Çocuklara yönelik ayrımcılık üzerine yeni yazı: Bu makalede orta sınıf ebeveynlerin çocuk algısını ve gündelik söylemlerinde ortaya çıkan yetişkin-merkezli tutumları inceledik. Çocuk hakları mücadelesine küçük de olsa bir katkıda bulunması dileğiyle...
https://t.co/1DXC4g6hMO
📣
Lisansüstü başvuru kılavuzu yayınlandı.
📌 2026-2027 Güz Yarıyılı lisansüstü başvuru koşulları, tarihleri ve anabilim dalımıza bağlı programların kontenjan bilgileri için:
🔗 https://t.co/l5wSAI7XJb
Ben Özge Bora.
1982 yılında Almanya’da doğdum, 14 yaşıma kadar orada yaşadım.
Çocukluğumda, yaşımı dahi hatırlamadığım bir dönemde komşumuzun oğlu tarafından istismar edildim. Uzun süre sustum. Bir gün cesaretimi toplayıp anneme anlattım. Doktora götürüldüm. Ama o gün benim yaşadığım travmadan çok "kızlığımı kaybedip kaybetmediğim" önemsendi.
"Bir daha konuşulmayacak" denilerek üzeri kapatıldı.
Ben susturuldum !!!!!
Bugün daha ağır bir gerçekle karşı karşıyayım. Kızım, öz babası tarafından istismara maruz kaldı. İşte o gün, annem gibi susmayacağıma, bunu yapanın en ağır cezayı alması için sonuna kadar mücadele edeceğime yemin ettim.
Bu süreçte; bir yıldır el bebek gül bebek baktığım, yatalak kanser hastası annem bile, sesimi duyurmaya çalıştığım için bana
"Bizi Ünye’ye rezil ettin" dedi.
Kızıma sahip çıktığım için, en çok ihtiyacım olan annem tarafından bile "rezil" ilan edildim.
Evet, onların gözünde rezil olabilirim.
Ama ben biliyorum ki asıl rezalet, bilip SUSMAKTIR.
İçimde fırtınalar kopuyor. Yalnız kalıyorum. En yakınımdan destek yerine itibar düşünülüyor!
Ben bu yoldan asla dönmeyeceğim.
Tek isteğim; bu yolda manevi desteğiniz. Çünkü bir çocuk için susmamak, rezillik değil, onurdur.
20 Ay 17 gündür devam eden
3.Duruşmaya 6 gün kaldı…
🗓 27 Şubat 2026 Cuma
⏰ 10.55
📍 Ünye Ağır Ceza Mahkemesi
Lütfen bu 6 gün boyunca bizden desteklerinizi esirgemeyin 🙏
#ÇocuğunBeyanıEsastır
#ÇocukİstismarıAffedilemez
Hudson’s piece on war highlights states’ responsibility to recognize the rupture and move beyond a dollarized financial system that may already be ending. A must-read: https://t.co/hLCXYJMoMo
Epstein belgeleriyle ortaya çıkan ilişkiler ağı bize ne anlatıyor. New York Tımes'daki bu makale çok iyi tarif ediyor. Özetle:
Anand Giridharadas bu yazıda Jeffrey Epstein e-postalarını, tek tek kişilerin ahlaki zaaflarını anlatan bir skandal dosyası olarak değil, günümüz küresel elitinin nasıl davrandığını ve birbirini nasıl koruduğunu gösteren bir kayıt olarak ele alıyor. E-postalar, Epstein’in 2008’deki mahkûmiyetinden sonra yeniden kabul görmesini sağlayan çevrenin; siyaset, finans, akademi, medya, teknoloji ve hayırseverlik dünyalarından gelen, ideolojik olarak birbirine zıt ama aynı toplumsal konumda buluşan bir elit ağı olduğunu ortaya koyuyor. Bu ağda Donald Trump’la temaslı isimler, Steve Bannon, Lawrence Summers, Ehud Barak, Peter Thiel, Noam Chomsky, Deepak Chopra, Woody Allen, Michael Wolff, Kenneth Starr ve Obama döneminde Beyaz Saray hukukçuluğu yapıp daha sonra Goldman Sachs’a geçen Kathryn Ruemmler gibi figürler yan yana yer alıyor. Yazıya göre bu kişileri birleştiren şey ortak fikirler değil; sürekli hareket hâlinde olmaları, aynı mekânlarda dolaşmaları, aynı kapalı çevreye erişmeleri ve esas