Atatürk'ü inkar etmek nankörlük değil büyük cehalettir. Bu ülkede yaşayıp, onun getirdiği hukukla korunup, onun açtığı okullarda okuyup, ona düşmanlık etmek sadece bilgisizliktir.
İlber Ortaylı
"Tamamen SATMIYORUZ sadece işletmesini 30 yıllığına satıyoruz" deyip bizi aptal yerine koyuyorlar.
INGILIZLERIN sömürgelerine yaptığı teklif akla geliyor:
Topraklarınız yine sizin kalsın ama bize 600 yıllığına KİRAYA VERİN.
@ArzuAvAnimus33Q Geçmiş olsun. Motor kazası nedeniyle sevdiklerimden yitirdiklerim oldu. Tüm içtenliğimle oğlunuzun motor sevdasından vazgeçmesini diliyorum.
#SerhatKılıç
Lenf kanseri: lenf bezlerinde oluşan
Bir kansermiş. Ama adı üzerinde lenf bezlerinde oluştuğu için kolayca hızlı bir şekilde kemiğe yayılabilir!
Gerçekten en ağır kanserlerden biri!
Allah aşkına yapmayın insanları yargılamayın! Ben uzak akraba birini tanıyordum lenf kanseri olan çocuk 15 yasindaymış yavrum, acıları o kadar fazlaymış ki babası gidip gidip morfin vurduruyormuş çocuğa! 😭 Kanser hastası uyuşturucu alsa bile yargılamaya hakkımız yok! Allah da affeder çünkü çektiği acıyı, çaresizliğini bilir! Morfin de uyuşturucu sınıfına giren bir ağrı kesici. Ameliyat, kanser haricinde tercih edilmez çünkü bağımlılık yapar. Ameliyat sonrası bile doktor gözetiminde bir defa yüksek doz uygulanabilir. Belki de en fazla 2 Ben de ameliyat oldum biliyorum.
Serhat Kılıç'ı da yargılamayın kimseleri yargılamayın! Kanser nasıl bir bela bilmiyorsunuz! Yorumları okudum sinirim bozuldu! Bu kadar mı kötüsünüz?
15 yaşındaki çocuğa ne oldu derseniz yaz ayına girmeden vefat etti! Bunh duyunca çok üzülmüştüm.
Ben üniversite mezunu, 20 yaşında #Otizmli bir evlat annesiyim.
Oğlum 18 yaşına kadar %80 ÇÖZGER raporuyla Evde Bakım Yardımı alabiliyordu.
18 yaşını doldurdu. Engel oranı yine %80. Otizmi aynı. Üstelik bakım ihtiyacı azalmadı; aksine yaşı ve bedeni büyüdükçe bakım, gözetim ve destek ihtiyacı da arttı.
Ama ÇÖZGER'den Erişkin Engelli Sağlık Kurulu Raporuna geçince rapora “KISMİ BAĞIMLI” yazıldı ve Evde Bakım Yardımı kesildi.
Soruyorum:
17 yaş 364 günlükken bakıma ihtiyacı olan evladım, 18 yaşına bastığı gün nasıl birden bakım desteğine ihtiyacı olmayan bir bireye dönüştü?
1 GÜNDE NE DEĞİŞTİ?
Üstelik yaşadığımız adaletsizlik bununla da bitmiyor.
20 yaşında, %80 engelli oğlum Engelli Aylığı alamıyor.
Ben oğluma bakım verdiğim için çalışma hayatına katılamıyorum.
Sosyal güvencem yok, GSS primimi cebimden ödüyorum.
Bakım veren anne olarak emeklilik güvencem de yok.
Ve bütün bunların üzerine oğlumun babasına açtığım nafaka davasında karşı tarafın avukatı savunmasına şu başlığı koyabiliyor:
“DAVACININ ANNESİNİN ÇALIŞMAMASININ MADDİ YÜKÜ MÜVEKKİLE YÜKLETİLEMEZ.”
Bunu söyleyen tarafın müvekkili ise 20 yaşındaki engelli oğlunu bugüne kadar hiç görmemiş, bakımında hiçbir sorumluluk almamış ve manevi olarak hiçbir destekte bulunmamış bir BABA!
Ben 20 yıldır evladımın bakımını, gözetimini, eğitimini, hastanesini, krizini, gecesini, gündüzünü üstlenirken; onun hayatında fiilen hiç bulunmamış bir babanın tarafından bana:
“Anne çalışmıyor.” deniliyor.
Üstelik benim “iş bulamamam veya çalışmayı tercih etmememden” söz ediliyor.
TERCİH Mİ?
20 yaşında otizmli bir bireye 7/24 bakım vermek ne zamandan beri “çalışmamayı tercih etmek” oldu?
Ben keyfimden çalışmıyor değilim.
BEN ZATEN ÇALIŞIYORUM!
