"Bu utancın sonu gelecek, değil mi? Gelecek deyin. Çünkü böyle yaşanmaz. Çünkü yüzümüzü indirerek boynumuz böyle bükük yürünmez. Ensemiz hep yağmura, soğuğa açık. Olmaz."
Ece Temelkuran- Bu da Geçer
📌☀️13. Kolektif Yaz Kampı 7-10 Ağustos arasında Didim’de!
Eğlenceli yarışmalar, atölyeler, söyleşiler, tiyatro ve konserlerle geçecek 4 gün boyunca liseliler ve üniversiteliler olarak direnişimizi maviliklere süreceğiz!
Sen de kayıt formunu doldur, yerini al!
📌 Detaylar için https://t.co/kQXSKzQn40
📢Şırnak’ta 14 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunan Hasan Buğur mahkemenin “rızası vardı” kararıyla tahliye edildi!
Bir çocuğun bedeni, yaşamı ve iradesi mahkeme salonlarında tartışılamaz. Çocuk istismarını “rıza” diyerek meşrulaştıran her karar, failleri cesaretlendiren cezasızlık politikasının parçasıdır.
Çocuk istismarı suçtur, politiktir! Hasan Buğur tutuklansın, çocuk istismarını aklayan kararlar geri çekilsin!
📍Madenci Anıtı
Gasp edilen haklarını geri almak için Ankara’ya yürüyen enerji işçileri işkenceyle gözaltına alındı.
Bu hukuksuz politikalara karşı “Enerji işçisi yalnız değildir!” diyerek bir arada basın açıklamamızı gerçekleştirdik. Enerji-Sen yöneticleri ve enerji işçileri serbest bırakılsın!
DİRENEN ENERJİ İŞÇİSİ YENİLMEZ!
📢YKS Sonuçları Açıklandı!!
Ulaşım, barınma, dersler ve çok daha fazlası, kafandaki tüm soru işaretleri için Mersin Üniversiteli Kadın Kolektifi yanında.
Üniversiteli kadınlarla dayanışabileceğin,herhangi bir sorunda mücadele edebileceğin yer burası!
📌 Bedensel sınırlar, dijital sınırlar, taciz ve erkeklik, rıza üretimi…
Tüm bu soruların cevapları 13. Kolektif Yaz Kampı’nda! 7-8-9-10 Ağustos’ta Didim’deyiz! Sen de gel, feminist isyanı kampüslerden sahillere taşıyalım💜
Detaylı bilgi ve kayıt formu için @kolektifyazkamp ulaş!
☀️🎷13. Kolektif Yaz Kampı’nda pazar akşamı bir başka geçecek!
Kolektif Tiyatro gösteriminden sonra önce Kolektif Müzik ardından bAndista ile bir arada olacağız!
📌 Sen de kamp kaydını doldur, eğlenceyi kaçırma!
📢HACETTEPE'DE KADIN DÜŞMANI SEMPOZYUMA MOR BOYA ATAN ÜNİVERSİTELİLERE 2 SENEYE YAKIN UZAKLAŞTIRMA!
Kampüslerimizde dinci-gerici, kadın düşmanı etkinlikler yapanlar karşılarında mor boyamızı bulur.
Arkadaşlarımızın uzaklaştırılmasını kabul etmiyoruz!
📢HACETTEPE'DE KADIN DÜŞMANI SEMPOZYUMA MOR BOYA ATAN ÜNİVERSİTELİLERE 2 SENEYE YAKIN UZAKLAŞTIRMA!
Kampüslerimizde dinci-gerici, kadın düşmanı etkinlikler yapanlar karşılarında mor boyamızı bulur.
Arkadaşlarımızın uzaklaştırılmasını kabul etmiyoruz!
Kısacası iktidar, süreç boyunca efendilerine "pürüzsüz, dikensiz bir Ankara" sunmak için gözaltı, tutuklama, yasak ve baskılarla korku iklimi yaratmaya çalıştı. Ancak 7 Temmuz’da gösterdik ki halkın, gençliğin meşru mücadelesi devletin yasak sınırlarını her zaman aşar.
Kısacası iktidar, süreç boyunca efendilerine "pürüzsüz, dikensiz bir Ankara" sunmak için gözaltı, tutuklama, yasak ve baskılarla korku iklimi yaratmaya çalıştı. Ancak 7 Temmuz’da gösterdik ki halkın, gençliğin meşru mücadelesi devletin yasak sınırlarını her zaman aşar.
