X'te paylaşılan bir yazı gündem oldu:
Her yerde kameralar varken ve internet parmaklarınızın ucundayken, şu anda gerçek zamanlı olarak olup bitenler hakkında yüzünüze karşı yalan söylüyorlarsa, tarih kitaplarının ne kadar kötü olduğunu bir düşünün.
Gerçekçi bir istek değil ama karşılaştırma yapmak amacıyla söylüyorum; 30-31 yaşlarında gelseydi lig tarihinin açık ara en iyi forveti olurdu. O yaşlarını en çok izlemek istediğim oyunculardan biri. Ne Hooijdonk, ne Drogba… Forvet değil tabii ama yanına yazabileceğim tek oyuncu da Roberto Carlos. O da 34 civarı gelmişti çünkü. Yani ligde yapacaklarını tahmin edemiyorum. Şu adamın oynayamayacağı, adapte olamayacağı hiçbir oyun, hiçbir diziliş, hiçbir felsefe yok. 10/10 bir santrafor. Bu forma altında izleyebildiğimiz için çok şanslıyız.
maskeli depresyon çok yorucudur. çalışırsınız, şakalaşırsınız, ailenizle ilgilenirsiniz ancak zihinsel olarak çökkünsünüz, bi boşluk hissi vardır ve bunu pek kimse bilmez..
Hayatımdan memnunum. Somut bir derdim yok. İşim iyi. Spora gidiyorum sağlığım yerinde. Ailemle veya yakın arkadaşlarımla bir sıkıntım yok. Bunlardan memnunum ama mutlu da değilim. Mutlu olmak için bir şey olması gerekiyor. Olmuyor
Sadık, saygılı ve görece elle tutulur birini buldun da geriye işin filmografik boyutu kaldı. Ayranı yok içmeye atla gider sıçmaya topluluğu. Bu artık toplumsal hastalıktır. Hayal kurmak ve beklentiler içinde olmak ile aslı astarı olmayan hayaller peşinde koşmak çok ayrı şeyler.
Bu yüzyılın adı beklentiler yüzyılı olmalı. Geçmişteki tüm kuşaklardan daha fakir, beceriksiz ve bir kamyon dolusu hastalığa sahip nesiller dizisinden tüm bireylerin kendini filmin ana karakteri zannederek akıl sağlığını yavaş yavaş kaybettiği çağ.