Ülkelerinde şeriat var diye kaçıp, yaşam hakkımız yok diye İngiltere’ye sığınma hakkı alıp, bu ülkede de şeriat istemek nasıl bir kafa yapısıdır. Anlamak çok zor, o zaman kendi ülkende yaşasaydın..!?
Sokak röportajında çarpıcı sözler: "Ben okuyamadım değil, okutulmadım. Başörtüsü yasağından dolayı değil. Merdiven altı kurslardaki hocaların, anneme 'Kız çocuklarını okula göndermeyin' dedikleri için 15 yaşında zorla evlendirildim."
Bugün İçişleri Bakanlığı yetkilileri aradı...
Ailem hakkında yapılan ahlaksız paylaşımlar ile ilgili soruşturmaya dün gece itibari ile başlanıldığını, sadece küfür edenler değil hedef gösteren, tehdit eden tüm hesapların tespit edildiğini ve gerekenin yapılacağını bildirdi.
Sayın Bakan'a, yetkililere ve ahlaksızlığa sesiz kalmayan herkese teşekkür ederim.
@EmniyetGM@TC_icisleri
Fatih Terim Fonu'na futbolcular, milyonlarca dolar verip dekont almamış. A4 kağıdıyla yetinmişler. Selçuk İnan, 10 milyon dolar yazan antetsiz, tarihsiz kağıdı savcılığa sundu. Emre Çolak el yazısı not almış. 2 milyon dolar verip 'Castrol' not kağıdında yazı alan bile var.
🟩Rezan Bey öncelikle teşekkürler. Paylaştığınız DenizBank antetli belge, Selçuk İnan’ın toplam 3 milyon 685 bin doları teslim etmesinden 6 ay sonra verilmiş. Yani müvekkiliniz paraları teslim ederken alınmış bir evrak değil. Fahiş faizlerin vadesinin gelip üzerinden aylar geçtikten sonra verilmiş.
🟩DenizBank antetli bu kağıt, 27 Mart 2023 tarihli. Oysa siz suç duyurusunda Selçuk İnan’ın 20.09.2022’de 500 bin dolar, 28.09.2022’de 300 bin dolar, 29.09.2022’de 1 milyon 300 bin dolar, 05.10.2022’de 1 milyon 100 bin dolar, 06.10.2022’de 485 bin doları Seçil Erzan’a teslim ettiğini belirtiyorsunuz. Paralar teslim edilirken alınmış bir dekont olsa eminim suç duyurunuza eklerdiniz.
Zaten benim haberim para teslim edilirken alınan kağıtlarla ilgili.
🟩Üstelik bana bankanın verdiğini iddia ettiğiniz kağıtları sizin suç duyurunuzdan aldım. Yani savcılığa delil olarak siz sundunuz. Bu paralar verilirken dekont yerine bu kağıtların alınmasının müvekkillerinizin işlemi hakkında şüpheler yarattığı konusu aşikar sanırım.
🟩DenizBank avukatlarının iddiasına göre; paylaştığınız DenizBank antetli evrak, Seçil Erzan tarafından sahte olarak düzenlenmiş. Tabii ki bu konuda bankanın iddialarını da doğru kabul edemeyiz. Benim naçizane kanaatim; Selçuk İnan'ın söylediği gibi paralar bankada, bankanın şube müdürüne teslim edildiyse DenizBank'ın sorumlu olduğu yönünde. Hatta Seçil Erzan, banka yönetiminden habersiz bu vurgunu yapmış olsa bile banka sistemi buna izin verdiği için sorumlu. Ama diğer müvekkiliniz Emrah Çolak paraları banka içinde ama Ali isimli birine çantayla teslim ediyor. Bu tür eylemler kesinlikle şüphe doğuruyor.
#SONDAKİKA: 17.11.2023 tarihli Resmi Gazete;
💢Cumhurbaşkanı Kararı💢
Türkiye'deki Filistinli öğrencilerin öğrenim ücretleri devlet tarafından karşılanacak.
Migros kasasında, sıradayım.
En öndeki çift o kadar şey almış ki, bütün mahalleye yeter.
"Dıt dıt dıt", bitmiyor...
Nihayet, indirimli ürünlerden de 8-10 tane alıp, 6bin lira pavyon hesabını ödeyip gittiler.
Onların arkasından, 70 yaşlarında tontik bir teyzeye geldi sıra.
"O kaç para, bu ne kadar, aaaa onu bırak bırak"
derken, toplamda 10 parça ürün, yaklaşık 20 dakikada geçti kasadan.
Kapağı kelebek gibi açılan cüzdanımsı keseyi çıkardı, 'pıt' diye açtı, dürüm yapılmış kağıt paraları itinayla saydıktan sonra, madeni olanları saymaya başladı.
"Şu bir, şu iki, elli kuruş, bir de on kuruş verdik miydi, sen bana 5 kuruş vericen kızım. Ama verme boşver, helali hoş olsun, 'hihihi'"
Teyzeyi marketcek alkışlarla uğurladıktan sonra; sırada köşeli gözlüklü, jilet ceketi adam vardı.
