Prof. Dr. Haydar Baş :
"Türkiye azınlık kuşatması altındadır!
Bu coğrafya üzerinde korkunç hesaplar var. Ülkenin insan karakterini değiştirecekler. Karakterimiz, şahsiyetimiz, algı değerlerimiz, ölçülerimiz değişirse, burası rahatlıkla işgal edilecek."
OKULLARDA OLMASI GEREKEN DERSLER / KONULAR
1. Görgü Kuralları
2. Cinsel Eğitim
3. İlk Yardım
4. Kodlama / Yazılım
5. Doğa ve Hayvan Koruma
6. İnsan Hakları ve Demokrasi
7. Trafik
8. Finansal Okuryazarlık
9. Eleştirel Düşünce
10. Empati
11. Psikoloji
12. Hukuk
13. Diksiyon
Türkiye’nin çok acil olarak Devr-I Sabık yaratmaya, nereden buldun yasasını çıkarmaya ve devletten, milletten, her birimizden çalınan her kuruşu Hazineye geri kazandırmaya ihtiyacı var.
Bu nedenle büyük Türk milletinin amasız ve fakatsız birleşerek en erken genel seçimi büyük farkla kazanmaya ve tekrar parlamenter demokrasiye, kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne yani Atatürk Türkiyesi’ne geri dönmeye ihtiyacı var.
Dostlar.
Şuna bir beğeni, yorum, rt, ne varsa yapabilir misiniz? Algoritmayı kıralım.
Yeterince kişiye ulaşamıyor. Yeni kitaptan haberdar olmayan binlerce okur var. Elden ele yayalım lütfen.
İmzalı kampanya: https://t.co/LnBEc2XmLx
👉Nüfusunun %90 ı müslüman olan Senegal de Diyanet İşleri Başkanlığı yeniden yapılandırılıyor. İmamların maaşını, Camilerin masrafını camiye giden cemaat karşılayacak; gerçek islami devrim budur.
👉 Türk Milletinin ekseriyesinin talebi budur. Biz de kara delikten kurtulmalıyız.
AMASYA GENELGESİ (21-22 Haziran 1919)
"Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." (*)
(Mustafa Kemal Paşa, 21-22 Haziran 1919, Amasya Genelgesi)
ATATÜRK'ÜN FORMÜLÜ 107 YIL SONRA BUGÜN DE GEÇERLİ
–-----------
Bundan tam 107 yıl önce, 21/22 Haziran 1919 gecesi, 9. Ordu (3. Ordu) Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, hazırladığı Amasya Genelgesi'ni asker-sivil birkaç arkadaşına da imzalatıp yayımladı.
“Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyen Amasya Genelgesi gerçek anlamda bir özgürlük, bağımsızlık ve isyan bildirisidir. Türk tarihinde yüzyıllar sonra ilk kez, halife padişahın adını bile anmadan, doğrudan doğruya millete sesleniliyor; milletin, sarayın sultanın ağzına bakmadan, hükümeti dinlemeden, kendi azim ve kararıyla hareket edip kendi kaderini kendi eline alması isteniyordu. Amasya Genelgesi’ne göre milletin bağımsızlığını, emperyalizmin merhametine sığınan halife- sultan veya işbirlikçi mevcut saray hükümeti değil, doğrudan doğruya milletin azim ve kararı kurtaracaktı.
Cumhuriyetin ayak sesleri ilk kez 21-22 Haziran 1919'da Amasya'dan Amasya Genelgesi ile yükseldi.
------------
(*) Orjinal metinde bu cümlenin altını kırmızıyla çizdim.
Eski ve bayat bir yalan!
1) Lozan'da hilafet konusu açıldığında İsmet Paşa "iç işimizdir" diyerek konuyu kapattı.
