Trump ile Oval Ofis’teki soru cevabımızın tam Türkçe dublajlı hali.
Türkiye, Erdoğan, KAAN motorları ve F-35’lerle ilgili tüm açıklamaları.
Dünden bu yana tek konuşulan meseleler bunlar oldu.
Tarihe not düşmüş olalım
ACİL ELDEN ELE YAYIP
BU AHLAKSIZLIĞI DURDURALIM ⚠️
Uluslararası ve Yerel medyada yeralan
Reklam ve duyurulara göre,
Büyük bir LGBT (GAY) kruvaziyer gemisi
Önümüzde ki günlerde (8 Temmuz)
İstanbul’a 5.000 LGBT'li getiriyor ⚠️
Sayın yetkililerimizin bu kepazeliğe
İvedilikle ✋ dur demesini bekliyoruz..
Sayın @TC_icisleri@TCKulturTurizm@TC_istanbul@mustafaciftcitr@gul_davut
Şu rezalete bakar mısınız?
Nevşin Mengü başvuru yapmamış ama onun adına bir senaryo uydurup, algı yapıyorlar..
Bu operasyon hesapları çok ciddi bir milli güvenlik sorunudur.
🔴 Muhacirlerin su tarifelerine ve nikah işlemlerine fahiş zamlar yapan, işyeri ruhsatı vermeyen ve "gidecekler bu şehirden" diyen Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı AK Parti'ye katıldı
Selçuk Bayraktar:
“Keşke silahlara hiç sahip olmasaydık. Ama birilerinin sizden 100 kat daha fazla silahı varsa ve sadece sizi öldürmekle kalmıyor, tecavüz edip işkence ediyorlarsa burada bir şeyler yapmak zorundasınız.”
8 temmuzda İstanbul’a gelecek olan sapkınları ağırlamaya hazırlanan ‘Tekyön İstanbul’, LGBT gemisinin yollarına kırmızı halılar seriyor. Yaklaşık 5000 çöpün şehitlerimizin aziz kanlarıyla sulanmış topraklarımıza ayak basmasına müsaade edilemez. Organizatörlere hesabı sorulmalı!
Rakamı veriyorum, lütfen dikkatle okuyun:
Geçtiğimiz yıl sadece İstanbul'da kuduz şüphesiyle hastanelere başvuranların sayısı tam 124 bin.
Türkiye genelinde ise bu rakam yarım milyona dayanmış durumda.
Yanlış okumadınız. Yarım milyon!
Burası Ganj Nehri kıyısındaki bir Hindistan kasabası değil. Burası Türkiye.
Fakat biz hâlâ sokaklarımızdaki sayıları 10 milyonu bulan başıboş köpeği, içi fena halde boşaltılmış, vıcık vıcık bir romantizmle tartışmaya çalışıyoruz.
KUZU PATLICAN MI?
Sürekli, ama sürekli bir "merhamet, çocuk, can, pati" edebiyatıdır gidiyor.
Sokaktaki köpeğe adeta kutsiyet atfedenlerin o devasa vicdanı; nedense o köpekler doysun diye her gün kesilip preslenen ve mamaya dönüştürülen kuzulara, tavuklara gelince anında sus pus oluyor.
Sormadan edemiyor insan:
Köpek "can" da, kuzu patlıcan mı?
Bir yırtıcıyı şehir ortasında yapay olarak ayakta tutabilmek için tonlarca çiftlik hayvanını katlediyorsun. Bunun neresi hayvanseverlik? Neresi ekolojik denge?
Geçiniz bu işleri.
Bu ikiyüzlülüğün dinde, ahlakta veya vicdanda zerre kadar karşılığı yok.
Mesele merhamet falan değil. Mesele devasa bir rant. Mesele "mama lobisi".