Adamın, ağzında bir sorun olduğunu sanıyorum; zira ağzını oynatmadan konuşuyor tek bir mimik bile oynatmıyordu.
Bir ara, kasaya doğru eğildi ve işte; mimik ortaya çıktı.
"Arkadaş, basacağınız etikete başlarım ha! Bu, rafta böyle yazmıyordu. Abuk subuk iş yapıyorsunuz. Sizi zorla mı çalıştırıyorlar. Bıktık be!"
Derken ağzı hareket ediyor ve kaşları artık gözlüğün camından görülebiliyordu.
"Bıktık be!" Derken de bana dönüp;
"Sende bıktın dimi"
Der gibi baktı.
Hepimizi, kasadaki kızcağızı azarlamaya davet ediyor aklı sıra.
Günün, en civcivli saati, market hınca hınç dolu, herkes bir an önce evine gitmek istiyor ve bu adamın mimiklerini kullanacağı tuttu...
Seslendim;
"Rafta kaç para yazıyordu?"
"39"
Dedi.
Sordum;
"Burada kaç çıktı?"
"145"...
Bu durumda sesimi çıkaramadım, zira fark fazla...
Görevli geldi, ürünü aldı, gitti. Bir dakika kadar sonra geldi.
"Beyfendi, siz alt raftaki ürünün fiyatına bakmışsınız, 39 olan o"
Dedi.
Gözlüklü çığrından çıktı! Gözlük kaydı, gözün birisi çerçeveye denk gelmiyor artık.
"Lan! Bana rafa bakmayı sen mi öğreteceksin? Sen kimsin olum. Siz kimsiniz lan! Siz zaten amarikan uşağı değil misiniz? Topunuzun...."
Diyerek aldıklarını da kasada bırakıp, söverek uzaklaştı.
Hepimiz bir oh çektik derken, geri döndü gözlüklü.
"Ben şu ekmeği alayım."
Kasadaki kız işlemi iptal etmiş, rafları kontrol eden adam, terk edilen neşriyati arabaya yüklemişti bile.
Kız adama döndü, 32 dişin tekmili birden sırıtarak;
"Sıranız geçti beyfendi, yeniden alıp sıranın arkasına geçebilirsiniz."
Dedi.
Gözlüklü, kalakaldı. Ağlamakla, sövmek arasında gidip geliyor. Tam ağzını açacak, seslendim;
"Arkadaşım, her yerde kamera var. Yeterince küfrettin, bu kadarla bile dünyanın cezası yazar. Etme; git al ekmeğini sıraya gir."
Bana döndü, sesi titriyor ama kıza söylediklerinin onda birini söyleyecek olsa, ceketini bir daha herhangi bir ütünün düzleştiremeyeceğinin de farkında.
"Sen avıgat mısın?"
Dedi.
"Eveeet 🙄"
Dedim.
Gitti...
Artık Migros şirketi ve vatandaşlar olarak, bu değişik şahıstan kesin olarak kurtulmuştuk.
Birini arayıp, marketi şikayet ediyormuş gibi yaparken, Ankara'nın bağları melodili telefon çalmasın mı? 🤣🤣🤣
Daha hızlı adımlarla uzaklaştı ve gözden kayboldu...
Sıra, çocuğunun elini sıkıca tutan bir kadına gelmişti. Bir kaç ürün vardı elinde.
Salça, bulgur, ekmek, sabun ve gofret.
Çocuğa takıldı gözüm. Nasıl heyecanlı. Bir an önce kasadan geçip o gofreti yemek istiyor.
Ürünler okundu, 104,78 gibi tuhaf bir rakam...
Kadın çantasından 100TL çıkardı;
"Gofret kalsın"
Dedi.
Başka parası yoktu anlaşılan. Gözüm yine çocuğa ilişti.
Bir damla yaş, sağ gözünden süzüldü, başını öne eğdi. 96 TL ödendi, fiş alındı.
Sıra bana gelmişti. Elimdekilere baktım, rezalet hissediyordum kendimi.
"Almıyorum ben"
Dedim, çıktım.
Sonra aklıma bir şey geldi. Kasadaki kızın kulağına eğildim, planımı anlattım.
Kız uzaklaşmakta olan ana oğula seslendi;
"Hanımefendi yanlış hesaplamışız, gofret dahil 98 tutuyor."
Kadın durumu anladı tabi. Kasadaki kız gofreti çocuğa götürdü, kafasını okşadı ve döndü yerine.
Anne ise yere bakıyordu.
Demem o ki;
Bunu, kimse yaşamasın. Gelir adaletsizliğinin bu kadarı, çok fazla.
Anayasamızın 153. maddesinde Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu yazılıdır. Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımayacağını açıklaması ve üyeler hakkında suç duyurusunda bulunması hukuk devletine saldırıdır. Enkaz altında kalan yine halk olur.
Çizim: Ercan Akyol
Cumhuriyetimizin 2'nci Yüzyılının ilk kurultayındayız...
"Biz ileri gitmezsek hiçbir yenilgi geride kalmayacak.
Bugün Türkiye'nin önü açılacak, CHP'nin ikinciliklere mahkumiyeti bitecek, Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelecek."