Emek Partisi Gaziantep İl Örgütü Yetkili Twitter Hesabı -
İşçi sınıfının partisi
📩 Bey mahallesi Atatürk Bulvarı Nuri Akınal Apt. No:49/5 Kat:3
Şahinbey
Genel Başkan Yardımcımız ve Milletvekilimiz Sevda Karaca, Kürt sorununun çözümüne dair Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasaya dair Partimizin görüşünü paylaştı:
📌Her yeni siyasal gelişmenin sürecin uzatılmasına bahane edilmesi, güvensizlik ve belirsizliği derinleştiriyor. Yasaya dair yapılan hazırlıklar daha fazla gecikmeden kamuoyuyla paylaşılmalı ve Meclis gündemine getirilmelidir.
Saray rejimine teslim olmayacağız.
Demokrasi, siyasal özgürlük,
seçme ve seçilme hakkı için, başta işçiler ve emekçiler olmak üzere tüm halkımızı; ülkenin dört bir yanında birleşmeye, direnmeye ve saray düzenine karşı ekmek barış özgürlük için mücadeleye çağırıyoruz.
Gaziantep’te demokrasi ve özgürlükler için bir aradaydık.
FAŞİZMİN İNŞASINA GEÇİT VERMEYELİM!
MUTLAK BUTLAN KARARINA KARŞI DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, SEÇME VE SEÇİLME HAKKI İÇİN MÜCADELE EDELİM!
Faşizmin inşasına geçit vermeyelim!
Mutlak butlan kararına karşı demokrasi, özgürlük ve seçme-seçilme hakkı için mücadeleyi büyütelim!
🗓️22 Mayıs Cuma
⏰20.00
📍Maarif Meydanı
Mutlak butlan kararı; Siyasi Partiler Kanunu’nun, YSK kararlarının ve seçme-seçilme hakkının açıkça ayaklar altına alınmasıdır.
Saray oligarşisinden güç alan bir alt kademe mahkemesi eliyle, kırıntı halindeki demokratik haklar bile bir kez daha yok sayılmıştır.
Gerekçede “tedbir amacıyla” deniliyor. Peki neyin tedbiri bu?
Bu, seçimle kaybetme ihtimaline karşı alınmış bir rejim tedbiridir.
Saray’ın iktidar kavgasında muhalefeti etkisizleştirme tedbiridir.
Saray rejimi, faşizmin inşası hedefiyle attığı bu antidemokratik adımlarla mesajını açıkça veriyor:
İktidarını korumak için hukuku da, seçimleri de, halk iradesini de tanımayacak.
Saraydan bıkmış milyonlarca işçi ve emekçi açısından bu tablo, mücadelenin daha da sertleşeceğini gösteriyor.
Saray iktidarının yenilmesi ve gerçek bir değişim ancak işçilerin, emekçilerin ve halkın örgütlü gücüyle mümkün!
Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin hukuksuz kararı da Saray rejiminin darbe hesapları da kabul edilemez.
Siyasetin tekeli olmaya niyetlenen Saray rejimine karşı birleşe birleşe kazanacağız!
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından CHP Genel Merkez Yönetimi hakkında verilen mutlak butlan kararı, Saray rejiminin faşizmin inşası hedefiyle yürüttüğü sürecin dönüm noktalarından biridir.
Kararın son günlerde ısıtılan mutlak butlan ve CHP'yi kapatma tartışmalarının, CHP yönetimine mahkeme tarafından kayyım olarak görevlendirilecek eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun tepki çeken açıklamalarının hemen sonrasında; bayram tatilinin ise arifesinde açıklanmış olması; bu kararın olağan takvim dışında işletilen siyasi bir süreç olduğunun göstergesidir.
