📌Çiğdem Mater ve Mine Özerden, Şakran Cezaevine sevk edildi
▪️Gezi davasında tutuklanan belgeselci ve sinemacı Çiğdem Mater ve insan hakları savunucusu Mine Özerden, dört yıldır kaldıkları Bakırköy Kadın Cezaevi'nden herhangi bir gerekçe gösterilmeden İzmir Şakran Cezaevi'ne sevk edildi. Ailelerine ve avukatlarına yeterli bilgi de verilmedi.
https://t.co/UeRBWOE0BD
📌 İktidarın gecikme politikası
▪️Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik çözümü, iktidarın siyasi takvimine ya da seçim hesaplarına feda edilemeyecek kadar kritik bir konudur. Bu bilinmelidir ve suistimal edilmemelidir. Toplumun beklentisi mevcut tabloyu ilerlemekten yanadır
🖊 Ender İmrek
https://t.co/KsBH2uXPMP
📌 İktidarın gecikme politikası
▪️ İktidarın süreci araçsallaştırmadan, oyalamadan ve muhataplarıyla koordine içinde ilerlemesi halinde ise barışın ikinci aşamasına daha güvenli biçimde geçilecektir. İki yıldır süren şiddetsiz ortamın kalıcılığı hale gelmesi ancak böyle garanti altına alınabilir
🖊 Ender İmrek
https://t.co/KsBH2uXPMP
Barışın kalıcılaşması, yalnızca silahların susmasıyla değil; hukukun, demokrasinin ve eşit yurttaşlığın güçlenmesiyle mümkündür.
Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü olarak, kamuoyuna yansıyan çerçeve yasa hazırlıklarına ilişkin değerlendirmemizi paylaşıyoruz.
📌 Yakılan silahlar ve zirve
▪️ Emperyalist hegemonyanın karanlık senfonisi değil, halkların direniş ateşi kazanacak. Zira eşitlik ve özgürlük mücadelesi, sömürüsüz, sınıfsız, savaşsız bir dünya özlemi sürüyor. Bitmedi o mücadele… Bu ateş, bu umut, bu direniş er ya da geç, ama mutlaka galebe çalacak
🖊 Ender İmrek
https://t.co/qzZEms5ayA
📌Yakılan silahlar ve zirve
▪️Yüreklerde özgürlük ateşi oldukça, yakılan silahların külleri üzerinde barışın tohumları yeşerir. Varsın zirveleriyle mutlu olsunlar, silah tekelleri bayram etsin… Halkların direniş ateşi, barış özlemi emperyalist karanlığı er geç alt edecek
🖊 Ender İmrek
https://t.co/qzZEms5ayA
📌Yakılan silahlar ve zirve
▪️Yüreklerde özgürlük ateşi oldukça, yakılan silahların külleri üzerinde barışın tohumları yeşerir. Varsın zirveleriyle mutlu olsunlar, silah tekelleri bayram etsin… Halkların direniş ateşi, barış özlemi emperyalist karanlığı er geç alt edecek
🖊 Ender İmrek
https://t.co/qzZEms5ayA
“Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Gidersen yıkılır bu kent, susar bütün şarkılar
Dağlar mor bir hüzne bürünür, susar denizler"
Ahmet Telli
Macaristan'da Orban döneminde iktidar partisinin propagandasını yapmakla suçlanan kamu televizyon kanalı, ekran karartarak özür diledi:
"Yıllardır yalan söylediğimiz için özür diliyoruz"
📌 NATO’ya kırmızı halı…
▪️Ancak hiç dinmeyen bir mücadele var. Mizahtan sınıf hareketine, Kürt halkının hak ve eşitlik taleplerinden özgürlük sloganlarına kadar yükselen bir dalga…
▪️Deniz Göktaş’ın esprileri, işçi direnişleri, öğretmen eylemleri, Sivas katliamı anmaları, Alevilerin dinmeyen mücadelesi, Kürt halkının özgürlük mitingleri ve Butlan hesaplarını bozan kayyım karşıtı muhalefetin direnci aynı nehrin kolları gibi akıyor
🖊 Ender İmrek
https://t.co/p6ZUO3KE0X
📌 NATO’ya kırmızı halı…
▪️ Savaş örgütü NATO’ya halı seriliyor. Ankara’da yollara, mahallelere, bulvarlara, meydanlara, Esenboğa’ya, o yetmedi Trump’a özel yeni havaalanına kadar her yere hummalı bir çalışma yayılıyor. Kaldırımlar sökülüyor, yollar yenileniyor, duvarlar boyanıyor, çiçekler dikiliyor
🖊 Ender İmrek
https://t.co/p6ZUO3KE0X
Sözden korkuyorlar.
