Erdoğan rejiminin en vahim uygulamalarından biri maalesef çıplak aramadır. Uşak’ta yaklaşık 30 tane üniversite öğrencisi kadına çıplak arama yapıldı . Mağdurlar şikayetçi oldu. Ancak dönemin Uşak valisi @valifundakaya olayı örtbas etmek için her haltı yedi ve mağdurları suçladı. Aynı şekilde utanmazların meclisteki temsicisi @AvOzlemZengin de bu insanlık dışı muamelede mağdurları suçladı… OHAL’de başlayan çıplak arama bugün herkesi hedef alan bir devlet pratiğine dönüştü .
@barolar@ankarabarosu@adalet_bakanlik@TC_icisleri@ctekurumsal@HSKKurumsal@aforgutu@hrw
İBB davasında mağdurların sesini duyup da yıllardır aynı acıları yaşayan masum çocukların feryadına kulak tıkayanlar şunu iyi bilmeli:
Adalet, sadece kendi mahallene lazım olduğunda istenirse adı adalet olmaz.
“Herkes için hukuk, herkes için adalet” demedikçe; zulümde, mağduriyette ve hak ihlalinde taraf seçtikçe bu ülkeye huzur gelmez.
Çünkü adalet bölünürse, sıra er ya da geç herkese gelir.
İZMİR'DE 40 KIZ ÖĞRENCİ GÖZALTINDA
Bu sabah İzmir merkezli 11 ilde ev baskınlarında tıp, mühendislik ve ilahiyat bölümlerinde okuyan 40 kız öğrenci gözaltına alındı.
Görüntülerde (sağda), evine baskın yapılan bir öğrenci ile polis arasında geçen konuşma yer alıyor. Reflü ilacını yanına almak isteyen öğrenciye polis, "Reçeten yoksa gittiğin yerde kullanamazsın" diyor.
https://t.co/KKRStLgYiJ
MehmetParlak Yaşasın
Kamu personeli olsun, özel sektör çalışanı olsun, çalışma ortamlarınızda mobbinge maruz kalıyorsanız kendi aranızda yazışıp dertleşmek yerine hemen bir avukata danışın. Bakın bir müvekkilimin öğretmen eşine psikolojik taciz başlamıştı, MEB'e bir şikayet dilekçesi verip, mobbingciye de ceza ve maddi-manevi tazminat ihtarımı çektim, "yav hocam sen bizi yanlış anlamışsın"larla selamlaşmalar başladı. Neden hakkınızı hukuken aramak yerine yakınlarınızla ve arkadaşlarınızla dertleşiyorsunuz? Çözüm hukuki yollara başvurmakta!
ÇIPLAK ARAMA İŞKENCEDİR, KİME YAPILIRSA YAPILSIN KARŞISINDAYIZ!
Çıplak arama meselesini gündeme getirdiğimizde bize edilmeyen hakaret kalmamıştı. “Yok böyle bir şey” dediler, “devlete ve polise hakaret ediyorsunuz” dediler, hedef gösterdiler.
Oysa çıplak arama bu ülkede yıllardır hukuksuzca uygulanan bir işkencedir. Kimi zaman cemaat davalarından yargılanan kadınlara ve erkeklere, kimi zaman Filistin için eylem yapan kadın aktivistlere, bugün ise CHP’li bir kadına yapılmaktadır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemede anlattıkları, bu ülkede insan onurunun nasıl ayaklar altına alındığını bir kez daha göstermiştir. Mahkeme salonundaki kadınların ağladığı, vicdan sahibi herkesin utanç duyduğu bu anlatım karşısında yetkililer hâlâ sessizdir.
İBB dosyasının hukuk tarihimize tek katkısı, binlerce insanın maruz kaldığı insanlık onuruna aykırı uygulamaların, işkencelerin, yasaya aykırı sorgu usullerinin, delilden sanığa ulaşan değil de önce sanık seçip sonra delil oluşturan yargı pratiğinin sessiz mahalleler tarafından duyulmasını sağlaması olacak.
İnsanlık onuruna aykırı bu uygulamalara kimin başına geldiğine göre değil tüm yurttaşlar için itiraz etmeliyiz.