Saray rejimi açısından muhalefetin parçalanarak, darbedilerek, etkisizleştirilerek muhalefetsiz bir rejime geçiş amacı taşıyan bu hamle CHP'nin kurultay delegelerinin iradesine dönük olduğu kadar siyaset yapma ve örgütlenme hakkına dönük de ağır bir darbedir. Siyasi partiler yasası ve seçme seçilme hakkı bir kez daha ayaklar altına alınmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin hukuksuz kararı da Saray rejiminin darbe hesapları da kabul edilemez.
Siyasetin tekeli olmaya niyetlenen Saray rejimine karşı birleşe birleşe kazanacağız!
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!
Bayram kutlayacağımız günler için emperyalizme ve sömürüye karşı mücadeleye!
Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Türkiye gençliği bu bayramı yoksulluk, işsizlik, gelecek kaygısı ve savaşlarla karşılıyor. TÜİK verilerine göre ne eğitimde ne istihdamda yer alan gençlerin oranı yüzde 23.3. Bir diğer ifadeyle her dört gençten biri kayıp! Genç işsizlik oranı yüzde 15.2! İstihdamda yer alan her iki gençten biri ise eğitim aldığı alanla alakasız bir işte çalışıyor. Gençlerin yüzde 58’i ise giderlerini karşılamakta zorlandığını belirtiyor.
Resmi istatistikler milyonlarca gencin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmışlığı ortaya koyarken Saray rejimi “istihdam paketi” ve “teşvik” adı altında kaynakları yerli ve yabancı sermayenin hizmetine sunuyor. Geçtiğimiz haftalarda meclise sunduğu yeni vergi paketiyle emperyalist finans tekellerinin karlarını 20 yıl boyunca vergiden muaf tutacağını ilan eden Saray rejimi geçtiğimiz günlerde açıkladığı "Genç İstihdam" programı ile de milyonlarca gencin emeğini sanayi sermayesinin hizmetine sunacak. Pakete göre aylarca gençlerin emeği üzerinden kârlarına kâr katacak olan sanayi patronları 6 boyunca tek bir kuruş ödemeyecek. Çünkü gençlerin ücreti devlet kasasından, sigorta primleri ise İşsizlik Fonu'ndan karşılanacak.
Bağımsızlık için verilen mücadeleyle özdeşleştirilen 19 Mayıs’ı karşıladığımız bugünde; Saray rejimi gençlerin emeği emperyalist tekellerin çıkarına, özgür gelecek umudunu ise emperyalist savaşlara kurban ediliyor. Bir yandan emperyalist çıkarlar uğruna savaşlarda öldürülen gençler ve çocuklar; öte yandan atölyelerde, MESEM’lerde, fabrikalarda iş cinayetlerine kurban ediliyor; niteliksiz eğitimle gelecekleri karartılıyor. Saray iktidarı attığı her adımla gençliği karanlık bir yarına sürüklüyor.
Ülkenin dört bir yanında gençler; üniversite ve lise sıralarından, atölyelerden, fabrikalardan, sokaktan özgür ve güvenceli bir gelecek için mücadele seslerini büyütürken; Saray rejimi, yoksulluk ve geleceksizlik dayatmasına karşı ses çıkaran gençlere karşı sopa sallamaya devam ederek itaat eden “dindar ve kindar” bir gençlik inşa etmeye çalışıyor.
Temmuz ayında NATO zirvesini Türkiye’de gerçekleştirmeyi planlayan Saray İktidarı ve emperyalistler gençliğe gelecekten ziyade savaş ve sömürüyle dolu bir düzeni vadediyor. Emperyalist savaş örgütü NATO’nun direktifi doğrultusunda, emperyalist savaşlara ve silahlanmaya halkın milyarlarca lirası akıtılıyor. Gençliğin eğitimine, sağlığına, beslenmesine ve sosyal ihtiyaçlarına ayrılması gereken kaynaklar sermayenin çıkarları için savaşlara harcanıyor. Temmuz ayında düzenlenecek NATO zirvesinde ülkenin bağımlılık düzeyini arttıran adımların yanı sıra yeni savaş planları yapılacak, daha büyük bütçeli silahlanma kararları alınacak. Bu koşullar altında ekonomik olarak çökertilen, savaşların kıskacına itilen milyonlarca gence ne bayram ne de gelecek kalıyor.
