Günlerdir Enerji Bakanlığı önünde hakları ve gasbedilen alacakları için direnen maden işçileri, Saray rejiminin ve onun yargı-kolluk mekanizmasının baskısıyla karşı karşıya. İşçilerin gasp edilen ücret ve hakları için parmağını dahi oynatmayanlar, direnen işçilere defalarca gözaltı uygulayarak mücadeleyi kırmaya çalışıyor.
Bu baskı politikasının son hamlesi ise Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ile Uzman Başaran Aksu’nun tutuklanması oldu.
Yıldızlar Holding patronunun işçilerin ücret ve alacaklarını gasp etmesine, işçilerin haklarını ödememesine karşı herhangi bir yaptırım uygulanmazken; işçilerin yanında duran sendikacılar tutuklanıyor.
Bu açık antidemokratik tutumu ve işçilerin hak arama mücadelesine yönelik saldırıyı kınıyoruz.
Sendikacılar derhal serbest bırakılmalı, Yıldızlar Holding patronu hakkında gerekli yaptırımlar uygulanmalı ve maden işçilerinin tüm ücret ve alacakları derhal ödenmelidir.
İşçilerin haklı ve meşru mücadelesinin yanındayız. Baskılar, gözaltılar ve tutuklamalar işçilerin örgütlü mücadelesini durduramayacak.
Saray rejiminden adalet de yolsuzlukla mücadele de beklenmez!
'Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü’ davasında 7 belediye başkanının aralarında olduğu 200 kişi hakkında karar açıklandı. Ocak 2025’te CHP’li belediyelere dönük gözaltı operasyonları ile başlayan operasyon kapsamında savcılığın öne sürdüğü ‘suç örgütü’ iddiası yargılama sonunda çöktü ve mahkeme “örgüt yok” dedi.
Dosyanın merkezinde yer alan ve 280 yıla kadar hapis cezası istenen Aziz İhsan Aktaş hakkında rüşvet verme suçlarından beraat kararı verilirken, belediye başkanları hakkında toplam 51 yıl 25 gün hapis cezası kararı verildi.
Saray’ın bahçesinde semiren Aktaş, devlet kurumları ve AKP'li belediyelerden aldığı ihalelere servetine servet katmıştı. Bu açıdan Aktaş'a verilen beraat kararı da belediye başkanları hakkında rivayetlere dayanılarak verilen hapis cezaları ve siyasi yasak kararları da yargılamanın siyasi bir amaçla gerçekleştirildiğinin göstergesidir. Saray yargısı ve onun mahkemelerinde görülen duruşmalar itirafçılığı özendiren, gizli tanıklarla yargıyı araçsallaştıran bir işlev görmektedir.
Yerel seçimlerde elde edemediği halk iradesini yargı gücüne dayanarak siyaseten gasbeden Saray düzeninin yolsuzluklar gibi bir derdi olmadığını tüm dünya bilmektedir. Zira Saray düzeni 24 yıllık iktidarı boyunca Türkiye’yi yolsuzluk sıralamasında dünyanın “lider” ülkelerinden biri konumuna taşıdı.
2025 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi raporuna göre; Türkiye, önceki yıla göre puanını düşürerek 182 ülke arasında 124. sıraya gerilemiştir. AKP çevresinde palazlanan şirketler, kamu ihaleleriyle dünya sıralamasına giren “beşli çete”ler bir yanda dururken; “öyle duyduk”, “tahmin ediyorum” gibi ifadeler dayanak gösterilerek CHP’li belediye başkanları hakkında verilen cezalar; Saray rejiminin yargıyı, muhalefeti ezmenin ve iktidarını tahkim etmenin aracı olarak kullandığının en somut göstergesidir. “Yolsuzluklarla mücadele” diyerek iktidara gelen ve iktidarı boyunca yolsuzluklarla çevresindeki sermaye kesimini semirten Saray düzeninden adalet de yolsuzluklarla mücadele de beklenemez.
Halkın kaynaklarının, halkın iradesi doğrultusunda halkın ihtiyaçları için kullanıldığı bir siyasi düzeni de demokrasi, adalet ve özgürlüğü de birleşerek, mücadele ederek kazanacağız.
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı
Kulübümüzden Açıklama
Corendon Alanyaspor’la oynadığımız maçta hakemlerin sergilemiş olduğu yönetim, Türk hakemliği için bir utanç vesikası olarak tarihteki yerini almıştır.
Geçtiğimiz yıl Ziraat Türkiye Kupası yarı finalindeki skandal kararları hafızalardaki tazeliğini koruyan Merkez Hakem Kurulu başkanının prensi Adnan Deniz Kayatepe, adeta “Nerede kalmıştık” diyerek rezil yönetimlerine bir yenisini eklemiştir.