2) Birinci Dünya Savaşı öncesinde İngilizlerin bir "Arap halife" planı vardı. Sevr Anlatlaşmasına giden süreçte İngilizler İstanbul'u Türklerden tamamen almayı düşünmüşler, ancak daha sonra buna karşı doğacak iç ve dış tepkileri düşünerek Osmanlı padişahının "halife" olarak İstanbul'da kalmasına karar vermişlerdi. (Vatikan Formülü). 1920 tarihli Sevr Antlaşması'nda "yetkileri sınırlı kukla" bir halifenin İstanbul'da oturaca��ı belirtiliyordu. Yani Türkiye'yi paramparça eden Sevr Antlaşması, bu antlaşmaya uyduğu sürece " kukla" bir halifenin İstanbul'da oturacağını belirtiyordu.
3) Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra İngilizlerin evdeki hesapları çarşıya uymadı. Ama 1922 yılı sonunda, İngilizler, Türkiye'den kaçmak isteyen halifeyi kontrol edip kullanmayı düşünmeye devam ediyordu. Yayımlanmış İngiliz raporları, 1922 yılı sonunda İngilizlerin kendi kontrollerindeki halifeye yeni bir yurt aradıklarını gösteriyor. Örneğin İngilizler bir ara halife Vahdettin'i kendi sömürgeleri Hindistan'a götürüp orada ellerinin altında tutup kullanmayı bile düşünmüşlerdi. Ancak Vahdettin'in Hindistan Müslümanları arasında hiç sevilmemesi üzerine bundan vazgeçmişlerdi.
4. Lozan'da İngilizler veya Fransızlar veya başka bir ülke Türkiye'den halifeliği kaldırmasını istemedi. Lozan'da İngiltere veya başka bir ülke Türkiye'ye "din ve devlet işlerini ayırıp laik olun" da demedi. Tam tersine Lozan'da Türk heyeti "Biz din ve devlet işlerini ayırıp laik bir sistem kuruyoruz" dedi. Tekrar ediyorum. Lozan'da laikliği İngilizler veya Fransızlar ya da İtalyanlar değil Türkiye istedi. İsmet Paşa ve diğer Türk delegeleri, Lozan'da, "Biz Türkiye'de yaşayan herkese eşit laik hukuku uygulayacağız. Bu nedenle artık Türkiye'deki yabancıların ayrı bir hukuka bağlı olmasına ve konsolosluk mahkemelerine ve Patrikhane'nin hukuki yetkilerine ihtiyaç kalmayacak, Türkiye'de herkes,Müslüman gayrimüslim aynı laik hukuka bağlı olacak. Bu nedenle de artık ADLİ KAPİTULASYONLARA İHTİYAÇ KALMAYACAK. Kapitülasyonlar kaldırılmalıdır," dediğinde İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan delegeleri buna itiraz ettiler. "Türkiye'de yaşayan Hıristiyanlara laik hukuk uygulanamaz! Onlar bazı konularda kilise hukukuna, Patrikhane'ye bağlıdırlar!"dediler. " "Herkese laik hukuk uygulanamaz!Hiristiyanlarin gelenek hukuku var!" dediler. "Türkiye laik hukuku uygulayamaz,hukuk sisteminiz buna uygun olmadığı gibi bu hukuku uygulayacak hukukçularınız yok" dediler. Bunun için Türkiye'de yabancıların yargılanacağı mahkemelerde yabancı yargıçlar olsun" dediler. Türkiye bu teklifi reddetti, Lozan kesintiye uğradı.Lozan Görüşmeleri yeniden başlayınca Türkiye Türkiye'de herkese laik hukuku uygulamak ve bu nedenle de kapitulasyonları kaldırmak konusunda ısrar etti. Sonunda Lozan'da kapitülasyonlar kaldırıldı.Türkiye Lozan'da ısrar ettiği ve Batıya kabul ettirdiği gibi laik hukuku benimsedi. Böylece konsolosluk mahkemeleri kapatıldı.Patrikhane'nin siyasi ve hukuki yetkilerine son verildi.Yargı bağımsızlığı ve hukuk birliği sağlandı. Yani siyasal İslamcıların iddia ettiğinin aksine Lozan'da Türkiye için laik hukuk isteyen İngilizler veya Fransızlar değil Türkiye'ydi. İkincisi, laik hukuk Türkiye'yi bağımlı yapmadı,tam tersi Türkiye'nin bağımsızlığını sağladı.
