@ugurbocuguuctuu Bunu bu kadar iyi anlayıp aktarmanız beni çok etkiledi. Ben yaşarken bu kadar iyi anlayamadım. Tam da yaşayan olduğum için tabi ama bu kadar görüldüğünü fark etmek çok iyi geldi. Teşekkür ederim. Canan benim işimi kaybetmemem için müthiş bir mücadele verdi. Hala da veriyor.
Bizler; her gün hayatın her alanında tecritle, erkek şiddetiyle ve muhafazakar baskılarla mücadele ediyoruz. Kadınların kendilerine politik bir alan açabilmek, sesini duyurabilmek ve yaşamlarını savunabilmek için ne kadar ağır bedeller ödediği tartışmaya açık değildir.
Ancak tam da bu mücadele alanlarında kendisini feminist mücadelenin önemli bir öznesi olarak konumlandıran isimlerin, hayatlarını imtiyaz kazanmak, konfor alanlarını korumak ve kendilerini dokunulmaz kılmak üzerine kurduklarını görmenin yarattığı hayal kırıklığı duygusunu anlatmak güç. Son raddede 'dur ve daha fazla zarar verme' demek durumunda kalmış olan yıllarca bu konunun ağırlığını taşımış olan kadınların yazdıklarını okumamız, paylaşmamız, hatırlamamız lazım.
(Destek niteliğinde derlemedir.)
Yaşayan ve tanık olan kadınların yazıları👇
Canan Özcan [https://t.co/IKEfmAwkxe…]
Pınar Sarıgül [https://t.co/jAvdD6xMvZ… ]
Bahar Gök [https://t.co/bn99iGddEz… ]
Bugün kamuoyuna ‘taciz iddiasını gündeme taşıdığım için baskı görüyordum’ ve ‘feminist olduğu için işten çıkartılan akademisyen’ ifadeleriyle yansıyan Feryal Saygılıgil’in anlatısı, olaylara ilişkin yıllardır dile getirilen tanıklıklarla birlikte değerlendirildiğinde ciddi soru işaretleri yaratıyor.Mesele bir tacizin gündeme taşınması değil; feminist değerlerin, "kadının beyanı esastır" ilkesinin ve geçmişte suç ortaklığı yapılan örtbasların üzerinin kapatılmasıdır.
Feryal Saygılıgil’in gerçeği ters yüz eden bu anlatısına karşı bedel ödeyen ama ilkelerinden taviz vermeyen kadınların tanıklıkları ve somut olgular ortadadır.(BAK imzacısı genç kadın akademisyen,Canan Özcan, Bahar Gök, Pınar Sarıgül)
Konfor Pazarlığı Uğruna Harcanan Genç Akademisyen Canan Özcan’ın beyan ettiği üzere; 6 yıl önce Barış İmzacısı olması sebebiyle güvencesizliği kırılgan durumda olan genç kadın araştırma görevlisi, bölüm başkanının mobbing ve tacizini Saygılıgil’e iletmiştir. "Kadının beyanı esastır" ilkesi bir kenara bırakılmış, beyan resmen görmezden gelinmiştir. Bölüm başkanının bütün işleri araştırma görevlilerine devretmesi ve Saygılıgil ile aralarında yaptıkları mesai pazarlığı sayesinde sağlanan o konfor alanının bozulmaması adına genç akademisyen gözden çıkarılmıştır. Saygılıgil bu rahatlık uğruna faili korumuş, genç kadın ise maruz kaldığı ağır travmayla akademiden istifa etmek zorunda bırakılmıştır. Feminist değerler ve kadınların beyanı, güç ilişkileri ve kişisel konfor alanları söz konusu olduğunda neden askıya alınmaktadır!
