Türk'üm, doğruyum, çalışkanım.Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.Ülküm yükselmek, ileri gitmektir.Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne Mutlu Türküm diyene.
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
@albayimm001 Zaten yazarak düşüncelerimizi belirterek gündemin nasılsın olması gerektiğini belirlemeye çalışıyoruz onu mu kısıtlayacaklar sadece kendi istedikleri mi yazılsın istiyor bunun adı tek adam rejimi
@yagosabuncuoglu Mahalle yanarken orsp saçını tararmış basın toplantısında hala saçını düzeltip kader nasip diyor müslüman oldum da haberimiz mi yok
Ülkemin kaderi hep kandırılıyoruz en tepeden en dibe kadar bu bahane ile yaşamaya devam etmek kader değil bizim aptallığımız
@timursoykan Merak etmeyin Timur bey bunlara sadece kendi cemaatlerindeki cahiller inanıyor yazdıkları yalanları da başkaları yazıyor bunlarda size cevap verecek bilgi zeka da yok zaten siz şerefli ahlaklı gerçek gazeteciliğe devam edin bizi bilgilendirin ...
İnsanlara yanmaz kefen, peygamber terliği satan Cübbeli Ahmet önce Yusuf Ziya Gümüşel’in serbest bırakılması için görüştüğün iki mühim kişinin kim olduğunu açıkla. Bu kişilerden biri; 8 Haziran’da görüşüp fotoğraf paylaştığın Cumhurbaşkanı Erdoğan mı? Mahkeme kararlarının mühim kişilerle görüşülüp torpil ile alındığını itiraf edip utanmadan hakimlerden, mahkemelerden bahsediyorsun. Yusuf Ziya Gümüşel sadece adli kontrolle serbest bırakıldı, beraat etmedi. Aksine hem mahkeme hem de istinaf tarafından 19 yıl hapse mahkum edildi. Bahsettiğin mahkemelerin kararıyla Yusuf Ziya Gümüşel’in sapkınlığına hükmedildi. Üstelik 6 yaşında evliliğin olmadığı yönünde bir karar verilmedi. Sadece 14.5 yaşındayken doktora götürüldüğünde istismarın belgelendiği ve bu dosyanın tarikat hilesiyle kapatıldığının tespit edildiği vurgulandı. Aşağıdaki delil olan ve doğruluğu Kadir İstekli tarafından kabul edilen fotoğraflar H.K.G. 8 yaşındayken çekildi. Tarikatınızda normalde kız çocuğu ile sıradan, aileden olmayan bir müridin böyle bir temasının olmayacağını çok iyi biliyorsunuz. Ayrıca Kadir İstekli’nin doğruluğunu kabul ettiği ses kayıtlarını da biliyorsunuz. Bu kayıtlarda Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel’in onayıyla H.K.G.’ye 6 yaşında başlayan cinsel istismarı, tecavüzü çok net şekilde itiraf ediyor. Hatta 6 yaşındaki H.K.G ile evlenmek isteyen diğer müritlerden bahsediyordu. ‘Onlar da Hocaefendi’ye damat olmak istiyordu’ diyordu. Tüm bunları biliyorsunuz ve yakın çevrenize bu olayın doğru olduğunu da söylediniz. Bana attığınız iftiralar umrumda değil ama tarikatınızın bu işkenceyi yaptığı H.K.G.’ye iftira atacak kadar vicdansız ve kötüsünüz. Ama tek başına tarikatın karanlığına direnen H.K.G. gerçek yüzünüzü herkese gösterdi.
🔴YAŞ 35 ve KALP KRİZİ...
⏩️Neden yaşlılar degilde gençler ilk kalp krizinde hayatını kaybediyor?
➖️Öncelikle Ece ERTEM isimli bir sanatçımuz 35 yaşında kalp krizinden vefat etmis, Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun...
⏩️ Çoğu insan şunu düşünüyor:
"70 yaşındaki adamın damarları daha tıkalı yaşıyor... Ama 35 yaşındaki adam bir anda kalp krizinden ölüyor. NASIL /NEDEN...
➖️CEVAP : Çünkü yaşlı insanın kalbinde daha fazla damar var....
🟥MEKANİZMA...