Saray rejimi ve Cumhur İttifakının, emperyalizm işbirlikçisi rolünü perdelemek için sarıldığı milliyetçi ve hamasi söylemlerin daha fazla savaş ve daha fazla yoksulluktan başka gençliğe vadedebileceği bir şey yoktur.
Tüm bunlar karşısında gençlik gençliğin tek çıkış rotası tam bağımsız, demokratik bir ülke talebiyle yürüteceği antiemperyalist mücadeledir. “Kindar ve dindar nesil” planlarına karşı parasız, bilimsel, laik, anadilinde ve demokratik eğitim için; ucuz emek sömürüsünün dayatıldığı MESEM’lere, ağır çalışma koşullarının dayatıldığı atölye ve fabrika düzenine karşı güvenceli gelecek için, Saray rejiminin de payanda olduğu emperyalist savaşlara karşı barış ve özgür yarınlar için bir araya gelmekten başka yol yok.
Gençlik için bayram ülke emperyalist yağmadan kurtarıldığında, sınıfsız ve sömürüsüz bir düzen kurulduğunda mümkün olacaktır. Tüm Türkiye gençliğini işçi sınıfından aldığı güçle emperyalizme ve sömürüye karşı kendi elleriyle geleceğini kazanmaya çağırıyoruz.
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı
15 Mayıs Kürt Dil Bayramı Kutlu Olsun! - 15ê Gulanê Roja Zimanê Kurdî Pîroz Be!
Kürt halkının yüzyıllardır bu coğrafyada kültürel ve toplumsal birikimin en temel taşı olan Kürtçe; inkâr, yasaklama ve asimilasyon politikalarına rağmen yaşamaya, gelişmeye, direnmeye devam ediyor. 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı, halkımızın eşit yurttaşlık ve ulusal demokratik hakları için mücadelesinin de günüdür.
Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtçe; yasaklandı, kamusal alandan dışlandı, eğitim dili olmadı. Kürtçe konuştuğu için insanlar cezalandırıldı, sürgün edildi, çocuklar anadilinden koparıldı. Köy isimlerinden sokak tabelalarına, kültür-sanat alanından eğitim kurumlarına kadar Kürtçeyi görünmez kılmayı hedefleyen politikalar yıllarca sürdürüldü. Bugün hâlâ anadilinde eğitim hakkı tanınmamakta, Kürtçe üzerindeki engeller ve baskılar devam etmektedir.
Bir buçuk yılı aşkındır süren ve tarafların kendine göre adlandırmalar yaptığı, yıllardır verilen mücadeleler sonucu yeniden gündeme gelen Kürt meselesinde “çözüm”, “barış” ve “demokratikleşme” yalnızca tek taraflı adımlarla değil, Kürt halkının temel demokratik haklarının tanınmasıyla gerçekleşebilir.
Bugün gelinen aşamada hâlâ devlet tarafından somut, kalıcı demokratik adımlar atılmış değil. Kamusal hizmetlerde Kürtçenin kullanımının önünde engellerin kaldırılması saray rejimi tarafından gündem dahi edilmiş değil.
Kürtçe bu toprakların kadim dillerinden biridir. Çok dilli, çok kültürlü bir yaşam mümkündür. Eşitlik temelinde bir arada yaşamın ve barışın yolu; farklı halkların ve dillerin özgürce var olabildiği demokratik bir düzenden geçer.
Kürtçenin kamusal alanda özgürce kullanılmasının önü açılmalı; anadilinde eğitim hakkı güvence altına alınmalı; tüm kamu kurumlarında Kürtçe hizmet verilmesi sağlanmalı; kültür, sanat ve medya alanlarında Kürtçe üzerindeki baskılara ve yasaklamalara son verilmelidir.
