Atanan kayyıma karşı, irademizin gaspına karşı yarın toplanıyoruz!
GSÜ sahil tarafında eylemimizi yapacağız ve kapatma kararı olan Bilgi Üniversitesi’ndeki arkadaşlarımızla dayanışmaya geçeceğiz.
Herkesi direnişe çağırıyoruz!
12:00 / GSÜ Sahil Tarafı
14:00 / Bilgi Üni. Santral
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Kadın Kadına Tarih konferanslarının dördüncüsünü bu yıl Özyeğin Üniversitesi ve New York Üniversitesi iş birliğiyle İstanbul’da gerçekleştireceğiz. Çok heyecan verici ve dopdolu bir program hazırladık. Birbirinden değerli araştırmacıların katıldığı panellerde erken Osmanlı tarihinden Cumhuriyet dönemine pek çok konu konuşulacak, tartışılacak.
18–19 Nisan’da gerçekleşecek bu güzel buluşmada ilgilenen herkesi aramızda görmek bizi çok mutlu eder. İstanbul’daysanız mutlaka bekleriz!
Katılım için: https://t.co/8YHXN7dMLI
İstanbul’un Kedileri Rütbesizdir
“Bu bir İstanbul kedisidir. Şehrine uygun kedi böyle olur işte: Keyif yapmayı bildiği gibi cenk etmeyi de bilir. Ne depremden korkar ne de geceden, köpeklerden hiç… Köpekler ondan korksun!”
Filiz Ayral Elman - Nisan 1991
Geçen hafta kendisini eleştirdiğim için bana özelden çirkin bir dille mesaj atan @cuneytozdemir bugünkü yayınında yine somut hiçbir veriye dayanmayan bir iftira atmış, ilaveten beni akademisyenlik yapmamakla suçlamış. İftiralarına cevap vermek isterim. “Etkilihaber” hesabından bir alıntıyı paylaştım diye bana FETÖ imasında bulunmuş. Bu iddianın ciddiye alınacak hiçbir yanı yok. Her gün binlerce insanın paylaşım yaptığı açık bir haber hesabından mesaj alıntıladığım için böyle bir imada bulunmasını kesinlikle kabul etmiyorum. Ayrıca birkaç akademisyenin sosyal medya paylaşımlarıyla CHP’yi yönettiğini düşünmesi de mantıkla bağdaşmayacak kadar komik:)
Akademisyenlik yapmadığım iddiası ise aynı derecede saçma. Siyaset bilimi doktoramı Cornell Üniversitesi’nden aldım. 10 yıldır önce Bilkent’te, şimdi Sabancı’da hocalık yapıyorum. Uluslararası saygın akademik dergilerde yayımlanan 23 SSCI makalem, 3 kitabım var. Çalışmalarıma gelen 2.674 atıfla Türkiye’de en çok atıf alan siyaset bilimcilerinden biriyim. 2,5 yıldır da Uluslararası Siyaset Bilimi Derneği’nin yönetim kurulundayım. Pek çok ders verdim, lisans–yüksek lisans–doktora öğrencisi yetiştirdim. İtibarımı hedef alan bu iftiralar nedeniyle bunları yazmak zorunda kalıyor olmam bile üzücü.
Bu vesileyle yayında geçen başka bir imayı da yanıtlayayım: Yaklaşık 5 senedir düzenli olarak katıldığım TV kanalları ve dijital yayınlarda Türkiye’deki otoriterleşme sürecini anlatıyorum. Bu yayınlarda yaptığım yorumlar için hiçbir siyasetçiden ya da medya kuruluşundan maddi bir karşılık almıyorum. Beni düzenli olarak yayınlarına davet eden gazeteciler buna şahittir. Bu nedenle görüşlerimi özgürce ifade edebiliyorum. Bu dönemde akademinin susmamasının hayati olduğunu düşünüyorum.
Son olarak: Cüneyt Bey CHP’li siyasetçileri eleştirmekte özgürse, kendisi de eleştiriden muaf değildir. Herhangi bir kabalık ya da hakaret içermeyen eleştiriyi kamuoyu önünde görüş beyan eden herkes olgunlukla kaldırmak zorundadır. Eleştiriye cevap veremediği için iftiraya ve çirkin ima üretimine başvurmasını bir gazeteciye yakıştırmıyorum. Bunu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum. https://t.co/b3qz0lQcVd
Güney Kore'de okul hayatında zorbalık geçmişi olan öğrenciler, notları yüksek olsa bile üniversiteler tarafından reddedilmiş. Örnek alınası bir durum. Hatta siber zorbalık, sosyal medya zorbalığı da buna dahil edilmeli.
Utrecht Üniversitesi'nden akademik oyunun kurallarını değiştirecek önemli bir adım:
"Dergi Etki Faktörlerinin (Journal Impact Factors) esas alınması, Açık Bilim vizyonumuzla uyumlu değildir. UU’da biz, araştırmacıları ve araştırmalarını yayın sayısı, atıf sayısı ya da makalenin yayımlandığı derginin etki faktörüne göre değil, çalışmalarının niteliğine göre değerlendiriyor ve takdir ediyoruz."
https://t.co/BDfqxOp8Ry
En cette rentrée scolaire, le sociologue Bernard Lahire tire la sonnette d’alarme : l’obsession de l’évaluation à l’école est en train de tuer la curiosité naturelle de l’enfant.
➡️ https://t.co/DDM0WBNZR9
Köy enstitülerinin ders programlarını incelemiştim doktora tezim sırasında. Mandolin çalmaya indirgenmesinin tamamen safsata olmasını geçiyorum, kalkınma tam da yoksul köy çocuğunun mandolin çalmayı da öğrenmesiyle gerçekleşir.
Sıradan vatandaşı hiçbir şeye layık görmeyen bakış açısı bu. Nerede görsek tanırız. Bunlar, hanedandan monarşiden, bildikleri dillerden, taktıkları elmaslardan bahsederken kendilerinden geçerler. Onlar her şeyin en iyisine layıktır.
11 yıl evvel İstanbul Üniversitesi (Çapa) Tıp Fakültesi'nde bir iş cinayeti sonucu kaybettiğimiz işçi arkadaşımız..
Zafer Açıkgözoğlu'nu Unutmadık, Unutturmayacağız..