Bu uygulamaları yapan kamu görevlileri derhal soruşturulmalı ve hukuk önünde hesap vermeli.
Gözünün %98’ini kaybetti.
4 yıl cezaevinde kaldı.
Çocuklarından ayrı bırakıldı.
Yunanistan sınırında işkence gördü ve denizde ölüme terk edildi.
Ama onu asıl yıkan bunlar değil, kızının yaşadığı travmalar oldu.
Mehmet Hanifi Uzunay’ın hikâyesi, rakamlara sığmayan bir insanlık dramı…
İzleyin. Dinleyin. Unutmayın.
#KHK #İnsanHakları #JusticeForVictims
Zirvede bırakmak için final niteliğinde bir röportaj.
Bugüne kadar çektiğim en trajedik hikaye.
Senaryosu yazılsa film olacak bir hayat.
Detaylar buraya yazılamayacak kadar çok.
İzleyin, yorum yapın ve paylaşın ki herkese ulaşsın belki taşlaşmış kalpleri yumuşatır, ölü vicdanlara hayat verir.
👇👇👇
https://t.co/j9qtXcC2Rf
Bir öğretmen…
• KHK ile ihraç edildi.
• Tutuklandı.
• 4 yıl hücre ve ağır cezaevi şartlarında yaşadı.
• Göz korneasının %98’ini kaybetti.
• Çocuklarından ayrı kaldı.
• Kızının yaşadığı travmalara ve intihar girişimlerine uzaktan tanık oldu.
• Yunanistan sınırında işkence gördü ve denizde ölüme terk edildi.
Buna rağmen bugün hâlâ Allah’a güvenerek, umudunu koruyarak konuşuyor.
Mehmet Hanifi Uzunay’ın anlattıkları sadece bir kişinin hikâyesi değil; son yılların en büyük insanlık dramlarından birinin özeti.
Mutlaka izleyin.
@KHKTVYeniHesap@aerkan080@MehmetUzunay18
Duman diye diye on yıldır aynı hayaleti kovalayanlar; Allah size bir gün hakikatin rüzgârını göstersin de, insanların hayatını karartan iftiraların nasıl dağılıp gittiğini görün.
Allah kimseyi, kendi hatalarının hesabını vermek yerine yıllarca görünmeyen düşmanların peşine düşecek kadar hakikatten uzak bırakmasın.
Gerçekler ortaya çıktığında, attığınız her iftiranın yükünü omuzlarınızda hissetmeniz duasıyla.
Mazlumun ahı, eninde sonunda kurulan bütün sis perdelerini dağıtacak.
🔴 Meclis Başkanı Kurtulmuş'tan kritik açıklamalar
📌 "10 sene geçmiş olmasına rağmen FETÖ'nün artıklarının birtakım yerlerde, birtakım köşelerde sinsi sinsi varlıklarını sürdürdükleri hatta el altından birtakım örgütlenmelere devam etmeleri muhtemeldir."
📌 “FETÖ duman gibi bir şey. Yakaladım zannettiğiniz yerde kaçıyor”
https://t.co/cqtHVEJsi4
“Evimde terörist istemiyorum.”
“Keşke ölseydiniz.”
Bu sözleri duyduktan sonra bazıları dağılır, Semra hanım gibiler ise dimdik ayakta kalmış.
Semra Sağlam’ın hikâyesi; yoksulluğun, yalnızlığın ve dışlanmanın içinde bile insanın onurunu koruyabileceğinin canlı bir şahidi.
Unutmayalım diye kayda geçirenlerin emeğine sağlık.
Untmayalım, çünkü unutulan acılar tekrar eder.
💥KHK TV’den unutulmayacak bir hikaye daha.
▪️Eşim ihraç olduktan sonra ev sahibimiz kapıya dayandı.
“Evimde terörist istemiyorum çıkın” dedi.
▪️İhraç olduğumuzu öğrendiğimiz akşam babam
“Keşke ölseydiniz, annem gün doğmadan köyü terk edin” dedi.
