Israeli soldier Ilay Trabelsi, of North African origin, served in the Givati Battalion and posted images of his participation in the genocide in Gaza.
One of the images shows him pointing his rifle at the head of one of the Palestinians they kidnapped from Khan Yunis.
Israeli soldiers from the 932nd "Granite" Battalion of the Nahal Brigade shared images on the battalion's social media account showing themselves taking pictures inside displaced Palestinian homes before setting them on fire during the ongoing genocide in Gaza.
Israeli Russian reservist John Bruk has been identified as having served in the Israeli occupation army during the genocide in Gaza, where he participated in demolishing and setting fire to displaced Palestinians' homes in Gaza City.
Israeli reservist Bar Ferber filmed and posted videos of himself randomly shooting his machine gun while serving in the 35th Paratroopers Brigade in the genocide in Gaza.
Israeli reservist Maxim Kiselman, of Ukrainian origin, filmed the detonation of Palestinian homes while serving in the Combat Engineering Corps during the genocide in Gaza.
Israeli-Philippine reservist Justin Flores, a captain in the Military Logistics Corps, posted with pride about his participation in the genocide in Gaza.
Trt’de voleybol macini sunan adamin kizlara sakin olun kizlaar sakin olan kazanirrr falan diye nasihat vermesi normal mi? Futbol macinda erkeklere diyolar mi boyle seyler?
Karabük’te göçmen öğrencilere yönelik ırkçılığa karşı Dina için feministler basın açıklaması yaptı.
"Karabük rektörüne, valisine ve emniyet yetkilerine soruyoruz: Göçmen öğrenciler ırkçı saldırlar nedeniyle evlerinden çıkmazken siz ne yapıyorsunuz?"
vehbi 1901’li. gayrimüslimler 1909’dan sonra askere alındı. 1915-16’da ankaralı ermeniler katledildi ve sürüldü. koç ermenilerden kalan boşlukta, onların mülkleri üstünde işçileri sömürerek palazlandı. ama tabii gayrimüslime nefret bu tür küçük günahları örter memlekette.
Selahattin Demirtaş Kobanê Kumpas Davası'nda müthiş açıklamalar yapıyor...
Bu savunma değil yargılamadır...
Türk devlet aklını yargılıyor...
"Her konuşmasından sonra oy çağrısı yapıyor. Oy uğruna bizleri içeride tutuyor. Açık söylüyorum; yalancı, iftiracı! Bizim bunları söylemediğimizi bilmiyor mu? Biliyor. Çözüm süreci başlamıştı. Öcalan’ın iki mektubu Erdoğan’ın elindeydi. Bunu Sadullah Ergin bize söyledi. “Bu defa iş ciddi Cumhurbaşkanı bu işi ciddiye alıyor, Öcalan kararlı gözüküyor iki ayrı mektup yazmış. Fakat o dönem bir sorun vardı, açlık grevleri başlamış 65’inci günlerine gelmiş. Biri yaşamını yitirirse süreç sıkıntıya girer o yüzden bu açlık grevlerinin bitmesi için sizden beklentimiz var. Lütfen bitirsinler açlık grevlerini ki süreç devam etsin.” Bu iktidarın bizden ricasıydı. O dönem yöneticilerimiz de açlık grevindeydi. Adalet Bakanı’nın kendisi Sincan Cezaevindeki arkadaşları ziyaret etti. Biz de Diyarbakır’da arkadaşlarımızı ziyaret ettik durumu anlattık. Onların da cevabı şu oldu. “Biz süreçten memnuniyet duyarız, barış olursa zaten biz bırakırız. Eğer Öcalan ile görüşme varsa adalet bakanının somut bir şey söylemesi lazım. Bunlar olursa açlık grevini bırakırız süreci tıkamak için değil çözümün önünü açmak için açlık grevi yapıyoruz.” Bunu Sincan’daki kadınlar da bizzat Sadullah Ergin’e söyledi. Ondan sonra bir kaç yerde büyük miting yapma kararı aldık. O mitinglerde de açlık grevinin bitirilmesinin çağrısını yapacağız sürecin sorumluluğunu biz alıyoruz diyeceğiz. Bunun sosyopsikolojik zeminini oluşturmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede