Şehidimiz Özkan Özkanlı’nın kardeşiyle birlikte yetim olarak büyüdüğü, öğretmenlerle konuşarak kendisi gibi yetim öğrencilere sözleşmeli maaşından sürekli harçlık gönderdiği ortaya çıktı.
Gazze'de Allah'ın bütün ayetleri tecelli etti birer birer. Hâlâ akletmez misiniz, akletmez miyiz...
"...çocukların bile saçlarını ağartıp ihtiyarlatacak olan o günden kendinizi nasıl kurtaracaksınız?"
Refah’ta çocukların, kadınların ve yaşlıların sığındığı sözde güvenli bölgede kurulan çadırlar bombalandı, savunmasız insanlar katledildi. Soykırım sürüyor.
Dünya üzerindeki anlamın, kelimenin, umudun, yardımın, kurtuluşun tükendiğini hissettiğimiz zamanlardayız. Böyle zamanlarda acı içinde susmak da bir seçenek, ses yükselterek, umutla devam etmek de.
Fakat insana yakışan, iyi gelen, işe yaradığını hissettiren, pişmanlıktan kurtaran, haksızlıklar karşısında ses yükseltmek, karşı gelmek ve acıyı paylaşmaya çalışmaktır.
Karanlık kıyamete kadar sürecek ama aydınlık hiçbir zaman ışıltısından, mücadelesinden vazgeçmeyecek.
#RafahOnFire
Zamanın bir yerine sıkışıp kaldık. İstikrarlı bir şekilde izlediğimiz tek şey çocuk ölümleri. Her gün onlarca, bazen yüzlerce çocuk ölüyor; o çocukları, tozlanmış elbiseleri, parçalanmış bedenleri ile yan yana diziyorlar, sevdikleri son bir defa onlara sarılıyor ve biz sadece izliyoruz. Lanetli bir izleme hastalığına tutulduk, bizi tepeden tırnağa ele geçirdi, sadece izliyoruz, bazen ağlayarak, bazen de tepkisiz bir biçimde donuk yüzlerle izliyoruz. Hayatımızı üzerine inşa etmeye çalıştığımız o değerlerin boğulmasını ve bir parçasının da yok olmasını sadece izliyoruz.
Çocuklara ve kadınlara dokunmak, okulları, hastaneleri, ibadethaneleri bombalamak, güvenli bölge belirleyip hem güvenli bölgeye hem de güvenli bölgeye gitmek için yola çıkanlara füze yağdırmak hangi savaşa, hangi düşmanlığa, hangi kör vicdana sığar? En başından beri ısrarla, şaşkınlıkla ve büyük bir hayal kırıklığıyla döne döne aynı soruları soruyoruz, ikna olamıyoruz bu alçaklığa ve bazen bu soruları tekrar tekrar sormak da berbat hissettiriyor, aynı şeyleri sürekli geveliyor ve bir adım dahi atamıyormuşuz gibi. Yorulmak ya da ümitsizliğe kapılmak değil bu. Artık utanmak.
Utanıyorum, çünkü insanım. Dünyanın neresinde olursa olsun bir insan kardeşimin zarar görmesini, sistematik bir biçimde soykırıma maruz kalmasını engelleyememek utandırıyor beni. Kadınların ve çocukların güle oynaya, dalga geçilerek katledilmesi vicdanımı paramparça ediyor. Durmayan, azalmayan, giderek artan bir vahşete karşı; kalplerimizi, inandıklarımızı, dualarımızı, gözyaşlarımızı siper ettik ama kötülüğü engelleyemedik. Burası önemli bir eşik: İnandığın şeylerin ve mücadelenin (görünürde) bir türlü sonuç vermemesi, işe yaramaması. Ama tüm bunlara rağmen inanmaya ve mücadeleye devam etmek. Bunu sürdürmeliyiz. Utanarak da olsa sürdürmeliyiz.
Utanıyoruz çünkü bildiğimiz, öğrendiğimiz, inandığımız ne varsa hepsinin aksini yaşıyoruz. O büyük öğretiler, hikmetli sözler söyleyen ağızlar, sadece beyaz tenliler için işleyen insan hakları, dünya barışı ve bir ton yaldızlı gevezelikler, makamlar hepsi, topluca boşa çıktı, bir işe yaramadı. Küçücük bir alana sıkışıp kalmış insanların katledilmesini önleyemedi. Milyonlarca insan sokaklara, meydanlara döküldü ama o bir avuç insanın canını kurtaramadı, koruyamadı. Ve hâlâ o bir avuç insandan geriye kalanlar şu an ağır bir biçimde bombalanıyor. Utanmayıp da ne yapalım biz şimdi?
Utanıyorum ve korkuyorum. Çocuk, kadın ve masumların ölü bedenlerinin bir seyir nesnesi haline gelmesinden korkuyorum. O ölümlere, ölü bedenlere, acıya, çaresizliğe dünyanın eskisi kadar tepki veremeyecek olması ve alışması ihtimalinden feci halde korkuyorum. Her şeyi unutan, ekranları kaydırarak hayatını sürdüren modern insanın bu ölümlere alışmasından, parçalanmış bebek bedenlerine tepki vermeden ekranı yeniden kaydırmasından korkuyorum. Engelleyemediğimiz şeylerin gündelik bir rutine dönüşmesi ve tüm buna dünyanın alışmasından çok korkuyorum.
Tüm bu korkularım, yaptıklarım, yapamadıklarım, önleyemediklerim için Gazzeli insan kardeşlerimden utanarak özür diliyorum. İşe yaramayan bu üzgünlüğüm ve utancım için de ayrıca özür diliyorum.
#GazaStarving