Yemek yedikten sonraki yarım saat boyunca, hiç alkol almasanız bile ağız alkolü 0.50'yi geçebilir.
Sindirim sırasında oluşan alkol miktarı, rahatlıkla 0.2 promili geçer.
Bu tasarıyı kim hazırladıysa, cahilin önde gideni...
Deniz Göktaş'ın Kur'an'ı kastederek söylediği sözler üzerine...
1- En favori kitap...
2- Benim de favorim diyor.
3- Çevirisi başarısız diyor. Her çeviren başka türlü çeviriyor ve herkes başka seyler anlıyor diyor...
4- Son kitap denilmesi çok iddialı zira o dönemde kitaplar daha yeni yeni yazılıyor diyor. (Kur'an'a inanmadığını belirtiyor aslında)
5- 1200'lü yıllarda yine böyle bir kitap yazılmalıydı diyor. (Zira insan yaşamı çok değişti demek istiyor.)
6- Ama kitabın yazarı (İslam'ın Allah'ı) Kur'an'a son kitap dediği için yenisini göndermiyor, diyor.
7- Domuz da yeneyiversinler derken de yeni kitap gelseydi bu yasağı kaldırırdı ve başka pek çok yeni düzenleme yapılırdı iddiasında bulunuyor.
Bir inançsız olarak Deniz Göktaş'ın bunları söylemesi doğal degil mi?
Biz de inananlar olarak, yanılıyorsun Deniz, bu sözlerine kesinlikle katılmıyoruz, demeliyiz. Konu işte bu denli basit. Bunda soruşturma açılacak ne var?
Bir de kimileri çıkıp dinî konularda şaka yapılmaz diyor.
İyi de Anadolu halk kültüründeki dinî konularla ilgili yüzlerce fıkrayı nereye koyacaksınız? O fıkralar hâlâ anlatılmaya devam ediyor.
Buluttan nem kapar gibi her şakadan inanç krizi çıkarmak pek sağlıklı bir tutum değil. Zira bu, inanç zayıflığına delalet eder.
İyi ki uyumuşum, maçı izlememişim. Bu kadar büyük bir turnuvaya oyuncuları da ülkeyi de hazırlayamayan TFF ve teknik ekip bence ilk eleştirilmesi gerekenler. Oyuncular zaten... Neyse, konu dışı, hiçbir turnuva Dünya Kupası 1998'e benzemiyor. En güzeli oydu.
Neymiş modern devletlerde sokakta kedi köpek olmazmış. Siz önce modern devlet olmanın diğer şartlarını yerine getirin; insan haklarına ve hukukuna saygı gösterin, ağzını açanı tutuklatmayın, kadın ve çocuk cinayetlerini durdurun sonra sokak hayvanlarını konuşursunuz.
"Müzede Bir Gece 3" izliyorum. Kimler oynamış, nelere göndermeler yapılmış! Robin Williams da tabii cabası... 90'ların sonu-2000'lerin başı filmler ekstra güzel geliyor bana.
Biz şu ortamda işe gidip geliyoruz. Sanat yapmaya ve sanattan haz almaya çalışıyoruz. Kedi-köpek sevip korumak için didiniyoruz. Aşık oluyoruz. Elimizden bir şey gelirmişçesine çırpınıyoruz. Yaşamak, yaşatmak istiyoruz. Delirmiş olmamız lazımdı. Lanet olsun.
Çocuklar, bir hafta sonra 23 Nisan’ı kutlayacakları okulun camlarından canlarını kurtarmak için atladılar; dans edecekleri bahçede ise ceset torbaları var.
Okul ve ölümün aynı cümlede ne işi var; okul kapılarında ceset torbalarının, sınıflarda silahların ne işi var?
Harika şarkılar var. Kimisinin sözlerinin nasıl bir yoğunlukta, nasıl bir anda çıktığını hayal ederken buluyorsunuz kendinizi; kimisinin yalnızca melodisi bile dünyadaki yerinizi size hatırlatıyor, ruhu var edip tüyleri diken ediyor; çirkinliklerden bir nebze uzak tutuyor.