Ben geviş getiren bir deveyim
Anıları çiğnedim yuttum
Şimdi yeni acılar yiyorum
Çünkü eskiler yetmiyor
Stalkla öğrenemezsin beni
Benim karanlığım offline
Offline
Yavaşça bırak elimi
Toprağa bırak beni
Yavaşça bırak elimi
Duy duy duy
Ben kendimi seçtim
Duy artık duy
İnsan kırılır.
Hayat bazen çatlatır, bazen aşındırır.
Zaman, içimizde görünmeyen yarıklar açar.
Ama dünya iyileştirir.
Aşk iyileştirir.
Uyku iyileştirir.
Doğa iyileştirir.
Mizah iyileştirir.
Bağ kurmak iyileştirir.
Sınır koymak iyileştirir.
Çünkü iyileşmek bazen yaklaşmaktır,
bazen de uzaklaşmayı bilmektir.
İnsan kırılır.
Ama insan aynı zamanda kendini onarabilen tek varlıktır.
Kedi, bedenini kıvırarak zamanı ikiye böldü. Öncesi: Duraksayan bir kuş. Sonrası: Kararlı bir gölge.
Bazı kararlar alınmaz. Bırakılır. Ve bir başkası onları bulur dedi adam
Güvercinin uçamadığı kaldırımın üzerinden saatler sonra bir kedi geçti.
Bembeyaz tüyleri sabah ışığında yanıyordu, ama gözleri geceden bir şey taşır gibiydi. Başını eğdi, o çökük taşın önünde bir an durdu. Orasıydı işte; güvercinin kıpırdamadan kaldığı yer.
.
Kedi, orada havada asılı kalmış bir kararın kokusunu aldı. Tereddüt kokar mıydı? Kedi için evet. Ve bazı tereddütler, toprak gibi ağırdı.
Çevresine bakındı, sonra birden hızlandı. Ama sanki kaçmıyor, takip ediyordu.:
Güvercini değil; onun bıraktığı boşluğu…
hiperaktivite çağında anlamlı eylemler ve anlamlı ilişkiler için duraksama, tefekkür ve tereddüt gerekir.
İşte meşguliyet sonrası hissettiğimiz huzursuzluk, daha anlamlı günlere uçmak isteyen kelebeğin tereddütlü kanadıdır.
Günaydın 🌝
Hayatın belli bir döneminden sonra pek çok insanın zihninde aynı cümle belirir: “Geç kaldım.”Bu cümle çoğu zaman yaşla değil, kaçırılmış ihtimallerle ilgilidir. Bazıları için ilişki, evlilik, çocuk; bazıları için kariyer, yaratıcılık, başka bir şehir, başka bir hayat
İnsanın yasını tuttuğu şey, olmamış hayattır.
Oysa anlamlı hayatın ön koşulu, düşününebilme yetisidir. Ancak çalışan hayvan düşünmez, hesaplar.
Zamanını hesaplar, sözlerini hesaplar, duyduğu bir selamın getirisini bile hesaplar.
Byung-Chul Han, duraksamanın önemini vurgularken Schiller’in şu zarif mısrasını hatırlatır: “Kelebeğin o tereddütlü kanadı.”Arendt, İnsanlık Durumu’nu Cato’nun şu sözleriyle noktalar:
“İnsan, hiçbir şey yapmadığında bu denli etkin,kendi başına kaldığında bu denli yalnızolmamıştır
Bu yüzden Byung-Chul Han, eylemsizliğin bizi insan yapan şey olduğunu söyler; duraksama ve tereddüt olmadan da insan sadece bir işleyişe dönüşür.
Ama modern insanın boş zamanı artık özgürlük alanı değil; bir sonraki çalışma evresi için makinenin soğumaya bırakılmasıdır.
Durmamak için projeler uydurur, verimlilik taktikleri geliştirir, ilişkisindeki mesajların yanıtlanma süresini hesaplar.
Zihnindeki bu bitmeyen hareketlilikten dolayı aşırı düşündüğünü zanneder.
Gerçekte ise sadece hesaplar, hesaplar, hesaplar.
Aynı seçimleri tekrarlamak acı bile verse hata yapmak değildir. Hata yapmak ancak yeni deneyimlere alan açabilmekle bilinmeze gidebilmekle olur bu ama aynı zamanda seni yalnız bırakır. Bunu bilerek döngülerini kırmaksa cesarettir.
İnsan, kader dediği şeyin büyük kısmını kendi tekrarlarından inşa eder.
Bu, insanın tanıdığı acıyı, bilinmeyen mutluluğa tercih etmesidir. O halde özgürlük nedir?
Belki de özgürlük hata yapabilme becerisinde saklıdır. Ancak aynı hataları tekrarlamadan önce ben gerçekten bunu istiyor muyum? diye sorabilmek ve döngülerden çıkma başarısı göstermektir.