Milyonların cumhurbaşkanı adayının özgürlüğü elinden alınması yetmiyormuş gibi fotoğrafı yasaklandı, sesi yasaklandı, resmi hesapları yasaklandı.
Savunma hakkı elinden alınan Ekrem İmamoğlu'nun sosyal medya hesaplarına bir kez daha erişim engeli getirildi. Düşüncelerini paylaşması engellendi, onu destekleyen ve ona inanan milyonlarla arasına duvar örülmek istendi. Bu bir hukuk kararı değil, açık bir susturma girişimidir.
Adalet, sesleri kısarak değil; hukuku ve temel hakları herkes için eksiksiz güvence altına alarak sağlanır.
Sevgili gençler!
Türkiye yaşlanıyor.
Daha kötüsü hızla yoksullaşarak yaşlanıyor.
📌 Dünya nüfusunda çocukların oranı %29.3.
Türkiye’de %24.8.
Çocuklarımızın nüfusa oranı hızla düşüyor.
📌 Dünya nüfusunda gençlerin oranı %15.6
Türkiye’de bu oran %14.8
Gençlerimizin nüfusa oranı hızla azalıyor.
Dünya yeni bir dönemin içinde. Meslekler tümüyle değişime uğruyor. Yapay zekanın hayatımızdaki yeri gittikçe büyüyor.
Çalışma ortamı, istihdam dönüşümü, yüksek teknoloji etkisi, bir çok ülkenin gelecek planlarına yön veriyor.
Ancak;
adaleti çalan,
refahımızı çalan,
huzurumuzu perişan eden,
sandığı, seçimi yok sayan,
enerjinizi tüketen,
ihtiyaçlarınızı umursamayan,
çökmüş, tükenmiş, miadı dolmuş,
sarayda sıkışmış zihniyetten kurtulma zamanıdır!
Ekonomide, teknolojide, kalkınmada sıçramaya; stratejik güçlü bir gelecek planına, yeni nesil genç kadrolara ihtiyacımız vardır.
🔴 İmamoğlu'nun davalarını izleyen AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor:
🗣️ "Aynı kişinin 3 ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değil. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değil."
🗣️ "Durumun daha kötüye gidebileceğini düşünmek istemiyorduk. Ancak iktidarın hayal gücü her defasında sınırları aşmayı başarıyor."
#DiplomaDavası başladı. Salonda “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları atılıyor. Ekrem İmamoğlu, saat 11.15’te duruşma salonuna giriş yaptı.
İmamoğlu: “Buradan aziz milletime sesleniyorum. Bugün burada, bu ortamda, bu binada ilginç bir gün yaşıyoruz. Sabah başka bir duruşmaya katıldım, ardından buraya geldim. Aynı gün içinde üç ayrı duruşmayla karşı karşıyayım.
Hakkımda 20’nin üzerinde dava var. Tahmin dahi edemeyeceğiniz iddialarla karşı karşıyayım. Bir insan nasıl bu kadar dava yükünün altında bırakılabilir? Dünyada bunun bir örneği var mıdır,yok.
Ama şunu özellikle ifade ediyorum: Çok çok iyiyim. Sağlığım da moralim de yerinde. Kararlılığım ise her geçen gün daha da artıyor.”
Orada olacağız!
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı üç ayrı davada, Türkiye'mizi ve demokrasimizi savunmak için Genel Başkanımız Özgür Özel'in katılımıyla buluşuyoruz.
10.00 - Casusluk Davası & İBB Davası
11.00 - Diploma Davası
📆6 Temmuz Pazartesi
📍Silivri Zindanı
Sevgili gençler,
kadını - erkeği ile 86 milyonun yoldaşlığı ile çok büyük bir Cumhuriyet, demokrasi zaferi ile sarsılmak; milli egemenlik ve milletin iktidarının TBMM’sini kurmak zamanıdır. Seçme ve seçilme hakkını korumak zamanıdır.
Az kaldı…
Gelecek sizindir, siz geleceksiniz!
Her şey çok güzel olacak!
https://t.co/Zs4UckzaiZ
📍BENCE ÖĞRENCİ KESİNLİKLE HAKLI!
Boğaziçi'nde kayyum destekçisi akademisyen Yasin Ramazan Başaran'la fotoğraf çektirmeyi reddeden Hasan Özdağ olanları tüm boyutlarıyla açıkladı:
"— Ben aslında Siyaset Bilimi girişliyim, Felsefe ikinci dalım. Diplomamı bana verecek ve fotoğraf çektireceğim hocanın, ders aldığım bir hocam olmasını istedim.
— Yasin Ramazan Başaran buna müsaade etmiyordu. Kendi öğretmeniyle fotoğraf çektirmek isteyen diğer öğrenciler bunu yapabildiğinde bile o bir şekilde kadraja giriyordu.
— Kişisel bir husumetim olmadığı gibi, kendisini tanımadığım için özel günümde, diplomamı alırken çekineceğim fotoğrafta da tan��dığım, bildiğim ve istediğim bir hocamın olmasını; eğer bu mümkün olmayacaksa da kimsenin olmamasını, gerekirse fotoğrafımın olmamasını tercih ederim.
— Böyle de yaptım. Diplomamı nazikçe alıp hemen sessizce sahneden gitmek istedim. Müsaade etmedi. ‘Eğer fotoğraf çekinmeyeceksen diplomanı vermem o zaman!’ dedi.
— Ben de, 'Ne demek, şaka mı yapıyorsunuz?' dedim. Çünkü bunu biraz esprili bir dille ve gülerek söylediği için gerçekten şaka yaptığını sandım. Daha sonra ciddileşti ve 'Vermem.' dedi.
— Beni fotoğraf çektirmeye yönlendirmeye çalıştı. O sırada fotoğraf çeken abiye elimle işaret ederek, 'Lütfen çekmeyin' demek zorunda kaldım. Kendisi de sağ olsun çekmedi.
— Sonrasında biraz zorlaştırdı durumu. 'O zaman diplomanı vermiyorum. İki ay sonra rektörlükten alırsın!’ diyerek diplomayı kapatıp götürmeye kalktı.
— Ben de önünü kesmek durumunda kaldım. Çünkü o anda sahnede diplomamı alamazsam, sonrasında hukuki süreçler, prosedürler ve diplomamı teslim alma konusunda çeşitli zorluklar yaşayabileceğimi düşündüm. Bu nedenle gerildim ve korktum."
Tek başına kayyum uygulamasına karşı duruş sergileyen bu kardeşimize helal olsun demek insanlık borcudur! 👏🏻
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
Kastamonulu orman köylüsü, Özgür Özel’e Orman Bakanı ile yaşadığı diyaloğu anlattı:
"Orman Bakanı 'Uydudan çekiliyor, meyil hesaplanıyor' dedi. Dereler dolmadı, dağlar düzleşmedi, yukarıdan çekince düz görünüyor ama ayakta duracak yerimiz yok"