Rakip oyuncu, dünyanın gözü önünde Trossard’a tokat attı. Hakem Adnan Deniz Kayatepe pozisyonu göremedi. VAR’daki Bülent Birincioğlu ise sessiz kaldı.
Oh, karşılıklı mücadele içinde olduğu rakibinden sıyrılıp gol attı. Rakip oyuncu kendini süslü şekilde yere bıraktı diye Adnan Deniz Kayatepe golümüzü iptal etti.
Vlahovic ceza sahasına girmek isterken yaka paça düşürüldü. Hakem Kayatepe yine yaşananları görmezden geldi.
Adnan Deniz Kayatepe ve Bülent Birincioğlu gibi art niyetli hakemleri bir daha maçlarımızda görmek istemiyoruz.
Ne avantaj ne imtiyaz istiyoruz. Sadece adil ve eşit yönetim istiyoruz. Bu adaletsiz düzen değişene dek haklı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Beşiktaş JK
Ekmeğinin peşinde Şırnak’tan Zonguldak Alaplı’ya çalışmaya gelen, aralarında çocukların da bulunduğu 70’i aşkın mevsimlik tarım işçisinin iki kez saldırıya uğradığını, ciddi bir güvenlik tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını öğrendik.
Zonguldak il örgütümüzle birlikte sürecin takipçisiyiz.
İşçilerin ve ailelerinin can güvenliğinin derhal sağlanması, uğradıkları zararların giderilmesi, saldırının faillerinin etkili biçimde soruşturulması ve bir daha böyle bir saldırının yaşanmamas�� için gerekli tüm önlemlerin alınması gerekiyor.
Ancak mesele yalnızca yaşanan saldırının ardından tedbir almakla sınırlı değil. Kürt işçilerin çalışmak için gittikleri kentlerde kimlikleri nedeniyle hedef haline gelmesine yol açan ayrımcı ve düşmanlaştırıcı anlayışla da mücadele edilmesi gerekiyor.
Devletin görevi emekçileri kimlikleri üzerinden birbirine karşı savunmasız bırakmak değil, herkesin can güvenliğini ve eşit yurttaşlık hakkını güvence altına almaktır.
Kürt işçilerin de, bu ülkenin bütün emekçilerinin de güvenliği ve onuru güvence altında olmalıdır.
Saldırganlar açığa çıkarılmalı, cezasızlığa izin verilmemeli; benzer saldırıların bir daha yaşanmaması için ayrımcılığı ve düşmanlığı besleyen politikalardan vazgeçilmelidir.
📢Biz sürünüyoruz, o lüks içinde yaşıyor
📌Doruk Madencilik işçileri Ankara’da aylardır ücret ve diğer hakları için direnirken, direnişin yükü maden işçilerinin evlerinde de büyüyor
📌Madencilerin eşleri bir yandan çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya, bir yandan biriken kira, banka ve icra borçlarıyla baş etmeye çalışıyor
📌Emine Kulluk’un evinde ise bu bekleyiş, kızının doğum gününe kadar uzanıyor
📌Madenciler Ankara’da “hakkımızı almadan dönmeyeceğiz” derken, aileleri de evlerinde aynı hakkın gelmesini bekliyor
"Kahkahalarımızı susturamayacaksınız"
Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca 50 gündür tutuklu olan Deniz Göktaş için çağrıda bulundu
https://t.co/jiCKZFQdoF
Sayıştay Denetçisi olarak 17 yıldır görev yapan Burcu Kozba, Sayıştay’daki usulsüzlükleri açığa çıkardığı için kamu görevinden 9. kez alındı.
Her seferinde mahkeme kararıyla işine geri dönen Kozba, bu sefer “astronomik” bir MEB vurgununun üzerine gitti.
Meclis’in görevlerinden biri de Sayıştay’ı denetlemek ancak Sayıştay’da suyun başını tutanlar daha kaynağında önünü kestiği için bize damlalar kalıyor!
Bu suyu bulandıranlar da işte böyle bertaraf edilmek isteniyor!
Abluka altına alınan, kurumsal çürümeye ve usulsüzlüklere karşı kamunun hakkını korumak isteyen emekçilerin baskı, tehdit ve mobbing ile susturulmaya çalışıldığı bir idari rejim tablosu ile karşı karşıyayız!
