Gözaltı haberlerine şimdi de baba ve dayı eklendi…
Duruşmalarda yalnızca isnatları mı konuşacağız, yoksa ifadelerin hangi koşullarda alındığını da mı?
Manşetlerde dosya çoktan çözülmüş! Bakalım mahkeme huzurunda sorular başlayınca o kesin cümlelerden geriye ne kalacak…!
@bkrbld@AysegulOzOv #BakırköyBelediyesi
17 aydır tutuklu olan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, savcılığın tahliye talep ettiği davanın karar duruşmasında hakim karşısına çıktı.
Bazı sanık avukatlarının mazeret sunması üzerine mahkeme başkanı, karar vermeyeceklerini, tahliyelere ilişkin beyan alacaklarını belirtti.
Hakan Bahçetepe, beraatini ve tahliyesini talep etti. Bahçetepe, 17 aydır delilsiz bir şekilde tutuklu olduğunu söyledi.
https://t.co/Zh7dgahi1e
@haskologlu Normalde vatana ihanetten yargılanıp kalan ömrünü mapushanede geçirmesi gerekenler para iadesiyle aklanıyor, bakkaldan peynir çalan baba cezaevinde aq memleketin adalet sistemine bak
Suçüstü yakalanan SPK, gece yarısı önergesini aklamak için bugün panikle bir bir duyuru yayımlamış ama kendi kendini ele vermiş!
SPK duyurusunda "Sermaye Piyasası Kanunu 79. maddesine göre takas talimat ve işlemleri tasfiye halinde dahi geri alınamaz ve iptal edilemez; ama PBLK’da bekleyen satış talimatları takasın başladığı anlamına gelmez!” diyor.
O zaman size sormak isterim;
1- Kanunun 79. maddesi sadece tamamlanmış işlemleri değil, açıkça "takas talimatlarını" da koruma altına alıyor. Yatırımcının payını TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabına (PBLK) alıp bloke koymak takas sürecini başlatmak değilse nedir?
2- AKP’nin gece yarısı önergesinde tam 4 defa "ilgili fonun temerrüdü" yazarken, SPK bugünkü duyurusunda "temerrüt" kelimesini neden sansürleyip metinden tamamen çıkardı? Çünkü ortada doğmuş bir nakit borcu olmadan temerrüt olmayacağını kendileri de çok iyi biliyor!
3- Madem PBLK’daki 250 bin mağdur zaten alacaklı değil ve doğal olarak fon pay sahibi sayılıyordu; o zaman dün gece mahkeme yolunu kapatmak için neden apar topar kanuna madde eklediniz?
Onca manipülasyon olurken koltuğunda oturup seyreden SPK yönetimi, şimdi kelime oyunlarıyla 455.758 mağdurun hakkını gasp eden gece yarısı önergesine kalkan olma derdinde.
hala kriz deniyor. bu kriz değil yeni dönemin normu. işler eskisi gibi olmayacak. krizden çıkınca işlerin eski haline dönmesi bu kadar uzun sürmez. yeni normalimizi kriz diye nitelendirmeye gerek yok.
Ekim ayında basın karnesi;
İsmail Arı tutuklandı.
Murat Ağırel tutuklandı.
Şaban Sevinç tutuklandı.
Mustafa Balcı tutuklandı.
Halk TV’ye kayyum atandı.
Bağımsız gazetecilik büyük bir baskı altında. Gazetecileri yalnız bırakmayın.
Belediye başkanlarını, gazetecileri, muhalifleri şafak baskını, hukuksuz tutuklamalarla hapse atan Saray hükümeti, “Kara Düzen” aldatmacalarını sunuyor:
-Bakan yardımcısı emekliliğini istemiş,
-SPK Başkanı istifa etmiş,
ASRIN SOYGUNU FON VURGUNCULARI siyasi ve bürokrat faillerini kaçıramazsınız, millete çatır çatır hesap vereceksiniz!
-Esenyurt kayyımı görevden alınmış,
MİLLİ İRADE VURGUNCULARI yolsuzluklarınızı, para kulelerinizi gizleyemezsiniz, hesap vereceksiniz!
-Adalet vurguncuları, fon vurguncuları; skandallarınız her gün milletin başına bela…
Çekin elinizi milletin cebinden, hürriyetinden, geleceğinden!
Millet ayakta, yeter artık!
Düşün milletin yakasından!
Şile’de 15 aylık tutukluluğun 13 ayı iddianamesiz geçti:
‘Etkin pişmanlık’ dilekçesi dedikodu ve duyum çıktı
Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 53 sanıklı davanın ilk duruşmasında, tahliye edilen kilit isim Dursun Gümüş’ün 10 sayfalık “etkin pişmanlık” dilekçesi çöktü
Bütün anlatımlarının dedikodu ve duyuma dayandığını itiraf eden Gümüş, dilekçeyi kendisinin değil avukatının kaleme aldığını ve sadece imzaladığını söyledi
“Ben de şimdi, milletimin huzurunda, bu
dosyanın hesap defterini kapatıyorum.
560 milyar dediler.
