“Bir gün elinde kahven ve yüzündeki sessiz gülümsemeyle, kimsenin yarım, eksik sevgisine kendini muhtaç etmediğin için, doğana uymayana uymadığın için, seni sen yapan taraflarını kabul edemeyenleri hayatından uğurladığın için, kendine teşekkür edeceksin.”
Uzun zamandır bana hak etmediğim davranışları sergileyen herkesi bir bir çıkarıyorum hayatımdan ve bunda en ufak bir pişmanlık hissetmiyorum. Kıymetli değilsem, kıymetiniz de yok gözümde. Neyi ne kadar alıyorsam o kadar veriyorum. Bir adım geliyorsanız bir adım gelirim,dağ aşmam.
Mental olarak o kadar yoruldum ki dümdüz bir sakinlik istiyorum. Yıkıcı kavgaları değil konuşabilmeyi, gürültülü eğlenceleri değil de sevdiklerimle kendi halimizde oturup sohbet edebilmeyi istiyorum. Kimsenin kimseyi şüpheye düşürmediği sırt sırta verilen küçük çevreli bir hayat.
Aldığım en büyük ders hiçbir koşulda ve hiçbir sebeple taviz vermemem gerektiği. Zor zamanmış, iyi değilmiş, yanlışlıkla olmuş, öyle olacağını düşünememiş. Ben kimsenin alttan alındığı durumları bir daha yapmadığına şahit olmadım. Alttan aldığınız her durum kendinizden tavizdir.
“Eskiden kendime derdim ki, ‘belki de bir şeyler yaşıyorlardır’ diye, insanların bana nasıl davrandığını haklı çıkarmak için. Ama sonra fark ettim ki ben de çok şey yaşıyordum ve yine de kimseye öyle davranmadım.”
Kimseye çarpmadan yürüyeyim desen de biri gelip sana çelme takar. Kimseyi hiç rahatsız etmeyeyim desen de biri seni huzursuz eder. Kimsede gönül yorgunluğu olmayayım diye çabalasan da biri en büyük yorgunluğun olur. Burası dünya ve insan iyi niyetinden sınanır...