7 Temmuz: Ablukayı delen irade
Gelelim 7 Temmuz'a, zirvenin gerçekleştiği güne. Her sokağın başı emperyalistlerin huzuru için tutulurken, Ankara'nın dört bir yanında sokaktaydık. Söz verdiğimiz gibi, o zirve huzurlu geçmedi. 7 Temmuz'da Dikmen’de ve Batıkent’te sokakları doldurduysak, bu bir tesadüf ya da günlük bir refleks değildi; yıl boyunca o mahallelerin sokaklarında, pazarlarında halkla yan yana olduğumuz, gerçekleri bir bir anlattığımız, kampüslerden mahalleye anti emperyalist mücadeleyi bir hak mücadelesi ekseninde ördüğümüz için tüm kararlılıkla ve birikimle sokağa çıkabildik.
İşgalcilerin, iş birlikçilerinin hiç bilmediği ara sokaklardan çıkageldik. Dikmen Caddesi’nde "İşgale son, NATO defol!" pankartıyla, "Bu memleket bizim" sloganlarıyla buluştuk. Suç zirvesini teşhir ettik, gerçekleri anlattık. Karşımıza dikilen polislerin sırtlarındaki NATO armaları, o günün en çarpıcı gerçeklerindendi. Kendi halkına barikat kurarken arkasına NATO’yu alanların, sırtlarında o kanlı ittifakın amblemini taşıyanların aslında kimin muhafızlığını yaptığı sokakta netleşti. Devletin barikatları, emperyalizme göbekten bağlı oluşunu gizleme çabasından başka bir şey değildi. Aynı güçle Batıkent’te halk, yıl boyu sürdürdüğümüz çalışmanın verdiği güvenle kendi mahallesinde yan yana gelerek kararlı bir yürüyüş gerçekleştirdi ve örgütlü gücün en büyük güvenlik kalkanı olduğunu gösterdi.
Kent merkezindeki Kurtuluş açık çağrısı ise adeta her köşe başının tutulduğu abluka ortamında devletin "yasakladık ve bitti" illüzyonunu bozdu.
Yine zirve günü, İzmir ve Mersin’de zirveye karşı "Nato defol, İşgale son" diyerek sokaklardaydık.
Memleketin pek çok yerinden ilmek ilmek örerek yürüttüğümüz süreç bize en ağır ablukaların bile meşru-fiili sokak pratiğiyle delinebileceğini gösterdi.
Mücadeleye devam!
Zirve bitti, emperyalistler gitti. Ancak bizim bu topraklardan emperyalizmi kazıyıp atana kadar sürecek mücadelemiz bitmedi. Savaş aygıtları var oldukça, biz de sokak sokak, meydan meydan anti-emperyalist mücadele bayrağını ön saflarda taşımaya, mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.
Kısacası iktidar, süreç boyunca efendilerine "pürüzsüz, dikensiz bir Ankara" sunmak için gözaltı, tutuklama, yasak ve baskılarla korku iklimi yaratmaya çalıştı. Ancak 7 Temmuz’da gösterdik ki halkın, gençliğin meşru mücadelesi devletin yasak sınırlarını her zaman aşar.
7 Temmuz: Ablukayı delen irade
Gelelim 7 Temmuz'a, zirvenin gerçekleştiği güne. Her sokağın başı emperyalistlerin huzuru için tutulurken, Ankara'nın dört bir yanında sokaktaydık. Söz verdiğimiz gibi, o zirve huzurlu geçmedi. 7 Temmuz'da Dikmen’de ve Batıkent’te sokakları doldurduysak, bu bir tesadüf ya da günlük bir refleks değildi; yıl boyunca o mahallelerin sokaklarında, pazarlarında halkla yan yana olduğumuz, gerçekleri bir bir anlattığımız, kampüslerden mahalleye anti emperyalist mücadeleyi bir hak mücadelesi ekseninde ördüğümüz için tüm kararlılıkla ve birikimle sokağa çıkabildik.
İşgalcilerin, iş birlikçilerinin hiç bilmediği ara sokaklardan çıkageldik. Dikmen Caddesi’nde "İşgale son, NATO defol!" pankartıyla, "Bu memleket bizim" sloganlarıyla buluştuk. Suç zirvesini teşhir ettik, gerçekleri anlattık. Karşımıza dikilen polislerin sırtlarındaki NATO armaları, o günün en çarpıcı gerçeklerindendi. Kendi halkına barikat kurarken arkasına NATO’yu alanların, sırtlarında o kanlı ittifakın amblemini taşıyanların aslında kimin muhafızlığını yaptığı sokakta netleşti. Devletin barikatları, emperyalizme göbekten bağlı oluşunu gizleme çabasından başka bir şey değildi. Aynı güçle Batıkent’te halk, yıl boyu sürdürdüğümüz çalışmanın verdiği güvenle kendi mahallesinde yan yana gelerek kararlı bir yürüyüş gerçekleştirdi ve örgütlü gücün en büyük güvenlik kalkanı olduğunu gösterdi.
