Kendi kişisel hayatımda zamanın hızlandığını hissettiğim için muzdaribim. Haftalar hızla akıp gidiyor, ömür azalıyor. “Zaman nereye gitti?” diye soruyor insan. Belki de bu yanlış sorudur. Belki de giden zaman değil, dikkatimizdir. Belki de zaman sıkıntısı dediğimiz şey çoğu zaman gerçek bir saat kıtlığı değil, bir dikkat kıtlığıdır.
Çözüm, dikkati geri kazanmak. Bir işe, bir insana, bir manzaraya bölünmemiş dikkatle yöneldiğimizde zaman genişler. Kendimizi tamamen kaptırdığımız o akış anlarında saatler dakika gibi geçer; ama işte tam da o anlar, hayatın en dolu anları olarak hafızaya kazınır.
Zaman kaygısı, ancak zamanı gerçekten yaşadığımızda susar.
“yeniden” ne güzel bir esinti ya. yeniden sevinmek, yeniden gezintilere çıkmak, yeniden saçlarını uzatmak, yeniden sevmek, yeniden cıvıldamak, yeniden yerine alışmak. yeniden ama sanki ilk defa. mis gibi.
‘Başkaları hakkında kötü konuşmak, kendimizi övmenin dürüst olmayan bir yoludur; bu kadar açık bir egoizmden uzak duralım. İyi ve cesaret verici şeyler söyleyemiyorsanız, hiçbir şey söylemeyin.’
Will Durant
Vicdan, aldırış etmektir. Umursamaktır. İçimizin derinliklerinden gelen ve bizi ahlaka çağıran o sestir. Bize ‘başka türlü yapamazdım’ dedirten şeydir.
Çağın merhamet seferine selam. Gazze’ye selam, Sumud’a selam, insanlığa selam. Direniş ve dayanışmaya selam!