Üçtür bana seks hayatını anlatan taksicilere denk geliyorum konuyu da evlen diye bitiriyorlar olm sizi annem teleportla filan mı yolluyor kimsiniz olm siz
Absürdlüğe devam edelim. Dijital pazarlamacı absürdlüğüne. Platform Operatörü olursunuz böyle derken yanlış bir şey söylemiyorum:
Ara bilgiyi açalım. Akıllı bir giyim markası, kategori genişliğini tutarken fiyat konusunda da genel fiyat politikasını hırpalamadan dağılım yapar. Bunu yaparken en alt kısımda adet olarak daha fazla satacağı, daha sık satacağı görece karı düşük ürünler (bunlarla hazır nakit yaratır hep elinde ki aynı zamanda satışı kısa sürede getirdiği için reklamların performanslı çalışmasını da sağlar. Ör: Basic ürünler.) sonra bir tık üstünde alttakine göre adet olarak daha az ve daha uzun sürede satacak ama daha çok ciro getirecek ürünler. Onun üstünde star/viral potansiyelli parçalar. Daha pahalı. Ama eğitilmesi gerekiyor müşterinin. Satılırsa ciddi şov yapar. Onun üstünde vitrin ürünler. Yani satılması için değil markanın dikkat çekmesi yönünü belli etmesi farkını ortaya çıkarması kitlesini ayırması için olan ürünler. Ok?
Ve fakat kitle gömlek reklamını gösterip gömlekler şov olsa bile alışveriş yapmaz. Düşük olur. Burada merchandise’ın diğer kısmı devreye girmesi lazım. Nedir parçalar bir stil etrafında bir araya getirilmeli (tasarımcı) AMA AYNI ZAMANDA içerikler ile BAĞK BU GÖMLEĞİ BU PANTUL İLE ve bu trend ayakkabı ile bu şekilde BU MEKANLARDA giyebilirsini gösterdiğin zaman (sadece model yeterli değil) aldırabilirain. Niye? Millet stylist değil aq. Nasıl giycem ne ile giycem bunu diye düşündürürsün. Ok?
Anlaşılması basit değil mi? Basit.
Şimdi buna göre fiyatlama, adet üretimi, çekim planı ve influemxer planı yapılması lazım mı? Lazım. Buna göre bir kreaitif içerik ailesi ve planı kurulması lazım mı? Lazım.
Buna göre kampanya ve adsetlerin kurulması ve incelenmesi lazım mı? Lazım. Sadece test ve kazanan ad setler ayrımı yaparak olmuyor bu yavrum.
Şimdi bunu reklamları hazırlayan biliyor mu? Hayır. Bu konuda bilgi veriliyor mu? Hayır. Yön veriliyor mu? Hayır. Kafasına damak tadına göre yapıyor. Dijital pazarlamacı/ajans neye göre düzenliyor. O da kafasına göre. Sayın Influncer marketing specialisr neye göre ürün veriyor? Kafasına göre. Influemcer neye göre çekiyor. Kendi kafasına göre. Sosyal medyacı neye göre paylaşıyor. Damak tadına göre. Ee bu adetler kategori dağılımı neye göre oluşturulmuş. O da inhouse tasarımcı ile önmuhasebecinin kapışmasına göre. Ecommerce manager ise sektördeki son gelişmeleri okuyup yapay zeka coşcak buraya ai destekli chat getirelim kafası ile nebimci ile atışma halinde aferin sayın vizyoner. Kimse birbirini informlayamıtor çünkü zemin yok aq Jungle aq yeri
Sonra aralarda ajans’tan bir ses yükselir. Ağbi ciroyu coşturduk. Ne yaptınız? Ağbi şöyle böyle reklam seti açtık kapadık. Şu zaman dilimine göre böyle oldu. Olm marka influemcer’a hayvan gibi para basmış. Yüksek görünüm etkileşim ve talep oluşturmuş ürünlere. Ürünler de iyi. Sen kampanya’yı broad açsan bile meta, gösterimleri influencer’lara etkileşim atanlara da gösterir hatta oraya yönelir hemen. Senin bunlardan haberin var mı? Yok. Ee aq yoksa neye göre sonuçların verimliliğini kıyaslıyorsun. Sadece meta, Google’a bakarak ve ürünlerden, diğer pazarlama aksiyonlarından bir haber pazarlama mı olur onları ölçme mi olur? Neyi nasıl ölçüyorsunuz olm siz?
Bi de danışmanlık veriyoruz diyorlar neyin danışmanlığı aq sitede ilk alışverişe %10 popup danışmanlığı mı tsoft’da bu olmaz şu olur danışmanlığı mı instagram’da fotoğrafların yerini artık değiştirebiliyorsun danışmanlığı mı sayfaların alta keyword basalım seo önemli danışmanlığı mı ne danışmanlığı bu aq
Bak şimdi buradan dijital pazarlamacı/ajans mevzusuna yaşanmış gerçek olaylarına bağlayalım. Absürt komedi aq
Marka sezona giriyor. Reklam bütçe açılmış şov. Influencer da basılmış. Hops çok satan ürünler stock out.
(Ara bilgi: İnsanlar sezon başında star parçaları hemen ortaya çıkarır. Bazıları gizli saklı kalır. Ama çok satacaklar belli eder kendini. Gizlide kalanları, ki kalması da koleksiyon sıralamasında aşağıda bulunması çekimdeki problemlerle soru işareti oluşturması veya instagram/reklamlarda öne çıkarılmış olmaması gibi durumlar. Websitesine kurulan Belirli izleme programları kullanılıyorsa görülme/tıklanma, görülme / satış oranından gizli starları keşfedilebilir)
Geri dönelim. Çok satan ürünler laps diye stock out. Kimse farkında değil. Doğal olarak reklam verimliliği roas düşüyor bi anda. Ok. Ama sayın pazarlamacı bunun farkında değil. Bakmıyor çünkü. Neye bakıyor ben anlamıyorum. Sorun neyden kaynaklanıyor acaba diye bakıyor. Ama panele. Bu kampanyalar ad setler sıkıntılı mı acaba diyor değiştiriyor reklamlar mı sıkıntılı diye kreatiflere bakıyor filan fldodmfpfkfp gidiyor sonra markaya diyor ki kreatifleri değiştirelim. Kreatifçünin de haberi yok durumdan fkkdldp o da bir şeyler yapıyor dur müziği değiştireyim şu görseli değil şu görseli koyayım lan orayla mı ilgili mevzu aq koyuyorlar yeni reklamı aa yine eski performans olmadı aq neden acaba? Ajans markaya diyor ki meta’da bu aralar bir düşüklük var herkesin yaşadığı kolpaya bak aq flkfkfl o sırada müşteri hizmetlerine instagram Dm’ye mesaj geliyor ya bu ürün gelcek mi diye ama bu kimseye rapor olarak da iletilmiyor ee üretim kısmı da pestili çıkmış ara sezon yoğunluğunda kafa jungle aq yeri
Nasreddin hocanın bir fıkrası var. Anahtarını bahçede kaybetmiş. Ama ahırda arıyor. Hoca niye bu arada arıyorsun demişler. Burası aydınlık aq demiş hoja o misal
Bak şimdi buradan dijital pazarlamacı/ajans mevzusuna yaşanmış gerçek olaylarına bağlayalım. Absürt komedi aq
Marka sezona giriyor. Reklam bütçe açılmış şov. Influencer da basılmış. Hops çok satan ürünler stock out.
