“Sanki Süreyya Operası'nın önünden geçerken bir kalabalık görmüşüm, 'Ne eylemi acaba?' diye içlerine sokulmuşum ve eylem benim hakkımdaymış gibi bir gün…
N'aber? Nasıl geçti haftanız?
Ben bu hafta üç defa tutuklandım, hem de cezaevindeyken. Yani Karatepe'nin asi çocuğu, suç makinası, dehşet saçmaya devam ediyor!
Onun dışında iyiyim, siz de iyi olun. Hepinize sevgiler, iyi ki varsınız."
“Denizin içindeyiz!”
“Artık saz zamanıdır, şimdi söz zamanıdır!
Havalar çok çok acayip,
Havalar çok çok şizoid…
Havalar çok çok çok acayip, havaları çok çok acayip kılan günün çok acayip haberleriyse şöyle;”
“Deniz Göktaş tutuklandı!”
Gülmekten korkan iktidarlar olmuştur; gülmekten vazgeçen toplumlar ise hiç olmamıştır.
İfade özgürlüğü suç değildir.
Deniz Göktaş’ın yanındayız!
Arkadaşımız Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararı, yalnızca bir komedyeni değil; mizahın ifade alanını da daraltan bir karardır.
Bir komedyenin yeri cezaevi değil, sahnedir.
Deniz bizim arkadaşımız. Yıllardır aynı sahneyi, aynı heyecanı ve aynı kahkahayı paylaşıyoruz. Bugün de yanında olmaya devam edeceğiz.
İnsanlar birlikte güldükleri insanları da, neye güldüklerini de kolay kolay unutmaz.
Çünkü mizahın hafızası vardır.
O hafızaya kelepçe vurulamaz.
Deniz’in yanındayız.
Ya susup oturacak ve sıranın “hiçbir şey yapmasanız bile” size gelmesini bekleyeceksiniz.
Ya tam da Deniz’in yaptığı gibi Saray’ın kendinden olmayan kim varsa yok etmeye and içtiği bu berbat rejime karşı çıkacak ve konuşacaksınız.
Susmayın.
👇🏽
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Adamlar "bu kadarını da yapmazlar artık" diye düşündüğümüz ne varsa yapıyorlar şikayeti yerine masanın tersine dönüp artık onların "yapamazlar" diye düşündüğü şeylerin gerçekleşmesi gerekiyor.
Depremin ikinci günü Hatay'a girdiğimizde her yer yıkılmıştı..
Armutlu'da bir pazar tentesinin altında yüzlerce insan acı içinde, çaresizce birilerinin gelmesini bekliyordu..
Enkazdan çıkmış yaralı insanlar, enkaz altındaki sevdiklerini çıkarabilmek için çırpınıyordu..
Yardım için şehre her giren aracın peşinden koşuyordu insanlar.. babam şu apartmanda, annem şurada diyerek yalvardılar hiç unutmam..bir yetkili yoktu.. bir genç kız bana bir çekiç bulur musun dedi..ne yapacağını sordum..annem çekyatın altında olabilir hava açmam lazım dedi..
ilk gittiğimde tam 15 gün kaldım orada...ben bu adamı bir kez bile görmedim.
Ölüler battaniyelere sarılı yerlerde bekletildi.. Gece başında nöbet tutardık araçlar çarpmasın diye.. Bir tek kişi vardı Armutlu muhtarı o da çaresizce koşturuyordu... Araç yoktu.. dördüncü gün orman bakanlığının pikap aracı geldi..bir genç vardı hiç unutmam bacağı kırık enkazdan çıkartılmıştı...tüm ailesi yedi kişi battaniyeye sarılı yerde, araç bul kendine dediler..
hayatımda duyduğum en acı sözlerden biriydi..psikolog var demişlerdi bir çadırda koştum oraya gelin dedim tüm ailesini kaybetmiş bir gence böyle söylediler...sen yoktun. Bir abiye serum takmışlar.. serum yere bakıyor.. akmıyor.. fırça sapına tutturdum serumu sen yoktun.
Sol partiler vardı orada, aracına atlayıp yola koyulan yurttaşlar vardı, yurt dışından gelen arama kurtarma ekipleri vardı ben seni görmedim.. elinde bir kazma ile gelmiş inşaat işçisi vardı sen yoktun..
Üçüncü gün şehre jak geldi, dördüncü gün madenciler.. Armutlu, Defne, Antakya her enkazın başında umutla ve acıyla bekleyen ailer vardı sen yoktun.. Tüm şehir bağırdı "sesimi duyan var mı?" sen yoktun...