Kent merkezindeki Kurtuluş açık çağrısı ise adeta her köşe başının tutulduğu abluka ortamında devletin "yasakladık ve bitti" illüzyonunu bozdu.
Yine zirve günü, İzmir ve Mersin’de zirveye karşı "Nato defol, İşgale son" diyerek sokaklardaydık.
Memleketin pek çok yerinden ilmek ilmek örerek yürüttüğümüz süreç bize en ağır ablukaların bile meşru-fiili sokak pratiğiyle delinebileceğini gösterdi.
Mücadeleye devam!
Zirve bitti, emperyalistler gitti. Ancak bizim bu topraklardan emperyalizmi kazıyıp atana kadar sürecek mücadelemiz bitmedi. Savaş aygıtları var oldukça, biz de sokak sokak, meydan meydan anti-emperyalist mücadele bayrağını ön saflarda taşımaya, mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.
📌 Yol Boyunca Biriktirdiklerimiz: 7 Temmuz NATO Zirvesi'ne giden süreçte Öğrenci Kolektifleri ne yaptı?
Ankara’daki 36. NATO Zirvesi geride kalırken, arkasında sadece savaş planları, tutuklamalar, yasaklar bırakmadı. Bizim için bu süreç; memleketin bağımsızlığı, onuru ve iradesinin sokakta nasıl sınandığı ve bunca baskının altında anti-emperyalist mücadelenin nasıl örülebildiğiyle ilgili önemli deneyimlerle doluydu.
Zirve öncesinde Ankara'da ilan edilmemiş fiili bir olağanüstü hal uygulandı; sokaklar, parklar halka kapatıldı. Gecekonduların önüne emperyalistler yoksulluğumuzu görmesin diye setler çekildi. Ankara halkı için yıllardır yapılmayan yollar birkaç günde kaymak gibi yapıldı. NATO öncesi tutuklamalarla sokak pasifize edilmeye çalışıldı, insanlar sokağa çıkamaz hale getirildi. Ancak bizler, tüm bu abluka iklimine rağmen 7 Temmuz günü Ankara’nın farklı noktalarında "NATO Defol!" sesini yükselttik. Bu eylemlilikleri zor koşullarda sokakta olma iradesinin pratikte nasıl gösterilebileceğinin canlı bir kanıtı olarak tecrübe ettik.
7 Temmuz’da sokaklarda yankılanan o kararlı ses, bir günlük refleksin değil, koca bir yıla yayılan örgütlü emeğimizin ürünüydü. Daha zirvenin gerçekleşmesinden aylar önce "NATO Defol" kampanyamızı duyururken 2025 yılının son aylarında bu toplantının huzurlu geçmeyeceğinin sözünü verdik. İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Edirne’ye, Mersin’den Trabzon’a uzanan bir hatla bu iddiayı üniversite amfilerinden kent meydanlarına kadar ilmek ilmek ördük. 18 Şubat’ta, Türkiye'nin NATO'ya girişinin yıl dönümünde birçok ilde eş zamanlı eylemlerle, basın açıklamalarıyla sokaktaydık. 6 Mayıs’ta, Denizlerin mirasını kuşanarak yine alanları doldurduk; İstanbul'da yüzlerce kişi Dolmabahçe'ye, 6. Filo'nun denize döküldüğü yere yürüdük. Yıl boyunca il il düzenlediğimiz panellerle, bir bir gerçekleri anlatmaya gittiğimiz mahalleler ve pazar alanlarında anti-emperyalist sözümüzü somutlaştırdık; mutfaktaki yangının ve pazardaki fahiş fiyatların nedeninin NATO’ya aktarılan milyarlarca dolarlık bütçe olduğunu anlattık. En önemlisi ise gerçeklerin gizlendiği ve ders kitaplarında, müfredatta, gelecek planında güvenlik ve savunmayı doğalında da NATO’yu gerekli/faydalı gösteren bir özel çabayla büyüdük. Bu yüzden sistemi, askeri örgütü NATO’yu hangi amaçla kurulup, nereye yöneldiğini bu kampanyayla tekrardan açığa çıkardık. https://t.co/sNq1fjHwZT sitesini kurarak "NATO nedir?, ekonomik/askeri yapılanmaları, gladio örgütlenmeleri, Trump kimdir?" gibi çeşitli sorulara cevap olduk.