(Ara bilgi: İnsanlar sezon başında star parçaları hemen ortaya çıkarır. Bazıları gizli saklı kalır. Ama çok satacaklar belli eder kendini. Gizlide kalanları, ki kalması da koleksiyon sıralamasında aşağıda bulunması çekimdeki problemlerle soru işareti oluşturması veya instagram/reklamlarda öne çıkarılmış olmaması gibi durumlar. Websitesine kurulan Belirli izleme programları kullanılıyorsa görülme/tıklanma, görülme / satış oranından gizli starları keşfedilebilir)
Geri dönelim. Çok satan ürünler laps diye stock out. Kimse farkında değil. Doğal olarak reklam verimliliği roas düşüyor bi anda. Ok. Ama sayın pazarlamacı bunun farkında değil. Bakmıyor çünkü. Neye bakıyor ben anlamıyorum. Sorun neyden kaynaklanıyor acaba diye bakıyor. Ama panele. Bu kampanyalar ad setler sıkıntılı mı acaba diyor değiştiriyor reklamlar mı sıkıntılı diye kreatiflere bakıyor filan fldodmfpfkfp gidiyor sonra markaya diyor ki kreatifleri değiştirelim. Kreatifçünin de haberi yok durumdan fkkdldp o da bir şeyler yapıyor dur müziği değiştireyim şu görseli değil şu görseli koyayım lan orayla mı ilgili mevzu aq koyuyorlar yeni reklamı aa yine eski performans olmadı aq neden acaba? Ajans markaya diyor ki meta’da bu aralar bir düşüklük var herkesin yaşadığı kolpaya bak aq flkfkfl o sırada müşteri hizmetlerine instagram Dm’ye mesaj geliyor ya bu ürün gelcek mi diye ama bu kimseye rapor olarak da iletilmiyor ee üretim kısmı da pestili çıkmış ara sezon yoğunluğunda kafa jungle aq yeri
Nasreddin hocanın bir fıkrası var. Anahtarını bahçede kaybetmiş. Ama ahırda arıyor. Hoca niye bu arada arıyorsun demişler. Burası aydınlık aq demiş hoja o misal
Ok kendisi stok devir hızına göre optimize ediyor bunu anladık. Buna göre şu an mantıklı yapıyor. Fakat mevzu şu. Kendisi üretim emri vermiyor. Üretim süresini beklemiyor. Mal sipariş ederken elinden para çıkarmıyor. Hazır alıyor. Zaten alırken hangi ürünün gideceğini biliyor? Neden önemli bunlar? Söyleyelim. Bu kadar yüksek stok devir hızını hazır malda ve hali hazırda satacağını bildiğin mal ve pazarda yapabilirsın.
Normalde perakende de sattığın zaman elindeki malın satışına göre ve elindeki miktara göre okuyup tekrar üretim emri verirsin. Rpt der buna Merter esnafı. Bu da atıyorum 10 gün sürer. Yani malın üretim emri verdikten sonra kapına gelmesi. Şimdi karmaşık olan mevzu şurada başlar. Elinde 100 tane mal var. Günde 5 tane satılıyor. Kaç günde biter malın. 20 gün. Malın 20 gün sonra da satabilmek için stockout olmaması için ne yapmak lazım? Maximum 10.günde yani elinde 50 mal kalmışken üretim emri vermen lazım. Hesabı yapın. Emri vermen lazım ki 20.gün boş kalmasın. Kalmasın ki satış kaçmasın. Ee üretim emri verirken para çıkacak mı bir miktar? Çıkacak. Daha malın tamamını satmadın. Hatta sattığın malın parasınıdahi almadın. Şimdi kumaşı ıvır zıvır sende ise çıkaracaksın di mi? Evet. Bir miktar olsa da evet. Bu çıkacak para nereden gelecek. Ürün KÂRINDAN AQ. Kârın düşük olursa bu parayı çıkarmak da zorlanırsın. Ucuza mal satan bütün büyük olmayan markaların zorlanması burada başlar. Tamam? Bu bir.
Şimdi diyeceksin ki rpt verme diğer ürünler ne güne duruyor? O stock out olsun. Arkadaşlar öyle olmuyor. Elinizde 10 çeşit ürün varsa bu ürünlerin satış dağılımında pareto kuralı işler. Ne demek bu? Yani ürünlerinizin %20’si satışların %80’ini oluşturur. Yani 2 ürününüz diyelim ki kırmızı gömlek ile siyah gömlek diğerlerinden daha çok satar. Çoğu satış bunlardan gelir. Potansiyel satışları daha yüksektir. Diğer 4 ürün daha az, geri kalan 4 ürünün ki daha da azdır. Ve bunu çok değiştirmezsiniz. Bu yüzden satışı kaçırmamak için üretim emrini henüz para bağladığınız diğer mallardan para gelmemişken vermeniz ve para çıkarmanız lazım değil mi? Evet. Şimdi bunu çıkarmak için de para lazım. Bunun için de yüksek kar lazım. Ok? Ama ne yapar bizim şirketler huuups indirim. Niye düşük kar var, para çıkmıyor. Diğerleri satmıyor istenem kadar. İndirim ki para çıksın. Ee ne olur sezon başı indirim. Ee nolur fiyat güvenilirliği nanay. Ee daha da düşük kar. Ok? Gördünüz mü sarmalı?
Şimdi bu durumda ne yapar biliyor musun Merter aklı? Daha çok sayıda mal alır adet olarak ve daha ucuza indirir. Stok devir hızı daha hızlı olsun ve malsız kalmasın diye. Ok? Bu da ne demektir? Daha çok mala bağlanan sermaye. Her zaman pozitif midir working capitalin yüksek olması. Değildir aq işte. Bir ara uzun uzun anlatırım. Bu ne demekdir biliyor muyuz? Sabit giderler ve operasyon maliyetleri (depo, elektrik, çalışan, ıvır zıcır) ebesinin zirvesini görür oransal olarak da. Çünkü daha çok mal istiflenir. Ok? Ee baskı da yükselir. Ee peki satan mal tipi ve dağılımı değişir mi? Hayır. Diğer mallardan elde daha çok kalır. Doğru mı? Doğru. Hele giyim gibi trendin değiştiği yerde geçen sezonun trendinin bu sezon satmadığı yerde bu kumardır. Ok? Ne olur? Daha fazla indirim baskısı? Yani marj baskısı. Ee bu ne ister biliyor musun? Ucuzlayarak kolay satsın diye yaptığınız sistem git gide pazarlamaya daha az oran ve daha az hata imkanı sunar. Ok?
