“Bir Virgül Dört” çıktı, şimdi okurunu bekliyor.
Çin’deki yaşantımdan, seyahatlerimden, sohbetlerimden, Çin üzerine okumalarımdan süzülüp gelen bir kitap bu.
Bu kitap, “İşte gerçek Çin bu” demektense, bu ülkeye ve halkına dair sahici bir merak uyandırma amacı taşıyor.
Kitabı en başından beri sahiplenen ve sizlere ulaşmasını sağlayan @remzi_kitabevi’ne teşekkürler!
Sipariş için:
https://t.co/Vz95rZq14G
Anlamadığınız bir ülke karşısında sürekli tepki verirsiniz. Anladığınız bir ülke karşısında ise strateji geliştirebilirsiniz.
Şimdi kışkırtıcı soru şu:
Size göre önümüzdeki 20 yılı, Amerika'yı anlayanlar mı, yoksa Çin'i anlayanlar mı daha doğru okuyacak?
“Bir virgül dört” aslında sadece bir veri değil; modern dünyanın Çin'e bakış biçimi.
Biz Çin'i çoğu zaman
-GSYH ile,
-ihracat rakamlarıyla,
-nüfusuyla,
-üretim kapasitesiyle anlatıyoruz.
Bu kitabı yazarken şunu yapmak istedim: İstatistikleri insanların hikâyelerine çevirmek.
Çin’de 13 yıl gazetecilik yaptıktan sonra yurda döndüğünde, K. Emre Demir’e, “Çin üzerine bir kitap yazmazsan iki elim yakandadır” demiştim. Emre kitabını yayımlayarak yakasını kurtardı.
Şimdi sıra biz okuyucularda…
https://t.co/w6GbFfzBnb
Bir toplumun en büyük tuzağı bazen başarısızlığı değil, geçmişteki başarısıdır.
Mark Elvin’in “high-level equilibrium trap” kavramı, 18. yüzyıl Çin’ini tam da böyle açıklar: Sorun geri kalmışlık değildi, tam tersine, sistem o kadar iyi çalışıyordu ki onu değiştirecek radikal yeniliklere ihtiyaç duyulmuyordu.
Bugün aynı soruyu Batı için sorabilir miyiz?
Onlarca yıl başarı üreten düzen, acaba şimdi değişime direnen bir konfor alanına mı dönüştü?
Ya da şöyle soralım: Batı, kendi modelinin evrensel üstünlüğüne o kadar inandı ki, alternatif modelleri gerektiği kadar ciddiye almakta gecikti mi?
(Fotoğraftaki sayfa Marco Beba’nın Enduring Frameworks kitabından)
Varsayım şuydu: Çin zenginleştikçe düşük katma değerli üretimi terk edecek. Gerçekleşen ise tam tersi oldu.
Çin bugün hem elektrikli otomobil ihraç ediyor hem de tişört... Yani birçok sektörde aynı anda rekabet edebiliyor. Aynı anda hem ABD ile hem de Afrika’yla rekabet..
Bu makaleden çıkan en önemli sonuçlardan biri şu: Artık Çin’in avantajı “ucuz işçilik” değil, “ekosistem”.
https://t.co/dvfBKLQWSj
Çin lideri Xi, Shandong (Şendon) eyaletinde incelemede bulunduğu sırada, Xi ve kurmaylarının beyaz gömlek tercihi dikkatimi çekti.
Uluslararası arenada takım elbiseyle, askeri konulardaysa Çin siyasi tarihinde derin köklere sahip olan 'Zhongshan' tarzı yüksek yakalı ceketle gördüğümüz Xi Jinping, özellikle fabrika, tarım arazisi ve saha ziyaretlerinde sıklıkla beyaz gömlek tercih ediyor.