1️⃣ ➖️Kalbi bir şehre benzetelim...bu şehirde de bir Ala balık uretim tesisi var...Tesisin adı KALP....
🔸️Bu alabalık tesisinim sürekli suya,oksijene ve besine ihtiyacı var...Bu malzemeleri getiren yollar;
🔹️LAD
🔹️Cx
🔹️RCA
yolları....KORONER ARTERLER....kalbin uzerindeki damarlar...
➖️Bu damarlar şehrin ana yolları, Otobanlar...
2️⃣➖️ Zamanla bu yollar daralır, plak oluşur...Ama Alabalık tesisi bunu farkeder...bu üç yolu bir birine baglayan, dogustan olan ama kör bekleyen küçük D100 devlet yollari var....otobanlar tikandikca bunlar açılır...yavaş yavaş islek hale gelir, genisler....Bunun adı
⭐️KOLLATERAL DAMARLAR...(Arteriogenez)
3️⃣➖️Bir de ayrıca doğuştan hiç olmayan sonradan oluşan toprak yollar, keçi yolları var....Bunlarda yaş ilerledikce zamanla olusur. Alabalık tesisine ufak ufak su (KAN) taşır...
‼️DİKKAT: Zamanla....yaş ilerledikçe, gerekli egzersiz, beslenme, vitamin,mineral var ise oluşur....
4️⃣➖️ GENÇ İNSANDA SORUN;
💧Örneğin bir damarın içinde bir plak yırtılır, Üzerine pıhtı oturur....
🔸️Birkaç dakika içinde bu damar tamamen kapanır ve kalp kası hazırlıksız yakalanır...
❗️ÇÜNKÜ ALTERNATİF YOL YOK.....
💧Oksijen bir anda sıfıra iner ve kalp kası kasilamaz, kan pompalanmaz, kriz olusur, beyine oksijen gitmez ve istenmeyen sonuç...
💧Alabalık tesisinde su havuzu icindeki balıkları hücre olarak dudunun. Dakikalar içinde de baliklar (kalp kası hucreleri) ölmeye baslar..
5️⃣➖️Bunlari abonelik videolarinda anlattım ama buradada ornek.olarak yazayim...
🟣Adam hastaneye yuruyerek gelir, göğsüm agriyir der, tetkikler yapilir...ohaaa Proksimal LAD %95 tıkalı.....(Ankara/istanbul otobaninin ankara girişi tıkalı)
🔸️Ama hasta yürüyor
🔸️Merdiven çıkıyor
🔸️Akşam 10 dakika hali saha maçı oynayip ağrı hissedince gelmiş
📌ÇÜNKÜ: Bolu,Duzce, Sakarya, kocaeli...Bütün her yerden bu otobana yan yollar açılmış....Ankara girisi kapalı olaada, ben istanbula bir sekilde su götürüyorum...
(KOLLATERALLER )
6️⃣➖️Tabi bu tam koruma değil...
Kollateral damarlar hayat kurtarır, normal bir koroner arter kadar güçlü değil...
➖️Bu nedenle:
🔹️efor kapasitesi azalır
🔹️nefes darlığı olur
🔹️göğüs ağrısı oluşur
7️⃣➖️Tabi birde küçük kılcallar var, ANJİYOGENEZ ile oluşan toprak yollar...
🟣Peki kollateral oluşumunu neler bozar?
🔸️ Sigara ve alkol
🔸️ Kontrolsüz diyabet (150 uzeri sürekli glikoz)
🔸️ Kronik inflamasyon (RA,AS,Crohn, ülseratif kolit vs gibi hastaliklar)
🔸️Hareketsizlik
🔸️Vitamin,mineral eksikligi
🔸️Ağır metal yükü
🔸️Protein eksik beslenme
🔸️Aşırı karbonhidratlı ve yağlı beslenme...
damarların yeni yol oluşturma kapasitesini azaltır
8️⃣➖️ VİTAMİN / MİNERALLER...
🔹️Omega-3
🔹️Hesperidin
🔹️Qercetin
🔹️D vitamini
🔹️B6,B9,B12
🔹️Antioksidanlar (R-lipoik,glutatyon)
🔹️Magnezyum
🔹️C vitamini
👆Bunlar onemli....
9️⃣➖️ EGZERSİZ
🩸Burada iki durum var....