Zirveye günler kala ise İstanbul’da, NATO Parlamenter Asamblesi Zirvesi'nin gerçekleştiği gün tüm engellemelere rağmen dakikalarca Dolmabahçe kapılarına kadar "NATO Defol" sloganlarıyla yürüyerek Ankara öncesi kararlılığımızı bir kez daha açıkça ilan ettik.
*Üniversitelerimize uzanan kirli ellere karşı*
Kampüslerde ise bu sömürü ilişkilerinin üniversitelerimize, yaşamımıza da sızdığını bir bir anlattık. Kampüslerin savaş sanayisinin şantiyesine dönüştürülmek istenmesine karşı ses çıkardık, ODTÜ Teknokent'e yürüdük, "Burada suç işleniyor" dedik. Üniversitelere bu saldırının sınırını zirveye yaklaşan günlerde bir kez daha gördük. Kirli elleri barındığımız yerlere kadar uzandı. Ankara'da düzenlenen zirve kapsamında kente çok yoğun bir personeli akışı yapıldı. Bu süreçte öğrencilerin boşaltmak zorunda kaldığı KYK yurtlarında, zirvenin huzuru için Ankara dışından gelen ve kentte görevlendirilen kamu personelleri yurtlarda konaklarken üniversiteliler apar topar kendi yurtlarından çıkarıldı. ODTÜ'de ise yine benzer şekilde zirve kapsamında "güvenlik kısıtlaması" gibi bir gerekçeyle yurtların boşaltılması istendi. ODTÜ öğrencileri bu dayatmaya karşı örgütlü bir tepki göstererek yurtları terk etmediler ve öğrencilerin direnciyle karar geri çektirildi.
Devamı 👇
📌 Yol Boyunca Biriktirdiklerimiz: 7 Temmuz NATO Zirvesi'ne giden süreçte Öğrenci Kolektifleri ne yaptı?
Ankara’daki 36. NATO Zirvesi geride kalırken, arkasında sadece savaş planları, tutuklamalar, yasaklar bırakmadı. Bizim için bu süreç; memleketin bağımsızlığı, onuru ve iradesinin sokakta nasıl sınandığı ve bunca baskının altında anti-emperyalist mücadelenin nasıl örülebildiğiyle ilgili önemli deneyimlerle doluydu.
Zirve öncesinde Ankara'da ilan edilmemiş fiili bir olağanüstü hal uygulandı; sokaklar, parklar halka kapatıldı. Gecekonduların önüne emperyalistler yoksulluğumuzu görmesin diye setler çekildi. Ankara halkı için yıllardır yapılmayan yollar birkaç günde kaymak gibi yapıldı. NATO öncesi tutuklamalarla sokak pasifize edilmeye çalışıldı, insanlar sokağa çıkamaz hale getirildi. Ancak bizler, tüm bu abluka iklimine rağmen 7 Temmuz günü Ankara’nın farklı noktalarında "NATO Defol!" sesini yükselttik. Bu eylemlilikleri zor koşullarda sokakta olma iradesinin pratikte nasıl gösterilebileceğinin canlı bir kanıtı olarak tecrübe ettik.
7 Temmuz’da sokaklarda yankılanan o kararlı ses, bir günlük refleksin değil, koca bir yıla yayılan örgütlü emeğimizin ürünüydü. Daha zirvenin gerçekleşmesinden aylar önce "NATO Defol" kampanyamızı duyururken 2025 yılının son aylarında bu toplantının huzurlu geçmeyeceğinin sözünü verdik. İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Edirne’ye, Mersin’den Trabzon’a uzanan bir hatla bu iddiayı üniversite amfilerinden kent meydanlarına kadar ilmek ilmek ördük. 18 Şubat’ta, Türkiye'nin NATO'ya girişinin yıl dönümünde birçok ilde eş zamanlı eylemlerle, basın açıklamalarıyla sokaktaydık. 6 Mayıs’ta, Denizlerin mirasını kuşanarak yine alanları doldurduk; İstanbul'da yüzlerce kişi Dolmabahçe'ye, 6. Filo'nun denize döküldüğü yere yürüdük. Yıl boyunca il il düzenlediğimiz panellerle, bir bir gerçekleri anlatmaya gittiğimiz mahalleler ve pazar alanlarında anti-emperyalist sözümüzü somutlaştırdık; mutfaktaki yangının ve pazardaki fahiş fiyatların nedeninin NATO’ya aktarılan milyarlarca dolarlık bütçe olduğunu anlattık. En önemlisi ise gerçeklerin gizlendiği ve ders kitaplarında, müfredatta, gelecek planında güvenlik ve savunmayı doğalında da NATO’yu gerekli/faydalı gösteren bir özel çabayla büyüdük. Bu yüzden sistemi, askeri örgütü NATO’yu hangi amaçla kurulup, nereye yöneldiğini bu kampanyayla tekrardan açığa çıkardık. https://t.co/sNq1fjHwZT sitesini kurarak "NATO nedir?, ekonomik/askeri yapılanmaları, gladio örgütlenmeleri, Trump kimdir?" gibi çeşitli sorulara cevap olduk.
