+Nereye gideceksin baba?
-Oyuncakları olmayan çocukların yanına kızım.
+Hiç mi oyuncakları yok?
-Yok ama biz götüreceğiz inşallah.
+Bunu da onlara götürür müsün?...
#Idlib
Üsküdar sahaflar çarşısı 😔 Nadide eserler, ilk baskılar, yüzlerce kıymetli eser hiç oldu. Değerlerin yok olması bu kadar basit olmamalı, öncesinde gerekli önlemler alınmalı. İnatla başımıza gelen onca şeye rağmen ders almamaya devam edeceğiz sanırım. Yazık...
KAFANI TOPLA, KAFENİ SORGULA
Kafelerle ilişkim doğrusu biraz trajiktir benim. Henüz ortaokul sıralarında, kantinin kafe bölümüne girmenin zor olacağını hissetmiştim. Bulunduğum ekonomik şartlar, öğle yemeğimi evden getirmeme yetiyordu ancak, haftanın en az üç günü ekmeğin arasına peynir sürüp götürdüğümü hatırlıyorum. Kafeler zenginlere mahsus bir mekandı gözümde.
Lisede de durum pek değişmedi, kafelerde uzun soluklu vakit geçiremedim, gerek okulda gerekse sosyal hayatta kıyısından kenarından geçtim kafelerin. Alternatif sosyal alanlar icat etmeye çabaladım, enerjimi ve vaktimi gücüm yettiğince sivil toplum çalışmalarının, gönüllülük faaliyetlerinin içinde bereketlendirdim.
Derken üniversiteli olduk, yine içime sinmedi kafe hayatı. Anlamsızca harcanan uzun saatler, uzayan boş muhabbetler, argonun serbest kullanımı, mahremiyet sınırlarının ortadan kalkması, sorumluluklardan kaçış, sadece gülüp eğlenerek günü geçirme isteği vs. tedirgin etti beni. "Geyik muhabbetleri" bitmek bilmezdi, hayatımı değersizleştirmekten ve kalbimi yormaktan içten içe endişe ederdim.
Üniversite ikinci sınıfta, takılacağım zararsız ortamı bulmuştum, camilerin çay ocaklarında kendimi ilme, fikre, anlamaya, okumaya ve dinlemeye vermiştim. Şimdi düşünüyorum da, hayatımdaki en doğru tercihlerden biri, kafelerden biraz uzaklaşıp cami çay ocaklarına sığınmam olmuş, engin bir dünyanın kapısı açıldı önümde, kitaplarla iç içe kaldım, özüme yabancılaşmaktan kurtuldum, kimlik bunalımlarımı hafifletip kendimle baş başa kalabilme imkanına kavuştum, zaman israfını büyük oranda azalttım, sade, huzurlu, samimi anlar soludum.
O senelerde, dergimiz bu konuyu yine gündem yapmıştı ve kapağa "Kafeler de Kafalar da Karışık" başlığını taşımıştık. Yazı işlerinde stajyer olduğum için vazife icabı birçok kafeye gitmiş, genç arkadaşlarımızla röportajlar yapmıştım. Neler hissediyorlar, ne düşünüyorlar, ne yapıyorlar, açık yüreklilikle konuşmuştuk.
Bugün yine bu konuyu kapağa taşıma gereği hissettik. Çünkü işin ehli, özellikle gençliğimiz açısından kafe kültüründe ölçüyü kaçırdığımız sürece hoş olmayan sonuçlarla karşılaşacağımızı söylüyor, kafelerde yitip giden birçok kıymetin ne kadar üzücü olabileceğini yakın bir gelecekte hissedeceğimizi vurguluyor. Dergicilik bir noktada tam da budur, birbirimize daima iyiyi, güzeli, doğruyu ve faydalıyı hatırlatmakla mükellefiz, yeri geldiğinde de birbirimizi uyarmakla görevliyiz.
Evet, bu sayımız tatlı bir eda ile genç dostlarımıza "Kafelerde geçirdiğin saatler sahiden de sana ne kazandırıyor, gerçekten de senden ne götürüyor, samimi bir sorgulamaya var mısın?" sorusunu soruyor. Dosya kapsamındaki katkılar öz muhasebe yapabilmek için hoş bir vesile gibi görülebilir.
