@bahtiyarfilm Bahtiyar bey dostunuzun sesini duyurup gerekli cevapları aldıktan sonra, iyi niyetli bir insana yakışan teşekkür/özür yazısı yazarak insanlara doğruyu iletmektir. Bunu yapamıyorsanız minimumu ise gönderiyi silmektektir.
Gemilerin bazıları İsrail’in tüm engelleme çabalarına rağmen hala daha yola devam ediyor. Tek bir gemi bile Gazze’ye ulaşsa abluka delinmiş olacak ve büyük bir umut inşa edilecek. Akdeniz dün geceden beri tarihe geçecek bir mücadeleye şahitlik ediyor. Sumud ehline selam olsun!
Global Sumud Filosu’na Yönelik İsrail Donanmasının Taciz Girişimleri
1 Ekim 2025 - 06:30 GMT+3
Bu gece, Gazze’ye insani yardım amacıyla ilerleyen filomuz, İsrail donanmasına ait gemi ve Zodiac tipi botların tehlikeli manevralarıyla taciz edilmiştir. Ayrıca Jammer benzeri sinyal kesici cihazlar kullanılarak kameralarımız ve internet iletişimimiz hedef alınmış, psikolojik yıpratma savaşının unsurları devreye sokulmuştur.
Tüm bu baskılara rağmen filomuz, insanlık onuruna yakışır bir kararlılıkla Gazze’ye doğru rotasında ilerlemeye devam etmektedir. Filomuz kısa süreli olarak yavaşlamış olsa da, amacımızdan ve yolumuzdan dönmeyeceğiz.
Ancak saldırı ve askeri müdahale riski son derece yüksektir. Bu nedenle tüm dünyayı, uluslararası kamuoyunu, medya kuruluşlarını ve insan hakları savunucularını filomuzu dikkatle izlemeye, dayanışma göstermeye ve bu umudu, bu misyonu korumaya davet ediyoruz.
Gözünüzü filodan ayırmayın: Her an İsrail tarafından askeri bir müdahale gerçekleştirilebilir. Bu, insanlık onuruna sahip çıkma mücadelesidir ve tüm dünyanın ayağa kalkması gereken bir andır.
Küçük kız kardeşini sırtında taşıyan ve İsrail saldırıları nedeniyle Gazze'nin kuzeyinden güneyine doğru yaya olarak göç etmek zorunda kalan Filistinli çocuk gözyaşlarını tutamadı
Sağlık merkezi bombalıyorlar.
Bombalanan sağlık merkezinde kurtarma çalışması yapan sivilleri de bombalıyorlar.
Dünyanın gözü önünde soykırım yapıyorlar.
Katil, soykırımcı, insanlık düşmanı israil.
Hür dünyanın bütün vicdân sahiplerine,
Bugün, gün boyu Gazze'deki yetkili kişilerden çok acı haberler aldım.
Gazze'deki büyük mezalim, tahammülü hatta tasavvuru dahi mümkün olmayan bir safhaya girmiştir. Başka siyasi ve insani krizlere odaklanarak Gazze'deki trajediyi geri planda bırakan kamuoyuna mevcut durumu ilan etmeyi insani bir vazife biliyorum.
Birkaç yıldır devam eden ağır bombardıman, toplu yıkım ve soykırımla beraber Gazze'de su, yiyecek ve ilaç başta olmak üzere temel hayatî ihtiyaçlar konusunda büyük bir mahrumiyet yaşanmaktaydı. Bu mahrumiyet son haddine ulaşmış durumdadır. Bebeğinden ihtiyarına, yaralısından hastasına, bütün Gazzeliler topyekün bir açlıkla karşı karşıyadır.
Uzun süredir açlığa direnen çocuklar, yaşlılar ve hastalar ölmektedir. Sınırlarda ihtiyacın binde biri dahi olmayan yardımların tabiri caizse damla damla dağıtılması nedeniyle büyük bir kaos oluşturulmaktadır. Şerefli Gazzeliler çocuklarına götürebilecekleri bir lokma için itiş kakış içine girmek zorunda bırakılmakta ve küçük düşürülmektedir. Dünya tarihinin en şerefli mücadelelerinden birini vererek her halükarda ayakta kalan bir halk, silahlı askerlerin karşısında yerlerde süründürülerek, aşağılanmaktadır. Yüzlerce kişi yiyeceğe ulaşmak isterken, hunharca katledilmektedir.
Bu açlık, tabiî bir afetin neticesi değildir. Alçakça uygulanan bir soykırım mühendisliğinin son aşamasıdır.
Değerli dostlar,
Süre tükenmektedir... Hayat tükenmektedir... Onur tükenmektedir...
