İlerde çocuğum kendi hikayesini anlatırken şöyle desin çok isterim; “Annem çok güçlüydü. Onca kalabalık içerisinde yalnızdı ama beni hiç yalnız bırakmadı.” (Alıntı)
Bu çocuğun geride bıraktığı manifestoyu okudum. Temelde bir reddedilme yarası ve yalnızlık var. Otizm ve cinsiyet disforisi işaretleri var.
Anaokulundan atılmış, el yazısıyla dalga geçilmiş, fiziksel olarak zorbalığa uğramış, arkadaşı yok. Çok erken yaşta toplumsal aidiyet duygusu gelişememiş. Dünyaya "ben buraya aitim" hissiyle değil, "ben buraya ait değilim ve bu onların suçu" hissiyle tutunmuş.
Bu yaralar sağlıklı telafiyle kapatılmamış. Yerine kurgusal bir üstünlük inşa edilmiş "true human," "130 IQ" "ultimate human" "better than everyone" Aşağılık duygusunun üstünlük kompleksine dönüşümünün textbook örneği. Gerçek yetersizliğin yerini kurgusal üstünlük alıyor. Erken aşırı dil gelişimi, sosyal kod okuyamama, yoğun özel ilgi alanı olarak anime gibi otizm spektrumu işaretleri var.
Sorumluluk tamamen reddedilmiş. "Loneliness is not a reason. It is pretty dumb." Yalnızlığının sebebinin kendi davranışları olduğunu kabul edemiyor, sebep-sonuç ilişkisini koparıyor. Adler'in dediği "private logic", yani birey gerçeklikle bağını koparıp kendi iç mantığında yaşamaya başlar.
Tüm olumsuz sonuçlar dış faktörlere yükleniyor Jews, kadınlar ("foids" incel jargonu), toplum. Kendi başarısızlığı dışarı projekte ediliyor ve düşman kategorileri inşa ediliyor.
Kimlik çözülmüş. "Konata is me. I love her very very much." Bu basit bir anime karakterine hayranlık değil, kimlik füzyonu. Gerçek dünyada bir benlik inşa edemediği için kurgusal bir karakterle kimliğini birleştirmiş. Gerçek insanlarla bağ kuramamanın yerine konmuş bir protez. Cinsiyet disforisi olması çok muhtemel.
Çocuk metnin içinde hala kendini iyi biri olarak görmek istiyor. "I care for animals, I care for people, I don't like violence." Aynı metinde "I want to kill you if you disagree with me" ve yahudilerin "re-educated or killed" olması gerektiği var. Parçalanmış benlik. Aynı anda iki kişi, ve ikisini birleştirememiş.
Sağlıklı insan kendini katkıyla kanıtlar. Cesareti kırılmış insan kendini yıkımla kanıtlar. İkisinin de ortak özelliği "varım, görünüyorum" demektir. Bu çocuk yıllarca görünmediğini hissetti ve varlığını kanıtlamak için seçtiği son yol yıkım oldu.
Bu tür olaylarda pattern hep aynı. Manifesto yazılır, biri görür ciddiye almaz. Aile garipleştiğini fark eder, "ergenlik" der. Okul disiplin verir, psikiyatriye sevk etmez. İnternet geçmişi kimse kontrol etmez. Radikalleşme internet erişimiyle artık 14 yaşa indi. Algoritma ve sosyal izolasyon birleşince süreç hızlandı.
@drcrispr2000@sesard Tabiki vardır. İlkine en basit örnek sistit. İkincisi nedeni bilinmeyen ateş ile takip edilen hastalar…(etyolojide hematolojik malignite, kollagen doku hastalığı çıkabilir)
👏🏽Aşı sadece kendi bebeklerimize değil tüm topluma faydalıdır. Ölümcül hastalıkların toplumda yayılmasını engellediği için bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorumluluktur. Toplumun bize sunduğu kolaylıklardan faydalanıyorsak sorumluluğumuzu da yerine getirmemiz gerekmez mi?
Bugün Kerem’in diş buğdayı partisini kutladık. Sanki Kağan biryerlerde bana bakıyor ve “Beni unuttun anne” diyor gibi hissettim. Seni hiç unutmadım oğlum… Unutamam sol yanım…
@bulak_fb Hasta bunu belirtmek zorunda değil. Cerrahi işlem yaptığınız tüm hastalara bulaşıcı hastalığı varmış gibi davranmak ve koruyucu önlemleri almak sizin sorumluluğunuzda.
@GamHanem Depremden sonra yeniden gönderi olarak paylaşmışım bu gönderiyi. 2023 Ekim ayı da benim depremim oldu… 29 haftalık doğum yaptım… İkiz bebeklerimden birini kaybettim… Diğeriyle hayata tutunmaya çalıştım…55 gün yoğunbakım kapısında bir kerecik yüzünü göstersinler diye bekledim.
Değerli meslektaşlarım, aşağıdaki twiti lütfen okuyalım.
Sadece hastanın hekim olması açısından değil, endişeli bir anne adayına empatiyle yaklaşmanın önemi açısından da.
Bazen insanın çuvaldızı kendine batırması gerekir. Bu, işte o zamanlardan biri.