➖️Normal egzersiz, örneğin tempolu yürüyüş (özellikle onemli), fazla zorlamadan yüzme vs..
🔸️Bu bu nitrik oksit miktarını da artirarak yeni damar olusumunu artırır.
🔸️Zaten yeni damar olusumu için kalp kasinin çalışması lazim, kan yetmiyor diyerek olusuma kalkmasi lazim...AMA;
‼️Ağır egzersiz ve sporda iş degisir...
💧Kalp kasinin gelişim hızına yeni samar oluşumu yetisemez ve bir sure sonra kan yermez olur, kalp krizi riski artar....
⭐️Iste bu sebeple çok ağır spor yapanlarda oyle 85-90 yaşları pek gormeyiz, onlarda erken gider...
🩸hele şu vücut gelistirmek için steroid almak filan direkt kalbe zarar....
SENİ BİZE ALLAH MI GÖNDERDİ ?
Tarih 30 Ağustos 1968. Afyon Lisesi öğretmeni Sabri Tanrıkut, öğretmen arkadaşlarıyla Dumlupınar' da yapılan törene katıldı.
Konuşmacılardan birisi kurtuluş savaşımızın süvari kolordu komutanı Fahrettin Altay Paşa'ydı.
Bir albay, Paşa'nın koluna girdi.
Kürsüye çıkmasına yardımcı oldu.Konuşma süresince de elinde bir semsiye ile O'nu güneşten korudu.
Fahrettin Altay Paşa konuşmasına şöyle başladı:
" Bana Mustafa Kemal'i anlatır mısınız? dediler. Ben de memnuniyetle kabul ettim ve geldim.
Ancak anlatımım kısa olacak. Size 26 Ağustos 1922 sabahı taarruz anındaki bir olayı aktaracağım.
Bu şekilde Mustafa Kemal'i anlatmış olacağım.
Paşanın Mustafa Kemal'i nasıl anlatacağını herkes merak etti.
Önündeki bardaktan bir yudum su içti ve konuşmasını, sonradan avukatlığa başlayan Sabri Tanrıkut'un tuttuğu nota göre şöyle sürdürdü:
Planlandığı şekilde 26 Ağustos 1922 sabahı saat
05.00'te başta Mustafa Kemal olmak üzere İsmet Paşa, Fevzi Çakmak, Nurettin Paşa, ben ve diğer komutanlar, ordu karargahı olarak Afyon Kocatepe'deydik.
Plan gereği taarruz, önce top atışlarıyla başladı.
Bu bir baskındı. 20 dakika sürdü.
Ardından 'Tahrip' atışları yapıldı. Bu da 10 dakika devam etti Yunan mevzilerindeki makineli
tüfek yuvalan, Yunan topları, tel örgüleri hedef alndı.
Komutanlar olarak bizler de top atışlarının sonucunu görmeye çalışıyor, alt kademelere iletmek üzere Mustafa Kemal'in emrini bekliyorduk.
Sonuçta Yunan mevzilerinde alevlerin yükseldiğini, hedeflerin vurulduğunu, düşmanın mevzilerini terk ederek geri çekilmekte olduğunu gördük.
Mustafa Kemal'e yöneldik. O'nun taarruz ve takip emrini bekliyorduk.
Ne ki gözlerini O, Yunan mevzilerinden ayırmıyor ve geri çekilen Yunan ordusunu izliyordu.
Fevzi Çakmak, sessizliği bozdu. ' Haydi Kemal düşman kaçıyor, taarruz emrini ver !' dedi.
Mustafa Kemal: ' Dur Abi !' diye cevap verdi.
Bir süre sonra Fevzi Çakmak, ' Kemal, tarihi bir fırsatı kaçırıyorsun, düşman yeni mevzilerine yerleşecek.
Emrini ver artık !' diye ısrarda bulundu.
Mustafa Kemal, yine ' Dur abi !' dedi.
Bir süre daha geçti. Fevzi Çakmak bu kez 'Allah aşkına Kemal, ver şu emri, komutanlar seni bekliyor, yeter artık !' diye sesini yükseltti.
Mustafa Kemal yine ' Dur Abi !' dediği sırada beklenmedik bir olay meydana geldi.
Yunan ordusunun terk ettiği mevzilerde cehennemi patlamalar başladı.