Deniz Göktaş sadece söz kurdu. Ve milyonların kalbinde yer edindi.
Onu tutukluyan zihniyet milyonların zihninde bir kez daha hakkında düşünülenleri tescilledi.
Deniz Göktaş içeride de dışarıda da konuşur.
Yarın çıkar yine konuşur, ancak bu kararı verenler tarih karşısında söyleyecek söz bulabilir mi?
Deniz Göktaş Gözaltına Alındı
Düşünce ve ifade özgürlüğüne büyük bir darbe daha…
“Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi ülke gündemine gelen komedyen Deniz Göktaş, yurt dışı seyahatinden Türkiye’ye dönerken gözaltına alındı.
Hakkında soruşturma başlatılmış olan Göktaş'ın havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındığı öğrenildi.
AİHM’den bir karar daha…
9 Haziran 2026’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Ürküt/Türkiye (Başvuru No: 17795/22) kararında Ali Ürküt hakkında çok önemli bir ihlal kararı verdi.
Mahkeme;
• AİHS’nin 5/1. maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı),
• 5/3. maddesinin (makul sürede yargılanma ve tutukluluğun gerekçelendirilmesi),
• 10. maddesinin (ifade özgürlüğü),
• ve 18. maddesinin (hak sınırlamalarının siyasi amaçlarla kullanılması yasağı)
ihlal edildiğine hükmetti.
AİHM açıkça; Ali Ürküt’ün yalnızca çağrının değerlendirildiği HDP MYK toplantısına katılmış olmasının tutuklama için makul şüphe oluşturmadığını, HDP’nin sosyal medya paylaşımlarının siyasi ifade kapsamında olduğunu ve 6-8 Ekim olaylarının bu paylaşımların doğrudan sonucu olarak kabul edilemeyeceğini tespit etti.
Daha da önemlisi Mahkeme, Ali Ürküt’ün özgürlüğünden yoksun bırakılmasının hukuki değil, çoğulculuğu bastırmaya ve siyasi tartışma özgürlüğünü sınırlandırmaya yönelik gizli bir siyasi amaç taşıdığına karar verdi. Bu nedenle AİHS’nin 18. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti.
Bu tespitler, daha önce AİHM Büyük Dairesi’nin Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ kararlarında vardığı sonuçlarla da birebir örtüşmektedir. O kararlarda da tutuklamaların suç teşkil eden fiillere değil, Sözleşme ile korunan siyasi faaliyetlere dayandığı ve siyasi saik taşıdığı açık biçimde ortaya konulmuştu.
Bugün ise, 29 Haziran 2026’da, Anayasa Mahkemesi de Ali Ürküt hakkında yeni bir ihlal kararı verdi. AYM, tutukluluğun devamına ilişkin etkili başvuru hakkı ve adil yargılanma hakkı yönünden ihlal tespit ederek, AİHM’nin ortaya koyduğu hukuksuzluğu bir kez daha teyit etmiş oldu.
Artık ortada hem AİHM’nin kesinleşmiş ihlal kararı hem de AYM’nin ihlal kararı bulunmaktadır.
Buna rağmen Ali Ürküt hâlâ cezaevindedir.
71 yaşındaki Ali Ürküt, cezaevinde bulunduğu sırada kansere yakalandı. Kanser tedavisinin cezaevi koşullarında sağlıklı ve yeterli biçimde sürdürülmesi mümkün değildir. Yaşı, sağlık durumu ve yaşam hakkı bakımından geri dönülmesi imkânsız sonuçlar doğmadan gerekli adımlar atılmalıdır.
Ali Ürküt’ün tutukluluğunun artık ne hukuki ne de vicdani bir gerekçesi kalmıştır.
AİHM’nin kesinleşmiş kararı, AYM’nin ihlal kararı ve insan hayatının korunması yükümlülüğü birlikte değerlendirildiğinde; Ali Ürküt derhal tahliye edilmelidir.
Bu kararlar yalnızca Ali Ürküt açısından değil, aynı ortak suçlamalarla yıllardır özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm Kobani Davası tutsakları bakımından da hukukun gereğinin yerine getirilmesini zorunlu kılmaktadır.