Aç gözlü kapitalistleri, tekelleri, şirketleri ne yoğun emek sömürüsü ne de yeraltı ve yerüstü kaynaklarının talanı doyurabiliyor. Ülkeyi turizm, maden, enerji vb işletmelerine alan açmak için resmen cayır, cayır yakıyorlar. İktidar da yasalarla, önlemsizliklerle yollarını açıyor
Bugün İsrail bombardımanında başı gövdesinden ayrılmış, küçük bir kız gördüm. Paylaşmaya elim gitmedi. Güzel yürekli bu genç de sığındığı çadırında öldürülmüş. Soykırım sürüyor, unutmayın, unutturmayın. Üzülmeyin, öfkelenin.
Zeytincilik Kanunu Madde 20'ye göre zeytinliklerin çevresinde maden ocağı açılamaz, işletilemez. Buna rağmen Akbelen Ormanı'ndaki 45 bin zeytin ağacı maden açma faaliyetleri yüzünden toz altında kalıyor.
#ZeytincilikKanununuUygula@ibrahimyumakli
Katıl: https://t.co/3f2Ab3FZnB
Gazi Üniversitesi'nde bir kadın öğrenci, sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek fotoğrafları, kişisel bilgileri ve okul bilgileri paylaşılarak hedef gösterildi. Yüzlerce maille okuldan atılması istendi.
Fakülte dekanı, tehditler sürerken mail atanlara “Bizzat ilgileniyorum” yanıtını verdi.
Soruşturma açmak yerine öğrenciyi koruması gereken üniversite yönetimi, bu tehditler karşısında sessiz kaldı.
Öğrenci, kampüse ve derslerine giremez hale geldi.
Bu yaşananlar; eğitim hakkıyla, demokratik, bilimsel ve özerk bir üniversite mücadelesinin ne kadar iç içe olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Milli Eğitim Bakanı @Yusuf__Tekin'e sorduk:
Sosyal medyadaki linç kampanyası ve organize şikâyetlerle öğrencinin eğitim hakkının gasp edilmesi, üniversitelerin özerk olmadığının itirafı değil midir?
Öğrencinin açıkça can güvenliği tehdit altındayken, üniversite hangi gerekçeyle ve hangi yönetmelik maddesine dayanarak disiplin süreci başlattı?
Dekanlığa gönderilen şikâyet maillerine nasıl yanıt verildi? “Bizzat ilgileniyorum” diyen dekanın sözü resmi bir işlem mi oldu?
Öğrencinin bilgileri ifşa edilirken, ölüm ve cinsel saldırı tehditleri yapılırken, neden hiçbir güvenlik önlemi alınmadı? @Gazi_Universite
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarıyla başlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonda bugün yeni bir dalgaya uyandık.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, İBB iştiraki olan Medya AŞ ve Kültür AŞ soruşturmalarına yönelik olarak 22 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirildi.
Cumhur İttifakı, sandıkta kazanamadığı belediyeleri ya kayyım atayarak ele geçirme ya da yargı sopasıyla çalışamaz hale getirmeyi bir yöntem olarak benimsemiş durumda.
PKK’nin silah bırakma kararı sonrası kitlelerde beklenti yaratmayı amaçlayan Erdoğan bir yanda kayyım uygulamasının ‘yeniden istisna’ haline geleceğini söylüyor, diğer yandan da, İBB Başkanı İmamoğlu'na yönelik henüz yargı önüne bile gelmemiş suçlamalardan hareketle yerel yönetimlerin yetkilerinin daraltılmasını ve atanmış vali ve kaymakamların inisiyatiflerinin artırılmasını savunuyor.
İBB’ye yönelik gündeme gelen son operasyonda, Erdoğan’ın halkın sokağa taşan kitlesel öfkesi biraz durulunca bunu kendisi için bir fırsat olarak gördüğünü ortaya koymuştur. Erdoğan açısından kendi iktidarının devamı için baskı ile yönetmeyi tarz-ı siyaset olarak benimsemiştir.
Dolayısıyla, İBB’ye yönelik operasyonların durması ve hukuksuz tutuklamalardan vazgeçilmesi ancak halkın örgütlü mücadelesiyle mümkün olabilecektir. Bu ülkeye demokrasi ve barış, halklarımızın, işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesiyle gelecektir.
Bir kez daha söylüyoruz: Halk iradesi, Saray yargısının operasyonlarıyla teslim alınamaz!
Emek Partisi Genel Merkezi
Sema Barbaros'a Özgürlük!
İstanbul İl Başkanımız Sema Barbaros 60 gündür tutuklu. İddianamesi ise hâlâ yok.
Sema Barbaros ve tüm siyasi tutuklular serbest bırakılsın!
Sema biziz, biz buradayız!
