyüdüm ben. Ne zaman canım yansa sustum, ne zaman kırıldım “iyiyim” dedim. İnsanlara yük olmamaya çalışırken kendi içimde ağırlaştım fark etmeden.
Herkes beni güçlü sandı çünkü kimseye dağıldığımı göstermedim. Ama insanın içinde biriken şeyler, bir gün sessizce bütün hayatını değiştiriyormuş. Artık eskisi gibi kolay güvenemiyorum mesela. Birine içimi açmadan önce defalarca düşünüyorum. Çünkü bazı insanlar sadece canını yakıp gitmiyor, senden bir parçayı da yanında götürüyor.
Sonra ne kadar toparlanmaya çalışsan da hep eksik hissediyorsun. Bazı geceler düşünüyorum da… ben gerçekten yoruldum. Sürekli güçlü olmaktan, her şeyi tek başıma taşımaktan, kimse anlamasa bile devam etmek zorunda kalmaktan yoruldum.
İnsan bazen sadece “geçecek” diyen bir ses arıyor ama etraf kalabalık olsa bile o sesi bulamıyor. Yine de içimde küçücük bir umut bırakıyorum. Belki bir gün gerçekten huzurlu hissederim, belki bir gün içimdeki bütün o ağırlık azalır.
Ama şunu öğrendim; insan en çok da kimseye belli etmeden savaştığı şeylerden yara alıyor.