▪️Eşim uzun yıllar arandı, buna rağmen alın teriyle çalışıp çocuklarına baktı. Ben de yemekhanede bulaşıkçılık yaptım. Çocuk baktım.
▪️Parasızlıktan 5,5 yıl dişimi yaptıramadım, dişsiz yaşadım, bir lokma ekmeği ağız tadıyla yiyemedim.
▪️Bütün bunlara rağmen başımızı hiç öne eğmedik. Kimseden yardım beklemedik. Hep bir mücadele içinde olduk.
Semra Sağlam’ın yürek burkan hikayesi.
👇👇👇
https://t.co/b4Ak1SeICb
Bugün İstanbul adliyesinde 30 yıllık evliliklerden biri daha gözyaşları içinde bitti . Taraflardan erkek olanı, SUÇSUZ yere 8 YIL hapiste kalmış, bu sürede tamamen çökmüş bir hakim abimiz , kadın olanı da 30 yıllık evliliklerinin son 8 senesini görüş günlerine gelmekle geçirmiş , vefayı da cefayı da kalbinde taşımış , emeklilik yaşında Almanya ‘da tekrar hayata tutunmak için kursa başlamış , çeşitli hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış fedakar bir ablamızdı.
Bu zulüm sadece gelecekleri değil , geçmişleri de parçaladı . Harika iki insan daha artık hayatlarını birbirlerini yokluğuna göre ayarlamak zorunda …
“Bazı şeyleri anlatmak kolay değil.”
OHAL ve KHK süreçlerinin aile hayatı, evlilik ilişkileri ve çocuklar üzerindeki etkilerini bilimsel bir araştırmayla kayıt altına alıyoruz.
Boşanmış, fiilen ayrı yaşayan ya da boşanma sürecinde olan OHAL/KHK mağduru kişilerin tanıklıkları bu çalışma için çok kıymetli.
🔒 Anket tamamen anonimdir. Kimlik bilginiz istenmez.
Sessiz kalan hikâyelerin görünür olması için ankete katılabilir, bu paylaşımı ilgili kişilere ulaştırabilir ve YouTube Shorts videomuzu paylaşarak destek olabilirsiniz.
🎥 YouTube Shorts:
https://t.co/tygG9VfIlT
📌 Anket:
https://t.co/Fuit7eDqql
📄 Araştırma hakkında:
https://t.co/eXCh97Q94j
💥15 Temmuz’dan sonra işsiz kalan veya KHK ile kurumları kapatıldığı için işinden olan kişi ve yakınlarının psikolojisi üzerine YENİ BİR ARAŞTIRMA.
💥Doç. Dr. Bahadır Bozoğlan sosyal araştırmanın amaçlarını anlattı.
💥8-10 dakika süren araştırmaya katılmaya çağrıyoruz.
💥İsim, adres bilgilerinin istenmediği anket sorularının linki aşağıda.
👇👇
https://t.co/LhxnlXA9jI
İzlemek için
👇👇👇
https://t.co/fUbGwbM3XK
Bir Seccade İstedim, Allah Bana Çok Daha Fazlasını Verdi
Hiç küçük bir mesele için endişelenirken Allah’ın sizin için çok daha güzel bir çözüm hazırladığını fark ettiğiniz oldu mu?
Bugün tam olarak bunu yaşadım.
Oyuncak fuarına gitmek üzere yola çıkmıştım. Eşim beni Rochester Havalimanı’na bıraktı. Havalimanına vardığımda bir anda seccademi evde unuttuğumu fark ettim.
İkindi namazının vaktiydi ve geri dönüp alma imkânım yoktu.
Havalimanında yürürken aklımda tek bir soru vardı:
“Namazı nerede ve nasıl kılacağım?”
Kimlik kontrolünden geçtikten sonra kendi kendime, “Lavaboya giderim, birkaç parça kâğıt havlu bulur, sakin bir köşede onların üzerinde namazımı kılarım.” diye düşündüm.
Fakat lavaboya girdiğimde sadece el kurutma makineleri olduğunu gördüm. Kâğıt havlu yoktu.
Üzüldüm.