Devam edelim. Büyüyorsunuz. İkinci depoyu açtığınız an. Sabit giderleriniz, daha düşük ciro yapıp aynı karı yapan şirkete göre daha fazla para ister mi? İster. Ok?
Dikkat edin batan şirketlerin önemli bir kısmı satış kaçırmamak için yüksek stok yapmaktan gelir. Şimdi ayrıca bu ne demek biliyor muyuz? Ucuza/düşük kar mal satma işi daha yüksek finansman daha çok eğitimli adam daha çok gürültü demek
Daha çok bağlayacağımız yer var da uzun mesele
burada kesin herkesi bağlayan bir ticaret kuralı çıkmaz yani
🔵 Ersan Diamond:
▪️"Paranın bir maliyeti var. Biz malı aldık, 20 gün tezgahta durdu."
▪️"20 gün sonra sattım, benim kazancım 5 bin dolar."
▪️"500 dolar kârla başka malı aynı gün satarım, ertesi gün ana parayı tekrar mala bağlar, 20 günde 15 bin dolar kazanırım."
▪️"20 gün sonra pahalı malı 5 bin dolar kârla versen ne olur, vermesen ne olur..."
Alttaki “Alıntı” bana 2000’lerde 30 milyon kez forward’lanmış, “az bilinen yanlış niş bilgi” veren mailleri hatırlattı. En üstte devasa bir mail listesi. Dönemi hatırlayanlar bilir. İnternetin karanlık çağı
Erdoğan geçen sene para bulmak için Körfez turuna çıktığında, BAE Emiri "nakit borç vermeyiz ama şirket satın alma yaparız. Siz de dövizi kullanırsınız" demişti.
BAE heyeti ile yapılan görüşmelerde, Araplar banka satın almak istediklerini iletmişler ve İş Bankası ve Yapı Kredi ile ilgilendiklerini söylemişler.
İş Bankası mâlum sebepler (sahiplik) nedeni ile olmayınca, ibre YKB'na dönmüştü.
Erdoğan, bankayı satması için Koç Grubuna çok baskı yapınca, grup da Araplar ile mecburen masaya oturdu. Bankanın piyasa değeri (bağımsız kuruluşlar ve borsa değerleri üzerinden) 8.5 milyar Dolar hesaplandı ve Koç Grubunun %61 hissesi karşılığında 5.5 milyar Dolar teklif edildi.
Fakat Koç Grubu (bankayı satmak istemediği için) 14 milyar Dolar değer üzerinden %61 hissesi için 8.5 milyar Dolar istedi.
Görüşmeler tıkandı ve sonuca varılamadı.
Birkaç ay önce, dünyanın en büyük fonu olan Blackrock fonunun yöneticileri Türkiye'ye davet edildi ve şirket satın almaları istendi (tabi ABD Yönetiminin yönlendirmesi ile).
Blackrock CEO'su, yayılan haberlere göre, Tüpraş, T. İş Bankası, Aselsan ve bir-iki savunma sanayi şirketini istemiş.
Aselsan falan tamam da, Tüpraş ve İş Bankası için biraz zaman verin cevabı verilmiş.
CHP'deki Butlan gelişmesinin biraz erkene çekilmesinin sebeplerinden birinin CHP'nin İş Bankası'ndaki hisselerinin (ve tabii ki İş Bankası Sandığı hisselerinin) Hazine'ye devredilmesi ile ilgili olduğu söyleniyor.
Bu arada Tüpraş ve Yapı Kredi Bankası için Koç Grubu sıkıştırılıyor.
Rahmi Bey'in konuşması üzerinden başlatılan algı operasyonu, Koç Grubuna yönelik saldırılar ile devam edecektir. Ta ki, Tüpraş ve YKB elden çıkarılana kadar.
Tabi bu işler normal parlamenter sistemlerde olamayacağı için, göstermelik demokrasicilik oyunumuza da bir süre ara vermemiz gerekecek.
Son söz: Bütün bunlar iktidarın niyeti ile ilgili. Durumun nasıl sonuçlanacağı ise karşılarındaki kitlenin vereceği mücadele ile belirlenecektir.
Alıntı
Aq insanlığın bireysel çıkarı kovalama kafası ve birlikteliği, atıyorum uruguay’daki sadece 1 aylığına meyve veren üzüm’ü evinin dibine getiriyor. Bilmem kaç ayda koruyor. Veya Manisa’da Ahmet amcanın üretttiği elma’nın içinden seçerek Bakırköy’e getiriyor kısa sürede. Şunun sürecinde bir sürü insan, emeği var, çıkar var, operasyon var. Sadece taşıma işine baksa kafayı yer insan. İnsanlık buraya gelmek için hayvan gibi süreçlerden geçmiş. Hala verimliliği ile uğraşıyor. Kaldı ki sonra online satışı inşa etmiş. İstiyorsan direct ulaştır. Bak onu görenler dahi solcular gibi mızmızlanmak sağcılar gibi devlet baksın yerine fırsat görmüş çaba sarf ediyor. Yav niye aracılar var. Yav örgütlenelim. Yav herkes kendi çıkarını düşünüyor. Örgütlü aq zaten insanlık. Dışarıda örgütlü ve bireysel çıkarına göre hareket ettiği için insanlık kapının önüne gece 12’de tek tıkla götünü kaldırmadan Bursa’da yetişmiş hayvanın etinden yapılma döner yanına x yerin turşusu başka yerin ayranı başka yerin domatesi geliyor aq Kolombiya’nın adını bilmediğim köyünden gelen kahveyi sabah kalkınca ben bunsuz uyanamıyorum diyen kamillwr de okuduğu üç-beş kitap yüzünden bunlar kendi çıkarımı düşünüyor diyor lan bunların hepsi insanlık kendi çıkarını düşündüğü için oldu slogan atıp mızmızlanacağına sen de öyle hareket et aq bak bakayım aracısız herşey inhouse oluyor mu
Allah’ını seversen şu üreticiler rica ediyorum; tüketiciye direkt satış yapmayı denesinler de aracısız olarak (direct to customer) kaç liradan satabiliyor görsünler bir ya. Araya satış yerlerine bağlayacak ve taşıtacak komisyoncuları, taşıyacıları koymadan hepsini kendileri yaparak ve kendileri direkt satıp büyümeye çalışsınlar bir rica ediyorum da görsünler rakamları. Şu getir, yemeksepeti’nden şikayet eden esnaf da bir kendileri ulaşmaya çalışsınlar müşteriye neler oluyor bakalım. Bir kafa şişirdiler bitmiyor. Verdiği örnekteki alış-satış farkı gayet makul. Milleti gazlamak ile olmuyor bu.