Hem de 20 yıldır,
haftanın 7 günü,
günün 24 saati,
mesaisi bitmeyen, yıllık izni olmayan, emekliliği olmayan ve karşılığı ödenmeyen bir işi yapıyorum:
EVLADIMA BAKIYORUM.
Devlet bakım desteğimi kesiyor.
Engelli aylığı bağlamıyor.
Beni sosyal güvenceye almıyor.
Emeklilik hakkı vermiyor.
GSS'yi cebimden ödetiyor.
Sonra da mahkeme dosyasında karşıma:
“Anne neden çalışmıyor?” denilebiliyor.
O halde ben de soruyorum:
BEN ÇALIŞMAYA GİDERSEM OĞLUMA KİM BAKACAK?
Engel değişmedi.
Otizm değişmedi.
Bakım ihtiyacı azalmadı; AKSİNE ARTTI.
Bakım veren annelerin emeğini artık görün!
Biz “çalışmayan kadınlar” değiliz.
Biz emeği çalışma sayılmayan, görünmeyen BAKIM EMEKÇİLERİYİZ.
Sadaka değil; sosyal güvence, emeklilik, bakım desteği ve çocuklarımız için insan onuruna yaraşır bir gelecek istiyoruz ve hepsinden de ötesi, "BİZ ÖLDÜKTEN SONRA BİZİM ÇOCUKLARIMIZ NE OLACAK" ?!
BU BİR LÜTUF DEĞİL, HAKTIR!
#EngelliHaklarıİçinBirlikte
#Otizm365GünBizimle
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.
Bu yasa Anayasaya aykırıdır.
Bu yasa üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş felsefesine aykırıdır.
Bu yasa 1923'ten bugüne laik hukuk önünde eşit haklara sahip tüm yurttaşları "Türk Milleti" potasında birleştiren ulus devletin genetiğine aykırıdır.
İstisna yasa olmaz. Tüm yasalar için geçerli olduğu gibi bu yasaya imza koyanlar da gerektiğinde millete hesap vermek zorundadır.
Diyorlar ki; YENİ PARTİ ne yapsın?..
Çok basit…
Atatürk’ün, İsmet Paşa’nın, Ecevit’in, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın Cumhuriyetçi çizgisinde hareket edecekti. Bu çizgiyi bilmiyorsa, bu millete hiç bir yararı olmaz. YENİ Parti, bu çizgiyi inkar etmiştir.
Ankara'da polis öğretmen annelerine de saldırdı: 'Öğretmen yetiştirdik, yerlerde sürüklendik'
Polisin saldırısı sırasında kolunda ve alnında yara oluşan anne Nuray Topuz, "Yusuf Tekin duysun artık, yeter. Bunca insanın hakkını neden böyle gasp ediyorlar" dedi. Diğer anneler de polisin kendilerini ve öğretmenleri yerlerde sürüklediğini belirterek, "Bu reva mı bize? Biz öğretmen yetiştirdik, çocukları yetiştirsin diye yetiştirdik" diyerek tepki gösterdi.
https://t.co/BH8ZnEWgzx
#SONDAKIKA
Atanamıyorum dediği için Gözaltına alınan kızını kurtarmak isteyen 78 yaşında ki Anne,
polis tarafından işkence ile gözaltına alınmaya çalışıldı.
#guvenpark
Uzunköprü’de;
Yerin 1200 metre altında “haklarını almak için” madencilerin başlattığı “açlık” grevi…
Ankara’da;
“asgari ücretle” sömürülen, mülakatı aştıkları halde dışlanan ÖZEL SEKTÖR öğretmenlerine engeller ve gözaltılar!
Yazıktır,
Ayıptır,
Utanç vericidir.
#SONDAKİKA | Ekrem İmamoğlu: (Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’nun gözaltına alınması hakkında)
“Bu ülkede iktidara karşı seçim kazanmak suç.
Silivri halkı 31 Mart'ta sandığa gitti, oyunu kullandı, Bora Balcıoğlu'nu başkanı seçti.
Azılı bir suçlu gibi yine sabah baskınıyla, yine polis araçlarıyla, yine 'yolsuzluk' iddiasıyla hedef alındı.
Bora başkanım; sen doğduğun topraklar için mücadele ettin. Silivri seni seçti, çünkü seni tanıyor. Biz de seninle durmaya devam edeceğiz.
Silivri halkına sesleniyorum: Bu muhterislerin çaresizliğidir. Merak etmeyin biz bu kötülüğü bitireceğiz. Sandık gelecek, onlar gidecek.”
Yanlış desen dövüyorlar!
Açız desen dövüyorlar!
Ağaçları kesmeyin desen dövüyorlar!
Maden istemiyoruz desen dövüyorlar!
Kayyum istemiyoruz desen dövüyorlar!
Hani devlet halk içindi?