İşin daha da mide bulandırıcı tarafı, bu rant çarkının bizzat yerel yönetimler eliyle döndürülmesi. Belediyelerin her yıl milyarlarca lira akıttığı o devasa "sokak hayvanları için mama" ihalelerine bir bakın Allah aşkına. Şişirilmiş faturalar, adresi baştan belli ihaleler, sokaktaki hayvana zerre faydası dokunmayan ama kâğıt üzerinde tıkır tıkır dağıtılmış gibi gösterilen tonlarca mama... Sokaktaki köpeklerin üzerinden kurulan bu düzen, sözde hayvanseverlik maskesi altında alenen bir para aklama ve kaynak transferi mekanizmasına dönüşmüş durumda.
"AÇ KALMASALAR SALDIRMAZLAR" MASALI
Sokaklarımızdaki köpekler öyle Instagram paylaşımlarındaki gibi sevimli, fiyonklu süs köpekleri falan değil. Neredeyse tamamı Anadolu bozkırının devasa, korumacı çoban köpeklerinin kırmaları.
Doğal seleksiyon şehirde sadece en irilerini hayatta tutmuş. Bu hayvanların genetiğinde üst düzey koruma içgüdüsü var, alan savunması var, avlanma dürtüsü var.
"Aç kalmasalar saldırmazlar" edebiyatını acilen bırakın.
Bu işin açlıkla maçlıkla ilgisi yok, tamamen fıtrat meselesi. Sürü hiyerarşisiyle hareket eden bu hayvanlar yoldan geçen motosikletliyi de, parkta koşan çocuğu da tehdit görür. Önce göğsüyle çarpar, dengeni bozar, sonra da güçlü çenesiyle parçalar.
Gerçek budur.
Yol kenarlarında "çocuklara ayrı mama veriyoruz" diyerek köpekle insan yavrusunu eş tutan akıl tutulmasına ne demeli peki?
Bu apaçık bir cinnet halidir.
KAAN PROJESİ Mİ, BARINAK FONU MU?
Gelelim işin kimsenin yüzleşmek istemediği matematik ve ekonomi kısmına.
Lafı hiç dolandırmadan net rakamlarla konuşalım:
Tek bir köpeğin yem, veteriner, personel ve barınma dahil yıllık maliyeti 120 bin lira. Mevcut 550 bin barınak köpeğini hayatta tutmanın yıllık faturası tam 66 milyar Türk Lirası!
Daha çarpıcı bir kıyaslama yapayım size:
Savunma sanayimizin göz bebeği, millî muharip uçağımız KAAN projesinin bugüne kadarki tüm AR-GE, tasarım ve prototip üretim süreçleri için harcanan kaynak 90 milyar lira seviyesinde.
Yani her yıl, sadece mevcut barınak köpeklerine ayırdığımız bütçeyle neredeyse sıfırdan bir KAAN projesini finanse edebilecek muazzam bir millî kaynağı dipsiz bir kuyuya gömüyoruz. Birçok Afrika ülkesinin gayrisafi yurt içi hasılasından büyük bir paradan bahsediyorum!
Biz deprem yaralarını sarmaya, ekonomiyi toparlamaya çalışırken; senede iki kez 8 yavru veren ve o yavruların 1 yılda üremeye başladığı bu geometrik nüfus patlamasına hangi devletin bütçesi dayanır?
BATI BU İŞİ NASIL ÇÖZMÜŞ?
Hep "Batı standartları" deriz ya... Hadi gelin Almanya'ya bir bakalım.
Sihirbazlıkla mı çözmüşler bu işi? Hayır. Tamamen "acımasız" diyebileceğimiz kadar katı kurallarla:
BİR: Almanya'da köpek demek, vergi demektir. Tehlikeli bir ırk besliyorsanız devlete her yıl 1000 Euro'ya kadar vergi ödersiniz.
İKİ: Çipsiz, karnesiz, aşısız köpek gezdiremezsiniz. Sokakta "kimliksiz" tek bir hayvan bulunmaz.