⚠️ “Benim Migros’a 600 liraya verdiğim ürünü, rafa 1.000 liradan koyuyorlar.”
👉🏻 TÜSEDAD Eski Başkanı Sencer Solakoğlu, beyaz et sektöründe yaşananları değerlendirdi:
• Türkiye civcivde %95 dışarıya bağımlı. Civciv ve yumurta ithal etmezsek Türkiye’de piliç eti bulamazsınız. Civcivler alındıktan sonra fason olarak çiftçilere veriliyor.
• Çiftçiye para kazandırmaya başlanırsa o zaman her şey ucuzlayacak.
• Şu anda yaşadığımız gıda enflasyonun nedeni sadece girdi fiyatları değil, piyasanın dengelerini bozdular.
• Bu bozulan dengeden dolayı da kontrol altına alamıyorlar. Üretimi teşvik etmediğiniz bir yerde fiyatların iyileşmesini başaramazsınız.
• Daha fazla insanı üretimden çıkartıp daha ucuza gıda tüketme hevesindesiniz. Piyasayı sopayla değil, mala boğarak fiyatların düşürülebileceğini çok net görüyoruz.
• Bu işin sonunda üretimde azalma söz konusu olacak.
• Sütün fiyatını çok düşük tuttuğunuzda, üretici üretimden çekildiği zaman hiçbir şeyi kontrol edemezsiniz. Kontrol edemedikleri zaman da yargıyla insanları korkutuyorlar.
• Burada en mağdur kesim üreticiler. Üretim azalacağı için tüketiciye vurulan bir darbe de var.
• Entegreler zam yapmasa bile raflarda yüksek fiyatlar var. İşçilik, enerji, soğutma, personel, kira maliyetlerinin çok artması nedeniyle bu fiyat artışları yaşanıyor.
• Örneğin, benim Migros’a 600 liraya verdiğim ürünü, rafa 1.000 liradan koyuyorlar. Alım gücü düştü, Türkiye fakirleşti.
• 2025’te bütün tavuğun kilo fiyatında enflasyona rağmen binde 1’lik gerileme söz konusu.
• Ramazan’dan önce 1 kilo ekmek 75 TL, 1 kilo tavuk 65 TL idi. Bazı firmalar zararına üretecek halimiz yok’ diyerek yüzde 15-20 arasında zam yaptı.
• Tavuk, et, dondurulmuş ürünlerde yıllık net 1 milyar dolar ihracatımız vardı. 80’in üzerinde ülkeye ihracat yapıyorduk.
• Dünya pazarında Brezilya ve Ukrayna bu alanda önde gelen ülkeler.
• İhracat kapandığı anda firmaların ciro düştü ama giderleri, çalışanları aynı kaldığı için daha büyük bir maliyetle karşı karşıya kaldılar. (Nefes - Nisanur Yıldırım)
Bakın şimdi şekil şukul yapmadan konuşalım.
Meta'da yüksek ROAS gösteren gençlerin önemli bir kısmı tesettür/modest moda markalarına yaptıkları işlerle ortaya çıkıyor. Sonra da keramet kendilerindeymiş gibi anlatıyorlar.
Değil.
İçeri girince o kadar temel hata görüyorsun ki insan hangi birini düzelteceğini şaşırıyor.
Ders 1:
Modest moda tarafında yıllardır karşılanmamış ciddi bir talep vardı
Özellikle yaz sezonunda bu daha da belirginleşiyordu. Yeni nesil tesettürlü kadınlar 2010'lardan itibaren sosyal hayatta daha görünür hale geldi, çalışma hayatına daha fazla katıldı, seyahat etmeye başladı ve stil beklentileri değişti.
Ama büyük moda markalarının önemli kısmı bu talebi uzun süre karşılaşmadı. Hala da karşılamıyor. Bana kalırsa lcw dışında karşılamayacak da . Bu da pazarda büyük boşluk demek.
Peki ne oldu?
Bu kitlenin içinden çıkan girişimciler kendi ürünlerini üretmeye başladı.
Sosyal medyanın yükselişi, e-ticaret altyapıları ve giriş bariyerlerinin düşmesiyle birlikte bu talep karşılanmaya başladı. Bu yüzden her 3 e-ticaret markasının 1’i buradan aq Türkiye’de
Ortada zaten devasa bir pazar vardı.
Ortada zaten yüksek satın alma isteği vardı.
Ortada zaten bekleyen bir ihtiyaç vardı.
Sen reklam panelini açmadan önce oyun büyük ölçüde başlamıştı zaten.
Yani bazı arkadaşların anlattığı gibi olay "kampanyayı ABO mu açtım CBO mu açtım" meselesi değil.
Karşılanmamış büyük bir talebin üzerine reklam çıkıyorsun ne olacak tabiki iyi sonuçlar çıkacak sen ne kattın onu bir söyle
Bazen insanlar pazarın gücünü kendi becerileriyle karıştırıyor.
Ve bu ikisi aynı şey değil aq
Devam edelim. Bu saykoca gözlemler altın değerindedir. Hatta bazı kadınlara sorduğumda beni nasıl bu kadar iyi biliyorsun tepkisi aldık. Seni bilmiyorum genel davranışı biliyorum yavrum.
Özet olarak bir önceki twitte. Erkeklerin alışveriş konusunda daha lineer bir hatta ilerlediğini başlangıç ve bitiş olduğu, kadınların ise böyle başlangıç bitiş olarak bir zaman diliminden ziyade daha kaotik ve aynı zamanda zaten genel modlarının bu olduğu ve hatta hayatlarının içinde olduğunu söyledim.
Bunlar kritik meseleler. Çünkü dijital pazarlamacıların yok 3 ad set açtım 2’i yerine yok ad setleri tek bir kampanya altında toplamak yerine her ad set için kampanya açtım gibi gerizekalıca şeylerin (teknik olarak da) peşinden koşarak sundukları hack’ler kadar anlamsız eforları elemine ediyoruz.
Burada basic bir mantık var zaten. Herkesin anlayabileceği 5 dakikada. Ya bynu kuantum fiziği haline getirip dünyamın sırrını çözmüş gibi sikko bilgiler vermenin ne alemi var.
Yanisi şu senin, markanın influencer marketing’ü kullanarak oluşturduğu community, yarattığı hype, gösterdiği lifestyle ıvır zıvırla bakmadan
markanın yaptığı şaşalı event’ler dahil hiçbirini önemsemeden , stüdyoda çekimlerde stylist’in, art direktörün belirlediği stile (ki bu direkt pazarlama adına pozisyonlamador) bakmadan anlamadan görsel kalitesi içeriği ne anlama geliyor hem pazar açısından hem gören kişi açısından bilmeden bunları sadece algoritma kafasında organze etmeye çalışmak ve artı performans marketing dışında markanın yaptığı aksiyonları, meta’daki sonuçlara etki edeceğine inanmamak e hesaba katmamak DÜMDÜZ GERİZEKALILIKTIR ARKADAŞLAR.