5) İngilizler Lozan'ı imzalamak zorunda kaldılar,ama onaylamamak için uzun süre direndiler. İngiliz parlamento tutanaklarina göre bunun nedeni Lozan'ın İngiliz çıkarlarına zarar vermesiydi. İngilizler Türkiye Cumhuriyeti'nin fazla ayakta kalamayacağını düşündükleri için Lozan'ın onayını geciktirdi.Nitekim İngiltere 1930'a kadar Ankara'ya Büyükelçi göndermedi.
6) İngilizler, halife varken Osmanlı'yı işgal etmiş, halifelik varken Hindistan başta olmak üzere İslam dünyasını sömürmüştü.
Bkz. https://t.co/TPYFlZ9VlS
"LOZAN, Onurlu Barış" adlı kitabıma bkz.
9 yıl önce kaçırıldı Necmettin öğretmen. İşkence edilip Munzur'a atılarak katledildi!
O, sizin oģlunuz olsaydı, onun katillerinin liderine, "kurucu önder" der, "statü" arayışında olur muydunuz?
Sizi toprak kusacak, toprak!
Rahmet ve dua ile evlat!
🍁DEMİR EKSİKLİĞİ OLANLAR
Siyah dut zamanı gelmişken kaçırmayın.
🩸1 kg siyah taze dut.
🩸Yarım kg tahin
🩸1 adet sıkılmış limon suyu
🩸 Taşıyıcı olarak yarım çay bardağı zeytinyağı
Çırpılarak cam kavanoza doldurun. Her gün sabah akşam 10 kaşık aç karnına yiyiniz...
Deniz Zeyrek, Müsavat Dervişoğlu’nun konuşmasını yorumladı:
“Ben solda duran bir insan olarak bir Türk milliyetçisinin konuşmasına bu kadar katılacağımı düşünmezdim.
Rousseu’dan başladı, Kant’tan devam etti. Çok iyi bir analiz yaptı.
Derin devlet ve devlet aklı konusunda söylediklerinin altına imzamı atarım.
Muhteşem bir konuşma yaptı Müsavat Bey.
Bizim yeniden kuralları olan bir devlete, özgür basına ihtiyacımız var.”
İŞTE ATATÜRK GERÇEĞİ 👇
21 Haziran 1935 Tan gazetesinde yer alan "ATATÜRK'LE MÜLAKAT", Atatürk gerçeğini gözler önüne seren bir kitap değerinde...
Atatürk'ün diktatör olmadığını açıklaması ve yaklaşmakta olan II.Dünya Savaşı konusunda dünyayı uyarıp KALICI BARIŞ İÇİN neler yapılması gerektiğini anlatması ve savaş tehdidi karşısında MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİNİN alt yapısını hazırlamaya başlaması çok dikkat çekici.
Şöyle diyor Atatürk:
👉"BEN DİKTATÖR DEĞİLİM. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim arzu edip de yapamayacağım hi��bir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmek bilmem. Bence diktatör, diğerlerini iradesine ram edendir. Ben kalpleri kırarak değil, kazanarak hükmetmek isterim."
👉"Yakın Atiden Bahsetmemeliyiz; Harp Tehlikesi Bulunduğumuz Zamanda Vardır"
👉"Avrupa'daki Vaziyet Çok Fenadır. Harbin Ciddiyetini Nazarı Dikkate Almayan Bazı Gayri Samimi Önderler Taarruzun Vasıtası Olmuşlardır."
👉"Eğer harp birden bire çıkarsa milletler harbe mani olmak için müsellah mukavemetlerini ve mali kudretlerini müteaarrıza (saldırgana) karşı birleştirmekte tereddüt etmemelidir. En seri ve en müessir tedbir muhtemel bir mütearrıza, taarruzunun yanına kar kalmayacağını açıkça anlatacak beynelmilel (ulislararsı) teşkilatın kurulmasıdır.
👉"TÜRKİYE SULH BOZUCULARININ, BİRBİRLERİYLE HARP ETMEK İÇİN BOĞAZLARDAN GEÇMESİNE MANİ OLMAYA MECBURDUR."
Ayrıntı için bkz. 👇
https://t.co/5U8au3k4Sf