Bunun pratik bir kıyafet seçiminden öte sembolik bir yönü var. Beyaz gömlek;
• resmiyet ile sadelik arasında bir denge kuruyor,
• "çalışan lider" imajını güçlendiriyor,
• takım elbisenin mesafeli görünümünden kaçınırken devlet otoritesini de koruyor.
Çin'de siyaset sadece konuşmalarla yapılmıyor; görseller de en az söylem kadar önemli.
Kitabımın son okumasını yapıp baskıya gönderdiğimiz günlerde, kullandığım endekslerden biri sessiz sedasız değişti.
Geçen yılki verilerde zirvede hâlâ Harvard vardı. Bugün ise ilk kez bir Çin üniversitesi, Zhejiang Üniversitesi, Harvard’ı geride bırakarak Nature Index’te liderliğe yükseldi. İlk 10’da Çin kurumlarının ağırlığı daha da arttı.
Bu da aslında Çin’i verilerle, endekslerle anlatmanın zorluğunu gösteriyor. Çin söz konusu olduğunda verilerin ve sıralamaların raf ömrü kısa olabiliyor.
Bir tablo yazıyorsunuz, siz baskıya hazırlanırken yenisi geliyor.
Bir istatistik ekliyorsunuz, birkaç ay sonra anlamı değişiyor.
O nedenle önemli olan bu sıralamaların arkasındaki dinamikleri yakalamak. Bir Virgül Dört’te tam da öyle yapmaya çalıştım.
https://t.co/Z71Jb8KRMu
Tesadüf eseri elime geçen Çin üzerine bir kitap. Kısa ve öz. Yazarın Çin’e dair hakikati sindirdiğini gösteren bir sadelik. Tarih, coğrafya, siyaset ve ekonomi arasında kurulan sağlam paralellikler.
İsminden de anlaşılacağı üzere, yazar Çin’i açıklamak için geçici olaylardan ziyade uzun vadeli yapıları, tarihsel süreklilikleri ve kurumsal dinamikleri merkeze alıyor.
Medyada sıkça karşılaşılan “kriz”, “tehdit”, “çöküş” veya “mucize” anlatılarının ötesine geçerek daha derin ve dengeli bir Çin okuması.
En önemlisi, tribünlere oynamayan, büyük laflar etme gayretinde olmayan bir üslup. @MarcoBeba
Çin'e dair konuşurken Çin Seddi'nin, ejderha metaforlarının, ipek yollarının prim yaptığı bir ortamda, "Bir Virgül Dört" oldukça cesur bir kitap ismi oldu.
İlk bakışta genel okuyucuya çok şey söylemiyor gibi görünebilir. Ama tam da bu yüzden hoşuma gitti. Çünkü bu başlık, Çin'i birkaç sembole indirgemek yerine, 1,4 milyar insanın yaşadığı o devasa dünyayı; nüfusu, toplumu, tarihi, siyaseti ve gündelik hayatı konuşmamıza imkân tanıyor.
On yıldan uzun saha gözlemi, Çin’in en kuzeyinden en güneyine binlerce kilometrelik yolculuklar, sayısız karşılaşma, sayfalarca okuma var bu kitabın arkasında.. 📕
@jwellku Bir yazarın kendi tercihlerini ve niyetini anlatmasıyla kitabını övmesi aynı şey değil. Başlığın arkasındaki düşünceyi paylaşıyorum; kitabın değerine karar verecek olan yine okuyucu 😉
On yıldan uzun saha gözlemi, Çin’in en kuzeyinden en güneyine binlerce kilometrelik yolculuklar, sayısız karşılaşma, sayfalarca okuma var bu kitabın arkasında.. 📕
K. Emre Demir, Çin’i yalnızca ekonomik veriler ve siyasi analizlerle değil; gündelik hayatın içinden, insanların alışkanlıklarından, devlet ile birey ilişkilerinden ve sokakların ritminden hareketle anlatıyor...
#kürşatemredemir#birvirgüldört#yakında#remzikitabevi@emredem