“Tersinden ‘Kürtleri kaybettik, endüstriyel futbolun bir nesnesi haline geldiler’ deniliyor. Hayır, kendi kentlerinde futbolun öznesi haline geldiler ve yönetme kapasitelerini ortaya koyuyorlar diye bakmak lazım.”
@deniz_nazlim
“Kürt denmesi de yerleşikleşiyor, Kürtlerin varoluşu da yerleşikleşiyor. ‘Biz bunla ne yapacağız arkadaş’ diye kendilerince bir kaygı söylüyorlar. Ama onların söyledikleri politika doksanlar boyunca yapıldı. Yapılmamış bir şey söylemiyorlar.”
@kemalsbozkurt
👇
https://t.co/9mAWTvRWLB
Tecavüze uğradı,taciz edildi,elinde bi bıçakla sokaklarda onyıllar geçirdi.
Bu ülkenin delilerle ilgili daha da delirtmek gibi iğrenç bir adeti var.
Herkes dalga geçti.
Ta ki yıllar sonra bir fenomene dönüşene dek.
Kimliği yok diye uzun zaman tedavi dahi edilmedi.
Şimdi anıyoruz
🔴Ajansımızın sitesine gerçekleştirilen Siber saldırı nedeniyle siteye erişimde kesintiler yaşanıyor. Siteye tam erişimin sağlanması için çalışmalar sürüyor
Saldırıların önüne geçmek için bizi yeni hesaplarımızdan takip edebilirsiniz
https://t.co/DU3zHRyfPR
İmralı Sekreteryası üyesi Veysi Aktaş, dünya çapında İspanyolca yayın yapan en çok okunan köklü ve etkili bağımsız yayın organlarından biri olan #Rebelión ‘na konuştu.
*27 Şubat’ın asıl önemi PKK’nin ortadan kaldırılmasında değil, silahlı çatışmanın yerini demokratik siyasetin alması için yarattığı imkânda yatıyor. Bugünkü tabloyu şöyle özetlemek mümkün: Çatışma sona erdi, ancak barış henüz inşa edilmiş değil.
*Sürecin sağlıklı ve etkili bir biçimde yürütülebilmesi için Sayın Öcalan’ın rolü, resmî muhatap ya da koordinatör olarak kurumsal bir yapıya kavuşturulmalıdır.
*Kök yasa, gerillaların hukuki durumuna bir kapı açıyor, ancak hala gerçek bir demokratik sosyal bütünleşme ve garanti yasası olmaktan çok uzak.Çerçeve Yasa’yı yeni yasalar takip etmelidir.
*“Silah bırakmak” ile topluma güvenli, onurlu ve eşit bir yurttaş olarak yeniden katılmak aynı şey değildir. Geri dönüş hakkı, güven inşasının temel unsurlarından biridir.
*Asıl ihtiyaç duyulan, kapsamlı bir Demokratik Entegrasyon Yasasıdır. Bir gerillaya yalnızca “Silah bırak” demek yeterli değildir. Aynı zamanda şu soruların da yanıtı olmalıdır: “Özgür, güvenli ve eşit bir yurttaş olarak nasıl yaşayacaksın? Demokratik siyasete özgürce katılman mümkün olacak mı?” Aynı şekilde sürgündeki birine yalnızca ülkesine dönmesini söylemek ya da siyasi tutsağa barışın geldiğini söylemek de yeterli değildir. Barışın hukuki güvenceleri, insanların yaşamlarında somut karşılık bulmalıdır. Bu nedenle Yasa’yı, kapsamlı bir demokratik entegrasyon ve normalleşme mevzuatına doğru atılmış ilk adım olarak değerlendirmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
*Yasa bir sonuç yasası değil, başlangıç yasasıdır. Olumlu yanı, devlet ile Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki çatışmayı yalnızca güvenlik ve ceza mevzuatı üzerinden ele almak yerine, silahların devreden çıkarılması ve demokratik entegrasyonun önünün açılması için hukuki bir çerçeve oluşturmasıdır. Bu, 2013-2015 döneminin temel sorunlarından birinin aşılmasına imkân sağlıyor: O dönemde bir süreç vardı, ancak hukuki güvenceler yoktu. Bu nedenle silah bırakmaya ilişkin yasa, bir barış yasasıyla eşdeğer görülmemelidir. Silahların bırakılması negatif barışın kapısını açar. Demokratik hakların güvence altına alınması ise pozitif barışı yaratır.
*Sayın Öcalan’ın altını çizdiği üç temel yasa; çoğulculuğu, barış kültürünü ve uzlaşmayı esas alan Demokratik Toplum Yasası, eşit yurttaşlık ve özgürlükleri esas alan Özgür Yurttaşlık Yasası ve Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasasıdır.
*Demokratik entegrasyon üç kavramla özetlenebilir: eşitlik, kimlik ve özgür irade. Kürtler, devlet ve toplumla bütünleşebilmek için Kürt olmaktan vazgeçmek, dillerini kamusal alandan çekmek ya da kültürel kimliklerini özel alanla sınırlandırmak zorunda kalmamalıdır. Burada temel bir nokta var: Entegrasyonun tek öznesi Kürtler değildir. Devletin ve çoğunluk toplumunun da dönüşmesi gerekir. Eğer entegrasyon yalnızca Kürtlerin mevcut sisteme uyum sağlaması anlamına geliyorsa, bu demokratik entegrasyon değil, asimilasyonun daha yumuşak bir biçimidir. Mesele yalnızca Kürtleri sisteme dahil etmek değil, sistemi çoğulcu hale getirmektir.