Sahte "Kahramanlık" ve İşten Çıkarılma Fırsatçılığı Saygılıgil’in bugün kendisini “tacizciyi ifşa eden kişi” olarak sunan anlatısı, Canan Özcan’ın aktardığı olay örgüsüyle örtüşmemektedir. Bölüm başkanına ilişkin sorun; öğrencilerin Saygılıgil’in düzenlediği bir etkinlikte maruz kaldıkları tacizleri bizzat anlatmaları ve meselenin artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya gelmesinin ardından idarenin istifa talebiyle sonuçlanmıştır. Üstelik bu süreç kadro eksiltme dönemine denk gelmektedir. Yaşananların bütününü görünmez kılan ve yalnızca bugünkü mağduriyet anlatısını öne çıkaran bir çerçeve, bu sürecin diğer kadınların yaşadıklarıyla birlikte değerlendirilmesini engellemektedir.
12 Yaşındaki Çocuğun İstismarına Dair
Pınar Sarıgül’ün 12 yaşındaki kız çocuğunun maruz kaldığı ve yargı kararıyla tescillenen cinsel istismarı karşısında Feryal Saygılıgil; Kadın İşçi toplantılarında "Olayı biliyorum çok kötü... Zaten penetrasyon yok, arkadan sarılma var" diyerek istismarı doğrudan hafifletmeye çalışmış, konunun ve failin tartışılmasını engellemiştir.Bir çocuğun maruz kaldığı cinsel istismarın niteliğinin bu şekilde tartışmaya açılması, istismarın ağırlığının küçümsenmesi ve failin eyleminin hafifletilmesi bakımından ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Çocukların maruz kaldığı cinsel şiddetin “penetrasyon var mı, yok mu?” düzeyine indirgenmesi kabul edilemez.
Bahar Gök’ün Yalnız Bırakılması
Failliklere karşı tutum alıp Pınar’a destek veren Bahar Gök, Fikriye Sarıgül tarafından bilinçli bir şekilde, zaten bilinen bir şiddet faili olan babasına şikayet edilmekle tehdit edilmiştir. Pınar’ın da vurguladığı üzere bu yöntem; kadınları erkekler üzerinden sindirmek, korkutmak ve şiddetin önüne atmak için başvurulan sistemik bir baskı aracıdır. Bahar'ın annesini hastanelik edecek kadar ağır bir korku yaratan bu erkek şiddeti tehdidi karşısında “çözemeyiz” diyerek geri çekilmek; kadın dayanışması, feminist politika ve kolektif sorumluluk açısından kabul edilebilir değildir.
Kadın İşçi ve Sorumlulukları(Her Yerde Her Türlü Emek Hallerimiz İçin:)) Kadın emeği ve hak mücadelesi iddiasıyla hareket eden Kadın İşçi oluşumunun kendi toplantılarında yaşanan bu ağır tartışmalar karşısındaki tutumu ayrıca değerlendirilmelidir. Çocuk istismarının nasıl tartışıldığı, bir kadının erkek şiddeti üzerinden tehdit edilmesi karşısında nasıl bir tutum alındığı ve kadınların bu süreçte ne ölçüde desteklendiği görmezden gelinemez. Mücadelenin öznesi olma iddiasındaki bir oluşumun, kendi içindeki güç ilişkileri ve kadınların yaşadığı ihlaller karşısında aldığı tutumla hesaplaşması gerekir.
Pınar Sarıgül’ün Direnişi
Pınar Sarıgül bu metni, Feryal Saygılıgil’in kamuoyunda oluşturduğu mağduriyet anlatısının kendi yaşadıklarıyla ve tanıklıklarla çeliştiğini düşündüğü için yazmıştır. Çocuğunun yaşadığı istismarın değersizleştirilmesine, tecride ve yürütülen çifte standartlara karşı bir anne olarak sorumluluk üstlenmiş; İsviçre’de bir mülteci kampında deport edilme riski ve güvenlik kaygıları altında olmasına rağmen yaşadıklarını ve duygularını açıkça anlatmıştır.
Kişisel konfor alanlarının bozulmaması uğruna yıllar önce mobbing ve taciz iddiaları karşısında yalnız bırakıldığı anlatılan genç akademisyenin hakkı, bugünkü mağduriyet anlatısının gölgesinde bırakılamaz.