560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler; onun da üçte ikisini, maden kanununu açmadan, davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan "zarar" diye yazdılar.
Örgüt dediler.
Şemaya koydukları adam "Ben örgüt yöneticisi değilim" dedi. Örgütün kuruluş cümlesinin sahibi "Ben onu şablon olarak gördüm" dedi. Yöneticiler birbirini bu
salonda tanıdı.
Casus dediler.
Delil diye beş dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı adamın devletin en üst isimleriyle fotoğrafları sorulmadı bile.
Rüşvet dediler.
Rüşveti verdiği söylenen "hissettik" dedi. Parayı aldığı söylenen beni "ilk defa Vatan Emniyet'te" gördüğünü söyledi. Rüşvet dedikleri her şeyin sonu bir kreşe, bir okula, bir kavşağa, bir metro hattına çarptı.”
📍 Silivri
İBB Davası'nda beyanda bulunan #Ekremİmamoğlu: "Yalanları çürütmeye devam edeceğim."
"Grup şirketimiz Bodrum'da bir arsa almış, SSB şirketi...
Alırken ödemesini yapmış; bir kısmını da satan kişinin talebiyle gayriresmî ödemiş, elden ödemiş.
Bu da İmamoğlu İnşaat'ın kasasında bulunan Hasan İmamoğlu'nun birikiminden ödemiş. Durum bu.
İddialar bu.
Her şey belgeli, tapulu; gizli olan ne?
İBB ile ne alakası var?
İBB ile nasıl bir ilişkisi var? İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hangi kapısından girip hangi kapısından çıkmış bu işler?
Valla ben kamudan arsayı alıp, imarını değiştirip, sonra kat karşılığı verip, oradan villalar üretip, orada kendime ev yapmadım; çocuğuma ev yapmadım.
Yapmam da yani!
Bu millet, siyasetin hesap vermesini istiyor.
Ben çatır çatır çatır hesap verdim, vermeye devam ediyorum; yalanları çürütmeye devam edeceğim.
Ama bu millet, tepeden tırnağa herkesin hesap vermesini istiyor, herkesin!
Tekrar ediyorum: 3 binin üzerinde bağımsız bölüm ürettik.
Bu süreçte binlerce aileyle rızalık almış, helalleşmiş bir ticari yaşamın onurunu, bereketini ve gururunu yaşadım, yaşıyorum.
Yani siyasete girdiğinde 3 binden fazla mekan üretmiş, satmış, iş geliştirmiş birisi olarak girişimci, toplumsal yaşamla dertlenen, sosyal hayatta ihtiyaçlarına katkı sunan bir iş insanı oldum.
16 yıllık siyasi yaşamımda ilk defa iş hayatımla ilgili burada konuşuyorum, ilk defa!
Ben; duyarlı, ideolojisi olan, milletine kazandırmak için siyasete girmiş birisiyim.
Beni yargı eliyle bertaraf etmeye kalkan birileriyle farkım budur.
Benim ailemle siyasetim arasında sınır vardır. Benim ailemle kamu kurumları arasında sınır vardır.
Her zaman her yerde söyledim, hep birlikte hesap verelim ya. Siyaset öncesi, kamu makamı elde etmeden önce kim neydi, şimdi ne oldu, hep birlikte hesap verelim ya.
Dinleyin beni, zorlayın bu insanları, hep birlikte hesap verelim.
Ama biliyorum ki cesaretleri yok, olmayacak, korkuyorlar.
Hesap vermekten kaçtılar, kaçacaklar."
Sevgili Milletim, Sevgili Hemşehrilerim…
Bizden önceki yönetimlerle kıyaslandığımızda herkes görecektir ki İstanbul’da daha az kaynakla, kamu yararına çok daha fazla iş yaptık.
Çok daha fazla metro, çok daha fazla altyapı yatırımı, çok daha fazla yeşil alan, çok daha fazla sosyal destek, çok daha fazla sosyal, kültürel yatırım.
Peki, bu nasıl mümkün oldu? Dürüst ve liyakatli yönetimimiz sayesinde mümkün oldu.
6 yılda 1.600 denetimden geçtik ve hepsinden aklanarak çıktık.
Bu yüzden, sizler de biliyorsunuz ki, burada yol arkadaşlarımla yargılanmamızın sebebi “yolsuzluk” değil; tam tersine yolsuzluğa, İstanbul’un talanına ve yüz milyarlarca dolarlık imar rantına dur demiş olmamızdır!
CANLI BLOG | Halk pazarlarından çıkmayan bir siyasetçi olduğunu belirten Ekrem İmamoğlu, “Birileri sarayda oturuyor, TBMM’de görev yaptığını sanıyor. Şu an ülkeyi yönetenler birbirlerini dinlemekle meşgul. Bir odaya koysak birbirlerinden şüphe ederler” dedi. İmamoğlu, İBB Davası’na kimseyi kimsenin inanmadığını da belirtti ve “SEGBİS kaydını kırpın, 1 saatini millete gösterin. Milletin huzurunda ters düz olmazlarsa namerdim. Davanın canlı yayınlanmasını istemediler, çünkü korkaklar” ifadelerini kullandı.