🎥 Galatasaray-Fenerbahçe analizi yayında: https://t.co/zAk2IbNtKo
💥 "Kadrolar değişsin, Fenerbahçe yine şampiyon olamaz"
💥 "Uğurcan, kalede olsaydı o da tökezlerdi"
💥 "Abdülkerim, Fenerbahçe'de 5 sene oynayabilir miydi?"
💥 "Barış Alper Yılmaz, bir günde mi Barış Alper oldu?"
💥 "Faruk Süren 4 sene üst üste şampiyon oldu. Her divanda konuştuğuna akıl verdiğine şahit oldunuz mu?"
💥 "O yüzden Galatasaray'ı eksiklikleriyle, Fenerbahçe'yi yokluklarıyla eleştiriyoruz"
Unutmayın, kıskançlık da sınıfsaldır.
Kimse milyarderlerin yatlarını, zenginlerin huzurlu hayatlarını kolay kolay kıskanmaz; çünkü onlar buna “layıktır.” Ama komşu Ali işinde ufak bir terfi alsın, sınıf arkadaşı Ayşe kendi kişisel gelişimi ve özgürlüğü için özgür bir karar alsın, hemen dillerine dolarlar.
Bu yüzden biri sizi kıskanıyorsa, kendince sizi kendiyle aynı seviyede sanıyordur. Size “bunu yakıştıramadığı” için böyle davranıyordur. Bu sebeple, kıskançlık bir tür sınıfsal şiddettir ve muhatapları “sadece” kişinin kendisine eşit sandığı kişilerdir.
Oysa siz kimseyle eşit değilsiniz, hiçbir zaman da olmadınız. Aileniz de, memleketiniz de, kültürel ve bilişsel zenginliğiniz de asla kimseyle aynı olmadı. Başkalarının yaşamınızın bir döneminde sizinle kurduğu bazı geçici ortak kimlik göstergelerine dayanarak sizi kendileriyle aynı sınıf, derinlik veya arka plandan zannetmeleri, onların kendi bilişsel hatasıdır; sizin değil.
Bir kişinin gerçekten sınıfsal ve ekonomik farklılıklara, kişisel havalılık ve şımarıklıklara karşı olduğunu gösteren tek şey, bunları “herkese” karşı yapmalarıdır. Başka bir deyişle, sınıfın en zengin, havalı kızına karşı (yüzüne) aynı eleştirileri yapabiliyorsa, samimidir.
Ailesi mafya veya güçlü bir arka plandan gelen erkeğe de dudak bükebiliyorsa, yüzüne karşı onu da aşağılayabiliyorsa, bir derece bunu size de yapabilir.
Yok yapamıyor mu? (%99.9 yapamıyor), size karşı da çenesini kapatmalı ve sınıfsal hareketliliğin yetenek merkezli esnekliğinin kişilere getirebildiği artıların acısını kendi ruhunda hissetmelidir. O eşitlik yanılgısından gelen olumsuz radyasyona sizi maruz bırakmaya kalktığı duygusal dominasyonu size uygulamaya kalkmayacaktır.
Bu konular her yerde konuşulmaz. Ama bu standardı herkese uygulamaya başladığınızda, büyük bir özgürlük hissedeceğinizi garanti ederim.
Arkasından bana teşekkür yazmayı da lütfen unutmayın. Daha fazla bu konularda yazmamı istiyorsanız da lütfen belirtin. Bu sansürlü konuya biraz daha girmek isterim.
🇹🇷 Bağımsızlık mücadelemizin en önemli sembollerinden biri olan İstiklâl Marşımızın kabulünün 105. yılını gururla kutluyoruz.
Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’u rahmetle ve minnetle anıyoruz.
"Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı Yazdırmasın"
— Mehmet Âkif Ersoy
🇹🇷 Bağımsızlık mücadelemizin önemli sembollerinden biri olan İstiklâl Marşımızın kabulünün 105. yılını gururla kutluyoruz. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’u minnetle anıyor; İstiklâl Marşımızın her dizesini büyük bir sorumlulukla idrak ediyoruz.
Bir evlat büyütürsün…
Uykusuz gecelerle, sabırla, korkuyla ama sevgiyle.
Düştüğünde canın yanar, hastalandığında başında beklersin.
Tek derdin iyi bir insan olsun, kimseye zarar vermesin diye.
Sonra gelsin biri, senin evladını elinden alsın.
İşte insanın nefesinin kesildiği yer tam da burasıdır.
Hangi birini anlatayım?
Kadın cinayetlerini mi, trafikteki öfkeyi mi,
okullarda büyüyen akran zorbalığını mı,
ailesi tarafından istismar edilen çocukları mı?
Yüreğim parçalanıyor.
Ve artık anne babaların yürekleri yanıyor.
Hiçbir çocuk cebinde susta, silahla gezmez.
Ama sustayla, silahla gezen artık “çocuk” değildir.
Bu masumiyet değil, şiddettir.
Bunu yapan potansiyel değil, katildir.
Şiddeti normalleştiren diziler, filmler, oyunlar var.
Sosyal medyada milyonlara hitap eden,
kötüyü “güç” gibi gösteren fenomenler var.
Evet, çok kaliteli ve doğru örnek olan fenomenler de var,
ama kötü örnek olanlar çocukların zihnini zehirliyor.
Kötü ailelerde büyüyen çocuklar eğitilsin,
destek alsın, yalnız bırakılmasın.
Ama şiddeti doğuran aile düzeni de görmezden gelinmesin.
Çocuklarını sevgiyle büyütemeyecek,
ileride iyi bir birey olmasını destekleyemeyecek olanlar
çocuk yapmasın.
Çünkü her çocuk masum doğar.
Şiddeti besleyen içerikler kapatılsın.
Çocuklara kötü örnek olanlar denetlensin.
Aileler çocuklarına travma bırakmasın.
Ben de bir babayım.
Yanan her yürek beni de yakıyor.
Bu yüzden susmuyorum.! Ozan Orhon 2 evlat sahibi bir baba
#çocuklar #atlasçağlayan #ozanorhon #keşfet #atlascaglayanicinadalet
Bir cinayet cezasız kalırsa
bir sonraki için cesaret verir.
Abim Samet’ten sonra durdurulmadı.
Ata Emre, Mattia Ahmet, Hakan, Atlas…
Bu ülkede cezasızlık öldürüyor!
#AtlasÇağlayanİçinAdalet
Onur Çavuşoğlu: “15 yaşındaki bir cani, çocuk falan değil. Suça da sürüklenmiyor.
Suça sürüklenecek cesareti var demek ki 17 yaşındaki bir çocuğu öldürüyor.
Eline bıçak alıp birinin göğsüne sokabilecek birine ne olur artık ‘çocuk’ demeyelim’ ya.”
Fatih Altaylı, Silivri Cezaevi’nde ikinci duruşmada savunma yaptı. Niyet okuyarak, akıl mantık dışı suçlamayla tutuklu olan Fatih Altaylı’nın özgürlüğüne kavuşmasını, beraat etmesini bekliyoruz.