Yıllardır sürdürülen inkâr ve asimilasyon politikalarının son bulması; Kürtçenin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulması ertelenemez bir ihtiyaçtır.
15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nda; diline sahip çıkan, onu yaşatan, üreten ve gelecek kuşaklara aktaran tüm halkımızı birlik olmaya, dilimiz, kimliğimiz, kültürümüz için mücadele etmeye çağırıyoruz.
Anadil olmadan yaşam olmaz!
15 Gulan Roja Zimanê Kurdî pîroz be!
***
Zimanê Kurdî, ku bi sedsalan e kevirê bingehîn ê mîrateya çandî û civakî ya gelê Kurd li vê herêmê ye, tevî polîtîkayên înkar, qedexekirin û asîmîlasyonê jî dijî, pêş dikeve û li ber xwe dide. 15ê Gulanê Roja Zimanê Kurdî di heman demê de rojek e ku têkoşîna gelê me ji bo hemwelatîbûna wekhev û mafên neteweyî û demokratîk bi bîr tîne.
Di seranserê dîroka Komarê de, zimanê Kurdî qedexe bû, ji qada giştî hate dûrxistin û ji zimanê perwerdehiyê hate dûrxistin. Mirov ji ber axaftina bi Kurdî hatin cezakirin û sirgûnkirin, û zarok ji zimanê xwe yê dayikê hatin veqetandin. Polîtîkayên ku armanc dikirin zimanê Kurdî bê dîtin, ji navên gundan û tabelayên kolanan bigire heya qadên çandî û hunerî û saziyên perwerdehiyê, bi salan hatin meşandin. Îro jî, mafê perwerdehiya bi zimanê dayikê nayê naskirin, û astengî û zextên li ser zimanê Kurdî berdewam dikin. Di pirsgirêka Kurd de, ku di encama têkoşîna bi salan de ji nû ve vejiyaye û ku yek û nîv alî ji bo danasîna wê şertên xwe hene, "çareserî", "aştî" û "demokratîkbûn" tenê ne bi gavên yekalî, lê bi naskirina mafên bingehîn ên demokratîk ên gelê Kurd dikare were bidestxistin. Di vê qonaxê de, dewletê hîn jî tu gavên demokratîk ên berbiçav û mayînde neavêtiye. Rakirina astengiyên li pêşiya karanîna Kurdî di xizmetên giştî de jî neketiye rojeva rejîma serayê.
Kurdî yek ji zimanên kevnar ên van axan e. Jiyaneke pirzimanî û pirçandî mimkun e. Rêya jiyana bi hev re ya aştiyane li ser bingeha wekheviyê di sîstemeke demokratîk re derbas dibe ku tê de gel û zimanên cuda dikarin bi azadî bijîn.
Divê bikaranîna azad a Kurdî di qada giştî de were hêsankirin; divê mafê perwerdehiya bi zimanê dayikê were misogerkirin; divê xizmetguzariyên bi Kurdî di hemû saziyên giştî de werin peyda kirin; û divê zext û qedexeyên li ser Kurdî di warên çand, huner û medyayê de bi dawî bibin. Bidawîanîna polîtîkayên înkar û asîmîlasyonê yên ku bi salan e têne meşandin û misogerkirina parastina destûrî û yasayî ya zimanê Kurdî, pêwîstiyek lezgîn e.
Di 15ê Gulanê, Roja Zimanê Kurdî de, em bang li hemû gelê xwe dikin ku zimanê xwe qedir digirin, diparêzin, hildiberînin û digihînin nifşên pêşerojê, ku ji bo ziman, nasname û çanda xwe bibin yek û têbikoşin.