Siz dijital pazarlamacıdan ziyade PLATFORM OPERATÖRÜSÜNÜZ arkadaşlar. Ve ciddi bir çöplük üretiyorsunuz.
2. Bu anlatacağım konuda bir çok kadınla konuştum, gözlemledim ve belirli bir yerden sonra tahmin etmeye başladım. Biraz saykoca olabilir.
Pazaryerleri ile ilgili son anlatacağım şeye gelmeden bir sürü gem bırakacağım. Genişten alıyorum:
Erkekler, alışveriş konusunda pek çok konuda olduğu gibi çok daha direct ve lineer bir hatta ilerliyor. Ve sonuçlandırıyor. Görev gibi. Yani bir ihtiyacı doğuyor veya bir ürün görüyor onu kafaya yazıyor. F/p üzerinden ise onun üzerinden araştırmasını yapıyor gününü ayarlıyor ve alıp bitiriyor. Çok daha net linewr bir hat. Kararlar dinamikler çok net. Çizgisel. O alışveriş bitene kadar aklında. Bitince atıyor. Hatta bitmesi için sonuçlandırıyor. Hatta yakon zamanda olmayacak bir şeyse gündeme bile girmiyor.
Hatta bu yüzden marketing meselesinde bu alanda çalışan erkekler, alışveriş yolculuğunu çok lineer bir çizgi üzerinden düşünüyorlar. HALBUKİ GENEL ALIŞVERİŞ DAVRANIŞI BÖYLE DEĞİL. Lineer değil. Kısa sürede olup biten bir şey değil her zaman. Her zaman net olarak ölçülen bir şey değil.
Bu kadınlara bakınca daha iyi anlaşılıyor. Bir kere erkeklerin aksine kadınlar sürekli alışveriş modunda. Ayrım yok. Günlük hayatın içinde bu mod. Erkekler buna spor, yemek yeme zamanları gibi ayrı bir düzlemde bakıyor. (Genelliyorum bu arada. İstisna insanlar ve kategoriler var. Erkekler için araba gibi)
Fakat kadınlar günlük hayatının içinde gözleri sürekli o modda. Yani bu başlayan bitmesi gereken bir şeyden ziyade alışveriş modu genel halleri. Gözleri tarayıcı gibi. İki kadın yan yana geçerken bile birbirini baştan aşağıya hızlıca süzer. Flört süzüşünden daha net. O sırada kadın sadece karakter tahlili yapmıyor bir yandan alışveriş modunda. Çantasından takısına saatinden eteğine ve genel kombine tavra saçına hızlıca bakış atar.
Hiçbir erkek yazıldığı kıza bile bu kadar ayrıntılı bakış atmıyordur.
Keza windowshopping dediğimiz şey yani mağazaların vitrinine bakıp devam etmek de kadınlara özgü bir fenomen. Erkeğin zihni şu an almayacaksak niye bakıyouzdador? Fakat kadınların için olayın kendisi bu mod eğlencelidir.
Devam edip bağlayacağım eğlenceli konu
Benim okulun ( itü mimarlık) bir çok şeyini sevmiyorum aldığım eğitim konusunda. Belki bu yüzden bir yerde bıraktım ama yapmaktan en hoşlandığım ve bana kalırsa özellikle ajans dünyasına en uyumlu olayı bir şey var. Ve iş dünyasından çoğu toplantıların ihtiyacı olan şey bunlardan biri: Bir çok insan için sorulması aptalca gelecek soruları sormak, üzerine konuşmak. Örnek veriyorum: Evde niye salon var? Aptalca değil mi? Yapardık ama. Niye koridorlar var? Var işte aq neyi sorguluyon. Ama sonra konuşunca böyle ciddi ciddiyetsiz şekilde bir yerde hassiktir lan oluyorsun.
Şimdi iş toplantılarında ise şöyle anlar oluyor. Biri bir şey anlatıyor. Kimse bir sikim anlamıyor. Anlatan bile ezberden anlatıyor. O kadar çok yanlış ezber var ki. Ama kimse soramıyor. Elinde rapor var demek ki söyledikleri önemli diye dinliyorlar. Biri çıkıp sorsa Bu ne demek? Bu neden böyle? Soramıyor Çünkü herkesin bildiğini varsayıyor o da. Amk kimse bilmiyor halbuki. Bir de bunu sorarsan aptal gibi gözükürsün diye sormuyor. Gibi İspanyolca sahnesi gibi aq full parodi
Her yerde aynı hikaye demek ki. Ajansların yanlış okuduğu, okutturduğu raporlar. Bazen merakla bakıyorum bunlara: bilmediği için mi böyle, gerizekalı olduğu için mi böyle yoksa kurnaz olduğu için mi böyleler?
Yani datayı okumak için bilginizi geliştirmemişseniz ki bu sadece matematik ile olmuyor sosyal zeka da gerekiyor ne işe yarıyor o raporlar. Öğrenmiyorlar da.
Şimdi ai var deniyor. Olm senin konuştuğun ai, senin smartlığın kadar smart olabiliyor. Sen kendini geliştirmediğin sürece ve/veya meta-thinking yapmadığın sürece; ai aynı zeka düzeyinden sana seslenir. Ai’ın olayı senin kurduğun mindseti, yaklaşımı veya genel geçer internetin ortalama mindsetini; işlem kapasitesi, hızı senden çok yüksek diye ve bunu yaparken beyni zorlanmıyor diye senin gösterdiğin doğrultuda yaparak kolayca önüne dökmesi.
Yani sen ben bu sonuca nasıl ulaştım? başka açıklama olabilir mi? gibi sorular sormazsan kendine danışman olarak kullandığın ai, smart görünen bir yalakan olabilir
CEO: we run tiktok shop to breakeven. there's a halo tho
New CMO: you're dead wrong on both counts
CEO: our TikTok agency sends a report every month - GMV Max ROI looks good
New CMO: not that report
CEO: what's wrong with it
New CMO: it has revenue and ad spend. missing five other cost lines. And the revenue number isn't even attributed revenue - it's total revenue
CEO: what's that last part?
New CMO: It's total revenue in TT Shop. It includes organic revenue, and the revenue driven by affiliates - without subtracting their fee
CEO: I don't understand. There's an ROI number right there
New CMO: that's not ROAS. It includes revenue you got for free from affiliates' organic posts, and revenue you double paid for
CEO: double paid for?