Karanlıktı tüm sokaklar günler sonra gelen vinçler vardı sen yoktun..
Bir kadın tam dokuz gün boyunca nişanlısının bulunduğu enkaz başında yalvardı herkese..
"sesini duydum konuştum yaşıyor" dedi..
apartman tam yıkılmadığı için kimse girmeye cesaret edemedi..
dokuz gün sonra her şeyi göze alan madenciler çıkardı bedenini...sıcaktı bedeni..sen yoktun.
Suriyeli bir ailenin bebekleri çıkarıldı enkazdan.. akrabaları yağmacı sanılıp sorgulanmıştı..
"gel" dedi bana "bak yeğenim hala sıcak" bakamadım..sen yoktun..
Pazar yerinin karşısında apartman yerle bir olmuştu..kendi kepçesi ile yakını çıkarmak isteyen bir yurttaş vardı..yolu kesmek istemiyordu çünkü yol boyunca her apartman yıkılmıştı..bir düdük bulmuştum trafiği kontrol etmek için..
bir enkazdan blok çıkarıyorduk, bir araç geçiyordu...sen yoktun.
Üçüncü gün öğlen saati jak komutanı bundan sonrası bizde dedi.. sen yoktun.
Çok acı biriktirdik..taş kesildiğimiz çok an oldu..sen yoktun. Köylerde insanlar seralarda yattı..çadır için günlerce bekledi sen yoktun.. Nereye baksam İstanbul'dan tanıdık bir yüz vardı ama sen yoktun.
Çok şey var unutmak istediğim..
Demek senin hassasiyetin var öylemi...
İlan ediyoruz:
Bu karara ve Saray’ın karşı devrimci saldırısına direneceğiz.
Başta bu kararın çıkmasına vesile olan ve koltuğa geçmeye niyetlenen herkes Saray’ın kuklasıdır.
İktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi siyaseten tanımayacağız.
'Sustu şehr-ül mahabbad
Dindi birden birden muhabbet
Tüfekler kan kustular
Tüfekler yoruldular"
Şahları Da Vururlar
8 Nisan Çarşamba 20.00
9 Nisan Perşembe 20.00
Ses-1885'te
Biletler Biletix, BuBilet ve gişemizde.
Manifest grubuna açılan soruşturma, sahne sanatlarına ve kadının özgürlüğüne yönelik açık bir saldırıdır.
Bu ülkede binlerce çocuk gelin varken, daha geçen gün Boğaziçi Üniversitesi’nde 15 yaşında bir ‘işçi’ kız çocuğu katledilmişken,
kadınların yaşam güvencesi olan 6284 sayılı yasa hakkında mücadeleye çoğunluk kulaklarını tıkamışken,
Narin’den Rojin’e yüzlerce cinayet karanlıkta kalmışken,
tek kelime etmeyenler;
Sahneye çıkan kadınların kıyafetleri hakkında milyonlarca paylaşım yapıyor! Rezalet! Utanç duyuyorum!
İşte tam da bu yüzden vah halimize!
Kadın şarkı söyler, dans eder, istediğini giyer, sahnede özgürce var olur. Bu özgürlüğü hedef alan her saldırı, toplumun tümüne yönelmiş bir tehdittir.
Manifest’i cezalandırırsanız ne olacak?
K pop gruplarını, dünyada yüzlerce örneği olan kız gruplarını takip etmeyecek mi evdeki çocuklarınız? Ahlak bekçiliği yaparak koruyamazsınız çocuklarınızı. Onlara güvenerek,
sevgiyle sarmalayarak, eğiterek, örnek olarak korursunuz.
Bu memlekette her dakika ‘namus’ cinayeti işleniyor. Sizin bu linçlerinizi asıl hak eden o namussuzlardır!
Siz önce suça süreklenmiş çocukları, çeteleri gündem edin! Bu güzel genç kadınları değil!
#KadınınBedeniKendiKararıdır #Manifest
#benimbedenimbenimkararım #6284
“Ferhangi Bir Yaşam” 5 Eylül’de Enka Açıkhava Tiyatrosu’nda prömiyer yapıyor! Ustamızın yaşamı, kişiliği, eserleri “Ferhangi” bir dille; ailesi, yakınları, oyuncu arkadaşları, öğrencileri tarafından anlatılıyor. 🌹🎭
@enkasanat@selcukmetinaxl@miraczeynep
üçgen sakal, pahalı takım elbise, altın varak çerçeve, güven vermeyen bakışlar, inşaat maketi, bayrak, tuğra, kâbe ve sahte diploma. adam tek başına son yılların özeti gibi.