15 Temmuz’da yaşananların demokrasi ile falan bir alakası yoktu. Millet “Tayyip ölecekse biz de öleceğiz” dedi, evlatlarını verdi ama Tayyip’ini vermedi. O gece tankları alkışlayanları da, müezzinlere saldıranları da, hevesle bekleyenleri de milletin elinden kurtarabilecek tek bir kişi vardı. Sabahına kalkıp “ben padişahım” dese köpek gibi biat edecektiniz, demedi. “Milli birlik” dedi sizi milletin elinden aldı, adam yerine koydu. Siz yine adam olmadınız, şımardınız, biraz rahata erince o geceye bile dil uzattınız. Rabbim size Tayyip Erdoğan’dan sonra size onun kadar merhamet etmeyecek birini musallat etsin, “Tayyip olsa bunları yapmaz, bize acırdı” diye ağlayın, vefatından sonra mezarına koşup af dileyin.
Dünyaya kafa nasıl tutulur?
15 Temmuz’dan 15 gün sonra 30 Temmuz 2016:
"Ülkemizde oynanan oyunu bir kez daha bozduk.
Bundan sonra inşallah Suriye'deki oyunu da bozacağız
Irak'ta oynanan oyunu da bozacağız
Libya'da oynanan oyunu da bozacağız”
Tarihe not düşmek adına ben de bir anımızı paylaşayım...
İlgili kişi bu aralar muhalif yayınların gözdesi haline gelen, hatta 15 Temmuz darbe girişimi hakkında "şaibeli" imasında bulunacak kadar sefilleşen Hüseyin Çelik.
Dershanelerin kapatıldığı, Gezi olaylarının patlak verdiği, 17/25 Aralık kumpaslarının kurgulandığı, darbeye giden taşların döşendiği o dönemde, FETÖ ile her alanda mücadele ediyor, gerçek yüzlerini, münafıklıklarını ifşa ediyorduk.
O günlerde hem de Ak Parti çatısı altında Hüseyin Çelik bize gelip: "SİZ NE YAPTIĞINIZI ZANNEDİYORSUNUZ? MELEK ANNE ÇOK ÇOK ÜZGÜN. BÖYLE DEVAM EDERSENİZ BAŞINIZA NE GELECEĞİ BELLİ OLMAZ" diyerek aklınca bizi tehdit etti.
“Melek Anne” diye bahsettiği kişi, FETÖ'nün kasası firari Akın İpek'in annesi idi.
Elbette hak ettiği cevabı aldı ve biz yolumuzdan sapmadık.
Bu meselenin hemen ardından önce bizzat Fethullah Gülen tarafından hedef gösterildik, telefonlarımız yasadışı dinlendi, montaj ses kayıtlarına eklendik, ardından da kumpas davalarının içine isimlerimiz serpiştirildi ve bizi mahkum etmek istediler.
Evet, bugün muhalif ekranlarda demokrasi ve hukuk nutukları atan Hüseyin Çelik'in nasıl bir Akın İpek tasmalısı, nasıl bir FETÖ postacısı olduğunu, bugün de hıncının neyden kaynaklandığını biz çok iyi biliyoruz.
Milletimiz de bilsin...
Kendi adıma çıkarmam gereken dersleri de çıkardım. Bundan sonra böyle süreçlerde devletin resmi kurumları dışında hareket etmemenin önemini görmüş olduk…
Özgür Özel: "FETÖ yargısı, Danıştay katili Alparslan Arslan'a 76 saat verdi, savunma hakkı kısıtlanamaz dedi.
Erdoğan yargısı, Ekrem İmamoğlu'na senin süren 6 saat dedi"