çok görkemli mitingler yaptık. Bunlardan birini de Kızıltepe’de yaptık. O zaman yöneticilerimiz geldi dediler ki Öcalan’ın posteri var diye gençlere işkence yapıldı gözaltına alındı. Sebebi de Öcalan’ın posteri. O sırada Hükümet Öcalan ile görüşme hazırlığı yapıyor biz açlık grevini bitirmek için yollara düşmüşüz. Biz de süreç aksamasın, kesintisiye uğramasın diye uğraşıyoruz. Polis ise Öcalan posteri var diye onbinlerce Kızıltepelinin buluştuğu mitingte gençlere işkence yapıyor. Neden? O dönem Fetullahçıların da bundan haberi var. Bu işkence haberleri basına düştü. Bu şu demekti “ey Kürtler devletin Öcalan’a yaklaşımı budur.” Yaklaşım bu. Ben de orada "Daha Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” dedim. Bunu Fetullahçı polislere dönerek söyledim. Kasıt barışı sağlayanın heykelini dikmektir. Bu açıklamanın tarihi 2012. Aradan 7 yıl geçiyor, Erdoğan seçim kazanmak bizi tutuklatmak için bunu kullanıyor. Öcalan’ın iki mektubu senin elinde değil miydi? Bunlara nasıl güvenilir. Figen Hanım’ın “Sırtımızı YPG’ye dayadık” sözünü de kullandılar. Figen Hanım “Sırtımızı IŞİD’e dayadık” sözlerine karşı söylüyor. IŞİD barbarlığını açıkça savunan köşe yazıları oldu. Mehmet Barlas’ın oğlu Cemil Barlas mıydı, Kobanî’de “IŞİDçiyim” diye twit atıyordu. Biz Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz derken ne oldu? Savcılar dava mı açtı, yandaş medya beni linç mi etti? Hayır! Aksine normal karşılandı aksine kendileri zaten Başkan Apo’nun heykelini diktiler. “Öcalan şanstır” diye manşet atıyorlardı. Ama buna rağmen hala bize karşı kullanıyorlar bunu. O zaman kendileri Öcalan’dan bize not getiriyorlardı. Bizi acilen cezaevlerine götürdüler gece yarısı hücrelere girdik arkadaşlar şaşırdı. Karşımızda kim vardı Tayip Temel, açlık grevinin 68’inci günündeydi. Dedik ki Öcalan’dan not var. Tayip Temel o zaman açlık grevlerinin anlamını anlattı. Öylesine etkileyici bir konuşma yaptı ki dinleyenlerin gözleri yaşardı. Cezaevi Müdürü nedereyse ağlayacaktı. “Barış olsun diye biz canlarımızı ortaya koyduk” dediler. Ondan sonra açlık grevleri bitti ve çözüm süreci başladı. Bunları bilmiyor mu Tayyip Erdoğan, Sadullah Ergin şimdi vekil değil ama bilmiyor mu, Hakan Fidan şimdi Dışişleri Bakanı bilmiyor mu bunları? Barış için uğraşıyorduk. Niye yaptılar bunu? İktidarlarının sürmesi için kan lazımdı bunu yaptılar.
Erdoğan “Bunlar Kürdistan diyor benim ülkemde Kürdistan diye bir yer yok bunlar bölücü” diyor. Yeri geldiğinde "Arşivlere bakın orada Kürdistan Lazistan göreceksiniz. Böyle ilkesizdir." Erdoğan. Erdoğan, “Delil olmazsa ben bunlara terörist der miyim” de diyor. Siz niye yargılama yapıyorsunuz size ne gerek var. Adam hükmü vermiş. Benim fotoğraflarımı kullanıyor. İmralı ve Kandil’deki fotoğraflar nasıl çekildi? Cezaevine gizli makina mı soktuk, kim çekti fotoğrafları? Cezaevi müdürü fotoğraf makinasını kendisi getirmedi mi sizin talimatınızla? Fotoğrafçı da değil bizzat cezaevi müdürünün kendisi fotoğrafları çekmedi mi, tek tek bunlar olmuş mu diye bize göstermedi mi? Sonra o fotoğrafları size getiren müdür değil miydi, onları bize teslim eden Sadullah Ergin değil miydi? Kandil fotoları nasıl çekildi? Sorun çözülüyor, bunun alt yapısını oluşturmak için olur bunu sizinle tartışmadık mı? KCK yöneticilerinin silahsızlanmaya hazırız mektubunu getirdiğimizde bunlar önemli değil miydi? Çık bunları inkar et. Biz dönüşte çok yorgunduk, bir gece orada dinlensek diye düşündük. İmralı Ankara Kandil yüzbinlerce KM yol yaptık. Bunun için danışmandan da faydalanamıyoruz. Fakat Sadullah Ergin aradı o mektup çok önemli bir an önce getirmeniz gerekir. Beyefendi de dahil herkes çok heyecanlı. Sınırda kimliklerimize bile bakmadılar “silah bırakılacak mı” diye sordular biz evet dediğimizde neredeyse sınırdaki polisler halay çekecekti. Yıllar sonra Kandil’deki fotoğraflar vs diye bunu kullanıyor. Yıllardır yargılanıyoruz ‘yahu bari bundan yargılamayın bilgim var haberim var’ demiyor. Aksine sizi yönlendirmek için bu yalan ve iftiraları atıyor. Bütün bunların üzerinden ikiyüzlülüğün kitabı yazılır. 