New CMO: you pay to distribute the media, like meta ads. then you also pay the affiliate fee to the affiliate whose content you're paying to distribute. and by default, that affiliate fee isn't in the main view of your GMV Max ROI
CEO: i just don't believe you
New CMO: it goes deeper. five costs nobody's putting in one place:
1. GMV Max ad spend - the obvious one
2. affiliate fees - separate from, and on top of, that spend
3. platform + referral fees - your classic amazon-style cut
4. free samples - we chase the high-volume-creator playbook we read about on twitter, then the product COGS + shipping add up wayyyy too fast
5. tiktok-funded discounts + lower shipping thresholds - tiktok pushes you to a threshold often less than half your site's, and stacks its own discounts on top of yours: 20% for first-timers, $3 to follow the seller, surprise holiday markdowns
CEO: number 5 tho
New CMO: those are the most pernicious, because the cost is hidden. every markdown devalues your brand - to that buyer, and to the ~95% who hit your tt shop page and never convert
they'll see you later on meta or amazon, and the all-in price to actually buy is sometimes 50-100% higher than what tiktok trained them to expect. so they don't
and the discount-seekers who DO buy become the new customers in your LTV forecast - so LTV (where the "v" is profit) quietly drops. it compounds
and shipping costs are real
New CMO: it takes brands 6-9 months to see how unprofitable the channel is once you factor in the inflated "ROI" and all five costs
CEO: yea - we're in month 8. how were we so blind?
does this sound familiar?
the ceo says 'GROW TIKTOK SHOP'
the ecom team sets up the shop, not always on top of what every setting means
paid media runs GMV Max
affiliate builds the base and ships samples
finance gets the costs - scattered across an accounting P&L, never one channel view
and nobody is looking at all the tiktok shop numbers in a single channel-level P&L
or you hand it to an agency, because it's new, and they don't report on those pesky costs
CEO: so why does nobody say anything
New CMO: because the goal you gave the team was grow revenue. and revenue grew. everyone hit their number
CEO: ...on a channel that's deeply underwater
but the halo has to be real, right? discovery. brand awareness. that's worth something
New CMO: we ran the analysis. no measurable halo back to shopify, amazon, or retail. spend went up, revenue sometimes went up with it - but the confounds blow out the confidence interval. the result isn't usable
CEO: we spent eight months on this. brought in an expensive agency
New CMO: welcome to the club - i made this exact mistake last year. tiktok shop IS profitable for some brands on a fully burdened basis. just not for us, yet
CEO: so what do we actually do
New CMO: 2 things
1. build ONE channel-level P&L, fully burdened - all five costs, every month
2. pulse investment up and down to understand business level incremental growth, and to any statistically rigorous extent, any real halo
then treat every tiktok dollar like a main-channel dollar. it either earns profit today or it builds the brand. if it does neither, it's not a channel - it's a money pit
CEO: every dollar of revenue has a cost
financial and otherwise
it's on us to know what it is
New CMO: Bingo
2. Bu anlatacağım konuda bir çok kadınla konuştum, gözlemledim ve belirli bir yerden sonra tahmin etmeye başladım. Biraz saykoca olabilir.
Pazaryerleri ile ilgili son anlatacağım şeye gelmeden bir sürü gem bırakacağım. Genişten alıyorum:
Erkekler, alışveriş konusunda pek çok konuda olduğu gibi çok daha direct ve lineer bir hatta ilerliyor. Ve sonuçlandırıyor. Görev gibi. Yani bir ihtiyacı doğuyor veya bir ürün görüyor onu kafaya yazıyor. F/p üzerinden ise onun üzerinden araştırmasını yapıyor gününü ayarlıyor ve alıp bitiriyor. Çok daha net linewr bir hat. Kararlar dinamikler çok net. Çizgisel. O alışveriş bitene kadar aklında. Bitince atıyor. Hatta bitmesi için sonuçlandırıyor. Hatta yakon zamanda olmayacak bir şeyse gündeme bile girmiyor.
Hatta bu yüzden marketing meselesinde bu alanda çalışan erkekler, alışveriş yolculuğunu çok lineer bir çizgi üzerinden düşünüyorlar. HALBUKİ GENEL ALIŞVERİŞ DAVRANIŞI BÖYLE DEĞİL. Lineer değil. Kısa sürede olup biten bir şey değil her zaman. Her zaman net olarak ölçülen bir şey değil.
Bu kadınlara bakınca daha iyi anlaşılıyor. Bir kere erkeklerin aksine kadınlar sürekli alışveriş modunda. Ayrım yok. Günlük hayatın içinde bu mod. Erkekler buna spor, yemek yeme zamanları gibi ayrı bir düzlemde bakıyor. (Genelliyorum bu arada. İstisna insanlar ve kategoriler var. Erkekler için araba gibi)
Fakat kadınlar günlük hayatının içinde gözleri sürekli o modda. Yani bu başlayan bitmesi gereken bir şeyden ziyade alışveriş modu genel halleri. Gözleri tarayıcı gibi. İki kadın yan yana geçerken bile birbirini baştan aşağıya hızlıca süzer. Flört süzüşünden daha net. O sırada kadın sadece karakter tahlili yapmıyor bir yandan alışveriş modunda. Çantasından takısına saatinden eteğine ve genel kombine tavra saçına hızlıca bakış atar.
Hiçbir erkek yazıldığı kıza bile bu kadar ayrıntılı bakış atmıyordur.
Keza windowshopping dediğimiz şey yani mağazaların vitrinine bakıp devam etmek de kadınlara özgü bir fenomen. Erkeğin zihni şu an almayacaksak niye bakıyouzdador? Fakat kadınların için olayın kendisi bu mod eğlencelidir.
Devam edip bağlayacağım eğlenceli konu
Devam edelim. Başka kim para kazanır?
Bu sefer soruyu cevaba göre biraz değiştirelim. Kimin parasını pazaryeri üzerinden akmasına sebep olur?
Cevap: Orta ölçekli, instagram’dam yükselmiş, aktif olarak dijital reklamlar veren (performans ve influencer) markaların; potansiyel müşterilerini, markanın kendi mağazası üstünden yakalaması yerine trendyol vs gibi pazaryerlerinde yakalamasına sebep olur.
Şimdi buranın ekleyelim: Bu bir ciro kaybı değildir. Bu direkt kesin bir kar kaybı değildir (kendi websitesinde satılsaydı komisyon olmayacaktı durumundan dolayı).
Hikayeyi anlatalım. 2 hikaye var. Dijital pazarlamacılar iyi dinlesin.
1. Potansiyel müşteriler, instagram’da ilk defa reklamını gördüğü markanın (influencer veya performans marketing) sayfasını inceledikten sonra veya önce, websitesini inceledikten sonra veya önce veya direk reklamı INSTAGRAM’da gördükten sonra MARKANIN İSMİNİ TRENDYOL’da aratıyorlar. Ve alışverişi markanın websitesinden değil trendypldan tamamlıyorlar.
Şunu da söyleyelim. TAMAMLAMAK İSTİYORLAR. Neden?
