Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası'nda zafere ulaşarak ülkemizi gururlandıran A Milli Kadın Voleybol Takımımızı gönülden kutlarız.
Ülkemizin tüm kız çocuklarına ilham olmayı sürdüren sporcularımıza desteğimiz tam. #EuroVolley2023#FileninSultanları
Bugün Lozan Antlaşması’nın 100’üncü yıldönümü. Antlaşma, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgesidir. 100. yılında tekrar görüşme diye bir şey yoktur. Bugün Lozan üzerinde zafer mi mağlubiyet mi kavgası yapılıyor. Bu boş ve art amaçlı bir kavgadır. Hukuki vesikalar mesnetsiz tarih kavgalarına alet edilemez. Şüphesiz ki Lozan bir vesika olarak tarafların riayet ettiği, bu bölgedeki barışı ve hâkimiyeti tanıyan önemli bir girişimdir. Bir grubun bilhassa Oniki Ada’nın Yunanistan’a bırakılması gibi muayyen maddeler ileri sürdükleri, yakın Türkiye tarihinden haberdar olmadıkları görülüyor. Bunlar samimi davranışlar değildir. Hukuki vesikalar mesnetsiz tarih kavgalarına alet edilemez. Şüphesiz ki Lozan bir vesika olarak tarafların riayet ettiği, bu bölgedeki barışı ve hâkimiyeti tanıyan önemli bir girişimdir.
@exmuslim_tr Şekil olarak benimde oğluma tasvip etmediğim bir şeydi. Çok kızıyordum. Ama neden bilmiyorum bu videodan sonra içim rahatladı. Yapabilir neden olmasın ☺️☺️☺️ işte bu görüşler yüzünden dinden soğutuluyoruz. Yazık. Halbuki bizim dinimiz o kadar ılımlı huzurlu ve bi okadar güzel
Canlı canlı ıstakozu kaynar kazanda pişiren Jakoben islam düşmanı Fatih Altaylı kurban kesimi için "ben hayvanlara eziyet edilmesine karşıyım" diyor.
Bunun derdi hayvan değil, bunun derdi İslam'la!
Osmanlının son padişahı Vahdettin, Türk Milletine “kolay kandırılır, fakir, korkak, cahil” dedi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk;
- “Türk Milletinin karekteri yüksektir.
- Türk Milleti çalışkandır.
- Türk Milleti zekidir.” dedi.
Vazgeçilmezim, ATAM❤️
Sevenlerine GÜNAYDIN🌸🙌☕️
Yıl 1955..
İstanbul'da bir sokak umuma açık tuvalet gibiydi..
Bahçe duvarları nedeniyle pek görülmeyen sokaktan gelen geçen küçük tuvaletini bu duvarlara yapıyordu..
3 numaralı evde oturan emekli İhsan Ergün beyin eşi Makbule hanım, gelen misafirlerine dert yanıyordu; "Yoldan geçenler küçük abdestini bahçe duvarına yapıyor.. Belediyeye başvurduk, buraya işemeyiniz diye levha astırdık ama hiç faydası olmadı.. Her yer sidik kokuyor.." deyince, misafirlerin arasında bulunan İhsan beyin yeğeni mühendis Namık bey ayağa kalktı; "Ben bu işi hallederim" dedi ve aşağıya indi..
Yaklaşık yarım saat sonra kazma kürekle işe soyundu.. Yere mezara benzer bir tümsek yaptı..
Duvardan taşlar alarak tümseğin çevresini çevirdi.. Etraftaki ağaçlara bezler bağladı..
Yukarı çıktı; "Tamam bu iş oldu" dedi..
Gerçekten de o günden sonra kimse sokağa işemez olmuştu..
Hatta gelip geçenler arasında mezar görünümlü tümseğin başında dua edenler bile oluşmuştu..
Mahalledeki kadınlar da ağaçlara bezler bağlıyordu..
Aradan yıllar geçti...
Bir gün yan komşu Zafer hanım panik halinde Makbule hanımı ziyaret etti..
Nefes nefese rüyasını anlattı; "Ak sakallı bir dede gördüm.. Ben İhsan beyin bahçesindeki mezarda yatan Ahmet Dede'yim, mezarın üzerine ismim yazılı bir taş dikin" dedi..
Makbule hanım renk vermedi..
Rüyayı duyan mahalleli hemen bir taş yaptırdı.. Üzerine şunu yazdılar..
“Ahmet Dede Ruhuna El Fatiha"
Gel zaman, git zaman belediye bu olaya el attı..
Sözde mezarın etrafını çevirdi.. Mezar taşını yeniledi ve Üzerine yazdı; "Ahmet Dede Ruhuna El Fatiha." Orası artık bir yatır olmuştu..
Ahmet Dede yatırı bugün İstanbul'un Kartal semtindeki en işlek sokağında..
Ekim Sokağı her gün onlarca ziyaretçi çekiyor.. Dualar okunuyor, dilekler tutuluyor..
Ahmet Dede hürmetle anılıyor..
Kısacası işenmemesi için yapılan bir sahte mezar, bugün kutsal bir yatıra dönmüş durumda..
Bu olayın canlı şahidi emekli kıdemli albay Hasip Uras'tı, Ufuk Uras'ın babası..
1955 yılında İhsan beyin evindeki o misafirlerden biriydi..
Sahte yatırın yapılışını gözleriyle görmüşt��..
Emekli olduktan sonra hacca giden Hasip Uras, bu olayı kitap haline getirmeyi planlanmıştı..
Ama ömrü yetmedi.. 2008 yılında vefat etti..
Ahmet Dede yatırı bugün hala Kartal'da en çok ziyaret edilen yerlerden biri..