21 yaşındaki üniversite öğrencisi Meryem Yılmaz’a adil davranıldı mı?
Meryem cezaevinde. Gerekçe olarak, ailesiyle yurt dışına tatile gitmesi ve babasının soruşturma geçirmiş olması gösteriliyor.
@SumruYavrucuk
ÖğrenciMeryem NedenHapiste
%98 engelli gazi Bilal Konakçı’nın yaşadıkları vicdanları yaralıyor
2009 yılında bomba imha görevi sırasında ağır yaralanarak yüzde 98 oranında engelli kalan gazi Bilal Konakçı’nın daha sonra hakkında yöneltilen suçlamalar nedeniyle 20 ay cezaevinde kaldığı belirtiliyor.
Bir insanın bedeniyle, sağlığıyla, hayatıyla ödediği ağır bedelin ardından böyle bir mağduriyet yaşaması, adalet ve vicdan açısından derin bir yara olarak görülüyor.
Bilal Konakçı örneği, sadece bir kişinin dramı değil; haksızlığa karşı sessiz kalındığında kötülüğün nasıl büyüdüğünü gösteren acı bir tablo olarak değerlendiriliyor.
Bugün bir gazinin hakkı görmezden gelinirse, yarın diplomalar, şirketler, evler, arsalar, unvanlar ve emekler de aynı hukuksuzluğun hedefi olabilir.
Sessizlik kötülüğü büyütür.
Adalet herkes için gereklidir.
#BilalKonakçı #Gazi #Adalet #İnsanHakları #Hukuksuzluk #Mağduriyet #SessizlikKötülüğüBüyütür #Vicdan #Adaletİstiyoruz #HakHukukAdalet #KHK #Cezaevi #ToplumsalVicdan
Is Erdoğan’s palace the right venue for a summit of liberal democracies?
After many critical Turkish journalists were denied accreditation, a Dutch journalist posed the question of the day to NATO Secretary General Mark Rutte:
“You have spoken very highly of the host country. Yet over the past few days and weeks, we have witnessed a new wave of repression targeting the opposition—including journalists and even a comedian. Is Ankara still the right place to host a summit of liberal democracies? And do you think this summit provides a good opportunity for leaders to raise these issues with President Erdoğan?”
Rutte:
“Let me say this. When it comes to democracy, democracy is about much more than elections. Elections are, of course, fundamental to any democracy. But democracy is also about a free press—which means all of you in this room. It means being able to ask any questions you want, write whatever stories you choose, and conduct your own investigations. And, of course, democracy also means that people are free to organize protests if they wish. So democracy is about far more than free elections alone. And when it comes to the media, it is extremely important for NATO that journalists are able to cover major events like this on the ground.”
🔴 “Darbeyi kimin yaptığını da çok iyi biliyorsunuz, önüne gelene ‘fetö’cü, önüne gelene terörist, Konuşmayın öyle vır vır vır! Yeter ulan!”
#FetöNefretSöylemidir
Komutanlar emirlerindeki personeli bilinçli olarak darbenin içine mi çekmek istedi?
Bu karanlık olayların arkasında kimler var?
Kimler hain kimler vatansever?
#15Temmuz'da katliamı sanık askerler mi engelledi?
#15Temmuzgerçekleri
BEŞTEPE belgeselinden
''Yapılan balistik incelemelerde, sivillerin ölümüne eden olan mermilerin sanık askerlerin silahlarıyla eşleşmediği ortaya kondu''
Beştepe Belgeseli (@Bestepebelgesel) Yargı'nın Sefaleti'ni De İfşa Ediyor!
Belgeseli izledim. 15 Temmuz Darbe Tiyatrosu'nun gerçek mağdurları ve tanıkları, kurgu yargılama süreçlerine dair ilk elden önemli bilgiler aktarıyorlar.
Ben özellikle hakim ve savcılar ile ilgili kısma odaklandım.
Belgeseldeki somut bilgilere göre: Hakim ve Savcılar;
1. İşkence'ye göz yumuyor, hatta teşvik ediyorlar,
2. Delilleri toplamıyorlar veya yanlı yorumluyorlar,
3. Savunmaları dinlemiyorlar,
4. Şüpheli ve sanıkları baştan mahkum etmişler,
5. Siyasi saikle davranıyorlar,
6. Siyasilerin baskı ve yönlendirmesi ile hareket ediyorlar,
7. KORKUYORLAR,
8. Bağımsız değiller,
9. Yaptıkları soruşturma ve yargılamaya kendileri de inanmıyorlar,
Yani hukuk adamı değil, infaz mangası gibi çalışıyorlar.