1. İlk defa gördüğü satın almak istediği ürünü olan markanın, satış sonrasında yaşatabileceği kargo gecikmesi, iade ile ilgili tavrı, cashback süresi, müşteri hizmetleri ile ilgili tavırları ve aksiyonları ile ilgili gerginlik yaşamak istemiyor. Bununla ilgili her ne kadar sitede tüm güvenilir şeyler konulmuş olsa bile bunu araştırmak kafa yormak istemiyor. Hepsi değil tabi. Ne yapıyor? Laps diye trendyolda mağazanın ismini aratıyor. Oradan alıyor.
YAĞNİ pazaryeri, özellikle yeni müşteri tarafında markanın kendisinin oluşturduğu talebi kendi üzerinden yakalamasına yardımcı oluyor. Yani bu ne demek bu satış TRENDYOL’dan gelmedi demek. Trendyol kendi müşterisini kendi sitesi için de bu markayı keşfettirerwk getirmedi. Marka dışarıda reklam gösterdi. Müşteri ilk kez markayı gördüğü için ürünü beğendi reklamı beğendi ama olabilecek aksaklıklardan dolayı trendyol üzerinden markadan almayı seçti.
Şimdi dijital pazarlamacılar sadece meta’daki roas’a bakıyor. Halbuki meta’daki reklamlar TRENDYOL’daki markanın satışlarını da etkiler.
YAĞNİ ben sadece meta reklamlarına bakıyorum ne kadar güdük bir şey biraz olsun anladık mı?
Şimdi meta roas’ı atıyorum 8.5 gözüküyor. Getirdiği alışveriş sayısı da 1000 olsun. Ki zaten meta getirdiği üm alışverişleri yakalayamıyor. Onu bir kenara koyalım. Aslında meta’daki reklam buna influencer marketing dahil trendyol’daki markanın satışını da offline satışı da brand search’ü de tetikler. Artırır. Bu konuyu ayrıntılı anlatmak lazım nasıl hesaplanacğına . Çünkü roas’ı remarketing’r basıp fazla gösteren kamiller var piyasada
Devam edelim. Başka kim para kazanır?
Bu sefer soruyu cevaba göre biraz değiştirelim. Kimin parasını pazaryeri üzerinden akmasına sebep olur?
Cevap: Orta ölçekli, instagram’dam yükselmiş, aktif olarak dijital reklamlar veren (performans ve influencer) markaların; potansiyel müşterilerini, markanın kendi mağazası üstünden yakalaması yerine trendyol vs gibi pazaryerlerinde yakalamasına sebep olur.
Şimdi buranın ekleyelim: Bu bir ciro kaybı değildir. Bu direkt kesin bir kar kaybı değildir (kendi websitesinde satılsaydı komisyon olmayacaktı durumundan dolayı).
Hikayeyi anlatalım. 2 hikaye var. Dijital pazarlamacılar iyi dinlesin.
1. Potansiyel müşteriler, instagram’da ilk defa reklamını gördüğü markanın (influencer veya performans marketing) sayfasını inceledikten sonra veya önce, websitesini inceledikten sonra veya önce veya direk reklamı INSTAGRAM’da gördükten sonra MARKANIN İSMİNİ TRENDYOL’da aratıyorlar. Ve alışverişi markanın websitesinden değil trendypldan tamamlıyorlar.
Şunu da söyleyelim. TAMAMLAMAK İSTİYORLAR. Neden?
1. İlk defa gördüğü satın almak istediği ürünü olan markanın, satış sonrasında yaşatabileceği kargo gecikmesi, iade ile ilgili tavrı, cashback süresi, müşteri hizmetleri ile ilgili tavırları ve aksiyonları ile ilgili gerginlik yaşamak istemiyor. Bununla ilgili her ne kadar sitede tüm güvenilir şeyler konulmuş olsa bile bunu araştırmak kafa yormak istemiyor. Hepsi değil tabi. Ne yapıyor? Laps diye trendyolda mağazanın ismini aratıyor. Oradan alıyor.
YAĞNİ pazaryeri, özellikle yeni müşteri tarafında markanın kendisinin oluşturduğu talebi kendi üzerinden yakalamasına yardımcı oluyor. Yani bu ne demek bu satış TRENDYOL’dan gelmedi demek. Trendyol kendi müşterisini kendi sitesi için de bu markayı keşfettirerwk getirmedi. Marka dışarıda reklam gösterdi. Müşteri ilk kez markayı gördüğü için ürünü beğendi reklamı beğendi ama olabilecek aksaklıklardan dolayı trendyol üzerinden markadan almayı seçti.
Şimdi dijital pazarlamacılar sadece meta’daki roas’a bakıyor. Halbuki meta’daki reklamlar TRENDYOL’daki markanın satışlarını da etkiler.
YAĞNİ ben sadece meta reklamlarına bakıyorum ne kadar güdük bir şey biraz olsun anladık mı?
Şimdi meta roas’ı atıyorum 8.5 gözüküyor. Getirdiği alışveriş sayısı da 1000 olsun. Ki zaten meta getirdiği üm alışverişleri yakalayamıyor. Onu bir kenara koyalım. Aslında meta’daki reklam buna influencer marketing dahil trendyol’daki markanın satışını da offline satışı da brand search’ü de tetikler. Artırır. Bu konuyu ayrıntılı anlatmak lazım nasıl hesaplanacğına . Çünkü roas’ı remarketing’r basıp fazla gösteren kamiller var piyasada
Devam ediyoruz.
2. Pazaryerinden kim para kazanır? Talebin çok yüksek olacağı veya yükseleceği ve fakat aynı zamanda önemli bir süre boyunca talebin kendisini koruyacağı kategoride veya bu konuma gelmiş kategoride malı en ucuza karlı bir şekilde satabilen en çok kazanır. Ee biz bunu biliyorduk. Bilmiyorsunuz aq. Bilseniz bu yarışa girmezsiniz aq. Niye bilmiyorsunuz söyleyeyim. Bir malı, pazaryeri gibi çok trafik çeken noname olarak sattığınız yerlerde en ucuza satmak ve bunu devam ettirmek için ciddi miktarda naktiniz veya ciddi miktarda borca girebilme gücünüz (yani trendyol mila, Lcw gibi ödemeyi çok ileriye erteleyebilme ve bölebilme gücünüz) olması gerekir.
Şimdi trendyol mila bu yüzden tıpkı Amazon gibi (ki o da Avrupa rekabet kurulundan yaptırım yedi) talebi kendiliğinden çok yükselen ve sabitlenen alt kategorilere girip ( örnek: tayt) orada en ucuz malı satarak zaten algoritmanın içindeki en ucuz malın en çok satılacağından ve en üstte çıkacağından hareketle tüm talebi yan firmalarına çekti mi? Çekti. Neden çekebildi sizce? Çünkü üretirken de parayı ödemeyi erteleme gücü vardı. Sizin var mı aq? Yok.