Dileriz satırlardan sadırlara yol bulunur ve kafelerde nitelik artışına şahitlik ederiz, yenilikçi yaklaşımlarla karşılaşırız, ilim, fikir, sanat ve kültür hayatının canlandığını görürüz. Ve dileriz bu sayımız vesilesiyle hayatı ciddiye alan genç dostlarımız boş vakitlerini nasıl değerlendirdiğini köklü bir şekilde gözden geçirir, anlamsızlık, amaçsızlık ve verimsizlik hissettiği tüm ilişkilerle, eylemlerle ve mekanlarla arasına mesafe koyar.
Ağustos ayında görüşmek üzere, vakti en güzel mekanlarda, en güzel şekillerde değerlendirme dileğiyle.
Süleyman Ragıp Yazıcılar
Sadece "Reis" Değil, "Baba" Olmak: Modern Dünyada Aktif Babalığın 7 Altın Kuralı
🎙️ Ebubekir Ertem
Uzman Aile Danışmanı
Bu eğitimde;
▪️ Kendi babamızdan devraldığımız kalıpların farkına nasıl varabiliriz?
▪️ Gerçek anlamda babalık ne zaman ve nasıl başlar?
📍 Gazze’den Suriye’ye Savaş Bölgeleri Rehberliğinde Mümin Bir Kul Olmak
@ztkor ile savaş bölgelerinde şahit olunan insan hikâyeleri üzerinden iman, kardeşlik, merhamet ve sorumluluk bilincini konuşacağız.
Kayıt ve detaylı bilgi için;
https://t.co/I9Y6lApT7V
SEVEN SEVDİĞİNİ ZİKRE GÖTÜRSÜN
Son zamanlarda camilerde büyük bir heyecan yaşanıyor farkında mısınız? Genciyle yaşlısıyla, büyüğüyle küçüğüyle insanlar adeta zikre koşuyor. İstanbul bu noktada başı çekiyor, zikir halkaları dalga dalga tüm Türkiye'ye yayılıyor.
Doğrusu bu manzara o kadar güzel ki, kelimeler yetmiyor mutluluğumuzu tarif etmeye. Bir millet adeta ruh köklerine geri dönüyor, kalpler en çok ihtiyacı olan şeyle buluşuyor, camiler sanki bayram ediyor.
Ulvi bir heyecan bu, gönüllerde Allah aşkı kaynıyor, insanlar nurdan halkalar oluşturup sesli sesli Rablerini anmak istiyor. Kimi saatler öncesinden hazırlık yapıp kokular sürüp yola düşüyor, kimi gözlerini kapatıp fâni dünyanın telaşelerinden uzaklaşıyor. Birlikte Allah'ı anmak öyle hoş, öyle manalı ki, zikrin sonunda kalpler pamuk gibi yumuşuyor, simalara bir sekine çöküyor.
Öyle ya, kalpler ancak Allah'ı anmakla mutmain olurmuş. Hep birlikte ve sesli şekilde yapılan zikirler, bambaşka bir tecrübeye vesile oluyor. "Yaşamaktan gaye nedir, niçin varız bu alemde, bu gidiş nereye?" şeklindeki birçok soru, zikrin lahuti atmosferinde adeta buharlaşıyor, "Allah, Allah, Allah" sesleri arasında insan bir mana cennetine adım atıyor.
Rabbimizi anmak ne güzel, O'nun adını zikretmek ne tatlı. Seven sevdiğini anarmış, son gelişmeler milletimizin Rabbimize karşı sevgisine dair en güzel delillerden biridir. Bizler Allah'ı çok seven bir milletiz, bizler Peygamber Efendimiz'in adını başımızın gözümüzün üstüne taç etmiş yürekleriz. Camilerde tertip edilen zikir halkaları bu büyük sevgiyi açığa çıkarmak için çok güzel bir vesile oldu, niyet edip uygulamaya koyanlara minnettarız.
Bu sayımız camilerdeki bu dirilişin her şehre, her ilçeye yayılması arzusuyla hazırlandı. Yayılsın ve zikrin bereketi sarsın dört bir yanı. Yayılsın ve kalpler huzurun gerçek adresini öğrensin. Yayılsın ve ruhumuzdaki açlığı doyurmanın mutluluğunu yaşayalım.
Hani insan çok güzel bir müzik dinledikten ya da film izledikten sonra, ister istemez sevdiklerine de dinletmenin ya da izletmenin derdini taşır ya, zikir meclislerinde yaşananlar öyle güzel ki gönül istiyor herkes bu nasipten hissesini alsın. Dileriz bu sayımız böyle bir amaca da aracılık eder, tüm okuyucularımıza adeta "ne olur en kısa zamanda camilerdeki sesli zikre katılın" daveti ulaşmış olur.