Öğrencilerin cesaretiyle açığa çıkan bir sürecin, bir akademisyenin "mağduriyet anlatısına" dönüştürülmesine ve bunun üzerinden kamuoyunun aldatılmasına sessiz kalmamalıyız.
Gerçekten mücadele eden kadınların emeğine leke sürmeyi, Bahar Gök’ün erkek şiddeti üzerinden tehdit edilmesini ve Kadın İşçi toplantısında bulunanların sorumluluğunu sorgulamalıyız.
Zorlu Koşullarda çocuğu için adalet mücadelesi Pınar Sarıgül’ün yanında durmalıyız.
Feminizm; kişisel konfor alanlarının, güç ilişkilerinin ve sorumlulukların üzerini örtecek bir zırh değildir. Kadınların tanıklıklarıyla yüzleşemeyen, kendi içindeki güç ilişkilerini sorgulamayan ve kadınların yaşadığı bedeller üzerinden kahramanlık anlatıları kuran bir anlayışın feminist iddiası sorgulanmalıdır.
Feminist mücadeleye zeval vermeyen; ilkeli duruşuyla, cesaretiyle ve direnişiyle varolan kadınlar iyi ki varsınız!
@cananozcn@Pinarkcr@bahargok__
@cananozcn Her durumu kendi avantajına kullanmaya çalışan oportünist bir kadın olduğu ortaya çıkıyor Feryal’in. İşten atılınca içinden bir Sara Ahmed çıkıvermiş. Ama tabii yemediler. Paylaşımınız için teşekkürler. Hakkında başka feministlere neler ettiğine dair başka hikayeler de mevcut.
fail aklayıcı arkadaşlarını koruma, koruyanlara da meşruiyet kazandırma gayretidir. Benim şimdiye kadar yazamadığım yazıyı yazma cesaretini gösteren @cananozcn a teşekkür ederim.
Şaşırmadım çünkü bu tek değil. Kadınişçi ekibinin tamamının bildiği ve üzerini kapattığı bu konu başta sendika olmak üzere tüm kamuoyunu aldatmaya varacak bir boyuta geldiyse üzerine çokça düşünmemiz gerekir. Son noktada Kadınişçi'den 'ayrılma' sebebim tam olarak, mevcut ekibin++
Aşağıdaki açıklamamı bir de uzunca bir flood yapıyorum, genç bir kadının mobbinge ve tacize uğrayıp, BAK imzacısı olduğu halde bir de işsiz kalmasına sebep olan kişi dostunuz da olsa umarım görmedim, duymadım, bilmiyorum demezsiniz: +
Her yerde gördünüz,Feryal Saygılıgil tacizi ifşa ettiği için işten çıkarıldığını söylüyor,oysa 6 yıl önce kadın arş. görevlisi bu kişinin tacizlerini Saygılıgil'e bildirdi ve kendisine inanılmadı,tacizci korundu ve senelerce birlikte çalıştılar,konuya ilişkin detaylı beyanımdır:
Diye bir konuşma yapmışlar. Şimdi biz ne yapalım?
Babam bu haldeyken nasıl eve götürebiliriz?
Bu kadar agir durumda bir hasta taburcu edilir mi?
Çok tükenmiş vaziyetteyim. Hayat 40 gündür akmıyor. Bu işlerden anlamadığım için soruyorum. Bir el atsanız bilgisi olan dostlar🙏
* Hastaya yarın trakeostomi yapacağız
* Hastanın midesine tüp yerleştireceğiz
* hastayi taburcu edeceğiz
* siz hastaya evde bakacaksınız
* diyaliz için hastaneye getireceksiniz gerektiğinde
* bizim artik bu hastayi burda tutma şansımız yok
* Hastaya yapılacak bir şey kalmad
Babamla ilgili bugün bir şey yaşadık. Hâlâ şoku atlatamadım. Buradan birileri mantıklı bir şey yazar diye size yazıyorum
40 gündür entübe
Koah hastası, kalp yetmezliği var, diyalize bağlı. Doktor kardeşime bugün 👇🏽
Bugün Barış Bildirisi'nin 10.yılı,benim için akademisyen olmanın gerçekten ne olduğunu en çok hissettiğim süreçtir.Hem bizim yaşadıklarımız olayın kendisinin önüne geçmesin diye hem de süreci çok daha ağır yaşayan hocalarımıza karşı "mahcubiyetten" ++
Bir kez daha sesimizi yükseltiyoruz: Aslı Aydemir Serbest Bırakılmalı!