Eee ben zararına satış yapayım da algoritma beni yukarıya çıkarsın hacim oluşsun daha çok mal çekebileyim sonra kara bakarız fiyatı arttırız. Ya BAKAMAZSIN AQ. O algoritma fiyat yükseltince seni aşağıya atar bu bir. Daha çok mal çektiğinde düşecek ürün birim fiyatı ile yeni fiyat arasındaki kar parası; o sürece kadar senin şu anki yaptığın satışlardan ettiğin zararı ve o sürece kadar genişleyen operasyon maliyetini KURTARAMAZ AQ. Artı bir yanlış ürün veya fazla ürün veya zararına satış yapan bir rakip satıcı ile kitlenirsin diken üstünde yürürsün aq. Bu büyük oyuncuların hata yapma imkanı var bu en ucuz oyununda senin yok. Böyle plan mı olur Allah’ın mayyaklaro ya. Sonra niye battık
Ya bu büyük oyuncu oyunu. Sen bu oyunu OYNAYAMAZSIN
Burası ok ise. Pazaryeri’nin mantığı ve kurduğu ortam nedir ona bakalım. Basit özet:
Talep artar.
Satıcı sayısı artar.
Rekabet artar.
Fiyat düşer.
Dönüşüm oranı yükselir.
Müşteri memnun olur.
Bitti.
Ok?
Mesele satıcı değil müşteri. Ok?
Bir ürün bir kategoride hype olduğunda geleceği yer neresidir? Özelikle pazaryeri için. Çünkü müşteri zaten neredeyse fiyat performansa bakarak takılıyor burada. Özet:
Ürün standartlaşır.
Farklılaşma azalır.
Fiyat baskısı artar
Marj daralır.
Ok?
Yani sen herkesin girdiği ve fiyatın sürekli aşağı itildiği bu pazaryerinin seni zorladığı oyunda kalıcı bir üstünlük kurabileceğine inanıyor musun?
“ Ee ben
Trend yükselirken girerim.
Marj yüksekken kazanırım.
Doyuma yaklaşınca çıkarım."
Olm bu kafayla bugün dönen mangal yarın elma soyacağı öbür gün kamp sandalyesi satarsın. Trend oldu diye. Aq bir de pazaryerinde satıyorsun. Bununla müşteri tabanı, marka, inşa edebilecek misin? Hayır. Hiç zemin yok çünkü. Bununla bir zemin kurulur mu? Kurulmaz. Bunun vapurda limon soyacağının yanında tırnak makası satan adamdan ne farkı var? O da alibaba yerine Eminönü’nden alıp geliyor işte Kadıköy - Karaköy vapuruna
Ya şuraya da isyam edeyim devam edeyim. Ya atıyorum trendyol mila’nın satacağı ürünün maliyetinin ödemesini, ürünü satıp parayı kazanıp cebine koyup işletip arttırdıktan sonra ödeme yaptırtacak sözleşme çıkarabiliyor sen çıkarabiiliyor musun? Yok. Bu oyun senin oyunun olabilir mi? Olamaz. Ee ne diye artık emtia olmuş üründe en ucuz ürün yarışına kafanı sokuyorsun. Oraya girenlerin hangisi sağ çıkmış.
Ya ben mangal satıyorum. Üreticiden almıyorum. Satınca veriyorum. Olm yine aynı mantık. İyi düşün bak. Süre veriyorum. Artı senin gibi satıcılar o yere dolup senin kafada fiyatı düşürecekler mi diplere oynayıp. Ee ne oldu? Ürün çok ucuz oldu bir sürü insan elendi. Kimse daha fazla girmesin diye ürün ucuzda kaldı. Kim kazandı. Trendyol istediğini aldı. Meselesi müşterisine ucuzu buldurmak çünkü. Anladık mı şimdi platform mantığını?
Şimdi çoğu satıcının kovaladığı yerde neresi. O süreye kadar satıcıların çoğalacağı süreye kadar yükselen ürün bulup yükske karla satıp çıkmak. Ee bu sürdürebilir mi? Sürdürelemwz aq hep aynı yere döner. Sürekli yeni ürün ararsınız. Bir gün mangal öbür gün elma soyma makinesi ertesi gün çelik sandalye olm böyle iş mi olur? Abi e-ticaret dkdfomfpfkf
E-commerce yöneticisi fuarda: Altınyıldız blazer ceket, altta kot pantul en altta calvin klein snekears. Yapay zekanın e-ticaret dünyasını nasıl değiştireceğini üzerine konuşmuşlar
Abi bi ürün fotoğrafları çıkardım var ya yapay zekada fotoğrafçılar işsiz kaldı ya kesin ne diyosun
Devam ediyoruz.
2. Pazaryerinden kim para kazanır? Talebin çok yüksek olacağı veya yükseleceği ve fakat aynı zamanda önemli bir süre boyunca talebin kendisini koruyacağı kategoride veya bu konuma gelmiş kategoride malı en ucuza karlı bir şekilde satabilen en çok kazanır. Ee biz bunu biliyorduk. Bilmiyorsunuz aq. Bilseniz bu yarışa girmezsiniz aq. Niye bilmiyorsunuz söyleyeyim. Bir malı, pazaryeri gibi çok trafik çeken noname olarak sattığınız yerlerde en ucuza satmak ve bunu devam ettirmek için ciddi miktarda naktiniz veya ciddi miktarda borca girebilme gücünüz (yani trendyol mila, Lcw gibi ödemeyi çok ileriye erteleyebilme ve bölebilme gücünüz) olması gerekir.
Şimdi trendyol mila bu yüzden tıpkı Amazon gibi (ki o da Avrupa rekabet kurulundan yaptırım yedi) talebi kendiliğinden çok yükselen ve sabitlenen alt kategorilere girip ( örnek: tayt) orada en ucuz malı satarak zaten algoritmanın içindeki en ucuz malın en çok satılacağından ve en üstte çıkacağından hareketle tüm talebi yan firmalarına çekti mi? Çekti. Neden çekebildi sizce? Çünkü üretirken de parayı ödemeyi erteleme gücü vardı. Sizin var mı aq? Yok.
Eee ben zararına satış yapayım da algoritma beni yukarıya çıkarsın hacim oluşsun daha çok mal çekebileyim sonra kara bakarız fiyatı arttırız. Ya BAKAMAZSIN AQ. O algoritma fiyat yükseltince seni aşağıya atar bu bir. Daha çok mal çektiğinde düşecek ürün birim fiyatı ile yeni fiyat arasındaki kar parası; o sürece kadar senin şu anki yaptığın satışlardan ettiğin zararı ve o sürece kadar genişleyen operasyon maliyetini KURTARAMAZ AQ. Artı bir yanlış ürün veya fazla ürün veya zararına satış yapan bir rakip satıcı ile kitlenirsin diken üstünde yürürsün aq. Bu büyük oyuncuların hata yapma imkanı var bu en ucuz oyununda senin yok. Böyle plan mı olur Allah’ın mayyaklaro ya. Sonra niye battık
Ya bu büyük oyuncu oyunu. Sen bu oyunu OYNAYAMAZSIN