sadakati birbirlerine duymaları. E-postalar bu çevrenin işleyişini açık biçimde gösteriyor: İlişkiler “neredesin?” sorularıyla kuruluyor, New York, Davos ve Aspen gibi duraklarda temaslar tazeleniyor, kamusal bilgi değil kulis bilgisi değerli sayılıyor ve karşılıklı olarak özel, herkese açık olmayan bilgiler paylaşılıyor. Epstein bu ağda insanları birbirine bağlayan bir aracı işlevi görüyor; finansçıları siyasetçilere, akademisyenleri milyarderlere, gazetecileri güç merkezlerine yaklaştırıyor. Yazı, bu ilişkiler ağının para, prestij, entelektüel meşruiyet ve bilginin birbirine çevrildiği bir düzen yarattığını vurguluyor. Giridharadas’a göre Epstein’in bu çevrede barınabilmesi, çevresindekilerin gerçeği bilmemesinden değil, başkalarının acılarına bakmamayı öğrenmiş olmalarından kaynaklanıyor; finans krizleri, savaşlar, eşitsizlik ve toplumsal zararlar karşısında kayıtsız kalabilen bir elit, cinsel suçları da görmezden gelebiliyor. E-postalar, bu ağın kamuoyunda çatışıyor gibi görünen üyelerinin, söz konusu kendi konumları olduğunda birbirlerini kolladığını ve ilke ile ağın devamı arasında seçim yapıldığında ağın tercih edildiğini gösteriyor. Metin, Epstein dosyasını bugünkü demokratik krizlerin öncesine yerleştiriyor ve kapalı bir elit çevrenin uzun süre kendi çıkarlarını genel yararın önüne koymasının toplumda dışlanmışlık ve güvensizlik duygusunu derinleştirdiğini anlatıyor; yazı, Epstein’in mağdurlarının dayanışmasını ve gerçeği dile getirme ısrarını bu kayıtsızlığa karşı ortaya çıkan ilk gerçek kırılma olarak işaret ederek sona eriyor. https://t.co/Upkw0NckJJ
Investing in Students
Top 5 Countries
Luxembourg🇱🇺
Norway🇳🇴
Iceland🇮🇸
Denmark🇩🇰
Austria🇦🇹
Bottom 5 Countries
Mexico🇲🇽
Türkiye🇹🇷
Chile🇨🇱
Latvia🇱🇻
Hungary🇭🇺
@OECD
🚨 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçti
31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi adı altında “af” getiren pakette, “alt ve üst soya, eşe, boşanılmış eşe, beden veya ruh bakımından kendini koruyamayacak olanlara, kadına ve çocuklara yönelik kasten öldürme suçunu işleyenler ile cinsel saldırı ve çocuğun cinsel istismarı suçunu işleyenler”, kadın hareketinin ve hak örgütlerinin mücadelesiyle kapsam dışında bırakıldı. Paketin ilk halinde, bu suçları işleyenler de infaz indiriminden yararlanıyordu. İktidarın yangından mal kaçırırcasına TBMM’den geçirmeye çalıştığı bir paket daha örgütlü mücadelenin engeline takıldı.
⚠️ Her ne kadar kadınlara ve çocuklara karşı işlenen bazı suçlar tepkiler sonucu kapsam dışı bırakılsa da istisnalar dışındaki kasten öldürme ve yaralama suçları, yağma, hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti gibi birey ve toplum güvenliğini ortadan kaldıran suçları işleyen failler, hatta bütün adli suç failleri değişiklikten faydalanabilecek. Bu kapsamda, cezaevinde olan hükümlülerden de yaklaşık 55 bini tahliye olacak.
🛑 Olası kast ve taksirle öldürmeden yargılanan deprem davalarının sanıkları pakette kapsam dışı bırakılmadı. On binlerce yurttaşın ölümüne sebep olan failler infaz indiriminden faydalanacak.
📍109 kişinin öldüğü Ankara Garı katliamı, 301 madencinin öldüğü Soma maden faciası, 25 kişinin öldüğü Çorlu Tren Kazası ve daha nicelerinin failleri de 11. Yargı Paketi'nden faydalanacak.