Sonra, “Belki bir temizlik görevlisi bulur ve ondan temiz bir çöp poşeti isteyebilirim.” diye düşündüm.
Lavabodan çıkıp etrafa bakınırken Pakistanlı bir kardeş gördüm. Daha sonra adının Ashfaq olduğunu öğrenecektim.
Kolları ıslaktı. Ona:
“Kardeşim, namaz mı kılacaksın?” diye sordum.
“Evet.” dedi.
“Seccaden var mı?” diye sordum.
“Hayır. Ama Rochester Havalimanı’nda bir ibadet odası olduğunu biliyor musun?” dedi.
“Gerçekten mi?” dedim şaşkınlıkla.
“Evet.” dedi. “B3 kapısının yakınında bir ibadet odası var.”
Çok heyecanlandım ve hemen aramaya başladım.
Fakat ne kadar baksam da bulamadım. Bir süre aradıktan sonra birilerine sormak için geri dönmeye karar verdim.
Tam o sırada Ashfaq kardeşle tekrar karşılaştım.
“Bulamadın galiba?” dedi.
“Evet.” dedim.
“Gel, sana göstereyim.”
Benimle birlikte yürüdü ve beni ibadet odasına götürdü.
Oda son derece temiz, huzurlu ve bakımlıydı.
Orada huşu ile namazımı kıldım.
O odada dururken, yolcular için böyle güzel bir ortam hazırlayan insanlara karşı içimde büyük bir teşekkür duygusu oluştu. Ama her şeyden önce, ihtiyacımı hiç beklemediğim bir şekilde karşılayan Allah’a hamd ettim.
Namazımı kıldıktan sonra kendi uçuş kapıma doğru yürürken yerde iki tane tertemiz beyaz çöp poşeti gördüm.
Yeni ve hiç kullanılmamış gibiydiler.
Onları yerden aldım ve etrafa baktım. Yakında kimse görünmüyordu.
Biraz ilerledikten sonra bir temizlik görevlisinin geldiğini gördüm.
“Bunlar sizin mi?” diye sordum.
“Evet.” dedi.
Ben de:
“Bunlardan bir tanesini alabilir miyim?” diye sordum.
“Tabii ki.” dedi.
Teşekkür ederek bir tanesini çantama koydum.
Ben kamuya ait yerlerden faydalandığımda, imkânım ölçüsünde yerel yardım kuruluşlarına bağış yapmaya çalışıyorum. O gün kullanmayı düşündüğüm kâğıt havlular için zaten bağış yapmayı planlamıştım. Şimdi aldığım çöp poşeti için de aynı şekilde bağış yapacağım.
Yaşadığım bütün bu olayları düşünürken çok güzel bir gerçeği yeniden hatırladım.
Havalimanına gelirken Allah’tan sessizce iki şey istemiştim.
Birincisi, üzerinde namaz kılabileceğim bir şeydi.
Allah bana bir kâğıt havludan ya da bir çöp poşetinden çok daha güzelini nasip etti. Hiç tanımadığım bir kardeş vesilesiyle beni huzurlu bir ibadet ortamına ulaştırdı.
İkincisi ise yolculuğum devam edeceği için, ileride de kullanabileceğim bir şeydi.
Allah onu da lütfetti.
Bugün bir kez daha şunu anladım:
Biz bu yeryüzünde yalnız değiliz.
Bizi duyan biri var.
İhtiyaçlarımızı bilen biri var.
Daha biz fark etmeden çözümleri hazırlayan biri var.
Bize düşen; samimiyetle istemek, üzerimize düşeni yapmak ve sabretmek.
Hamd da, şükür de, minnet de yalnızca Allah’adır.
Elhamdülillah.
Dün 20 olan bildirim sayısı bugün 22 olmuş. Bu bildirimler, hükümetin "AİHM kararlarını uyguluyoruz" şeklindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koymak adına en etkili yoldur. Sadece bir e-posta gönderme kolaylığındaki bu bildirimin mutlaka yapılması gerekmektedir. Konuyla ilgili destek ve bilgi almak isteyenler, doğrudan mesaj (DM) yoluyla iletişime geçebilirler. 👇👇👇