Volkan Konak’ın arkasından çok ağır konuşan Kardeşlerim;
Kendisini hiç sevmezdim ama şimdi siz yanlış yapıyorsunuz çünkü kıymetlendirme analizi yapmıyorsunuz.
Öncelikle bakmanız gereken ilk ve en önemli yer:
Bu insan aktif kâfir (İslâm Düşmanı) mıydı?
Hayır. Aradım taradım, şerefsizce saldırılarına dair hiçbir şey bulamadım.
Pasif kâfir (İnançsız) mıydı?
Belli değil. Baktım, en kötü ihtimalle deist çünkü sık sık Allah’ı zikrediyor.
Peki o zaman?
Farklı görüşte/tepkili/muhalif diye, belki de biz Erdoğan Devrimi’ni kendisine düzgün anlatamamışız diye, bu dalga geçmelerimiz, bu hakaretlerimiz, ağır laflarımız nedir Allah aşkına?
En önemli soru:
Sizin bu hakaretlerinizi gören bir tek insan evlâdının sizin dininize davanıza ısınma ihtimali var mı?
Yok.
Belki tam tersine soğutur musunuz?
Evet, kesinlikle.
O zaman neden Allah’a ve Resulü’ne küfürler etmemiş, savaş açmamış ama meşrebince aykırı şeyler söylemiş (beni yakın vs gibi) birine sanki bir Zalimmiş, İsrail’i desteklemiş, Allah’a ve Dini’ne hakaret etmiş gibi saldırıyorsunuz?
(Benim öz teyzem de aynen böyle “beni yakın Marmara’ya atın” derdi, vesile oldum, Allah hidayet verdi, Kur’an’ı okudu, tevbe etti, şimdi namazında mesela, öyle tepkisel şeylere çok takılmayın, dua edin, geçin)
Üstelik ölmüş birine bunları diyorsunuz, içinizden bir ses “ölüye laflarımızdan dolayı dirilerin kalplerini soğutabiliriz” demiyor mu?
Kardeşlerim,
Bizim ilk amacımız Ak Parti’ye veya x bir partiye seçmen bulmak değil, İslâm’ı insanlarla buluşturmak, insanlara İslâm’ı anlatmak, İslâm’ın huzurunu, adaletini önce anlamak, sonra anlatmak.
Farklı fikirde ve ideolojideki insanların sevdiği sembol isimlere faydasızca söverek mi dinimize ve davamıza fayda sağlayacağız?
“Ölümüze böyle vicdansız olanlara sevgi beslememize, saygı göstermemize gerek yok, bunların insanlığından da dininden de bize hayır gelmez” dedirtmek için mi uğraşıyoruz?
Yapmayın.
Her mevzuya yorum yapmak, hele de böyle ayrımcılığı körükleyecek yanlışlar yapmak zorunda değiliz.
Volkan Konak veya başkası.
Bir insan kim olursa olsun, isterse ağababaları, kralları olsun, eğer açıkça Allah’a ve Kitabına ve Resulü’ne ve Dini’ne ve Müslümanlara ahlâksızca saldırdıysa, onun hakkını kimse ne diyecek diye bakmadan verdik ve veririz.
Ama annesi kürtaj parası bulamadı diye kendisini aldıramadığını bile makara ile anlatan, yoksullukla büyümüş ve yaşamış, eşine bile 30 sene sonra düğün yapabilen bir insanın arkasından, sırf ideolojisi nedeniyle hakaretler edilmez.
Allah’ın nazarı, yoksulların kalbindedir.
Sizi bilmen.
Ama ben yoksulluktan geldim.
Sırf aykırıydı, tepkiliydi diye veya hatta yolunu da bu muhaliflikten buluyordu diye, bir insanın arkasından öyle gelişi güzel sallayamam.
Onu seven iyi, hayırlı ama benimle farklı fikirlerde insanlar vardır, onların kalplerini kırmaktan korkarım.
Benim dinden anladığım ilk şey de bu: Kalp, Allah’ın nazargâhıdır, kırma!
Kırmayalım, dökmeyelim kardeşlerim.
Değerlerimize ve vatanımıza alenen ve şerefsizce saldıranlar dışında kimseyi kırmayalım.
Ben böyle düşünüyorum.
En doğrusunu Allah bilir.
Sevgi, saygı ve duayla…
Fahri Fatih Tezcan.