15 Temmuz’la ilgili görüntüler servis edildikçe, kumpasın detayları ve kirli planın açıkları da bir bir ortaya çıkıyor!
15 Temmuz gecesi, Tümgeneral Yavuz Türkgenci, Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu,
Emniyet Müdürü Murat Çelik gibi asker ve emniyet mensuplarının ortak teçhizatları olmamasına rağmen, aynı tür beyaz çelik yeleği giymeleri; adeta pazılın kayıp parçası gibi resmî birleştiriyor!
Pek çok kez ifade ettiğimiz üzere o gece sokağa çıkan halk açık hedefti. Kumpasçılar halk ve askeri karşı karşıya getirmek için, önceden yerleştirdikleri keskin nişancılar ile masum insanları nişan almıştı. Böylece çıkan kargaşada binlerce insanın ölümü planlanmıştı. Ancak rejim tarafından hain ilan edilen kahraman askerler, bu oyuna gelmemiş, kendi canları ve özgürlükleri pahasına millete silah çekmemişti.
O sırada halkın arasına karışan beyaz çelik yelekli bu asker ve emniyet mensuplarının rolü neydi? Bunun gibi pek çok soru akla geliyor!!!
1) Keskin nişancılara “beyaz çelik yelekli kimse hedef alınmayacak” emri mi verildi?
2) Bu teçhizatları nereden aldılar? Beyaz çelik yelekler kimin envanterindeydi?
3) O gece herşeyin aniden geliştiğini iddia ettikleri dikkate alındığında; bu hazırlığı ne zaman yaptılar?
4) Beyaz çelik yeleğin hiçbir kamuflaj özelliği yokken, hedef ayrımı yapmak için mi bu teçhizat seçildi?
5) Herbiri yakın çekimden yapılan bu kayıtlar; kendilerini daha sonra kahraman ilan etmek için mi arşivlendi?
6) 15 Temmuz’a ilişkin tüm kayıtlar kimin elinde? Neden parça parça servis ediliyor? Neden bir bütün değil, kırpılmış olarak paylaşılıyor?
7) O gün beyaz çelik yelekler ile sahada olan bu kişiler, hangi terfi ve makamlar ile ödüllendirildi?
8) Bu kişilerin ifadesi alındı mı? Çapraz sorguları yapıldı mı?
📛ÇOK YERİNDE BİR TESBİT📛
“Bütün darbeleri yaşadım.
Bu son darbenin komik bir tarafı
var.
Organize tezgahlanmış bir şey olarak görüyorum.
Bir tasfiye için böyle bir şey yapıldı.”
#FerhanŞensoy, oynanan tiyatroyu böyle okuyordu.
AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’dan çarpıcı değerlendirme:
“İstatistiksel olarak aynı anda, aynı kişi hakkında üç farklı davaya ilişkin üç duruşma yapılması ve bunun, tüm dünyanın dikkatinin Ankara’daki NATO zirvesine çevrildiği günlere denk gelmesi imkânsızdır.
Bu ülke dışında herhangi birinin, bu yargının bağımsız olduğuna gerçekten inandığını mı sanıyorsunuz?”
@cumhuriyetgzt1 , @NachoSAmor
Sayın(lafın gelişi) Özdemir, “mimarını araştırdım bulamadım” diye yalandan sızlanma! Bu kuyu tipi zindanların mimarı belli, dönemi de belli.
15 Temmuz 2016 sonrası AKP iktidarında, Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde planlandı, 2017’de Çorlu Karatepe ihalesi açıldı, 2021’den itibaren sessiz sedasız devreye sokuldu. Kur İnşaat, SMS İnşaat, AKP’li Tetik’in şirketi gibi yandaşlara pazarlık usulüyle peşkeş çekildi.
Bu beton kuyuları yaptıranlar, mahpusları güneşsiz, havasız, 23 saat hücreye mahkûm eden, kamerayla tuvalete kadar izleyen o işkence düzenini kuranlardır. İnsan onurunu ayaklar altına alıp tecriti kalıcı hale getirdiler.
“Mimarını bulamadım, Allah onu da oraya düşürsün” diyorsun. Boşuna arıyorsun. Asıl mimarlar ve karar vericiler zaten ortada: Sizin iktidarınız, sizin döneminiz.
Bu kuyu tipi zulüm mekanları sizin eseriniz. O kuyuları dolduranlar da bir gün hesap verecek HATTA ORALARDA ÇÜRÜYECEK!