•Burcu Kozba hakkında kaç kez disiplin soruşturması açıldığı ve "yanlış madde" gerekçesiyle verilen kararların hukuki dayanağının ne olduğu,
•Kilitli dolapların kırılması ve kurumdan çıkışın engellenmesi talimatını kimin verdiği, bu iddialara ilişkin idari ve adli soruşturma başlatılıp başlatılmadığı,
•Sayıştay Başkan Yardımcısı Ahmet Tezcan hakkındaki mobbing, baskı ve rapora müdahale iddialarına yönelik açılmış bir soruşturma olup olmadığı,
•MEB denetim raporlarında tespit edilen kamu zararının miktarı ve yargılama sürecine müdahale edildiği iddialarının doğru olup olmadığı,
•Bağımsız denetim işlevini olumsuz etkileyen ve usulsüzlüklerin üzerini örttüğü iddia edilen idari yapılanmaya karşı hangi önlemlerin alınacağını sorduk.
Cevap bekliyoruz! @_cevdetyilmaz
Yaz aylarının son sayısındayız. Peki yaz dediğimiz, kimin için yaz? Kimin payına güneş, kimin payına vardiya düşüyor bu yazda da; kimin manzarasında deniz, kimin çantasında erzaklar var? Dergimizin bu sayısında yazın sonuna bakarken çarkların arasına da bakıyoruz, bir kere daha. Çünkü dünya dönüyor dönmesine ama fakat dönen her çark aynı hayatı öğütmüyor.
(...)
Şimdi, buğdayı öğüten taş ne zamana değişir şu an belki bilmeyiz, ama elbet ve yakın olduğunu biliyoruz; ama kimin öğütüldüğünü ise çok iyi biliyoruz. Bizi öğüten çarkların arasına sıkışmak sonsuza kadar orada kalmak demek değil, onları kırıp geçmek kaçınılmaz. Bunu da en iyisinden biliyoruz. Bu farkındalığı sıkıştığı yerden çekip alalım da bir, çarkların yönü değişecek, dünya başka türlü dönecek.
Yani bu sayımızda çarkların gürültüsünü biraz olsun bastırıp o sıkışmış okul çantasının içinden de konuşuyoruz. Çark döner, dişli döner, dünya döner… Gençliğin savaşla, sömürüyle, güvencesizlikle daraltılan hayatından; ama aynı zamanda barışa, özgürlüğe, eşitliğe ve başka bir geleceğe açılan ihtimalinden.
“Bu nasıl çark ulan! Buğday bizim, Ezilen biziz. Un olan biz, Aç kalan biziz. Kim ulan bu doymak bilmeyen soysuz?” -Yaşar Kemal
Genç Hayat, 522. sayısıyla karşınızda, @evrenselgzt ile bugün bayilerde!
Sayıştay denetimin değil usulsüzlüğün merkezi oldu!
Sayıştay denetçisi Burcu Kozba'nın usulsüzlükleri açığa çıkardığı için kamu görevinden alınmasını ve usulsüzlükleri gündem ettiğimizden beri onlarca benzer vaka bize ulaştı.
Sayıştay'da yaşananları bilgi ve belgeleriyle aktarmak isteyenler için:
📩 [email protected]
20 Ağustos 2016’da Antep'te Beybahçe mahallesinde bir Kürt düğününe IŞİD’in düzenlediği saldırıda 40'ı çocuk olmak üzere 56 canımızı kaybettik.
Bu IŞİD barbarlığı; yoksul halka ve çocuklara yönelmiş açık bir katliamdı.
10 Ekim davasının delilleri gösterdi ki Antep'teki bu katliamın planları rahat rahat yapılmış, uygulanmış.
Diyarbakır, Suruç, 10 Ekim, Beybahçe, Reina... Sürüp giden bu katliam zincirinin bir halkası kırılsaydı, diğerleri yaşanmayacaktı.
��stihbarat raporlarında adları çarşaf çarşaf yer alırken "Eylem yapmadıkça dokunamayız" denilerek serbest bırakılan canlı bombalar, sınırları kevgire çeviren kirli politikalar ve mahkeme salonlarında gizlenen klasörler olmasaydı bu acıların hiçbiri yaşanmayacaktı.
Katliamların faillerine, firari sanıklara ve o katillere alan açan kamu görevlilerine göz yumanlar en az o tetikçiler kadar sorumludur!
Diyarbakır’dan Beybahçe’ye uzanan bu karanlık zihniyete, katillerin önünü açan ve failleri aklayan siyasi sorumlulara karşı adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
Bursa’da sömürü ve kölelik düzeninin göbeğinde iki tekstil fabrikası: Karesi ve Özdilek…
Saray’dan plaket alırken “Avrupa birincisiyiz!” diye övünenler, fabrika kapısından girince “Kriz var” bahanesine sığınıyor.