ÜÇ: Köpeğiniz birini mi ısırdı? Yola atlayıp kaza mı yaptırdı? Ödeyeceğiniz "Schmerzgeld" (acı ve ıstırap tazminatı) ile ocağınıza kelimenin tam anlamıyla incir ağacı dikerler.
DÖRT: Sokağa, parka karton içinde dünden kalan yemeği veya mama koymak mı? "İyilik meleği" olayım derken yasadışı çöp atmaktan yüzlerce Euro cezayı yersiniz.
BEŞ: Otoyola başıboş köpek mi girdi? Trafiği ve insan canını tehlikeye attığı an vurulur. Barınak falan beklenmez. İnsan hayatı söz konusu olduğunda sistem bir saniye bile tereddüt etmez.
SONUÇ: LAFI UZATMANIN ALEMİ YOK
Şunu artık kafamıza sokalım:
Devletin asli vazifesi başıboş hayvanları beslemek değil; vatandaşının canını, malını ve huzurunu korumaktır.
Alttaki delik bu kadar büyükken havuzu durmadan suyla doldurmaya çalışmak, kısırlaştırma masallarıyla vakit kaybetmek popülizmden başka bir şey değildir. Doğaya ve topluma hiçbir getirisi olmayan yırtıcıları fıtratlarına aykırı daracık alanlara hapsetmek de hayvana yapılabilecek en büyük zulümdür.
Önümüzde sahte duygusallıkların, dijital dilencilerin ve mama lobilerinin değil; matematiğin, ekonomik gerçeklerin ve devlet aklının dayattığı tek bir rasyonel seçenek kalıyor:
Hayvanlar sokaklardan derhal toplanmalı ve sahiplenilmeyenlerin tamamı dünya standartlarındaki acısız yöntemlerle itlaf edilmelidir.
Aklın, bilimin ve vicdanın yolu budur.
Nokta.
Bir kez daha Türkiye’nin en çok ihracat yapan ilk 10 firması arasında yer almanın gururunu yaşıyoruz.
Baykar olarak gelirlerimizin %90’ından fazlasını ihracattan sağlayan, bugüne dek hiçbir banka kredisi, nakit teşvik ve hibe kullanmadan tüm projelerimizi tamamen kendi öz kaynaklarımızla yürüterek büyüyen bir yüksek teknoloji firmasıyız.
Baykar'ın finansal ve teknolojik bağımsızlığa dayanan bu özgün modeli, kurumsal bir başarının ötesinde derin bir zihniyet dönüşümünü de gösteriyor.
Ülkemizin küresel rekabet gücü ancak yüksek teknoloji ve fikri sermayeyle şekillenir.
#MilliTeknolojiHamlesi 🌍🇹🇷
🔴 Filistinli bir çocuk (TR Altyazılı):
"Onurumuz gitti. Önce annem öldü... Ondan önce de kardeşim öldü. Sırada kim var Allah bilir! İşte kefen! Biri babamın, biri benim.
Ne bir silahımız var ne de mermimiz. Neden hepimiz ölüyoruz? Biz siviliz! Asker değiliz!"
Gençler, “25 yıldır bu düzen sürüyor, hayatımız böyle geçti, başka bir şey görmedik” diyor…
Görmediğinize dua edin arkadaşlar…
1990’lar çok karışık yıllardı…
Recep Tayyip Erdoğan nasıl oldu da 24 yıldır gücünü koruyor?
Çünkü, hala toplumun önemli bir kesimi geçmişte neler yaşandığını hatırlıyor…
Ne yaşadıklarını silmiş olanlar da var, fakat yaşananlar arşivlerde, objektif bireylerin zihninde…
Bugün kötü diye tabir edilen bir gencin yaşamı, 1990’lardaki ortalama bir yaşamdan daha iyi. Ortalama ve altı kitle toplumun önemli bir kesimiydi, bugün gibi geniş bir üst segment kitle yoktu…
Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
— Türkiye’de 8 yıllık eğitim yeter. Geçenlerde bir tane ortaokul öğretmeni ziyaretime geldi. Köy ortaokulunda görev yapıyor. Hocam dedi, 8. sınıfta çocuklar okula gelmek istemiyorlar.
