Zor birinin size iyi davranmasını sağlamak ‘kendinizi feda ‘ ile mümkünse reddedilme, aşağılanma travmatik tehlikesine karşı hayatta kalmaya çalışıyorsun demektir. Aslında bu var oluşta, birinin sana iyi davranması sağlamak değildir derdin. Hayatta kalmak önceliğindir.
Ve bu kendinden vazgeçmen koşuluyla olur.
Ancak bu koşul belki seni zor olan kişiye görünür kılar.
Kabul edilirsin, yalnız onun gözünüzde kırılgan bir yerin olur. Ağacın dalındaki kedi gibi hissedersin kendini!
Küsmek, kendini korumak ya da sınır çizmek değildir. Gurur, onur, yüksek şahsiyet, öz saygı, öz güven göstergesi de değildir. Birini hayatından onu gerçekten umursamayarak çıkartmak küsmek değildir. Küsmek, beklentini karşılamayan insana duyduğun kırgınlığa gömülmek ve/veya sana zarar verene duyduğun öfkeye sıkı sıkı tutunmaktır. Ve küstüğünde, küstüğün insanı pişman etmek, ona ders vermek, onu manipüle etmek ya da geri döndürmek gibi amaçlar güdersin içten içe. Bu gütme hali öyle yorucu, yıpratıcı bir içsel meşguliyettir ki onu değil seni esir alır. Kendin gibi, sere serpe olamazsın. Küslük halinden barış haline geçmekse üzen ya da ezen kişiyi affedip onunla konuşmak ya da onu tekrar hayatına almak değil, kendi iç dünyandaki barışı sağlamaktır. Affetmek, temelde o kişiyi değil; o kişiden boş beklentilere giren yanını ya da ondan gelecek zararı öngörememiş olan saf veya gafil yanını affetmektir. Affetmek neden özgürleştirir? Çünkü affettiğin aslında kendinsin.
@halisdokgoz2@SchneiderTempel@a7kitap Bu sürecin bir parçası olmaktan dolayı çok şanslıyım. Onurlandırdınız bizleri.
Başka projelerde buluşmak dileğiyle.
Çok sevgiler ❤️
Kusursuz Cinayet Karikatür Sergisi’nin başlangıcından gerçekleştirilme aşamasına ve eksiksiz olarak izleyiciyle buluşmasına olanak sağlayan Schneidertempel Kültür Merkezi’nden güler yüzlü Sevgili arkadaşım Gülsüm Elsever’e sonsuz teşekkürler…