Anayasal düzene, devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar paketin kapsamı dışında.
▶️ İktidar, “kendine karşı işlenen suçları” affetmezken, Anayasal toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını, ifade özgürlüğünü kullananları dahi gözaltına alıp yargı sopası ile tutuklatırken, muhalifleri “Anayasal düzene karşı suç”, “terör suçu” gibi isnatlarla içeride tutarken, halka karşı işlenen suçları affediyor ve bu paketin bir “af” düzenlemesi olmadığını, infaz adaletinin sağlanması amacı taşıdığını iddia ediyor.
▶️ Aksine, bu paket tam anlamıyla bir af düzenlemesidir. Bugün, cezasızlık politikasının en görünür olduğu alanlardan biri olan “infaz rejimi”, iktidarın torba yasalarla “güvenliksiz bir toplum” inşasının da en önemli aygıtı haline gelmiştir.
🚨 Başta muhalefet partileri olmak üzere her bir milletvekiline tek tek sesleniyoruz. Yurttaşın ve toplumun güvenliğini sağlamak devletin görevidir. Devam eden davaları, açılacak davaları da etkileyecek, uygulaması ve tahribatı yıllarca sürecek olan bu “affın” Genel Kurul’dan geçmesi faillere cesaret verirken, toplumun adalete olan inancını daha da sarsacaktır.
#EŞİKPlatformu olarak hiç yorulmadan tekrar ediyoruz. İstedikleri teklifi TBMM Genel Kurulu’na getirerek oylarınıza sunan, demokrasi oyunu oynayan, ama siz “hayır” deseniz de sayısal çoğunluklarına dayanarak istedikleri yasayı menfaatlerine uygun şekilde geçiren siyasal iktidarın oyununu artık bozun. Oylamaya katılmayın! Yurttaşları güvenlik kaygısı ile yaşatmayın.
#YasalaraDokunmaUygula
#OylamayaKatılmayın
#KendileriÇalıpKendileriOylasınlar
Toplumsal Tarih'in 384. sayısı çıktı!
Aralık’ta, Özgür Kolçak editörlüğünde Osmanlı kaleleri üzerine bir dosya ile karşınızdayız. Göksel Baş, 15. yüzyıl sonu-16. yüzyıl başında sınır kalelerindeki neferleri ve askeri-idari hiyerarşiyi inceledi. Ömer Gezer, kale...
@BesimCanZirh Besim biz 2004 mezuniyet töreninde çarşafa barış sembolü hazırlamıştık. Pankart sokmak yasaktı. Göğsümüzde alana sokup yürürken açmıştık. Hatırladığım kadarıyla başka yoktu o yıl. Sonraki yıllarda yasak kalktı.
YENİ YAZI: Bu makalede özelleştirme öncesi Çanakkale Sümerbank'ta çalışan kadın işçilerin deneyimlerini anlatıyoruz. İşyerindeki eşitsizliklerle ve fabrikanın kapanışıyla nasıl başa çıktıklarına dair bir belgeleme çabası. Tüm katılımcılara minnetle... https://t.co/B4EQxxuQIc
With deep sadness, we share the passing of Michael Burawoy.
A towering figure in sociology, he shaped global debates & championed Public Sociology with passion.
His legacy lives on.
Read ESA’s full statement here: https://t.co/YjowFTE3Eo
📍Praksis Sayı 65 - Kriz, Yoksulluk ve Kadın Emeği
📆 27 Eylül'de kitap satan her yerde!
👉 Şimdi internet sitemizden alabilirsiniz. https://t.co/PFsX0FQXWp
Marmara Ünv. Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Arş. Enstitüsü bünyesinde Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler TR/İng. (YL ve Doktora), Sosyoloji ve Antropoloji (YL ve Doktora), Ekonomi Politik (YL) alanlarında lisansüstü başvuruları 10-26 Haziran 2024 arasında. İlgililerine duyurulur
21 Mayıs Salı 15:00'da santralistanbul enerji müzesindeyiz...
Kaptalizm ve Demokrasi kitabı üzerine hep birlikte konuşacağız.
Bekliyoruz!
@BiLGiOfficial