MİT Başkanı İbrahim Kalın, STRATCOM Zirvesi’nde konuştu:
"28 Şubat'ta başlayan, bir aydır devam eden İsrail-ABD-İran savaşının ortasında bulunuyoruz. Bu savaşı önlemek, ilk planda ortaya çıkmasını engellemek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Dışişleri Bakanımız, Millî Savunma Bakanımız, bizler, İletişim Başkanlığımız ve diğer ilgili tüm arkadaşlarımızla çok yoğun bir çaba sarf ettik.
Her seferinde öngörülemezlik, kırılganlık, gücün keyfi kullanımı üzerine dayalı bir dünya sisteminin ancak yeni krizler ve savaşlar üreteceğini ifade ederek bu tür çatışmaların ve yıkımların yaşanmaması için yoğun bir çaba sarf ettik.
Bugün bu savaşın ortasında, yaklaşık bir aylık süre içerisinde; bir, bu savaşın sona erdirilmesi, iki, Türkiye’nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba sarf ettik. Bu çabalarımız da ara vermeden devam ediyor.
Bugün itibarıyla da bu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hale gelmemesi, geleceğe dönük olarak da kalıcı hasara sebep olmaması için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz.
Fakat maalesef İsrail’in başlattığı bu bölgesel savaşın giderek bir küresel krize dönüşmesi ve Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 8 milyarın bedelini ödediği bir savaşa dönüşmesi, şu anda fiili bir gerçeklik olmaya doğru hızla ilerliyor. Tüm çabamız öncelikle bu savaşın bir an önce sona ermesi olacaktır.
Bu büyük savaşla birlikte bölgemizde aynı zamanda büyük bir fitne ateşinin yakıldığını da ifade etmeliyim. Bu savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesi; sadece İran’ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil, fakat bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu asli unsurları olan Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Bunlara karşı Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz halinde mücadele edeceğimizi ifade etmek isterim.
Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız. Fitne ateşini yaymaya çalışanlara karşı da kendi dinamiklerimizle, değerlerimizle, liderliğimizle, kendi önceliklerimizle karşı durmaya devam edeceğiz.
Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Türkiye olarak bu istikametten ayrılmayacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum."
Yerli Yerinde programı kapsamında röportajlara başladım. Bu programda toplumda kabul görmüş, değer üretmiş, insanlık için çalışan, sevilen isimleri ziyaret edip, görüşlerine başvuruyoruz.
Etrafımız ateş çemberi, dünyanın gittiği yer malum, Sivil Toplum Gönüllülük faaliyetleri ne durumda? Türkiye dünyada neler yapıyor? İş dünyasında kimler bu süreçte destek veriyor, Türkiye’nin büyük öncü STK’ları ne gibi faaliyetlere imza atıyor hepsini araştırıyorum.
Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, @iycgenelmerkez Genel Başkan Yardımcısı, Vakıf İnsanı Sn. @israfilkisla ile bir röportaj yaptım.
İlim Yayma nasıl hangi şartlarda kuruldu? 75 yılda neler yaşandı? Hangi kişi ve kurumlar destek verdi?
Bu isimler arasında geçen İş Adamı Murat Ülker ile ilgili detaylı sorular sordum, kendisini daha önce çok eleştiren birisi olarak aldığım cevaplar şaşırtıcıydı. Bana çok soru geliyordu Murat Ülker hakkında YouTube kanalımda uzun videoyu da izleyebilirsiniz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var o da İslam.
Hz. Ali bizim, Hz. Ömer de bizim. Hz. Osman bizim, Hz. Hasan ve Hüseyin de bizimdir.
Hz. Ayşe validemiz bizim, Hz. Zeynep annemiz de bizimdir."
Minnesota’da bir ilkokul öğretmeni,
“Bugün 5. Sınıftan dört öğrencim, diğer öğretmenleri okulda olmadığı için benim o anda boş olan sınıfımda namaz kalmak istedi. Ramazan ayında olduklarını ve Müslüman olduklarını biliyorum. Benim de sınıfta kalabileceğimi söylediler.
..İnanılmaz bir uyum içinde, başlarında bir yetişkin olmadan, kendi iradeleriyle, ellerini kullanmaları, ayakları, oturmaları, eğilmeleri adeta bir senfoni gibiydi. Hayatımda ilk defa böyle bir uyum izledim. Bunu onlara bu yaşta hiç bir rehber olmadan yaptıran inanç, gözlerimi yaşarttı. Namazları bitti ve yanıma geldiler. Onları kucakladım, sizinle gurur duyuyorum dedim. Yavrularımla gurur duyuyorum..”
Sen ne güzel bir öğretmensin..
Aşırı olan her şeyde sorun vardır. Bu annelikte de, babalıkta da, siyasi düşüncede de, dini inanışta da, dünyaya bakışta da geçerli bir önermedir. Bir yerde aşırılık varsa kişinin oradan uzaklaşması gerekir. Kişi kendisinde bir aşırılık hissediyorsa kendisi ile ilgili bir şeylerin sağlıksız olduğununu bilmesi gerekir.
