Wallraff, çiftliklerde, fabrikalarda, madenlerde çalışıyordu. Bir ara çalıştığı iş yerine ziyarette bulunan Bavyera Başbakanı Strauss'la bile tanışmış, siyah peruğu ve lensiyle kendisini “Ali” olarak tanıtmıştı.
Berlin’de oynanan Almanya-Türkiye maçını izlemeye gitmiş, burada ırkçılığa maruz kalmış, saçlarına sigara atılmış, başından aşağı bira boşaltılmıştı. Tribünde neonazilerin arasında kalınca canını kurtarmak için ilk kez “Ali” kimliğini reddetmek zorunda kaldı.
Dün gece sıcağı sıcağına yaptığım konuşma. Sizden şimdiye kadar hiç RT desteği istemedim ama bunu lütfen yaygınlaştıralım, olabildiğince görülsün. Temel vurgularım şunlar;
1) Artık şerefli mağlubiyet istemiyoruz, kazanmak istiyoruz.
2) Siyasetçiler aldıkları kararların sorumluluğunu taşısın.
3) Hiçbir şey olmamış gibi davranmayı bırakın.
4) Bu seçimi de kazanamıyorsanız hangi seçimi kazanacaksınız?
5) Demek kazanacak aday gerçekten lazımmış.
6) Kaybedecek az şeyi olan tuzu kurular riske girdiler, kaybedecek çok şeyi olanları düşünmediler.
7) Sürece eleştiri getirenlere Beşli Çetenin adamı demek nedir?!
8) "Kılıçdaroğlu %60 ile kazanır" diyen anketçileriniz şimdi nerede?
9) Eğer muhalefette gereken istifalar ve kadro değişimi olmazsa bu seçmeni yerel seçimlerde sandığa taşıyamazsınız.
Mısır yetiştiren bir çiftçi, her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış.
Çiftçi, ödül aldığı mısırların tohumlarını da ekmeleri için komşularına dağıtırmış.
Bunu öğrenen bir gazeteci röportaj yapmak için çiftliğe gelmiş. Gazeteci çiftçiye sormuş: ++