3 gün önce terör örgütü lideri dediğinden Tunceli'deki akademisyen aracılığıyla mektup getirtiyor. O mektubu avukatlara iletmeden istedikleri gibi yorumluyor. O mektup seçimlerle ve sandıkla ilgili bir mektup değil. Çağrı yapmıyor. Kendisini tanıyorum, Öcalan barış için iğne ile kuyu kazan biridir. Öcalan’ın mektubunu kim tercüme ediyor? Erdoğan tercüme ediyor. Tarafsız kalın diye mektup geldiğini söylüyor. O günden beri Öcalan-Demirtaş çatışması diye yandaş basında çarşaf çarşaf yazıyorlar. Maden bunları söylüyorsunuz neden Öcalan tecritte? Öcalan sıradan biri değil o yüzden ada cezaevine kapatmışsınız, İnfaz hukuku, görüş hukuku bunların hiçbiri Öcalan’a karşı uygulanmıyor. Madem bu kadar kıymetli sizin için niye gereğini yapmıyorsunuz? Abdullah Öcalan sıradan biri değildir, bunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti de biliyor. O zaman sıradan yaklaşılmasın, halkımıza da partimize de sıradan yaklaşılmasın. Öcalan siyasi bir aktördür, CMK’ya vs göre hakları savunulmaz siyasi bir kişiliktir ve hakları da siyaseten savunulmalıdır. Bakın 12 gencin cenazesi geldi eminim ki ‘bunu engellemek için niye önümü açmıyorlar’ diye saçını başını yoluyordur. Niye izin vermiyorlar buna, çünkü ölümlerin bitmesini istemiyorlar. Ben de dahil hepimiz görüşmeye Öcalan’la talibiz. Buradan SEGBİS’le görüşmek dahil görüşmek istiyoruz. Milletvekillerimizin tamamı görüşme için başvurdu izin verin. Barış fekadarlık ister, yürek ister. Bu ülkenin İçişleri Bakanı twitterdan “Kardeşini sarı torbaya koyup getireceğim Demirtaş” dedi. Buna rağmen barış diyorum silahla olmaz diyorum. Normalde çıldırmamız lazım ama sağduyumuzu koruyorsak aldığımız siyasi terbiyeden dolayıdır."
Picture 1: An antisemitic propaganda flyer comparing Jews to diseases that calls for their extermination. It reads "Tuberculosis, syphilis cancer are curable ... It is necessary to finish off the biggest curse: The Jew!"
Picture 2: An anti-Armenian postage stamp issued by Azerbaijan’s Ministry of Transport, Communication and High Technology advocating the extermination of the Armenians.
In the stamp, two men - one in a medical uniform, the other in a military one - chemically disinfect the Republic of Artsakh from Armenians, portraying them as a virus, a disease or dirt.
An Azerbaijani member of parliament talking on Turkish State funded TV, TRT World.
She’s referring to Armenians as a tumor. Just like Nazi Germany referred to Jews as a vermin and parasites etc.
Azerbaijan is shelling Armenian civilians in Artsakh right now to eliminate them, killing children, destroying homes, terrorising starving families.
Will the UN at least step in to try to stop Azerbaijan?
The victory in the war against Nagorno Karabakh is celebrated in Baku, waving the flags of Russia and Turkey. Once again, we were convinced that this was a Russian-Turkish war against 120,000 peaceful Armenians.
#Armenia#Yerevan#NagornoKarabakh#Karabakh#Artsakh #ArtsakhBlockade #LachinCorridor #Azerbaijan #Baku #Aliyev #EU #USA #EuropeanUnion #Stepanakert #Russia #Turkey