Her gün bir yer yanıyor ve toplum olarak her boka alıştığımız gibi buna da alıştık, farkında mısınız? Evi, barkı, köyü yananlar dışında ne siyasetçilerin, ne yönetenlerin, ne medyanın, hiçbir kimsenin umrunda dahi değil bu yangınlar.
#17Agustos1999 Depremini unutmadık.
Ama
Deprem ülkesi olduğumuzu unuttuk!
Yıkılan binaların yerine sağlam binalar yapmayı unuttuk!
Ardından gelen depremlerle ölmeye devam ediyoruz.
Deprem politikaları değişmezse;
Daha çok unutmayacağımız depremlerde ölürüz,yok oluruz
BAKIRKÖY Özgürlük Meydanı’nda anne tek başına direniyor. ‘Dava ne zaman bitecek, davalılar nerede’ diye. Kendisini destekleyen başka bağrı yanık anneler var ve geliyorlar. Mağdur ve en değerli varlığını kaybetmiş insanlar, her şeye rağmen aczi değil insanca bir direnişi ve adalet arayışını sürdürmeye çalışıyor. Kendilerine iğrenç tepkiler geliyor. Dejenere olmuş insan gruplarından “yamyam” kelimesini bile kullanmaya utanacağım sapıklığın içindekilerden ölüm tehditleri yağıyor. Soruyorum, kanun nerede? Devlet nerede? İçişleri Bakanımızın bu konularda çok hassas olduğunu biliyorum. Hukukçularımızın da. Bizim toplumun direnişi derecesi hiçbir zaman istenen ölçüyü tutmaz. Ağırbaşlı ve haklının ağırlığını taşımaktır kastettiğim. Yasemin Minguzzi’yi yalnız bırakmayalım. Bu işin tartışılacak yönlerinin bence en önemlisi herkes tarafından dışlanıyor. Ölüm tehdidi savuran sapıklar bu cesareti nereden buluyorlar? Yurtiçi kaynaklardan mı yoksa yurtdışı kaynaklardan mı? Bence beynelmilel bir lobinin kokuları etrafı sarıyor gibi.
Seni sevmesem nefes almayı beceremem ki
Bugün günlerden ne
Cumartesi
Seni sevdiğim için cumartesi elbet
Seni sevdiğim için bak temmuz ayındayız
Metin Eloğlu
Onursuz ve satılık hayatların güzellenmesi, kız çocuklarına teşhirin ve fuhuşun “influence” edilmesi, hiç tanımadığı erkeklerin ilkel dürtülerini tatmin makinesi görevi görüp birkaç dakikada tüketilip atılan ve çöpten bile değersiz kişiliklerin markalaştırılması, bir başarı hikâyesiymişcesine “üç kuruş ödeyen herkes beni harcayabilir ama bakın kolumda hangi lüks çanta var” şovlarına belgeseller çekilmesi..
Açıkçası, bu rezalet böylesine pazarlanmaya çalışmasa kimin dört duvar arasında ne kadar rezil bir hayat sürdüğü umrumuzda da değil. Allah yardım etsin der geçeriz. Ancak bu durumdan utanmayıp sıkılmayıp kendi düştüğü bataklığa başka genç kızları da çekmeye çalışanlara ve onların pr çalışmalarına ne ara bu kadar zemin oluşturur hâle geldik, hayret ediyorum.
Bu mesele sadece ve sadece böyle bir hayat yaşamayı tercih eden kişinin özelinde bırakılıp toplum sağlığı için üzerinin örtülmesi ve sosyal gündemden izole edilmesi gereken bir konu iken neden kız çocuklarının karşısına fuhuşun avantajlarını ve kolaylıklarını anlatan tipler rahatlıkla çıkabiliyor, bir kitlesi olan herkes nasıl etkileşim uğruna bu tiplere mikrofon uzatabiliyor? Korkunç.
Erotizm metası olan değil; her biri nev’i şahsına münhasır olan,
Dijital pazarlarda teşhir ürünü değil; her biri paha biçilemez özel bir ruh olan,
Varlığı/kimliği erkeklerin ve birkaç şirketin hâkimiyet alanı olan değil; değerli, sağlıklı ve hususî güzelliğe sahip olan kız çocukları yetiştirmek hepimizin ödevi.
Kız çocuklarını korumak ise bu devletin görevi.
Zaten taahhüt sürem biter bitmez sizinle çalışmayı bırakacağım ve herkese de mağduriyetlerimi de anlatacağım ki kimse bu kadar yüksek faturalar ödeyip parasıyla rezil olmasın.
@TurkTelekom hayatımda gördüğüm en kurumsal olmayan firmasınız. Müşteri temsilcisiyle görüşmek için yarım saat uğraştığım halde sorunum çözülmedi. Düşük şebeke kalitemizden dolayı Fethiye'de (Türkiye) yurtdışında kullanım yapmışım gibi faturama ek ücret yansıtıldı.
2 ay önce yurt dışında kullanmak isteyip de kullanamadığım tarifemi nasıl olduysa yurt içindeyken kullanmışım. Yunanistan şebekesi karşıdan çekerken bizimki Anadolu'nun ortasında bile çekmiyor. Bu kaçıncı mağduriyetim param iade edilmezse tüketici heyetine şikâyette bulunacağım.