Bê Ziman Jiyan Nabe
15 Gulan Roja Zimanê Kurdî pîroz be!
Emek Partisi Bölge Örgütü - Rexistana Herêmî ya Partiya Kedê
Birtek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in duruşmasını onlarca kurumdan, sendika ve siyasi partilerden temsilciler, işçiler, pek çok barodan avukatlar, milletvekilleri, uluslararası heyet temsilcileri, birlikte izliyoruz.
Küçücük bir salonda görülen duruşmada pek çok kişi de salon dışında kaldı. Avukatlara sayı sınırlaması getirilmek istendi.
Ama dayanışma engel tanımıyor.
Mehmet Türkmen salona büyük alkışlarla girdi. Şimdi Antep'te ve tekstil iş kolunda işçilerin canına kast eden cinayet düzeneğini apaçık teşhir eden bir konuşma yapıyor.
Mehmet'i alacağız!
Genel Başkanımız Seyit Aslan ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca tutuklu BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in yarın görülecek duruşması öncesi Antep’te bulunan Alman Sol Parti Milletvekili Kai Jaeger ve uluslararası sendika temsilcileriyle bir araya geldi.
📌 AKP korku ve baskı imparatorluğu yaratmaya çalışıyor. Türkiye’de faşist bir rejim inşa etme yolunda adım atıyorlar. Bugüne kadar bunu başaramadılarsa bu işçi sınıfı ve emekçi halkın direnişiyle oldu. Biz Türkiye işçi sınıfı ve emekçilere ortak bir mücadele cephesi etrafında birleşme çağrısı yapıyoruz.
Genel Başkanımız Seyit Aslan ve Genel Başkan Yardımcımız Sevda Karaca’nın da yer aldığı parti heyetimiz, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in yarın görülecek duruşması öncesi BİRTEK-SEN’i ziyaret etti.
📌 Türkmen’in, BİRTEK-SEN’in ve Antepli işçilerin yanında yer almaya devam edeceğiz. Talebimiz Türkmen’in bir an önce serbest bırakılmasıdır.
📌 Antep’teki her işçi Türkmen’in söylediklerini birebir yaşıyor. Antepli işçiler kimin haklı olduğunu gayet iyi biliyor.
📌 Ben Başpınar OSB’de çalışırken parmaklarını kaybeden 4 çocuk babası bir işçiyim. Yarınki duruşmada yaşadıklarımı dile getireceğim.
📌 Türkmen’i tutuklayarak Antepli işçilere gözdağı veriyorlar. Ancak biz işçi sınıfı kazanana kadar mücadelemize devam edeceğiz.
📌 Antepli işçiler ne zaman mücadeleye girişse yasak kararları çıkarıyorlar. Baş edemeyince de bu sefer başkanımızı tutukluyorlar.
12 Mayıs Salı günü Birtek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in davası var.
Büyük bir dayanışma, büyük bir sahiplenme ile "Mehmet Türkmen yalnız değildir" diyeceğiz.
İngiltere ve Almanya'dan sendikacılar ve milletvekilleri,
CHP, DEM, TİP, EMEP milletvekilleri ve siyasi parti başkanları, sol sosyalist parti ve kurumların temsilcileri,
DİSK, KESK, TÜRK-İŞ, Birleşik Kamu İş, Umut-Sen'e bağlı sendikaların genel başkanları ve yöneticileri,
Antep, Tokat, Urfa ve Malatya'dan tekstil ve dokuma işçileri,
Antep'teki sömürü tezgahlarında ellerini kollarını kaybeden işçiler ve aileleri,
Antep Emek ve Demokrasi Güçleri, sağlık emekçileri, eğitim emekçileri, kültür sanat emekçileri, kadınlar ve gençler "Sendikacılık yargılanamaz" demek için şehrimizde yan yana olacak.
Mehmet Türkmen haklıydı. Bu hakkın teslim edilmesini, gerçekleri söyleyen sınıf sendikacısı Mehmet Türkmen'in değil, asıl işçilerin canına kast eden patronların yargılanmasını istiyoruz.