Allah'ı unutursak kendimizi kaybetmiş oluruz. Allah'ı anmazsak kendimize yazık etmiş sayılırız. Allah'ı hayatımızın merkezine koymazsak hiçbir şeyi yerli yerine oturmak mümkün olmaz. Yerin ve göğün arasına sıkışmamak için, omuz omuza verelim inanmış yüreklerle, hep bir ağızdan zikredelim Mevlamızı, kanatlanalım yüceliklere, açılsın sadrımız, derin bir "oh" çeksin her zerremiz.
Zikir bizim fabrika ayarımızdır, zikir fikrin kapısıdır, zikir şükrün köprüsüdür. Diller zikirle ıslandığında kalp şükürle dolar, akıl fikirden nasibini bolca alır. Dille başlar zikir, kalple devam eder, tüm zerrelere sirayet eder. Tadanlar der ki, bu öyle bir haldir ki kalp sonsuzluklara açılır, insanın her hücresinde mutmainlik esintisi hissedilir.
Yunus Emre Hazretleri "dağlar ile taşlar ile, çağırayım Mevlam seni" demişti, selam olsun Hakk'ı anan ve anılmasına vesile olan o büyük pirimize. Gelin biz de camilere akın edelim, zikir meclislerindeki yerimizi alalım, safları sıklaştırıp sevdiklerimizle çoğaltalım, doya doya, coşa coşa Allah'ı analım. Dile gelen, ele gelsin, amin...
Temmuz ayında görüşmek üzere, zikirle, fikirle, şükürle...
Hadisler bize nasıl ulaştı? Asırlar boyunca aktarılan rivayetler hangi süreçlerden geçti?
Rahile Kızılkaya Yılmaz ile gerçekleştireceğimiz “Hadislerin Hz. Peygamber’den Günümüze İntikali” programında; hadislerin korunma, aktarılma, kayıt altına alınma sürecini ele alacağız...
🗣️"Biz İsrail'e değil Filistin'e geldik!"
🔴Global Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Varol, işgal devletinin aktivistleri iradeleri dışında götürdükleri Aşdod Limanı'nda İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'e böyle seslendi!
🚨İşgalci İsrail'in barbarlığı devam ediyor!
🔴Global Sumud Filosu'na ait Girolama teknesinde bulunan Türk aktivist Ömer Aslan'ın canlı yayını esnasında işgalci İsrail barışçıl aktivistlere silah açtı!
📣Teknedeki aktivistlerle iletişimimiz kesildi. Filoyu gündemde tut, duyur, paylaş. Barışçıl aktivistlerin sesi ol!
🚨 Israel’s brutality continues!
🔴 On the Girolama vessel of the Global Sumud Flotilla, Turkish activist Ömer Aslan was live on air when Israeli forces opened fire on peaceful activists!
📣 We have lost contact with the activists on board. Keep the flotilla in the agenda, spread the word, share it. Be the voice of the peaceful activists!
Mektup yarışmasına onlarca başvuru oldu.
Bir cümle var ki bizi derinden etkiledi...
Dünyadan Haremeyn'e Emanet Mektuplar yarışması için son başvuru tarihi 1 Haziran 📢
Detaylar; https://t.co/6thWgANI8r
Mektup yarışmasına onlarca başvuru oldu.
Bir cümle var ki bizi derinden etkiledi...
Dünyadan Haremeyn'e Emanet Mektuplar yarışması için son başvuru tarihi 1 Haziran 📢
Detaylar; https://t.co/6thWgANI8r
@macitabdulkadir ile gerçekleştireceğimiz “Dünya Tarihi Nasıl Yazıldı?” programında; dünya tarihinin nasıl kurgulandığını, hangi güçlerin tarihi şekillendirdiğini ve bugün bize anlatılan tarih anlatılarının arka planını birlikte ele alacağız...
Hadisler bize nasıl ulaştı? Asırlar boyunca aktarılan rivayetler hangi süreçlerden geçti?
Rahile Kızılkaya Yılmaz ile gerçekleştireceğimiz “Hadislerin Hz. Peygamber’den Günümüze İntikali” programında; hadislerin korunma, aktarılma, kayıt altına alınma sürecini ele alacağız...
Eksen Akademi adında kıymetli bir eğitim platformu kurduk.
Birbirinden değerli isimlerle eğitimler olacak.
Kayıt ve detaylı bilgi için;
https://t.co/gRFivN4dsZ