Ne sözünden ne de zandan, insanları merhametlerinden tanıyorum. Merhamet masum olduğu için her kalbe misafir olmaz, der İbn Haldun. Masum ve temiz bir kalbi, ancak merhametinden tanırsınız. Merhameti sezerseniz birinde, ona güvenin.
Hayatta her hususta kazandığımızda büyüklenmeyecek, kaybettiğimizde çirkinleşmeyeceğiz. Kalp kırmayacak, incitmeyeceğiz. Birlikte yaşamanın altın kuralı budur; bir evde veya ülkede yaşamak farketmeksizin.
@ukbansnc tiviti okurken hissettiğim:
tabi siz anneleri tarafından size emanet edilen çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik etmesine şiddetle karşısınız ama..
Memnuniyetsizlik bir huy olarak tezahür ettiği zaman, dünyayı ayaklarına serseniz dahi memnun edemezsiniz. Lakin bazı kimseler küçücük şeylerden bile memnun olabiliyor, çevresine zahmet vermiyor. Zahmet vermeyen, iki dünyada berhudar olsun.
Biraz da hergün 8-5 işe giden insanlar vlog çeksin nolur, kendimizden bir şeyler bulalım. İşten gelip kanepeye devrilsinler mesela, çamaşırı yıkayıp sermeye erinsinler. Bütün gün evde kendini çeken insanların verimli gün goygoyu yapmasına o kadar katlanamıyorum ki.
Kar ne kadar güzel; hem romantik bir tarafı var hem de sıcacık hatıraları. Öte yandan sokakta yaşayan kimseler, mülteci çadırlarında bin zahmet ile hayatta kalmaya çalışanlar. Birine güzel gelen bir şeyin bir başkasına zulüm olması incitiyor kalbimi. Sevdiğim her şeye tedirginim.
"Her şeyi tek başına halletmiş olma güçlülüğü, insanı bazen bir bankta hüngür hüngür ağlatıyor. Ardından, bir kedinin başını okşarken bile mahzun bakıyorsun etrafa. Çok güçlü olmak da yenilmektir bazen. İnsan bazen, en dik yokuşları aşıp bir düzlükte yere yıkılabilir. Olabilir."
Şu ateşler sönsün sonra yine birbirinizi yiyin.
Şaka gibi bir mecra herkes bir şeylerin tarafı olmaya mecbur bırakılıyor.
İmkanı olan elinden geleni yapsın yapamayan otursun inancı doğrultusunda duasını etsin.
Bunca bilgi kirliliği, boş laf, ötekine düşmanlık yeter…
İnsan hayatında öyle bir an geliyor ki çevresinde hep şükredebilen, şükretmesini bilen insanlar olsun istiyor. Çünkü bu tip insanlar güç verir. Sadece şükrederek, o şükürlerine seni şahit kılarak daima umut aktarırlar. Hayati öneme sahip insanlardır bunlar.
Kimi insanlar kendilerini tek bir role/kimliğe hapsediyor ve o rol (makam, rütbe) sona erince de erkenden çöküyor. Bir rolün getirdiği güvenliğe bel bağlayan sonunda kendisini korunmasız ve değersiz hissedebilir. Roller değişir, bizi insan kılan cevhere sadık kalalım yeter.