Başta ilk günden itibaren Gazze'nin sesini tüm insanlığa duyuran Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm yetkililere tarih boyunca insanlığın vicdan yükünü omuzlayan aziz milletimizin her ferdine sesleniyorum.
Lütfen tüm önceliklerimizi değiştirerek insanlığı bir kez daha Gazze'de yaşanan büyük trajediye yöneltelim.
Bu mutlak şer ve kötülüğe derhal müdahale edilmediği takdirde, -tıpkı Bosna gibi- bütün insanlığın utançla anacağı bir Gazze'miz olacak!
Vallahi ahirette Gazze'den sorulacağız!
Vallahi ahirette bunun hesabını veremeyeceğiz!
2012.
Beytüşşebap'ta 10 şehit verdiğimiz günün ertesi. Askeri lojmandaki bayrağı Mehmetçiklere baskı yaparak indirtmeye çalışan ve "diğerini de indirin diğerini de, hah şöyle" diyen sivil görünümlü uzantılar.
Artık her yerdeler.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Türk-Kürt kardeşliği üzerine yaptığı bu açıklama, kulağa hoş gelen, birlik ve beraberlik mesajı taşıyan bir metin. Malazgirt ruhu, İstiklal Savaşı, Kudüs ittifakı gibi tarihsel ve duygusal referanslarla süslenmiş bu sözler, 86 milyonun ortak yuvası olarak Türkiye’yi işaret ediyor. Kim buna karşı çıkabilir ki? Ancak, bu romantik söylemin gölgesinde bir gerçeği göz ardı etmemek gerekiyor: Türk ile Kürt’ün arasında hiçbir zaman bir engel olmadı. Engel, ne Türk’ün ne de Kürt’ün kendisiydi; engel, PKK terör örgütüydü.Yıllardır bu topraklarda Türk’le Kürt, omuz omuza yaşamış, aynı ekmeği bölüşmüş, aynı acıyı paylaşmıştır. Düğünlerde halay çeken, cenazelerde gözyaşı döken bu iki halkı birbirinden ayıran şey, ne etnik kimlikler ne de kültürel farklılıklar oldu. Ayıran şey, PKK’nın kanlı eylemleri, terörü ve bu topraklara dayattığı kaos oldu. Binlerce şehidimizin, babasız kalan çocuklarımızın, yarsız kalan eşlerimizin, evlatsız kalan ana-babalarımızın acısı, bu sözlerle hafifletilemez. Bu acıyı yaratanlar, Türk’le Kürt’ün değil, PKK’nın silahlarıdır.“Şimdi oturup konuşacağız” deniyor. Peki, kiminle konuşacağız? Terör örgütüyle mi, yoksa bu örgütün gölgesinde kalan masasıyla mı? Türk ve Kürt zaten konuşuyor; aynı mahallede, aynı iş yerinde, aynı sofrada. Sorun, konuşmamak değil; sorun, PKK’nın bu muhabbeti zehirlemesi. Teröristlerin topluma entegre edilmesi gibi söylemler, bu yarayı daha da derinleştiriyor. Kardeşlik için önce bu engelin, yani PKK’nın tamamen ortadan kalkması gerekmez mi? Terörle mücadelede kararlılık, sözlerden daha çok güven verir.Türkiye, 86 milyonun ortak yuvasıdır, evet. Ama bu yuvayı korumak için önce gerçeği net görmeliyiz: Türk ile Kürt’ün arasında engel yoktu, engel PKK’ydı. Birlik ve beraberlik, ancak bu gerçeği kabul edip, teröre karşı duruşumuzu netleştirerek sağlanır. Kardeşlik, güzel sözlerle değil, adaletle ve samimiyetle inşa edilir.
Keşke her şey söylenen gibi olsa, terör bitse, sorunlar çözülse, güçlü Türkiye olsa falan filan. Ama olmayacağına neredeyse eminiz. Teröristle masaya oturursan terörü meşrulaştırırsın. İti köpeği adam yerine koymuş olursun. Sonra her adam sayılmak isteyen aynı itliği yapar.
Bebek katili Öcalan ve yanına konan bu azılı katilleri dün tüm Türkiye maalesef izledi. Peki bu yanında oturan, el pençe divan arkasında duran ve Türkiye'ye izletilen teröristler aslında kimdir ?
Anlatalım.
1978’den beri on binlerce insanımızı katleden örgütün kişisi yeşerttiği kin ve nefret tohumlarından, yaşattığı acılardan ve döktüğü kanlardan dolayı zerre pişmanlık göstermediği gibi kendince başarı öyküsü çıkarmaya çalışıyor. İhanet unutulursa tekrar eder.
#Türkunutmaz