Bu davanın daha da görünür kılınması ve sahiplenilmesi için, patron adalet değil, gerçek adalet için
#MehmetTürkmeneÖzgürlük sesini büyütelim!
Genel Başkan Yardımcımız ve Gaziantep Milletvekilimiz Sevda Karaca ile birlikte tutuklu sendikacı Mehmet Türkmen’in annesi Ayşe Türkmen’i ziyaret ettik.
Ayşe Türkmen’in bir çağrısı var; bütün sendikacıları, bütün işçileri duruşma günü yanlarında görmek istiyor.
Mehmet Türkmen’in duruşması sadece BİRTEK-SEN’in değil, sendikal hak mücadelesi veren bütün işçi ve emekçilerin gündemidir. Parti heyeti olarak salı günü Gaziantep Adliyesi’nde olacağız.
Emek Partisi Gaziantep İl Örgütü’ne, Genel Başkan Seyit Aslan’a, Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca’ya ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’a, Genel Başkanımız Mehmet Türkmen’in haksız tutukluluğuna karşı gösterdikleri güçlü dayanışmalarından dolayı teşekkür ederiz.
Mehmet Türkmen serbest bırakılsın!
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in, 16 Mart’tan bu yana süren tutukluluğuna karşı görülecek duruşmaya Genel Başkanımız, parti heyetimiz ve Antep İl Örgütümüz ile birlikte katılacağız.
Sendika Genel Merkezi’nin gerçekleştireceği ve tüm emek-demokrasi güçlerini davet ettiği açıklamada yerimizi alacağız.
10 Mayıs’tan itibaren Antep’te işçi ve emekçilerle buluşarak dayanışmayı büyütecek, tüm işçi ve emekçileri duruşmaya katılmaya çağıracağız.
Birleşe birleşe kazanacağız!
📌 12 Mayıs 2026 - Salı
📍 Gaziantep Adliyesi
📌 10.15 Basın açıklaması
📌 11.15 Duruşma
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen yalnız değildir!
Genel Başkanımız Seyit Aslan, Gaziantep Milletvekilimiz Sevda Karaca ve İstanbul Milletvekilimiz İskender Bayhan’ın katılımıyla Mehmet Türkmen’in duruşmasında buluşuyoruz!
📍 Gaziantep Adliyesi
🕥 10.15 Basın açıklaması
🕚 11.15 Duruşma
Denetim, önlem, caydırıcı ceza istiyoruz!
İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin aileleri, yaralanan ve meslek hastası işçilerle Meclis’te bir araya geldik.
Toplantının tamamını YouTube kanalımız üzerinden izleyebilirsiniz.
https://t.co/u29aO3Xa8W
Antep ve Urfa’da süper hücre felaketi, tarımın kalbine vurdu. Fıstık bahçeleri, zeytinlikler, seralar, ekili alanlar… Üretici köylü bir haftada bir yılını kaybetti.
Ama değişmeyen şey aynı cümle: “Yanınızdayız.”
Oysa ortada ne koruma var ne plan.
Bölge AFET BÖLGESİ ilan edilmek zorunda. Bu ertelenemez.
2090 sayılı yasa üreticiyi dışlıyor. %40 zarar şartı kaldırılmadan hiçbir çiftçi korunamaz. Ürün kaybı yaşayan herkes doğrudan destek kapsamına alınmalı.
TARSİM’e mahkûm edilen değil, sistem dışında bırakılan da dahil olmak üzere tüm zararlar gerçek kayıp üzerinden karşılanmalı.
Yeni borç yükü çözüm değil, çöküştür.
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi borçları faizleriyle silinmeli, icra ve tahsilatlar derhal durdurulmalıdır.
Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmadan üretim sürdürülemez. Üreticiye girdi desteği ve doğrudan nakdi destek zorunluluktur.
Bu ülkenin üreticisi politik tercihlerle yıkılıyor.
Üretici köylü yalnız olursa kaybeder; örgütlenirse kazanır.