*Siyasi dengeler değiştiğinde taraflardan birinin süreci tek taraflı olarak sekteye uğratmasını engellemek için müzakerelerde varılan sonuçlar anayasal ya da yasal güvencelere bağlanmalıdır.
*Yurttaşlık tanımı herhangi bir etnik, dini ya da kültürel kimliği içermemelidir. Yurttaşlık, devletle kurulan hukuki ve siyasal bağ üzerinden tanımlanmalıdır.
Şöyle bir formülasyon düşünülebilir:
“Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı, kişinin Cumhuriyet ile kurduğu hukuki ve siyasal bağa dayanır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığına sahip herkes, etnik kökeni, dili, dini, kültürü veya inancı ne olursa olsun eşit haklara sahiptir.”
Buna şu hüküm de eklenebilir:
“Hiçbir yurttaş, etnik veya kültürel kimliği nedeniyle başka bir yurttaştan üstün ya da aşağı görülemez.”
Buradaki amaç “Türk” kimliğinin yerine “Kürt” kimliğini koymak değil, devlet yurttaşlığını herhangi bir etnik kimliğin aidiyet alanı olmaktan çıkarmaktır.
*Merkezi yönetim yetkilerini paylaşmalıdır. Bu, üniter devlet yapısının mutlaka ortadan kaldırılması anlamına gelmez. İdari vesayetin keyfi denetimden yargısal denetime taşınması, kayyım atama uygulamasının sınırlandırılması ve seçilmiş organların korunması yerel demokrasiyi güçlendirecektir. Aşırı merkeziyetçilik verimsizlik ve hesap verebilirlik sorunlarına yol açarken, aşırı parçalanma da koordinasyon ve eşitlik sorunları yaratabilir. Güçlü yerel yönetimlerle merkezi koordinasyonu birlikte esas alan dengeli bir modele ihtiyaç vardır.
https://t.co/iG7j5n1NvB
Ajansı'mız Mezopotamya Ajansı'na (https://t.co/Tdmk4SS3QR) yönelik dün akşamdan beri yoğun bir siber saldırı var.
Saatlerdir süren bu saldırı hala devam ediyor ve siteye ulaşmakta zorluk yaşıyoruz.
Siteye erişim için çalışmalar sürüyor.
Ajansı takip edebilirsiniz
@mezopotamyatrk3
"Başka bir dünyanın mümkün olduğu hep gündemindeydi"
Bu umutla bir gece yola koyuldular
Şanlı kavgamızın onurlu neferi mücadelemizde daima yaşayacaksın
#Paramazkizilbasolumsuzdur
Bundespressekonferenz: #AliceWeidel: "... Adolf Hitler war ein Linksradikaler, ein Linksextremist!" Ihr bekommt, was ihr wählt liebe AfD-Wähler!!! #BPK | 21. September 2026 | @JungNaiv
iyi ki doğdun suphi nejat ağırnaslı…
“ulvi bir inanç için yola çıkmadım. ulvi olmayan insanlarla hayatı, büyüsüz bir dünyayı, şeyleşmiş bir dünyayı büyülemek istedim o kadar…”
Önce Cilo şimdi ise Geverok(Çarçela). Turizm adı altında bölgenin doğal güzellikleri yok ediliyor. Cilo buzulları bu nedenle risk altında şimdi ise Geverok vadisi açılan yol ile tahrip edilecek.
🚩Sürece saldırıların feveranı
🗣️Gazeteci Selahattin Soro:
📌Tümünün bir merkezden saldırması şunu gösteriyor: PKK ve Önder Apo doğru yerde duruyor. Saldıran bu çevreler hakikat düşmanıdır.
📌Barış karşıtlarının ve sürece kinle saldıranların halkımızda karşılığı yok.
🟡 YALANCININ MUMU ERKEN SÖNDÜ!
▪️ Diyarbakır’da markette "Apo aleyhine slogan attıkları için saldırıya uğradığını" iddia eden Beşiktaşlı bir grup taraftarın, sloganlardan değil hırsızlıktan dayak yedikleri ortaya çıktı.
▪️ Markette bazı taraftarların ürünleri çalarken kameralara yakalandıkları görüntüler ortaya çıktı.
7 yıldır cezaevinde olan bir hekimi "hayattan kopuk" olarak etiketlersek, 26 yıldır yatan Abdullah Öcalan'ın, 31 yıl yatan Veysi Aktaş'ın ve 33 yıl yatan Çetin Arkaş'ın kafası kim bilir nasıldır? Halbuki bu kişilerden ilki "60 milyonluk Kürt halkı" adına kararlar alıyor, diğer ikisi ise fiili komutan gibi sahadalar.
Bence Selçuk Mızraklı'nın sorunu, 7 yıl boyunca hiçbir konuda konuşmamanın verdiği suçluluk duygusu. Arada böyle çıkışlarla o boşluğu doldurmaya çalışıyor. Bu işi yaparken, koğuş arkadaşı Selahattin Demirtaş'ın "sürece katkı için Amedspor ile Erzurumspor arasında dostluk maçı" yapılmasını önerisinden beklediği faydayı ters istikamette gerçekleştirmesi de işin ironik yanı.