Ters yönden gelmelerine rağmen kalabalık oldukları için ısrarla yol isteyen sürücüler, doğru yönde ilerleyen sürücüyü çileden çıkardı. Yaşananları tek tek kayda alan sürücü, görüntülerle birlikte CİMER’e şikâyette bulundu.
Memleketin en güzide üniversitesinde,Ankara”nın göbeğinde Türk Bayrağı açan kız çocuklarına yaşı elliyi geçmiş bir provokatörün öncülüğünde saldıran bölücü itler ve onlara bu cesareti veren sözde milliyetçiler.Bu kahpeliğin hesabını sormazsak namerdiz ulan
TÜVTÜRK istasyonunda dövülerek katledilen polis memuru Melih Okan Keskin’in 2 gün önce 44 yaşına girdiği ve iki çocuk babası olduğu ortaya çıktı.
Polis memurunun eşi Emel Keskin çarpıcı detayları anlattı:
“Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar. Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor. 'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar ‘Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez’ diyerek, eşimi gönderiyorlar. Ama alay eder bir şekilde ‘Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz’ diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar. Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar. Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112’yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor. Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor. Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2’nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; ‘Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı’ dedi. Sonra hastaneye gittim. Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi. Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi. Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı. Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış. Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım. Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi. Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar. Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok. Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar. 20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış"
Yalova'da DAEŞ operasyonu sırasında çıkan çatışmada Şehit olan Polislerimiz
Şehit İlker Pehlivan
Şehit Turgut Külünk
Şehit Yasin Koçyiğit
Ruhunuz şad olsun Yiğitler!
Miss Universe 2025’te ülkemizi temsil eden Ceren Arslan, Ankara parçası “Fidayda” eşliğinde paylaşıldı ve tüm dünyadan gelen yorumlarda “Türkiye’ye bakış açımızı değiştiren kız” notu yer aldı.
İsim vermeyeyim ama İstanbul’da bir liseye atandım. Gider gitmez okuldaki arkadaşlar en kötü sınıfları bana iteledi. Mesela sınıfın bir tanesi komple tekrara kalmış çocuklardı. Adam sınıfta kalmış, ikinci yılı ve hala okul numarasını sınav kâğıdına yanlış yazıyordu. Öyle çocuklar var.
Sınıfa ilk girdiğimde gördüğüm manzara karşısında düşündüğüm tek şey şuydu. Boku yedim. Tabi biraz bağır çağır ilerliyoruz ama olmuyor. Hadi ben gencim, öfkemin nereye varacağını hesap edemiyorlar. Ondan galiba, yine duruyorlardı. Yaşlı hocalar, kadınlar ders falan işleyemiyordu.
Telefonun sesini bunların çok sevdiği şarkılardan biri yaptım günün birinde. Eşime dedim ki beni şu saatte arayacaksın. Unutma sakın. Aradı, bunların sevdiği tırt şarkılardan biri çalıyor. Hepsi “vayyy hocam, vovvv hocam siz de mi seviyorsunuz?” Falan dediler. Kulağım kanasa da sevdikleri iki üç şarkıyı daha beraber dinledik. Ulan sonra en rahat ettiğim sınıf oldu bu. Sırf bunların saçma sapan bir zevklerine eşlik ettim diye. Şansımız yaver gitti de elektrik aldı çocuklar. Yoksa rezalet bir yıl geçirecektim.
Ben böyle birkaç okulda bulundum İstanbul’da. Vallahi çok yoruldum. Eve giderken yürüyerek gidiyordum, saatlerce yürüyordum ki eve varınca öfkemi eşimden çıkarmayayım. Sakinleşip varıyordum eve.
İyi bir okulda olan arkadaşlardan kat kat efor sarfediyordum. En basit sosyal hayat kurallarını vermek için bile birkaç ders uğraştığımız oluyordu. Böyle liselerde tek sorununuz konuyu öğretmek değildir. Çok daha fazla şeyle muhatap olursunuz. Anlatsam ne hikayeler olur. O yüzden bazen öğretmenlere laf ederken düşünmeniz lazım.
Bu işin tatilleri var, günde 4-5 saat çalışıyorsunuz falan diyorsunuz ama bakın mevzu şu sınıfa girip 40 dk sabretmekten çok daha fazlası. Herhangi bir meslek lisesindeki öğretmen yazsın şuraya.
Ben idareciliğe kaçtım. Sonra İstanbul’dan İzmir’in bir ilçesine kaçtım. Şimdi öğretmenlik yaptığımı hissediyorum. Önceden başka bişeymiş yaptığım.
Güngören'de bıçaklı saldırıya uğrayan 14 yaşındaki lise öğrencisi Yağız, yaşadığı korku dolu anları anlattı: Bunu yapanlar okul arkadaşlarım
"Ben durağa doğru gidiyordum. Arkamda 15-20 kişi geldi. Birisi bana 'arkana bak' dedi. 4-5 kişi beni yumruklarken oyaladılar beni. Fark etmeden M. geldi arkamdan. Elinde bıçak vardı. 10-15 kez savurdu. Birisi sol ayağıma geldi. Ayağımı basamıyorum. Sağ koluma geldi. Atar damarları kesmiş. Kıpırdamıyor, 3 ay boyunca böyle kalacağım.
Okulda hep haraç falan istiyorlardı. Bütün paramı aldılar. Kredi kartlarımı, cüzdanımı her şeyimi aldılar, hiçbir şey bırakmadılar. Tehdit ettiler"
Kocaeli’de bir benzinliğe giren 2 şehir eşkiyası, daha 17-18 yaşında ilk işinde çalışan gariban bir çocuğa önce kafa sonra yumruk atıp, ardından kovaladı…
Hiç mi düşünmüyorsunuz ya bu çocuk bir ananın, bir babanın evladı… 3 kuruş parayla şurada saatlerce çalışıyor…
Son Dakika: 🔥 Tekirdağ Şarköy'de çıkan yangının kuvvetli rüzgar sebebiyle bir anda büyüdüğü ve kontrolden çıktığı bildiriliyor. Yakınları olanlar rica ediyor. Gündeme taşıyalım arkadaşlar #tekirdağyanıyor#Şarköy
İzmir'de tarihi felaket yaşanıyor! Tüm Türkiye birleşip bu yangına odaklanmalı. Rüzgar fazla, durum kontrolden çıktı. Ekipler çok büyük mücadele veriyor ama maalesef şartlar çok zorlaştı. İzmir'e çok güçlü bir destek lazım! #izmiryanıyor#cesmeyanıyor