İNSANOĞLU BU DÜNYANIN "YERLİSİ" DEĞİLDİR. BİZ SÜRGÜNDEYİZ.
Cennetten kovulmadan önce "çalışmak" diye bir kavram yoktu.
Bu yüzden çalışmak, insanoğlunun en büyük laneti ve aynı zamanda en büyük sınavıdır.
Doğaya bak.
Bir aslana, bir kaplana bak.
Doğuştan silahlıdırlar.
Kürkleri zırhtır, pençeleri bıçaktır.
Doğayla %100 uyumludurlar. Üşümezler, utanmazlar, gelecek kaygısı gütmezler.
Onlar "Yazılım" ve "Donanım" olarak bu dünyaya aittir.
Ama İnsan?
Biz biyolojik olarak "Kusurluyuz". (Bilimde buna Neoteni denir; doğaya çıplak, savunmasız ve prematüre doğan tek canlıyız).
Kürkümüz yok, pençemiz yok. Bir şeye (kıyafete, silaha, barınağa) muhtaç olmadan bu gezegende 24 saat bile hayatta kalamayız.
Neden? Çünkü BURASI BİZİM EVİMİZ DEĞİL.
Tasavvuf buna "Esfel-i Safilin" (Aşağıların en aşağısı) der.
Simülasyon Teorisi buna "Hard Mode" (Zorluk Seviyesi: En Zor) der. Biz buraya düşürüldük. Atıldık.
Bu dünyada "Mutlak Huzur" arayan, hayal kırıklığına uğrar. Burası tatil köyü değil, burası bir ARENA.Burada huzur yok; burada MÜCADELE var.
Huzurumuz verdiğimiz MÜCADELEDEN ve KAZANDIĞIMIZ bu günden doğar.
Zihninizi koruyun.
Kimsenin beyninize "Sen acizsin, sen kulsun" virüsünü yüklemesine izin vermeyin.
Korkularınızdan kendinize bir hapishane inşa etmeyin.
Korku, bu simülasyonun sizi "Map"in (Haritanın) dışına çıkmamanız için koyduğu görünmez duvardır.
Bu dünyada tekamülünü (Level'ını) tamamlayan ruhlar; Ölüm denen o "Log Out" tuşuna bastıklarında, uykudan uyanıp üst boyutlardaki (Ana Üs) yerlerini alacaklar. (Teoridir).
O yüzden dünyaya ait olmadığınızı bilin ve hayıflanmayın. Simülasyonun içindeki "NPC"lerin (Ruhsuzların) yaptığı kötülüklere üzülmeyin.
Şunu unutmayın: Bir oyunun sonuna yaklaştığınızda ne olur? Müzik hızlanır. Düşmanlar çoğalır. Kaos artar. "Bölüm Sonu Canavarı" (Boss Fight) gelir.
Fizikte buna "Entropi" denir. Sistemler sona yaklaştıkça düzensizlik (kaos) maksimuma çıkar.
Şu an dünyada gördüğünüz savaşlar, krizler, çürüme...
Hepsi oyunun FİNAL BÖLÜMÜNE girdiğimizin kanıtıdır.
Korkmayın.
Kaos, sadece hazırlıksız olanları yutar.
Siz oyuncusunuz.
İyiliğin hükmü de, kötülüğün hükmü de sonsuz değildir.
Bölüm sonu geldiğinde, sadece iradesi çelik gibi olanlar ayakta kalacak. Tıpkı Başkomutan'ın dediği gibi:
"Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim." - Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Oyunu oynayın. Ve kazanın.
Rüzgar senin gücün olsun ama rüzgar yönünü belirlemesin. Rüzgarla dans edip rotayı hatırlama vakti.. Şimdi alacakaranlık içinde gözlerini kapatıp içindeki ışıkla yön alma zamanı. Nefes aldığın sürece rüzgarla dans etme zamanı çünkü unutma rüzgar senin için var ;)
Bu hayatta her şey saygıyla başlar. Saygı denilen şey aslında o kadar özel ve güzel bir şey ki bunun seviyelerini fark ettikçe her şeyi net görebiliyorsun. Her zaman öncelikleri olmalı insanın, saygı ise önceliklerimin en başında yer alıyor.
Tez yazmak bir yandan keyifli bir yandan da çok yoğun. Makaleleri okumak araştırma yapmış kişilere hayranlık doğuruyor ve bir şeyler öğretiyor ama gerçekten bu iş çok yorucu
"Talep ederseniz elde edersiniz. Tıklatırsanız kapı açılır. Bir şeyi gerçekten ister gibi talep ederseniz ve kapıyı girmek ister gibi tıklatırsanız, hayatınızı biraz, çok ya da tamamen iyileştirme şansını arttırabilirsiniz ve o zaman varlığın kendisinde de ilerleme kaydedilir."
"Yaşantın, hayatın sana kattıklarıyla değil, senin hayata bakış açınla belirlenir: başına ne geldiğiyle değil, başına gelene nasıl yaklaştığınla ilgilidir."