#SemaBarbarosaÖzgürlük#SiyasiTutsaklaraÖzgürlük
13 Nisan Pazar günü Özdilek Kültür Merkezi'nde gerçekleştireceğimiz "Barajsız Sendika Yasaksız Grev Güvenceli İş" paneline Eskişehirli tüm işçi ve emekçileri bekliyoruz.
@iskenderbayhn@MuratOzveri
@RBuyukbeyhan
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda yaklaşık 50 öğretim elemanı, bir çırpıda işten çıkarıldı.
Üniversite yönetimi ise, "ihtiyaç kalmadı” diyerek 50’ye yakın emekçinin görevine son vermeyi “olağan” gösterme derdinde.
Milli Eğitim Bakanı @Yusuf__Tekin' soruyoruz:
🔴Görevden alınan 50 öğretim elemanın verdiği dersler hangi ihtiyaca göre açıldı? Bu ihtiyaç bir anda nasıl ortadan kalktı?
🔴Aynı anda bu kadar uzman hocayı 2547/31’e dayandırarak tasfiye etmek, bu kanunun üniversitelerde "kullan-at" emek rejimini meşrulaştırdığının bir itirafı değil midir?
🔴Yıllardır asli kadro açılmadan 31. maddeyle çalışan eğitim emekçileri, yükseköğretimde kalıcı güvencesizlik rejiminin yerleştiğini göstermiyor mu?
🔴Bu tasfiye, konservatuvarın bazı bölümlerinin kapatılmasına ve zamanla tümüyle işlevsizleşmesine mi zemin hazırlıyor?
🔴Her fırsatta “itibardan tasarruf olmaz” diyenler, Erdoğan-Şimşek programıyla bilim, kültür ve sanattan tasarruf mu ediyor?
🔴YÖK’ün İstanbul Üniversitesi’ne “ek dersleri kaldırın, sözleşme yenilemeyin” talimatı doğru mu? Bu, üniversite özerkliğine müdahale değil mi?
İl başkanımız, Emek Gençliği üyelerimiz adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Baskı ve sömürü düzeninin mimari Saray rejimine karşı mücadeleye devam edeceğiz.
Son günlerde muhalif kesimlere, öğrencilere yapılan operasyonların bir ayağı da; Eğitim-Sen’e (@egitimsen) yönelik başlatılan soruşturmalar, sendikal haklara ve akademik özgürlüğe yönelik açık saldırılardır.
Üniversitelerde boykotlara destek verdikleri, eğitim emekçilerinin haklarını savunmak için iş bıraktıkları ve demokratik taleplerini dile getirdikleri için Eğitim-Sen üyelerinin ifadeye çağrılması, gözaltılar ve baskılar kabul edilemez!
Eğitim-Sen, yıllardır eğitim emekçilerinin haklarını, laik ve bilimsel eğitimi savunan mücadeleci bir sendikadır. Bu soruşturmalar, sadece sendikal mücadeleyi değil, aynı zamanda üniversitelerde ve okullarda özgür düşünceyi hedef almaktadır. Siyasal iktidarın, eğitim alanını tamamen kendi politik çizgisine göre şekillendirme çabasına karşı, Eğitim-Sen’in ve akademisyenlerin direnişi büyük önem taşımaktadır.
Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Protestolar ve sendikal haklar anayasal bir haktır! Eğitim-Sen yalnız değildir! Eğitim ve bilim emekçileri baskılar karşısında geri adım atmayacak, Emek ve Demokrasi güçleriyle birlikte mücadeleyi büyütecektir.
E��itim-Sen’e yönelik baskılara son verilsin!
Demokratik, laik ve bilimsel eğitim için mücadeleyi büyütelim!
Seyit Aslan (@seyitaslan1917)
Emek Partisi Genel Başkanı
Üniversite öğrencileri "Büyük Üniversite Mitingi" için Beyazıt Meydanı'nda toplandı.
Öğrenciler Saraçhane'ye yürüdü.
Öğrencilere destek veren EMEP Milletvekili İskender Bayhan: Demokratik bir halk egemenliğini bu mücadelelerle kuracağız
https://t.co/D1YGsXIgLC
Demokrasinin ve kurtuluşun şalteri, üretimden gelen güç, işçi sınıfı ve emekçilerin ellerindedir.
Fabrikalarda, okullarda, mahallelerde... Birleşik mücadeleyi büyütmeli "Genel Grev ve Genel Direniş" yolunda ilerlemeliyiz.
YASAKLAR SİZİN MÜCADELE BİZİMDİR!
Faşist bir düzenin inşası üzerine atılan adımlar karşısında tüm Eskişehir gençliğini, bu iktidar darbesine karşı ses yükseltmeye, mücadele etmeye çağırıyoruz.
Halkın iradesine yönelik saldırılara izin vermeyeceğiz.