Mustafa Kemal'in taarruz ve takip emrini geciktirme sebebi anlaşıldı.
Yunan ordusu, geri çekilirken cephe boyunca mevzilere
saatli bombalarını yerleştirmiş, askerlerimize tuzak hazırlamışlardı.
Mustafa Kemal' in öngörüsü, büyük bir felaketi önlemişti.
Taarruzda ısrar eden Fevzi Çakmak, Mustafa Kemal'e sarıldı. ' Seni bize Allah mı gönderdi Kemal ? ' dedi.
Müteakiben süngü hücumu ve ileri top atışları emrini aldik. Alt kademelere ilettik. Sonucu biliyorsunuz.
Bana ' Mustafa Kemal'i anlat ' dediler.
' İşte Mustafa Kemal budur !' "
Dedi ve bir albayın yardımıyla kürsüden indi.
Fahrettin Altay Paşa'dan dinlediği bu olayı ve anıyı, öğretmen, sonradan da avukat olan Sabri Tanrıkut hiç unutmadı. Paşaya 2 metre uzaklıkta dinlediği bu anıyı,
O güne ait fotoğrafları da bizimle paylaştı.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun... Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle, saygıyla anıyoruz.
(*) Gazeteci ve Yazar Saygı Öztürk'ten derlenmiştir.
#TarihtenGünümüze
📌Peki o geniş topraklar senin ailenin miydi Ahmet Türk?
Senin ailen o topraklara çökmüştü, cebren ve hile ile ele geçirdiniz o toprakları...
"Dedemden kalma" dediğin Kasrı Kanco konağı dedenden kalmadı, zaten o konağın sahibi de deden değildi.
Milan Aşireti Lideri İbrahim Paşa bu konağın son hakimiydi sonra orayı Hamidiye Alayları komutanlarından biri olan Binbaşı Hüseyin Kanco'ya bıraktı.
‼️Senin baban Hüseyin Kanco'nun konağında oduncuydu, sonra Hüseyin ağanın dul kızı Türkiye Hanım ile evlendi. Hüseyin Ağa da kızı ve torununa bakılması kaydıyla tüm malını ve konağını baban Oduncu Sinan'a bıraktı.
Hüseyin Ağa'nın kızı Türkiye Hanım yaşlıydı, babana çocuk veremedi, baban da anneni Türkiye Hanım'ın üzerine kuma getirdi, o kadından sen ve abin Abdürrahim oldu.
Konağın, aişretin ve toprakların gerçek sahibi olan Türkiye Hanım bu durumu kabullenemedi ve evi terk etti, sizler o kadıncağıza iftiralar atarak aşirete ve topraklarına çöktünüz, gasp ettiniz.
Hatta Türkiye Hanım'a attığınız iftiralar yetmedi, kadıncağızı kendi oğluna öldürttünüz, namus temizlenmiş(!) oldu ama aslında hem kadından hem çocuğundan kurtuldunuz ve böylece Kanco Aşiretine, topraklarına, mülklerine çökmüş oldunuz.
Senin geniş topraklarım var dediğin topraklarının hikayesi budur Ahmet Türk. Bunu da herkes bilir, yaşından başından utanmıyor musun milletin malına çöküp gasp ettiklerinize "bizim" demeye.
Kürdistan'ın neresi olduğunu sizlere göstereceğiz, hiç merak etmeyin. Size hem Kürdistan'ı göstereceğiz, hem de katlettiğiniz, malına çöktüğünüz masumlar için hesap soracağız. Türk'ün öfkesi de hafızası da her zaman tazedir. Sadece bekleyin...
@BayraktarOr Bu cehaleti yenmek çok kolaydı köy enstitüleri ile ama kapattırdı bu köy ağaları,cehalet şu yazınızı anlamayan cahillerin alkışı video da kendini belli ediyor ağaya boyun eğip kader deyip yaşadıklarını sanıyorlar
Neyzen Tevfik'e içkinin yasaklanmasından sonra bir gün Peyami Safa, üstadı ziyarete gider. odanın bir köşesinde koca şarap fıçısı görünce şu diyalog gelişir:
PS: bu ne üstad? hani artık içmeyecektin!?
NT: ne yaparsın evlat içmezsem kuvvetten düşüyorum.