İnandığım bir teori var. Bir yer, insan ve durum hayatınızda artık olmaması gerekiyorsa sizi sürekli hayal kırıklığına uğratıyor. Tekrarlayan hayal kırıklığı rastlantı değildir. Sorun tek olay değil, yolun kendisidir. Bir iş yeri, sevdiğiniz bir kişi veya kariyerle ilgili olsun.+
İlim Yayma Vakfı Kurucu Üyesi, pladis Yönetim Kurulu Başkanı ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Vefa Yurdumuzda öğrencilerimizle bir araya geldi.
Gerçekleşen tecrübe paylaşımı programında Sayın Ülker; iş hayatındaki birikimlerini aktarırken, öğrencilerimizin sorularını cevapladı ve hayata dair tavsiyelerde bulundu.
#ilimyaymavakfı
Laf sokarak konuşma ciddi bir ruhsal bozukluktur. Kötü duygusu yüksek olan insanlar, karşı tarafa laf sokarak kendilerini iyi his etmeye başlarlar. Bazen kapalı bazen açık bir şekilde bunu yaparlar.
Holokost'tan sağ kurtulan Kanadalı Yahudi doktor Dr. Gabor Mate:
"Tarih 7 Ekim’de başlamadı."
"4 ya da 5 yıl önce bombalarıyla yüzlerce çocuğu öldürdüklerinde bile olmadı."
"1956’da 200 sivili katlettiler."
"Bu yüzden onlara hayvan diyebilirsiniz."
Küresel Sumud Türkiye delegasyon yöneticileri lütfen tüm dünyadan aktivistlerin misyon komitesi tarafından belirlenen tahliye süreçlerini, imza edilen ve edilmeyen evrak detaylarını; hususi olarak Dışişleri Bakanlığımız ve Konsolosluğumuz aracılığı ile size ve bize ulaştırılan tavsiyeleri kamuoyuna açıklayınız.
Detayları ile yapacağınız bu bilgilendirmenin aktivistlerin Siyonist kara propanda ile itibarızlaştırılmasının önüne geçeceğini umud ederim.
@Globalsumudf
@gmtgturkiye
Bence hepimiz bir temiz delirdik. Sumud katılımcısı arkadaşlarımız hiçbir telif talep etmeden (kaldı ki etseler de bize ne), üstelik 40 Gazzeli yetime bir yıl sponsor olma şartı koşarak Gazze anlatmak için Kocaeli Kitap Fuarı'na gidecek diye sıpanın çamurda hoplaması gibi zıpladınız üzerlerinde.
Yahu hiçbir şeyin önüne arkasına bakmadan sadece sekterlik olsun, sadece kötülük olsun diye Mümin kardeşlerinize iftira atarken hiç mi sızlamıyor içiniz?
Bekir Develi'nin, Ersin Çelik'in Gazze üzerinden PR yapıp prim kasmaya ihtiyaç duyabileceğini de nereden çıkardınız ayrıca? Sen mi lan onlar?
Bunu yazdığım için bana kızacak ama Filistin İnisiyatifinin organizasyon masraflarına hiç harcamadıysa 5 milyon lira para harcamıştır Bekir Develi cebinden. Gazze için doğrudan harcadıklarını varın siz hesap edin.
Ersin'e gelince... İki yıldır aynı TV programında Gazze’yi gündemleştirmediğimiz tek bir program yapmış değiliz. Sumud'a binerken de tek amacı Gazze’ye ulaşmak ve Gazze’nin sesini dünyaya duyurmaktı. Bunu da çok büyük bir başarıyla gerçekleştirdi.
Ne kötü, ne kötücül, ne ham insanlarsınız lan siz? Gazze'yi babanızın malı sayacak ne yaşıyorsunuz abicim?
Küresel Sumud Filosu’ndaki İngiliz Aktivist Kieran Andrieu, İsrail tarafından alıkonulduğunda yaşadıklarını AA’ya anlattı
— Filodaydım çünkü her şeyden önce babam Filistinli. Şu anda insanlığın karşı karşıya olduğu Gazze'deki soykırımdan ve İsrail'in her gün Filistinlilere uyguladığı zulümden daha büyük bir sorun yok.
— İsrail bize mahkum kıyafetleri giydirmeye çalıştı ama biz mahkum değildik; tutsaktık, rehineydik. İsrail, Filistinlilere her gün bunu yapıyor.
— İsrail bize çok kötü davrandı. İnsanların mutlaka kullanması gereken ilaçları vermediler. Dün gece birimizin kalp krizi geçirdiğini bağırarak haber verdik. Gelmediler. Umursamadılar. Bize böceklerin istila ettiği yiyecekler verdiler.
— Bazı insanları işkenceye maruz bıraktılar.
— Bize mahkum kıyafetleri giydirdiler. Türkiye, bize gerçek kıyafetler verdiniz. Çok teşekkür ederiz.
Haydut İsrail’in ablukasını kıran, vicdanların sesi ve mazlumların umudu olan kahramanlar selametle döndü.
Küresel Sumud Filosu sadece bir deniz yolculuğu değil, küresel vicdanın uyanışını temsil etmiştir. Onların gösterdiği kararlılık, baskının ve umutsuzluğun tüketemeyeceği bir insanlık dersidir.
Gazze'ye umut, insanlığa nefes taşıyan cesur gönüllüleri saygıyla selamlıyoruz!