Barış Akademisyeni, Eğitim Sen ve Todap üyesi, feminist psikolog, sevgili hocamız Aslı Aydemir tam 166 gündür, yani neredeyse altı aydır, işlemediği bir suçtan ötürü tutuklu.
#AslıAydemirSerbestBırakılmalı
“Manşet Yoksulluk” başlıyor!
18–24 Ağustos 2025 tarihleri arasında, Muzir Neşriyat ve Derin Yoksulluk Ağı ortaklığıyla hazırlanan bir haftalık özel kampanyada görünmeyen yoksulluğu manşetlere taşıyoruz.
📌 Takipte kal, paylaş, sesini duyur.
📌 #ManşetYoksulluk etiketiyle sen de görünmeyeni görünür kılmaya katkı sun.
https://t.co/gSYoWAfU5n
@yoksulluk_ag
İllüstrasyon: Zeynep Özatalay / @zeynepozatalay
Cumartesi Anneleri'nin 30. yılını onurlandırmak için düzenlediğimiz ortak gösterimde, kayıpları için adalet mücadelesi yürüten ailelerin ve hak savunucularının direncine eşlik eden Dargeçit belgeselini hep birlikte izlemeye tüm dostlarımızı bekliyoruz.
🗓24 Mayıs 2025- Cumartesi
⏰17.00
📍Beyoğlu Majestic Sinema
* Gösterim ücretsizdir.
Annem 7 yıldır yumurtalık kanseriyle mücadele ediyor. Sürekli tekrarlıyor ve bugüne dek neredeyse kesintisiz ameliyatlar, kemoterapiler ile yaşamayı sürdürdü. Son kertede artık kemoterapilere yanıt vermediği noktada, doktorlar yurt dışında yeni çıkan bir akıllı ilacın işe yarayabileceğini söylediler. İlacın bir kürü 18.000 dolar. İlacı aldık, alırken özel sigorta karşılamıyor ama alıp kullandıktan sonra özel sigorta parasını anneme ödedi. Bir kür kullanıp yaptırdığı tetkiklerden sonra ilacın işe yaradığını gördü doktorlar. Ve ikinci kürü alacak. İşe yarayan bir ilacı SGK'nın, her vatandaşın yaşam hakkını koruması gereken devletin ödemesi gerekmez mi? Parayı denkleştirenin hayatını kurtarabilecek tedaviye erişebildiği ve denkleştiremeyenin ölüme terk edildiği bu sistem kabul edilebilir mi? @saglikbakanligi@drmemisoglu
İSPARK çalışanı oğlu gözaltına alınan 75 yaşındaki Sadiye Teyze’nin feyyadını dinleyin.
"30 yaşında dul kaldım. 12 bin lira maaş alıyorum. Çocuklarım için ayaktayım. Ben çocuklarım için canımı veririm. Yokluk çektik, yemedik, içmedik. 75 yaşındayım ben hâlâ basamak siliyorum. Basamak siliyorum ki kimseye muhtaç olmayayım."
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı #Ekremİmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolara ve üniversitelerde geleceksizliğe karşı yapılan yürüyüşlere katıldıkları için gözaltına alınan gençlerin Çağlayan Adliyesi'ne sevki devam ediyor. Sadiye Teyze'nin oğlu dün mahkemeye çıkarıldı.