aşk gerçekten tam da böyle bir şey bence. senin neye ihtiyacın varsa ben o olurum. merhem olurum, düz yol olurum yeri gelir seni cesaretlendirecek el olurum. ama ne olursa olsun her günün sonunda yaslan bana diye dağ olurum.
Bir erkekte bakmanız gereken en önemli özellik en çok da size karşı merhametli olması,kıyamaması, ağladığınızda dayanamaması, haklı olsa da siz ağlarken içinin titremesi.Sizi ağlatan o sırada acımasızca davranmaya devam edenleri bal olsa unutun
“ben bu kadarım, dünya da bu kadar” diye kabul edince her şey nasıl da hafifliyor ve serinliyor ya. ellerimizi yakamızdan çekelim de oraya çiçeklerin iliştiğini seyredelim nihayet.
Genelleme yapmak istemem ama kadınlarda aidiyet duygusu çok daha bütünsel. birini unutup yeni bir sayfa açtıklarında geçmişindeki o figürle şimdiki eşi aynı zihinde birleştirmeyi kadının ne kalbi ne de midesi kaldırmaz. bana kalırsa kadınların bu netliği erkeklerdn çok daha güçlü
ben sana diyorum ki evimi yaktın, sen hâlâ bana bunu yaptın diyorsun. evimi yaktın kaptan, evimi. evim dediğin evimi. ben kül oldum o yangında, senin için hiç mi âh demedi.
Bir gün egonun yerini olgunluk aldığında, umarım hep yanında olan kişinin ben olduğumu fark edersin. Bunun bana iyi gelmediğini bildiğim zamanlarda bile senin yanındaydım. Umarım bir gün bana ne kadar acımasız davrandığını ve aslında bunu hak etmediğimi anlarsın. Çünkü bazen bana seni sevdiğim için cezalandırılmışım gibi hissettirdin.
Evlenirsen pişman olursun. Evlenmezsen de pişman olursun. Çocuk yapsan da yapmasan da pişman olursun. Kierkegaard bunu 200 yıl önce şöyle söylemiştir:
"Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. Hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
Sen neye karar verdin?