İşçiler zehirli gazlar soluyor, 12 saatlik ağır vardiyalar var, tuvalet izni bile yasak! Ağır stresten saçkıran olan emekçiler, ayda 1 gün izinle çalıştırılan Hindistanlı işçiler var!
Çalışma Bakanlığı (@csgbakanligi) fabrikalara derhal müfettiş gönderin! Patronlarla çay-kahve içmeye değil; denetim ve yaptırım sorumluluğunuzu yerine getirmeye gidin!
Tekstil işçilerinin çaresi bu sömürü düzenine tek başına dayanmak değil, değiştirmek için birleşmektir.
İnsanca çalışma ve yaşam mücadelesinde yanınızdayız!
Genel Başkanımız Seyit Aslan, Balıkesir Ayvalık’ta Evrensel gazetesi ile dayanışma amacıyla düzenlenen etkinliğe katıldı. Çerçeve yasa ve gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aslan, iktidarın ve sermayenin işçi ve emekçilere dönük saldırılarına karşı birleşik mücadele çağrısı yaptı.
📌Çerçeve yasanın Kürt meselesini çözmek, demokratikleşmek gibi bir hedefinin olmadığını elbette biliyoruz. Ancak cezaevindeki, sürgündeki, dağdaki gençlerin ülkelerine dönmesi, silahlı şiddetin son bulmasını önemli buluyoruz.
📌Bizim ‘evet’imiz yasanın eksiklerini ortaya koyarak, süreci halkımızla beraber tartışarak atılması gereken adımları söyleyerek verilen bir evettir. Saray rejiminin ‘evet’ini sermayenin çıkarları belirliyor.
📌Kürt sorununun gerçek anlamda demokratik ve barışçıl çözümü Türk ve Kürt işçi sınıfının birleşik, örgütlü mücadelesinden geçiyor.
📌Partimiz bütün ezilen, sömürülen işçilerin, emekçilerin, yoksulların birleşik, güçlü ve örgütlü bir mücadele vermesi için çaba sarf etmektedir. İktidarın ve sermayenin halka, sınıfa yönelik planlarına ve saldırganlığına; emeğin ve doğanın yağmasına dur demek için emek ve demokrasi güçleri birleşik mücadele etmelidir.
SDG’nin feshi ne anlama geliyor?
"ABD emperyalizminin ticaret-enerji koridorlarının denetim altına alınması ve bölgenin yeniden dizayn edilmesi politikası bağlamında Saray rejimi gibi bölgesel aktörlerle sürdürdüğü iş birliği, Kürtlerin hareket alanını daraltıyor ve demokratik kazanımların korunabilmesini oldukça zorlaştırıyor.
Bu tablo karşısında ülkede ve bölgede demokrasi isteyen güçlerin ve Kürt halkının bu gerçeği görerek emperyalistlerin ve bölge gericiliklerinin çıkar ve hesaplarını boşa çıkaracak bir mücadele çizgisinde birleşmeleri dışında bir seçenekleri bulunmuyor"
✒️ Yusuf Karadaş yazdı
https://t.co/FUInl73fGb
📣 Katledilen Selin Gökhan'ın Hesabını Soracağız!
⚫️ Selin gibi kampüslerde, alanlarda ve evlerde katledilen, şiddete uğrayan bütün kadınların sesini duyurmaya devam edecek ve bu düzeni değiştirmek için mücadeleyi büyüteceğiz!
Hukuksuzluk yeni büyük duruşma salonlarında sürüyor!
Ekrem İmamoğlu’nun da yargılandığı İBB davasının ikinci duruşması Silivri Cezaevi karşısına inşa edilen yeni büyük duruşma salonunda başladı.
Duruşmayı takip eden Genel Başkanımız Seyit Aslan adaletsizliğin büyük salonlarda sürdüğünü ifade etti.
📌İzleyiciler salona alınırken bir kişinin silahla X-ray cihazından geçerek salona girdiğine dair panik yaşandı. Silahlı kişiler içeri girebilirken turkuaz basın kartı olmayan onlarca gazeteci ise engelleniyor. Duruşmayı izlemeye gelenlere de engeller çıkarılıyor.
📌İktidarın ayakta kalabilmesinin aracı haline getirilmiş bu Saray yargısından adalet beklemek mümkün değil.
📌Marmara'yı bekleyen bir deprem olasılığını göz önünde tuttuğumuzda buradaki yapılan yargılama aynı zamanda İstanbul'un güvenliğini, konut stoğunu tehlikeye atan bir anlayışa sahip.
📌Hukuksuzluğun, adaletsizliğin son bulması, adil bir yargılanmanın sağlanması, yargılananların sınırsız şekilde savunma yapması için mahkemenin gerekli tutumu alması gerekiyor.