Zirveye günler kala ise İstanbul’da, NATO Parlamenter Asamblesi Zirvesi'nin gerçekleştiği gün tüm engellemelere rağmen dakikalarca Dolmabahçe kapılarına kadar "NATO Defol" sloganlarıyla yürüyerek Ankara öncesi kararlılığımızı bir kez daha açıkça ilan ettik.
*Üniversitelerimize uzanan kirli ellere karşı*
Kampüslerde ise bu sömürü ilişkilerinin üniversitelerimize, yaşamımıza da sızdığını bir bir anlattık. Kampüslerin savaş sanayisinin şantiyesine dönüştürülmek istenmesine karşı ses çıkardık, ODTÜ Teknokent'e yürüdük, "Burada suç işleniyor" dedik. Üniversitelere bu saldırının sınırını zirveye yaklaşan günlerde bir kez daha gördük. Kirli elleri barındığımız yerlere kadar uzandı. Ankara'da düzenlenen zirve kapsamında kente çok yoğun bir personeli akışı yapıldı. Bu süreçte öğrencilerin boşaltmak zorunda kaldığı KYK yurtlarında, zirvenin huzuru için Ankara dışından gelen ve kentte görevlendirilen kamu personelleri yurtlarda konaklarken üniversiteliler apar topar kendi yurtlarından çıkarıldı. ODTÜ'de ise yine benzer şekilde zirve kapsamında "güvenlik kısıtlaması" gibi bir gerekçeyle yurtların boşaltılması istendi. ODTÜ öğrencileri bu dayatmaya karşı örgütlü bir tepki göstererek yurtları terk etmediler ve öğrencilerin direnciyle karar geri çektirildi.
Devamı 👇
☀️ "Özel Değil Politik: Taciz ve Sınır" başlığı altında sınırlarımızı, taciz kavramını ve erkek şiddetini konuşacağımız bu önemli atölyede Döndü Kurşunoğlu bizlerle olacak.
13. Kolektif Yaz Kampı seni bekliyor! Şimdi kayıt ol!
Not: Atölyemiz karma olarak gerçekleştirilecektir.
📌Bizim bir derdimiz var!
Sömürgecilere karşı, işgalcilere karşı, çocuk istismarcılarına karşı…
Biz bu dert için burdayız. Bu dert için de buradan ayrılmayız.
Sen de bir derdim var diyorsan Kolektif’e katıl!
☀️"Özel Değil Politik: Taciz ve Sınır" başlığı altında sınırlarımızı, taciz kavramını ve erkek şiddetini konuşacağımız bu önemli atölyede Döndü Kurşunoğlu bizlerle olacak.
13. Kolektif Yaz Kampı seni bekliyor! Şimdi kayıt ol!
Not: Atölyemiz karma olarak gerçekleştirilecektir.
Özel Değil Politik: Taciz ve Sınır" başlığı altında sınırlarımızı, taciz kavramını ve erkek şiddetini konuşacağımız bu önemli atölyede Döndü Kurşunoğlu bizlerle olacak.
13. Kolektif Yaz Kampı seni bekliyor! Şimdi kayıt ol!
☀️ 13. Kolektif Yaz Kampı’nda "Özel Değil Politik: Taciz ve Sınır" başlıklı atölyemizde buluşuyoruz!
"Özel Değil Politik: Taciz ve Sınır" başlığı altında sınırlarımızı, taciz kavramını ve erkek şiddetini konuşacağımız bu önemli atölyede Döndü Kurşunoğlu bizlerle olacak.
13. Kolektif Yaz Kampı seni bekliyor! Şimdi kayıt ol!
Not: Atölyemiz karma olarak gerçekleştirilecektir.
☀️ 13. Kolektif Yaz Kampı’nda "Özel Değil Politik: Taciz ve Sınır" başlıklı atölyemizde buluşuyoruz!
"Özel Değil Politik: Taciz ve Sınır" başlığı altında sınırlarımızı, taciz kavramını ve erkek şiddetini konuşacağımız bu önemli atölyede Döndü Kurşunoğlu bizlerle olacak.
13. Kolektif Yaz Kampı seni bekliyor! Şimdi kayıt ol!
Not: Atölyemiz karma olarak gerçekleştirilecektir.