PS: peki içkinin faydası oluyor mu?
nt: olmaz olur mu sen ne diyorsun!! bak bu fıçıyı, geldiğinde yerinden oynatamazdım, şimdi tek elimle bile kaldırıyorum.
Şimdi efendime söyleyeyim, şöyle anlatılır "içki ve edebiyat alemi"nde:
doktor Fahrettin Kerim Gökay, 'içkinin zararları' konulu konferansını vermektedir.
bir ara: 'rakının her kadehi, hayatımızı bir saat kısaltır' der.
dinleyicilerin arasında bulunan Neyzen Tevfik, yerinden fırlayıp bağırır:
- eyvah, yandık!
- Hayrola?
- hesap ettim; meğer ben öleli tam kırk yıl olmuş.
Mazhar Osman, Neyzen Tevfik’e içki içmeyi yasaklamış.. içmeye devam ettigi takdirde hayati tehlike doğacağını söylemiş... İleri derecedeki samimiyetlerine dayanarak içki içmeyeceğine dair bir de and içirmiş.. Aradan zaman geçmiş, Mazhar Osman, neyzen tevfik’e bir yerde içki içerken rastlamış.. Hemen hatırlatmış:
- "Hani sen içki içmemek üzere and içmiştin?"
Neyzen şöyle cevap vermiş:
- "üstat, biz fakir adamız.. Bulunca içki içeriz, bulmayınca and içeriz!..."
Basın çevrelerinde tanınmış bir hanım, Neyzen'le karşılaşınca,
-aşk olsun, benim için aşifte filan gibi sözler söylemişsiniz?
Neyzen elini sinek kovalar gibi sallamış;
-hanım, sen beni tanımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem.
Maliye bakanı hakkında yolsuzluk dedikodularının dolaştığı bir dönemidir. Neyzen'e soruyorlar:
- "Neyzen, çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın?"
- "maliye nazırı değilim ki, çalarken zevk alayım "....
Neyzen'in ustalığının ve hoş sohbetinin nâmını çok duyan Gâzi Mustafa Kemal Atatürk kendisiyle görüşmek ister ve bu çağrıya çok sevinen Neyzen paşamın misafiri olur.sohbet muhabbet derken aralarında şöyle bir diyalog gelişir;
MKA - Neyzen senin için iyi içer derler doğru mu ?
Neyzen- eh, içerim paşam.
MKA - ne kadar içersin mesela, iki tane kiloluk içer misin?
Neyzen - içerim paşam.
bunun üzerine Atatürk görevliye seslenir ve iki büyük rakı getirtir.
rakılar gelince Neyzen görevliye seslenip, bir kase, bir kaşık bir de ekmek ister.görevliler şaşkınlık içinde neyzen'e bakarken Atatürk bakışlarıyla onaylar ve neyzenin istedikleri gelir.Atatürk Neyzenin istedikleriyle ne yapacağını merak ederken Neyzen bir büyük rakıyı açar, kaseye boşaltır, ekmeği ufak ufak doğrar ve başlar kaşıklamaya.Atatürk gözleri faltaşı olmuş bir halde izlerken, Neyzen kasedeki rakı azaldıkça doldurmaya devam ederek ekmeği bitirir ve
- karnım doydu paşam, şimdi içmeye başlayabilirim.
der.
bunun üzerine Atatürk gülerek,
- pes, vallahi ben pes ediyorum Neyzen,
diyerek kendisinden ney üflemesini rica eder.
uzatmayayım, neyzen ve Atatürk bol muhabbetli bir kaç saat geçirirler ve sonunda Atatürk Neyzen'e teşekkür ederek, var mı benden bir istediğin diye sorar.
neyzen de cevap olarak, sağlığınız paşam der, paşa'nın elini öpüp çıkar.
daha sonra Atatürkle ne konuştuğunu merak eden abisine olayı anlatan Neyzen'e şaşıran abisi;
ulan yatacak yerin yok, Atatürk ne istersin diye sorduğunda bir ev isteseydin ya diyen abisine Neyzen'in verdiği cevap, bugün yaşadığı yeri unutup, yatıp kalkıp Atatürk'e küfür eden şuursuzlar içindir birazda;
- o zaten hepimize bir ev verdi ya!