Ekrem İmamoğlu Hz. Ali’nin şu sözleriyle savunmasını tamamladı:
“Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.”
İmamoğlu, hak edene hak ettiği gibi davrandığı için muhalefetin lideri oldu. Kılıçdaroğlu gibi işbirlikçi bir düşküne de iktidara da aynı sertlikte karşılık verebildiği için bugün tutsak ve aynı zamanda muhalefetin tek umudu. Muhatabının Erdoğan olduğunu biliyor ve söylemlerini direkt olarak ona yöneltiyor. Ne kadar baskıya maruz kalırsa kalsın Türkiye'nin geleceğinde o olacak.
Ekrem İmamoğlu:
“Erdoğan da bir zamanlar bu şehrin belediye başkanıydı, o da milletin oyuyla seçildi, ben de. O da yargılandı, ben de yargılanıyorum. Yargılanmadan kaçan yok ki. Yargılanmadan kaçan namerttir. Yargılanmadan kaçan şerefsizdir, namussuzdur.
Aramızda tek fark var, tek fark var. O yargılanırken 1 gün bile tutuklanmadı. Ben ise ülkenin birinci partisinin cumhurbaşkanı adayı ve 16 milyon İstanbullunun seçtiği belediye başkanı olarak 1,5 yılı aşkın süredir Silivri’deyim.
1.5 yıldır buradayım, neden? Seçim iptal ettiler, olmadı. 13 bin 600 oy farkla kazandığım seçimi 806 bin oyla kazandım. Sandıkta yenilemedi, onun için buradayım. Kendi söyledi, ‘İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır’ dedi. Baktı seçimde olmadı, ‘O zaman tutuklayarak olsun’ dedi.”
İMAMOĞLU'NDAN KILIÇDAROĞLU'NA: SENİN ALNINI KARIŞLARIM
Hakim karşısına çıkan Ekrem İmamoğlu:
"Bu dava siyasi değilmiş! Senin alnını karışlarım ya, senin alnını karışlarım! Seninle siyaset yapan Ekrem İmamoğlu olarak söylüyorum; ister bir partinin başında kayyum ol, ister ne olursan ol! Siyasi değilmiş; canıma okunuyor burada biliyor musunuz? Siyasi değilmiş! Dilimin kemiği yok benim. Şu anda ben onurumla, namusumla, haysiyetimle, şerefimle ilgili konuşuyorum."