— Çocuk çoban olmak istiyor dedi, çocuk kaportacı olmak istiyor dedi. Biz dedi, eğitim zorunlu olduğu için jandarma ile tehdit ediyoruz dedi. Gerçekten de öyle çünkü ailenin göndermemesi suçtur.
— Şimdi bunu oturup sahadaki öğretmenlere sormak lazım. Zorla giden çocuk kendisine faydası olmadığı gibi, okumak isteyen çocukların da huzurunu bozuyor.
CHP’li İş İnsanı Kral:
Sancaktepe halkından özür diliyorum, biz hatamızı yeni anladık.
Sancaktepe Belediyesi inşaat durdu mu bağış yapın yoksa inşaat devam etmez diyerek bağış topluyor.
Belediye Başkanı Alper Yeğin ile her yerde konuşmaya hazırım.
400 bin 500 bin 15 milyon TL bağış olmaz.
700 milyona yakın bağış toplanmış bu mu bağış?
Ruhsatta sorun mı var? Bağış verin çözülsün.
İmarda sorun mı var? Bağış berin çözülsün.
Bir iş insanından bağış adı altında alınan çekle restoran borcu ödeniyor. Bu mu bağış?
Elimde belgeler var…
Hiç gündem olmadı ama LGBT faaliyetlerini önleyecek yasa tasarısı da paketten çıkarıldı. Hangi lobiler ne tür faaliyet güdüyorlar bilmiyoruz ama başarılı oldukları kesin.
🔴 Özbekistan'da bir adam, çocuğunun Kuran okuduğu bir videoyu sosyal medyada paylaştığı için para cezası aldığını açıkladı:
"Ceza aldığım için üzülmüyorum. Hırsızlık veya dolandırıcılık değil suçum. Kur'an okuduğumuz için cezalandırıldım. Mükafatımı Allah'tan bekliyorum."
Dünkü komedyen salağın teki Erdoğan'a diktatör dedi hiçbir şey olmadı.
Yılların sanatçısı kemalistlere haklı bir eleştiride bulundu suç duyurusu.
Kimin gerçek diktatör olduğunu bir kez daha hatırlattığınız için teşekkürler.
‼️Elimiz Armut toplamıyor, sizde ses verin.!
Uluslararası medyada yer alan Reklam ve duyurulara göre,
Büyük bir LGBT kruvaziyer gemisi 8 Temmuzda İstanbul’a 5000 LGBT'li getiriyor..
Sayın yetkililerimizin bu kepazeliğe dur demesini millet olarak bekliyoruz..
Sayın @TC_icisleri@TCKulturTurizm@TC_istanbul@mustafaciftcitr@MehmetNuriErsoy@gul_davut
LGBT'YE DUR DEYİN..
🔵 Bir kadın, kamusal alanlarda sevgili çiftlerin sergilediği yakın davranışlara tepki göstererek görüşlerini paylaştı:
▪️ "Kızımla dışarıda bir yerde oturuyorum. Çay kahve içeceğim. Sevgililer cafede başlıyorlar. Şap şup şap şup sesinden mi rahatsız olayım? Görüntüsünden mi rahatsız olayım?"
▪️ "Bu çağ dışı olmak değil. Kimsenin ilişkisine karışmam ama kızımla oturduğum açık bir alanda kimse bu kadar geniş davranmamalı."
▪️ "Bu bir özgürlük değil. Benim özgürlüğümün ihlali."
İsrail askerleri, Batı Şeria'da bir Filistinli genci annesinin yardım çığlıkları arasında bayılana kadar dövdü.🇵🇸💔
Bunu normalleştirmeyin ,
Bunu paylaşmaktan vazgeçmeyin.